Bir Arada Yaşamak

YAŞAM .

Bir arada yaşamak nasıl bir duygudur?

Bir arada yaşamak nasıl bir olgudur?

Yanaşık düzende bir arada bulunan insanlar acaba bir arada yaşıyor sayılır mı?

Bütün hayatı bir yanaşık düzen ortamında geçmiş biri için bir arada yaşamanın imkânı sorgulanmak istense nasıl bir cevapla karşılaşılırdı?

O 1980 yılının 12 Eylül sabahına gözlerimi bir Akdeniz kasabasında açmıştım. Alanya. O tarihte yerli olma özelliğinden büsbütün kopmamıştı daha.

Damlataş yakınlarındaki motelimden çıkmış, motelin karşısındaki kumsala gitmiş, oradan Akdeniz'in o günkü bulanık ufkunu seyrediyordum. Ortalıkta kimse yoktu. Anlaşılmayacak denli bir ıssızlık vardı ortalıkta. Denizin hışırtılı dalgacıkları kıyıya vuruyor, kumsalda ayaklarıma değin uzanıyor, sonra hışırtılar yavaşça çekiliyor, çekilirken kumları denize sürüklüyordu.

Biraz adımlayarak, biraz suların ulaştığı sınırın kenarında durup denizi seyrederek vakit geçiriyordum. Ama bir şey beni hem şaşırtıyor, hem ürkütüyordu. Bu ıssızlık, bu insansızlık da neyin nesiydi? Bu, benim o sahildeki ikinci haftamdı. Nerdeyse iki haftadır sahile hep bu saatlerde iniyordum ve ortalıkta her zaman neşeli bir insan kaynaşmasıyla bir arada oluyordum. Günlerden Cumaydı. Acaba günlerden Cuma olması bu ıssızlığa neden olabilir miydi? Fakat geçen Cuma günü de bir Cuma değil miydi?

O gün, kaymakamlıkta bir doktor arkadaşımla buluşacaktık. Buluşma vaktimiz saat dokuzdu. Vakit yaklaşınca kaymakamlık binasına doğru yola koyuldum.

Hayret! Sokaklarda in cin top atıyordu. Arada bir yanımdan bir askerî cip ya da bir tank geçiyor; onlar bana aldırmıyor, ben onlara aldırmıyor, geçip gidiyoruz. Nihayet kaymakamlığa ulaştım. Doktor beni karşıladı ve hemen sordu:

- Buraya nasıl geldin?

- Nasıl yani, yürüyerek geldim, dedim.

- Yolda kimse seni çevirmedi mi?

- Hayır, niçinmiş o?

- Darbe oldu, haberin yok galiba senin...

- Ah!

Birden her şey değişiverdi. Yanımdan geçen askerî ciplerin, tankların anlamı şimdi ortaya çıkmıştı. Ve daha önemlisi, ortalığın niçin ıssızlaştığı; o cıvıl cıvıl kumsalın birden nasıl olup da boşaldığı...

O ıssızlıktan yaratmayı düşündüğüm coşku birden umutsuz bir kırıklığa, kırgınlığa dönüşüvermişti.

Barışın ve huzurun ve mutluluğun hükümferma olduğu bir ortamda insanlar birbirleriyle konuşmasa da iletişim halinde olduklarını bilirler. Sıkıyönetim ortamındaysa birbiriyle konuşan insanlar bile aralarına kilometrelerin girdiği mesafelerin uzaklığında birbirlerine seslerini duyurmaya çalışıyor olduklarını fark ederler.

İletişim tümüyle, hoyratça kopartılmıştır!

Bir arada yaşamanın asgari şartı olan herkesin birbirini olduğu gibi kabul etmesi gerçekliği yerini tepede duran yumruğun tehdit edici görüntüsüyle 'benim istediğim gibi olacaksın' buyruğuna dönüşmüştür. İnsanlar sindirilmiştir. Sinmek istemeyenler mapus damlarına tıkılmıştır. O damların altında artık kimse kişiliği ile anılmaz olmuştur. Kişilikler birer rakama dönüştürülmüştür. Kişilikler ve adları yerine numaralar ön almıştır. Bu, cezadan fazla bir cezadır. Ceza, kişinin eyleminin karşılığı olarak öngörülen bir yaptırımdır. Oysa burada suç olmayan bir eylemin karşılığı tahsil edilmek istenmektedir. Kahreden ve öldürücü olan da budur: insanın doğal yönsemesi olan bir arada yaşama güdüsü, o güdünün insana kazandırdığı yaşama sevinci, insanın türdeşleriyle bir arada bulunmasının ona sağladığı güven duygusu.. bütün bunların yok olmaya bırakılmış olması... özetle insanın insanlıktan, insan olmaktan çıkartılması.. insana böyle bir ceza reva mıdır? Böyle bir ceza akla sığdırılabilir mi?

Not: 15-19 Mayıs tarihleri arasında Konya Sivil Toplum Kuruluşları'nın Nevşehir/Kozaklı'da düzenlediği "Bir arada Yaşama Kültürü Sempozyumu"na katıldım. Yukarıdaki metin o sempozyumdan mülhemdir.

Yenişafak

 

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Bir Arada Yaşamak | Rasim Özdenören

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.