BU GİDİŞ NEREYE!

KÜLTÜR SANAT .

Kuran-ı Kerim’de Allah(c.c) “Ey insanlar şüphe yok ki Allah’ın vaadi haktır! Artık sizi bu dünya hayatı aldatmasın ve şeytan da sizi Allah ile ( O’nun affına güvenerek) aldatmasın.”(Fâtır Suresi 5.ayet) buyurur. Dünya hayatı insanlık âleminin gelip geçici olduğu ve burada bulunmanın bir anlamı olduğu konaklama yerinden ibarettir. Hayatımızı devam ettirmek için Allah (c.c)‘ın bütün imkânları önümüze serdiği ibretlik âlemidir.

Hz. Âdem (As.) ve Hz. Havva (As.) ile başlayan bu fânilik yolculuğunun sebepleri altında şeytanın Allah’a karşı gelmesi, kendini yaratılış olarak insandan üstün olduğunu söylemesi ve Hz. Âdem ve Hz. Havva’yı kandırarak bunu ispat etmek isteyişi yatar. Şeytanın böbürlenerek Allah’a karşı gelmesi sonucunda Allah(c.c) “cennetten in, senin orada böbürlenmeye hakkın yok. Çık oradan; Sen artık küçük düşenlerdensin”( Araf suresi 13.ayet ) buyurdu. Şeytan ise “Bana ( insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet ver. ( Mademki ) Sen beni azgınlığa mahkûm ettin ben de bu sebeple andolsun ki, onları (saptırmak) için senin doğru yolunda oturacağım.”(Araf Suresi 14-16.ayet) dedi ve şeytan ile insanın kıyamete kadar sürecek olan savaşı başladı. Evet, bu âlemde bulunmanın anlamı Allah’a karşı kulluk vazifelerimizi yerine getirmek, şeytanın vesveselerine kanıp O’nun yolundan ayrılmamak ve mükâfatı sonsuzluk olan cennet-i alâ’ya ulaşabilmektir.

Kuran-ı Kerim insan için; “ İnsan zayıf yaratılmıştır, insan nankördür, insan acelecidir, insan çok hırslıdır(sabırsızdır), insan inatçıdır.” Gibi bazı özellikleri bizlere aktarır. Birkaç örneği açarak konuya devam edelim.

“İnsan zayıf yaratılmıştır” ; Bu zayıflık kulluk görevini yerine getirmekten ziyade nefsi zaaflardan kaynaklanan zayıflıktır. Çünkü insanın heva ve tutkuları vardır. Allah(c.c) insanların üstesinden gelemeyeceği yükü yüklemeyip, kulları için güçlük değil, kolaylık murad eder. Heva ve tutkuları meşru şekilde aşabilecekleri yollar gösterir.

“İnsan nankördür” ; Başımıza gelen her olumsuz olayda, musibette Rabbimizin bize verdiği nimetleri unuturuz. Hâlbuki imtihan edildiğimiz şu dünyada su olmadan, hava olmadan, vücudun ihtiyacı olan besinler olmadan yaşamak mümkün değildir. Peki bizler! Her şeye rağmen O’na sığınıp yardım istemek, dua etmek yerine önümüze serdiği nimetleri görmezden gelerek neden nankörlük ediyoruz?

“İnsan çok hırslıdır(sabırsızdır)” ; Günümüzde çokça rastlanan bir durum değil mi? Kendini dünya hayatının alımı ve çalımına kaptırıp, faniliği hatta kulluğunu unutup iş hayatında makam ve sahibi olmanın, maddi kazancını artırmanın, başkalarına karşı ben en iyiyim demenin derdine düşer. Ancak bütün imkânların Rabbimizin dilemesiyle bizlere sunulduğu unutulur. Maddi olarak kazancı bol olan Allah yolunda harcamayı, zekâtını vermeyi, bir yetimi sevindirmeyi, bir fakirin karnını doyurmayı görmezden gelecek kadar hırsının esiri olur.

İşte bu ve bunun gibi pek çok sebepten dolayı yazımın başından aktardığım ayette Rahman ve Rahim olan Allah(c.c)  “Ey insanlar şüphe yok ki Allah’ın vaadi haktır! Artık sizi bu dünya hayatı aldatmasın” buyurarak, dünyanın telaşına kapılan, nefsine ve hırsına yenik düşen biz insanlara uyarıda bulunuyor. Hadi düşünelim hep birlikte, “Fe Eyne Tezhebûn!” Bu gidiş nereye!

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git BU GİDİŞ NEREYE! | Mehmet Temel

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.
  • Ömer Efe Pazartesi, 19:26

    Güzel bir yazı.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.