Son Yazısı

Yazı İşleri

KÜLTÜR SANAT .

Bir yazı yazarsınız, yarın gel başla derler.

Bir yazı yazarsınız, git bir son kez muhasebeye görün derler.

Bir yazı vardır;  bir doktorun bir eczacıya ilân ı aşkıdır bir reçetede. Eczacı da durumu çaktırmaz, çıkarıp hastaya bir iki tablet verir yine.

Bir yazı vardır;  bir şeref defterinde protokol duygulardır.

Bir yazı vardır;  bir apartman yöneticinin, sâkinlerine âidât zammı duyurusudur. Sinsi ve ürkek…

Ve bir yazı vardır ve yine böyle çok yazı vardır. Ruhsuz, tatsız, dertsiz ve gâyesiz. Gerçi bir gâyesi vardır elbet. O da beğenilmek, alkışlanmak ve desinler telaşesi.

Bizler israf dediğimiz zaman aklımıza sadece ekmek ve suyun israfı gelir. Bir kardeşinin derdini dert edinmemiş, bir yarayı kendi yarası bilmemiş, bir açmazı bir çıkmazı düşünmemiş, okuttuğunu kendi yaşamamış, diyetini ödememiş her yazı israftır. Kağıt israfıdır, kalem israfıdır, vakit israfıdır, varsa zihin israfıdır.

Nasıl din ve diyanet hayatımızda amellerimiz niyet ve gâyelerimizle bir anlam kazanıyorsa, bu hayatın bir şubesi fiillerden olan yazmak da bu dertle dertlenmelidir. Tabi ulvî manada, suflî değil. Yoksa fiiller sırf lügat manalarıyla yapılıp yaşanacaksa, karşılığında bir lezzet bir mükâfat ummak beyhude.

Belki bu yazdıklarımı okuyanlar çok abarttığımı düşünecekler. Konuyu çok yerden yere vurduğumu söyleyenler de olabilir. Eğer öyle ise şunu derim ben de, bir şeyler okurken, bir şiiri bir yazıyı bir kitabı her neyse, bunda benim bir yitiğim olsun, bunu okuyayım bir ihtiyacım giderilsin, bir derdim ferah bulsun en sade haliyle diyeyim bana bir şey katsın derdinde değilseniz;  ‘’Ne var işte edebiyatsa edebiyat, kâfiye redif lügat bilimum alet edevat daha ne olsun bir yazı da’’ diyorsanız, sanırım yazdıklarımla zaten sizlerle muhatap olamamışım demektir. Lâkin bahsini ettiğim gerekli vasıflar varsa okur-yazarlığınızda, bu rüzgar niyetli yazmalara ve okumalara dikkatinizi çekmeye çalıştım. Bunları almış edinmiş olabilirsiniz, en azından bundan sonra sizin ve çocuklarınızın erişemeyeceği yerlerde saklayınız. Ve işin yazma kısmındaysanız eğer, bundan sonra lütfen müşterilerinizi düşünününüz. Bu da bir haktır.

Eskilerden bir türkü, bakın yıllar sonra bile dinleniyor. Bu meşhurluğundan değil, yaşanmışlığından. Ama bir yaz ayının pop albümü, daha son bahara çıkmadan demode oluyor. Yıllar sonra tekrar tekrar çevirip okuduğumuz kitaplar var ve her okuduğumuzda başka başka şeyler katıyor bize. Gelin görün şimdi kitaplar billboard ilanlarıyla, reklam sektörünün türlü taklalarıyla satılma ihtiyacı duyuyor. Çünkü dertleri ‘’Bestseller’’ olmak.

Bütün bunları söyleyip, çok müddeî olup çıtayı yükseltmek gibi bir gâyem yok. Çıta yükseltmek çıta düşürmek haddime değil.  Söylediklerimi kendim bile uygulayamıyorum belki. Ama en azından olması gerekenin bunlar olduğundan eminim.

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.