Aydınlığa Açılan Pencere

KÜLTÜR SANAT .

Durun!Nereye gidiyorum ben? Allah’ım neresi burası?Her yer olağan bir hızla dönüyor. Etraftan tekbir sesleri. Ortada beyaz bir ışık. Ama çok parlak bakamıyorum. Tek bildiğim içimde bir huzur, kalbim ise heyecandan sanki kurur…

Tekbir sesleri  arasından biri bana sesleniyordu. Yanına çağırıyordu. Nereye gideceğimi bilemiyordum ve sonra o beyaz ışık biraz daha yaklaşmaya başladı. Yaklaştıkça biraz daha belirleniyordu. En sonunda gül kokuları duymaya başladım. Etrafta da gül yaprakları saçılıyordu. Tekbir sesleri sustu. Yerine; “ Gel, gel, ne olursan ol, gel! Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!” sözlerine bırakıyordu. Bu sözleri anlamaya çalışıyorum. Duymuştum bu sözleri. Mevlana’ydı bu! Bu Mevlana Hazretlerinin sözüydü! Işık birden açılıyordu ve oturur bir şekilde Mevlana Hz. bana  gülümsüyordu. Ona koştum. Elini öpmeye çalıştım. Ama tevazu gösterdi. Gözlerimden öptü.  Yavrum, nasılsın diye sordu. Ben sadece gülümsemekle yetindim. Heyecandan ağzımı bıçak açmıyordu. Bana 2007 senesinin Mevlana yılı olduğunu bunun için çok sevindiğini söyledi ve bu konunun aslını sordu. Ben durdum. Aklıma gelmiyordu. Tevafuk!  Bir anda ağzımdan birkaç kelime dökülmeye başladı;  “UNESCO’nun yaptığı toplantıda, sizin doğumunuzun 800. yılı olan bu yılı barış, sevgi ve hoşgörü adına “Dünya Mevlana Yılı” olarak kabul etmiştir.” diyiverdim. Bu kelimeleri nasıl söyledim. Ben de bilmiyordum. Allah’ım yardım et!  Mevlana Hazretlerine beni mahcup etme!... 

Ve Mübarek Mevlana Hazretleri üç kelimeyi tekrar etmeye başladı. Barış, sevgi ve hoşgörü… Suratı biraz değişmişti. Sanki bir şey  düşünüyordu. Kafasını kaldırdı ve şu cümleleri söyledi; “Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığını kır gitsin. Çünkü bu gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer. Yavrum! Ben de görüyorum. Doğuda bir çok huzursuzluklar var. Ülkemizin huzurunu bozuyor. Ama siz ne yapıyorsunuz? Onlara onlar gibi mi davranıyorsunuz? Hani  nerde bu yıl ki barış, sevgi ve hoşgörü? Yavrum, adalet nedir? Her şeyi yerine koymak, Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak. Başka yere koymak. Teröristler zulmü biliyor. Zalimce davranıyorlar. Siz de onlara zulüm mü yapacaksınız? Hayır eğer bu yıl Mevlana yılı ise siz benim yaşadığım ülkemin vatandaşı olarak buna örnek olunuz. Tüm dünyaya barışı ve sevgiyi tavsiye ediniz! Terör denilen zalime Allah korkusu ve eğitimle yaklaşınız!  Ve aranızda hoşgörüyü sağlayınız. Türk insanı olarak kardeşliği benimseyiniz. İşte o zaman beni ben kadar anlamış olursunuz! İşte o zaman bu yılı Mevlana olarak yaşarsınız. Öyle değil mi yavrum?” Mevlana Hz. doğru diyordu. Bu güzel sözleri üzerine boynumu bükmek kaldı bana da. Ve sözlerine tekrar devam etti;  “Şimdi söyleyeceklerimi dikkatlice dinle. Bu benim size vasiyetimdir. Yavrum!  Eğer daima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma! Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!  Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!  Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen; Fena söyleyici! Fena öğretici! Fena düşünceli olma! Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun. İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir. Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan,  daima üzüntü içinde olursun. İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.  Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi, çiçeklenir, gül ve fesleğenlerle dolar.  Düşmanları andığın vakit, için, dikenler ve yılanlarla dolar, canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir.  Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar, içlerindeki karakteri dışarı vurdular.  Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu, hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular.”  diyerek yok oldu. Tekrardan tekbir sesleri başladı ve her yer yine dönmeye başladı. Ama bu sefer daha mutluydum. İçimde beni ürperten bir his vardı. Etraf döndü döndü ve…

Annem  baş ucunda beni uyandırmaya çalışıyordu. Gördüğüm hepsi güzel bir rüya imiş. Rüyamı hemen anneme anlattım ve yazıya geçirip Ankara’ya ve gazetelere gönderdim. Çünkü tüm Dünyanın duyması lazımdı. Çünkü bu, Mevlana’nın  bize vasiyeti idi! Aydınlığa açılan pencereydi!....
 

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Aydınlığa Açılan Pencere | Enes Aydın

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.
  • sercan Salı, 17:41

    aklına , fikrine sağlık çok güzel olmuş ..

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.