Özgürleşirken tutsak olmak

GÜNCEL .
Kürt hareketinin özellikle kadınlar için bir rönesans şansı getirdiği sıkça zikredilir özellikle de sosyolojik gözlem ve değerlendirmelerde. Mitinglerde, eylemlerde, parti örgütlenmesinde kadınların görünürlülüğü; zihin ve içerik olarak da çok güçlüymüş gibi sanılmasını sağlıyor.
 
Bu politik varlığın aslında izafi olduğunu, Kürt kadınlarını güya  özgürleştirirken daha büyük tutsaklıkların içine attığını ortaya koyan bazı haberler vardı geçtiğimiz hafta gazetelerde.
 
“Dağa ilk adımını attığından itibaren özgürlük savaşçısı olmanın onurunu yaşayan bunun için halk savunma güçleri olma görevini her şart altında yerine getiren, Kürdistan ve Ortadoğu tarihinde kadın savunma örgütlenmesini ordulaşma düzeyine getirerek tarihte ilki yaratan Kürt kadın gerillaları; her türlü saldırıyı karşılayacak güçtedir. Berivanlardan, Beritanlara, Zilanlardan Erivanlara uzanan Kürt kadınlarının kahramanca direnişi özgürlük şehitlerimizi ölümsüzleştirmiştir. Dağlarda direnen Kürt kadınları, özgürleşen halk ve demokratikleşen toplum olarak her gün daha da büyümekte, somutlaşmaktadır. Önder Apo’nun öncülüğünde Kürdistan halkının ve kadınlarının özgürlüğü için gerilla mücadelesini her koşulda yükselten yoldaşlarımız Garzan Eyaletindeki direnişleriyle yeni bir destan yaratmışlardır.”
 
Yukarıda bir bölümünü alıntıladığım açıklamayı Kürt Kadın Hareketi yapmış. Açıklama kadınlardan lakin dil tam da eril bir söylem. Şehitlik söylemi ve destan edebiyatıyla 15 kadının hayatının baharında öldürüldüğü gerçeğini bir nevi örtmeye çalışıyorlar. Sığındıkları kavramlar çok tanıdık,  kadını tutsaklıktan çıkarıp özgürleştiren, önderliğe bol övgü ve bağlılık bildirimi de yer alıyor tabi.
 
Bu arada başka bir haberde, 15 kadının öldüğü baskın öncesi erkek yoldaşları tarafından yalnız bırakıldıklarını da öğrendik. Örgütün büyük ablaları yukarıdaki beylik açıklamaları yapadursun genç kızların telsiz başında protesto için hafif bir eylem yaptıkları yer alıyordu haberde. Eylem girişimi demek lazım çünkü bize ısrarla bir özgürlük ve demokrasi girimi olarak lanse edilen örgütün içinde hiç de öyle bir ortam olmadığının kanıtı olarak:
 
“İzinsiz konuşmayın..” . uyarılarına kulak asılmayınca bu kez,

Duyduğunuzu biliyorum. Bunları benim karşıma getireceksiniz” şeklinde bir tehdit aldılar.
 
Bu tehdidin ardından eylem nasıl devam etti bilmiyoruz. Ama nihayetinde karşısına çıktıkları otoritenin önünde yaptıkları disiplinsiz pratik için çözümlemeye tabi tutuldukları kesin.
Böyle bir çözümlemeyi de hemen geçtiğimiz günlerde başka telsiz konuşmalarıyla öğrendik.
Örgüt içinde kullanılan tabirle ‘yoz ilişki’ yaşayan Rozerin karnındaki bebeğiyle önce örgüt mahkemesinde ‘teşhir’ edildi,  ardından bebeğiyle öldürüldü. Bu görevi de belki de yıllardır aynı sofradan yemek yediği, birlikte çatışmaya gittiği arkadaşlarından biri yaptı. Belki içi titreyerek belki içinin titremesi denilen insanı melekeleri çoktan unutmuş olarak gözünü kırpmadan. 
 
Bu ölümlere şahit olan eylemci kızların öldürülen arkadaşlarının ceplerinde fotoğrafı çıkan erkek yöneticilerinin kendilerini denetlemekten başka niçin hiç çatışmaya katılmadıklarını, dağda hayat şansının bir iki yılla sınırlandığı bu ölüm yolunda liderlerinin! niye 30-40 yıldır hayatta olduğunu da sorgulayabilecekler mi bir gün acaba?
 
Son haberin özellikle fotoğrafı çok çarpıcıydı…
 
“Yani bir tarafsınız; bana göre ayarlanmayın veya erkeğe göre ayarlanmayın, kendinize göre ayarlanın. Sağlığınız, özgürlüğünüz, bir cins olarak kendi kaderinizi belirlemeniz için ne gerekiyorsa onu yapın.”
 
Demiş olsa da Öcalan’ın doğum günü yine bütün sorunlardan ve durumlardan öncelikli oldu.
Diyarbakır’da içlerinde 15 arkadaşıyla birlikte ölen militanın annesinin olduğu bir grup orta yaşlı kadının, çok katlı bir pastayı kestiği anın fotoğrafı durumun tam da yorumsuz haliydi. Öcalan’ın doğum günü için çocuklarının rüyalarında bile göremeyeceği çok katlı bir pastayı sorgulamadan barıştan, önderlikten bahsederek kesecek bir politik düzeye ulaştıkları kıyıda, ardı sıra bıraktıklarını görebilecek durumda değiller ne yazık ki..
 
Kendini ateşe veren genç kızlar ve kızını yeni yitirmiş bir annenin; dağda, cezaevinde her vakit saltanat süren Öcalan’ın ömrü için dualar eşliğinde pasta kesmesi…
 
İşte Kürt kadınının geldiği özgür irade bilinci.!
Hepimize hayırlı olsun.
Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Özgürleşirken tutsak olmak | Emine Uçak

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.