Eğitimde düzenleme yeni, sorun eski

EĞİTİM .

Milli Eğitim Bakanlığı’nın kademeli ve seçmeli eğitim şansı getiren yasa tasarısı Meclis’te gergin ve tartışmalı geçen oturumlarda görüşülüyor. Gergin geçmesi doğal çünkü CHP, yasanın ilk açıklandığı günden bu yana içinde bolca ‘beyinsiz’ kelimesinin geçtiği  ‘hakaretvari bir üslup kullanıyor itirazlarında. Meclis salonunda değil twitter üzerinden siyaset yapan bazı iktidar milletvekillerinin de bu gergin ortama katkıda bulunduğu kesin.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer geçtiğimiz günlerde konuk olduğu bir televizyon programında; CHP’nin başta olmak üzere yasaya karşı çıkışların sistemin içeriğiyle ilgili değil ideolojik olduğunu söyledi. Buna katılmamak mümkün değil. Çünkü çoğu olayda şekil tartışmaktan öze hiç gelemiyoruz ülke olarak. Dinçer programda bu yüzden, CHP’nin etkisinde kalan kamuoyunu rahatlatmak için için çok bilinen tabiriyle irticayı hortlatmayacaklarını’ aksine çağdaş bir model düşündüklerini içinde bolca ‘bale, tenis, piyano’ gibi çağdaşlığın olmazsa olmaz! kavramlarıyla açıklamaya çalıştı. Programın sonlarına doğru da  Fatih Projesini anlatarak, eğitim konusunda ne kadar modern ve teknolojik yenilikler düşündüklerini uzun uzun dile getirdi.

Bakan Dinçer’in çizdiği bu pembe tablonun aksine; eğitimdeki sorunun kademeli ve zorunlu eğitim gibi dayatmaların, Fatih projesi gibi teknolojik desteklerin sağlanmasının ötesinde daha büyük sorunları içinde barındırdığını düşünenlerdenim. Ve bu büyük sorunların görülmediği ve çözülmediği sürece eğitimdeki açmazların süreceğini düşünüyorum.

Bu sorunların en başında müfredat meselesi var. Müfredat meselesinin de kendi içinde iki handikapı var. Bunlardan ilki; müfredatın sınav sistemine göre kurgulanması. Başbakan her ne kadar üniversite sınavlarını kaldıracaklarını söylese de bunun pratik olarak uzun süre mümkün olamayacağı açık. Sınav merkezli müfredatta, öğrenciler daha birinci sınıftan itibaren tembelliğe, hazırcılığa, kafa yormadan kestirmeden sonuca ulaştırılacak şekilde yetiştiriliyorlar, kısacası buna test odaklı eğitim diyebiliriz. Bu tedrisattan geçen öğrenciler bir süre sonra; şıkları görmeden iki kere ikiyi bile hesaplamayacak duruma geliyor.

Fatih Projesi de bu hazırcılığın teknolojiyle süslenmiş şeklinden başka bir şey değil bana göre. Okulun ilk gününden itibaren testlere, hazırcılığa alışan öğrenciler zaten yazı yazmayı, defter kullanmayı gereksiz buluyorlar. Fatih projesi onlara tam arayıp da bulamadıkları sistemi getirecek. Üretmeyi değil tüketmeyi sağlayabilecekleri bir araç. Hazır ve pratik. Çünkü ipadler bilgi üretme aracı değil tüketmeye dönük bir işlev görüyor. Sadece ipadler değil diğer bilgi sağlayıcıları için de durum bu ne yazık ki. Bilgisayar dehası olarak bakılan çocukların bile aslında bilgisayarla ilişkisi ‘mause’den öteye gidemiyor, üretmekten çok tüketmeye dayalı bir teknolojik merak. Kendisi için soruları okuyacak ve cevapları işaretleyecek bir sistem varken hazıra alışmış çocukların tek cümle yazabileceğine kim ihtimal verir? Bu projeyi hazırlayanların bu sorulara cevap vermesi elzem.

Müfredat ile ilgili başka bir konu içerikte düğümleniyor. Ne kadar titizlikle hazırlanırsa hazırlansın ders kitaplarında öyle ibarelerle karşılaşıyorsunuz ki. Özellikle de kaynak malzemelerde. Tek tipleştirici, farklılıkları ötekileştirici, yeni toplumsal düzenlemelere, ailede değişen hayata uzak bilgi yığınları.  Yıl boyuncaki haberleri hatırlayın Süryanilerle, Ermenilerle ilgili ne kadar çok müfredat odaklı haberle rahatsız edici haberlerle karşılaştık.

Eğitim konusundaki başka bir sorun ise, öğretmen ve okullara getirilen puantaj sistemi.
Bakan bir yandan eğitim kalitesini yükseltmekten, çocukların bilgi ve becerilerini öne çıkaran uygulamalardan bahsededursun aslında son yıllarda getirdikleri bu puantaj sistemleriyle öğretmenler, öğrencileri yarış atı gibi yetiştirmek zorunda kalıyor.  Ebeveynlerin de sınav sistemi sebebiyle bu girişime destek olduğu hatta bir aşama ileriye götürdüğü bir durumda öğrencilerin ne becerisi kalıyor, ne de yetenekleri. Milli eğitimin hazırladığı yıllık planları az bulan öğretmenler bin bir yardımcı kaynakla, ilkokul bir çocuklarından neredeyse 5. sınıf öğrencisi başarısı bekliyor ve ona göre yükleme yapıyorlar. Bu sistemin özellikle kaynak malzeme üreten sektörlere ekonomik getiriler getirdiği kesin.

Kısacası sistem yeni ama sorunlar eski. Sistemi değiştirirken en başarılı sistemi bile içten çökerten bu sorunların da görülmesi gerekiyor. Müfredatın bu ülkenin bütün farklılıklarını, inanç gruplarını resmi tarihin dayatmalarından arındırarak birlikte yaşama kültürünü sağlamlaştıracak şekilde ve günün değişen hayat koşullarına uygun bir şekilde düzenlenmesi önemli. Alevilerle ilgili bilgileri yerleştirdikleri ders kitaplarına sadece bilgi değil resim ve görsel detaylarla desteklenmesi, sembolik gibi görünse de aslında algıları yönetmenin sorunları çözmenin en temel girişimi olduğunun bilinciyle Ali’nin topu Agop’a atmasının artık sağlanması gerekiyor. Öğrencilerin bilgi ve becerisini ortaya çıkarmanın yolu ise, eğitimi kademelendirmekten öte; önce hazırcılıktan, sınırlamaktan, yarıştırmaktan kaçınmaktan geçiyor.

Umarım her konuda olduğu gibi bu yeni düzenlemenin şeklini konuşmaktan en kısa zamanda vazgeçip içeriğe ulaşma imkanı buluruz.
 

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Eğitimde düzenleme yeni, sorun eski | Emine Uçak

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.