Uludere katliamı, polyannalar ve..

GÜNCEL .
Uludere’de yaşanan vahşet, gün ışığına çıktığı andan beri konuyla ilgili farklı mecralarda yaptığım her değerlendirmede ‘Uludere Kürt meselesinin kılıfa bürünmüş halidir. Güvenlik, ekonomik, sosyolojik, hükümetin yaklaşımı, BDP’nin tutumu velhasıl hangi yönden bakarsanız bakın; Kürt meselesinin birbirine giriftleşmiş yönlerini görmek mümkün.” şeklinde konuşmalar yaptım.

 
Asayiş veya güvenlik sorunu olarak baktığımızda; bölgedeki insanların kaçakçılık yaptığını bilen onlarla iletişim içinde olan yıllardır herhangi bir müdahalede bulunmayan, bazı zamanlarda geçiş yapan PKK’lıları dahi kaçakçıdır diye ateş etmeyen bir ordu; kaçakçı olduklarını bile bile üstelik hepsini bir araya toplayarak çoğu çocuk 34 kişinin üzerine uçak dolusu bomba fırlatıyor. Katliamda 34 kişiyi kaybeden köylüler dahil bunda bir kasıt olduğunu düşünüyor haklı olarak.

 
Hükümete baktığımızda; kasıtın olmadığını baştan vurgulayarak bir soruşturma başlattı. Ama kendisinden beklenen ‘taziye, üzüntü, özür’ girişimlerinden öte saldırgan bir üslup içinde. Sorunun çözümü için uzun süredir ‘açılım politikaları’ yürüten bir hükümet olduğu için haliyle hepimizde büyük bir hayal kırıklığı. BDP cephesinde değişen bir şey yok; onlar ölümün kutsayıcıları olarak ilk günden itibaren bütün kuşatıcılıklarıyla! oradaydılar. Mensur Güzel’in cenazesini PKK bayrağıyla gömemediler ama Roboski’nin katliam kurbanlarını hafızalara kazınacak şekilde bayraklarla toprağa vermeyi başardılar.
 
Başlatılan soruşturmanın sonuçsuz kaldığı, köye taziyeye giden kaymakama saldırı sebebiyle köylülerden 70’ye yakın kişinin gözaltına alındığı, katliamdan güçlükle kurtulan 3 kişinin de ‘sınırı izinsiz geçtiği’ haklarında soruşturma başlatıldığı gelen haberler arasında. Giden gazetecilerin izlenimlerinden ailelerin haklı ve anlaşılır bir ‘öfke’den acısını bile yaşayamadığını görüyoruz.
 
Bütün bunlara baktığımızda; kaçakçılara kurulan tuzağın bu ülkede bir arada yaşamamıza kurulan bir tuzak olduğunu ve bu tuzağa ilk olarak da ne yazık ki ‘hükümetin’ düştüğünü artık hepimiz daha iyi görüyoruz. Açılım sürecini düşünürsek; bu hükümetin ikinci yol kazası. İlkinde BDP tarafından tuzağa düşürüldüğünü artık en yetkili ağızlardan dillendiriyorlar. Bakalım ikinci tuzağı kimlerin kurduğunu ne zaman itiraf edecekler. Bu arada tuzak kurulması; hükümetin bu katliamın ilk günlerindeki duruşunu, sessizliğini, insaniyetten uzak tutumunu kabul edilebilir bir durum değildir onu da peşinen söyleyeyim.
 
İlk yol kazası
 
Beşir Atalay Fadime Özkan’a verdiği röportajda;  Habur sürecini şöyle anlatıyor:
“Orada silah bırakıp dağdan inen, pişmanlığını ifade eden yahut önceki şartlarından       vazgeçip evine dönen insanlar olacaktı, bu bir model olacaktı ve peşinden de başka adımlar atılacaktı. Bu konuda DTP’nin yaptığı (bugünkü BDP) diğer partilerinden yaptığından daha büyük zarar verdi sürece. Biz orada olacakları önceden tespit ettik, DTP ile görüşmelerimizde. Ahmet Beyle (Ahmet Türk) çok görüştük. Habur’dan iki gün önce bana oradan haberler gelmişti, DTP’liler hazırlık yapıyor diye, acele onları aradım. Mehdi Eker beyin ofisi vardır       Çiftlik’te. Oraya geldiler. Mehdi Bey de vardı görüşmede. Ahmet Bey de Sırrı Sakık ile geldi. Orada aynen şu görüşmeleri yaptık: Bakın yürüyen bir süreç var. Bu süreci sabote etmeyin, ettirmeyin. Sizlerle de görüşüyoruz, sürece zarar verdirmeyin, gelenleri ala ile vala ile       karşılamayın, dedik. Doğrusu o konuda biz devlet olarak olanca riskleri göğüsledik, süreç sağlıklı yürüsün diye, bir sürü de eleştiri aldık. Bizim derdimiz sorunun çözümüne katkı. Herkes görsün, insanlar dağdan, silahını bırakıp iniyor, evine gidiyor. Göstermek istediğimiz şey buydu. Bugün de hedef hala bu.
 
DTP’nin küçük siyasi hesaplarına mı kurban gitti yani dağdan inişler?   
 
 DTP ya da terör örgütü. Kim kiminle nasıl irtibatlıysa artık, gerçi biz biliyoruz ya. Yani sonuçta, baştan aman dediğimiz her şey oldu. Ahmet Türk’ün gücü yetmedi. O çünkü, olmayacak,ben önleyeceğim demişti. Ama oraya partinin otobüsünü götürdüler!       Vatandaşı oraya topladıktan sonra, farklı müdahaleler olabilirdi, güvenlik müdahaleleri olabilirdi ama biz yapmadık. Devlet olarak konuştuk görüştük. Süreci zedelemeyelim, biz insani bir şey, demokratik bir süreç yürütüyoruz, bunun içine tekrar güvenlik boyutunu taşımayalım dedik. Ogece biz arkadaşlarla uyumadık, aman sağlıklı yürüsün diye… (Derin       bir nefes alıyor)Hepimizin çabası terörü bitirmek, başka ne olacak.
 
Habur olaylarını sosyalistler başta olmak üzere her kesimden iflah olmaz PKK polyannacıları ‘barış sevinci’ olarak göstermek istiyorlar. Bir yönüyle evet budur ama bir yönüyle de başta BDP’lilerin o dillerinden hiç düşürmedikleri barış için bile, bir kez olsun siyasetten, gövde gösterisinden vazgeçmeyi düşünmediklerinin de resmidir. Yıllar önce ilk milletvekili seçildiğinde ‘seçilmemi PKK’ya borçluyum’ diyen Leyla Zana’nın; “Silah Kürtlerin sigortasıdır” sözlerini de bu minvalde görüyorum. O günden bugüne şartlar hiç değişmediyse; bunda sadece hükümetleri, devleti suçlamak; sorumluluktan kaçmaktan başka bir şey değil çünkü. Bir şey değişmediyse; silahtan başka çözüm yolu yoksa; bunun tek sebebi silah tutanlardır, kendi ellerindeki silahları gömmeyenlerin başkalarının elindeki silahlara odaklanması ancak steril hayatlarındaki PKK polyannacılığı yapanlar için için kabul edilebilirdir. PKK ve BDP’yi mazlumun sesi, zulmün bitmesinin aracı olarak gören bu polyannacılar; onların nasıl bir mağduriyet ürettiğini molotof kokteylleri, bombaları, ötekileştirmeleri, nefretleri, onlara ve yakınlarına değmeden inşallah görürler. Bu pollyannacılıklarının iki taraftaki yarayı derinleştiren öfkeyi beslemekten başka bir işe yaramadığını bilmelidirler çünkü artık.
 
Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Uludere katliamı, polyannalar ve.. | Emine Uçak

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.