Hakkari’den Soma’ya, 28 Şubat’tan Yeni Türkiye’ye…

GÜNCEL .

Hakkari’den Soma’ya, 28 Şubat’tan Yeni Türkiye’ye…

Soma’daki maden faciasından geriye birbirinden acı hayat öyküsü kaldı. Aynı anda hayatını kaybeden baba ve oğullar, ikiz kardeşler, yetim kalan 432 çocuk. Her biri diğerinden ağır yüzlerce öykü.  Hakkarili Emrullah Armut’un hikayesi bu acı öykülerden sadece biri.

Çok tanıdık bir öyküsü var Emrullah’ın o coğrafyada büyüyen biri için. 9 kardeşinin geçimini sağlamak için küçük yaşlarda çalışmaya başlamış. 2002-2004 yılları arasında Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazetelerinin dağıtımını yapmış, askeri operasyonlara karşı canlı kalkan eylemine katıldığı için kırk beş gün cezaevinde yatmış. Kendi coğrafyasında tutunamayınca yolu Soma’ya düşmüş. Kendisi gibi coğrafyasından sürgün düşmüş Cizreli Şerife ile evlenmiş. İki çocukları olmuş. Güç bela da olsa, maden gibi ağır bir iş de olsa hayata tutunmaya başladıklarını düşündükleri bir anda; göz göre göre gelen faciayla sona ermiş kısa hikayesi Emrullah’ın. Geride fotoğrafları, yanık sesiyle okuduğu Kürtçe şarkılar. Şerife ve çocuklarının acısını düşünemiyorum bile.

Soma’nın Kürdistan’ın içine değen bir yanı var. Emrullah’ın hikayesinde de, ilçenin en yoksul mahallerinde dolaşırken karşılaştığım Mardinli, Diyarbekirli ailelerin tanıklıklarında da bunu hissettim.  Roboskili ailelerin ziyaretinden fotoğraflar da bunu ortaya koyuyor. Acılarla akraba olmak hali bu belki de.

Soma’da madene gitmek için saatlerce beklediğimiz jandarma barikatlarında şahit olduğum bir olay ise; hayatın bu ülkede kimler için her dönem kolay olduğunu ve kimlere her zaman kapıların açık olduğunu bir kez daha anlamamı sağladı.

Geçtiğimiz cuma günü, dört-beş saatlik beklemenin ardından birlikte gittiğim Mazlumder grubundan 10 kişiye madene gidiş izni verildi. Ancak bu kez ikinci barikatta durdurulduk. Sarı basın kartı olanların dışında kimsenin maden sahasına girişine izin verilmeyeceği söylendi. Barikatta beklerken, lüks bir aracın şoför koltuğunda eskiden birlikte çalıştığım bir gazeteciyi gördüm, en son birkaç ay önce konuk olarak çalıştığı kanala gittiğinde karşılaşmıştık. ‘Abla’ diyerek hal hatırımı sormuştu. Tanıdık birini görmenin sevinciyle aracın yanına yaklaşıp selam verdim. Önce pek konuşmak istemedi ama ben ısrarla hal hatır sorunca kesik kesik cevap vermeye başladı. Sesinde bir tedirginlik vardı. Aracın arka koltuğunu işaret ederek ‘M. Bey’in AFAD Başkanı’yla randevusu var’ dedi. Daha fazla tedirgin etmeyeyim diye uzaklaşırken aracın arka koltuğuna baktım; iletişim fakültesinden sınıf arkadaşım olan ünlü bir gazeteci! vardı. Barikatlar açıldı ünlü gazeteci içeri girdi, görevliler tarafından karşılandı madene doğru yürüdü. Ondan daha iyi olduğunu düşündüğüm diğer gazeteci aracı park ettikten sonra aynı yöne doğru koşmaya başladı.

Sınıf arkadaşım olan ünlü gazeteciyi, 28 Şubat yıllarından Uğur Dündar’ın genç yaveri olarak hatırlıyorum. 28 Şubat’ın tüm algı operasyonlarında Dündar’ın en büyük yardımcısıydı. Yıllar sonra bu kez yaptıklarından ‘pişman’ olduğunu belirten bir röportajına denk gelmiştim. Son bir yıl ise; ustasını geçtiğini gördüğümüz programlara imza atıyor. O yıllarda yaptığı haberler dönemin hükümetinin ve gücünün işini kolaylaştırıyordu şimdi de. Velhasıl işini bilen gazeteci olursan; emekçi gazetecilerin şoförlüğünde AFAD Başkanı’yla randevuların oluyor. İşini bilmeyenler içinse 90’larda da barikat vardı şimdi de. 

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Hakkari’den Soma’ya, 28 Şubat’tan Yeni Türkiye’ye… | Emine Uçak

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.