Yollardan görünen

GÜNCEL .

Mısır ve Suriye’de çağdaş firavunların ölüm yağdırdığı günleri yaşıyoruz. Ekran başında dua etmekten başka yapacak bir şeyi olmadan öylece durmak; çok ağır bir imtihan. Meydanlarda yahut sosyal medyada  bir nebze olsun içini rahatlatmaya, seyirci olmanın ağırlığından kurtulmaya çalışanlar da var. Ama hiçbir şey bu seyircilik halinin dimağda bıraktığı kekremsi tadı gideremiyor. Modern zamanın trajedisi de bu; eskisi gibi hiçbir şey gizli kalmıyor, dünyanın bir yerindeki zulmü herkes duyuyor ama bir yandan da bizi artık şahit kılıyor. Yani duymadım, görmedim deyip geçme şansımız yok artık.

Ortadoğu’da bunlar yaşanırken bizde özellikle muhafazakar çevrelerde de yeni bir durum yaşanıyor gözlemlediğim kadarıyla. Belirli zamanlarda özellikle mitinglerle sınırlı kalan aktivizm; Mısır ve Suriye’de yaşanan katliamların ardından günlerce süren tepki gösterileriyle sokaklara ve meydanlara taşınıyor. Aktivizmin en hızlısı ise sosyal medya üzerinden yürütülüyor.

Mısır’ın meydanları kana bulanırken yollardaydık; ailecek. Batıdan doğuya, oradan İç Anadolu üzerinden Ege’ye uzandık. Seyir halindeyken Diyarbakır, Konya, İzmir’de yapılan destek gösterilerinin bir bölümüne katılma şansı bulunca; sokaklardaki halle sosyal medya başta olmak üzere medyadaki hali karşılaştırma imkanı da bulduk. Öncelikle bu yeni halin insanı umutlandırdığını belirtmek istiyorum; memleketin doğusunda ölümler, sürgünler, işkenceler, cinayetler işlenirken batısında bunları hiç duymadan duysa bile kendisine medyadan verilen yüklemelerle ‘oh olsun’ denildiği günlerden geçtik malum.

Ama ücra yollarda mitinglere gitmek için arabalara doluşan yaşlı amcaları görünce hissettiğim umut, sosyal medyada; tepkisini sürekli başkalarına ‘çakarak’ gösteren yahut Mısır’da yaşananları Türkiye’yle kıyaslamadan değerlendiremeyiş haliyle karamsarlığa evrildi çoğu zaman.  Birinde samimiyet diğerinde ise; tepkisellik ön planda.  

Gerçek hayat ile medyada kurgulanan hayat arasındaki diğer bir fark da; ülkedeki gerginlikler konusunda. Gazetelere, televizyonlara, sosyal medyaya baktığımızda ülkede bir kaos ortamı yaşandığını, kimsenin kimseye tahammülü olmadığını ve birlikte yaşayamadığını düşünürsünüz. 

90’lı yıllarda memleket yangın yeriyken;  televizyonlarda, ‘her şey güllük gülüstanlık bir sorun yok, doğuda sorun çıkaranları da tepeliyoruz’ diyenler itibar görüyordu. Şimdi ise, sanki ‘memleket bir kaosu yaşıyor ve tek kurtarıcı da kendileri’ gibi davrananlar itibar görüyor. Kim ne kadar felaket tellalıysa o kadar büyük ilgi görüyor. Bunu sadece muhalifler yapsa iktidara olan tepkilerinden kaynaklanıyor diyeceğiz; hükümete yakın tv analizcileri de sürekli aynı komplo teorilerini dillendiriyor. 

Oysa yukarıda belirttiğim gibi yaklaşık bir aydır memleketin büyük bölümünü gezen ve çok farklı kesimlerle bir araya gelen biri olarak; tavanda hissettirilmeye çalışıldığı gibi bir kaos halinin, tepkiselliğin, bir arada yaşamanın zorlaştığı bir durumun olmadığını yerinde gözlemledim. Memleket sakinleri;  verdiği oyun ve yeni Türkiye’nin arkasındayken ‘biz olmasak hükümet de gider, başbakan da’ tiradı çekenlerin ciddiye alınmasına doğrusu şaşırıyorum. 

Kaldı ki hep söylüyoruz; memleketi gerginlik veya darbe gibi sıkıntılar bekliyorsa; bu her gün yeni düşmanlıklar üreterek ‘yerini sağlamlaştırma’ hedefli vatan kurtarma gerginliğiyle bertaraf edilmez; aksine, tüm farklılıklara gerçek bir hoşgörü ve anlama çabasıyla önlenebilir. Seküler kesimleri sık sık toplumdan uzaklaşmakla eleştirenlerin de giderek toplumdan uzaklaştığını ibretle izliyoruz. Hakkımızda hayırlısı.

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Yollardan görünen | Emine Uçak

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.