Taksim’de iftarın düşündürdükleri

KÜLTÜR SANAT .

Beyoğlu Belediyesi’nin Taksim Meydanı’nda verdiği iftarlardan birine katıldım önceki gün. Dini cemaatlerin önderleri, siyasiler, ünlü gazeteciler, işadamları, sanatçılar ve yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı bir iftar. Trafiğe kapatılan meydanda beyaz masalarla büyükçe bir alan oluşturulmuş tam karşısında ise; konser sahnesi yer alıyor.

İftar alanına girdiğimde ilk gördüğüm; masalarda oturanlar ve Gezi Parkı’ndan onları seyredenler oldu. Tabii masalar arasında koşuşturan kameramanlar, her yeni yüzde hareketlenen protokol masaları ve sahnedeki ilahi konseri. 

Kameralar ünlülere odaklansa da masalarda çok farklı gruplardan insanların olduğu fark ediliyordu. Farklı milletlerden turistler, çevreden gelen ihtiyaç sahipleri, ortamı merak edip gelen orta halli insanlar, işçiler, işten çıkan beyaz yakalılar.

Ortam çok güzeldi doğrusu; ama daha iki gün önce parkta iftar etmek isteyenlere izin verilmemiş olması ve öncesinde yaşanan tüm olaylar doğrusu bu güzelliğin sahiciliğine gölge düşürüyordu. Zaten bütün iftar boyunca kendimi bir film platosunda hissettim.  Masalarda yer bulamayınca parkın çimlerine kurulup izleyenler de bu duyguyu güçlendirmiş olabilir. 

Ezanın hemen ardından sahneye çıkan Başkan Misbah Demircan da güzel konuştu. Hatırladıklarım farklılıklara hoşgörüyle ilgiliydi. Beyoğlu’nun farklı kültürler için bir yaşam modeli olduğundan bahsederek, "Her birimizin inancı, yaşam şekli, düşüncesi diğeri için saygın. Kimsenin kendini öteki hissetmemesi için ortak bir kararımız var. Beyoğlu, yenilik ve iyiliklerin, görüş ve düşüncelerin Türkiye'ye taksim edildiği yerdir” dedi.

Başkan bunu söylüyordu ancak yukarıda bahsettiğim gibi konuşulanın ve yaşananın sahiciliğini önceki yaşananlar gölgeliyordu. İstediğiniz kadar onların amacının iftar olmadığını, hatta oruç bile tutmadıklarını savunun; belediyelerin iftar için meydan kapattığı bir yerde, vatandaşların organizeli de olsa parkta iftar yapabilme hakkının olması lazım. Değilse sahiciliğiniz zedelenir.

Başkan konuşmasının ardından Ara Güler’i sahneye çağırarak ondan yeni Taksim’in ve Türkiye’nin fotoğrafını çekmesini istedi. Objektife ne yansıdı bilmem ama benim gördüğüm; daha biz sularımızı yeni içiyorken küçücük çocukların ellerinde poşetlerle iftar masalarından kumanya toplamaya başladığıydı. Sonra yaşlı teyzeler ve başkaları da katıldı buna. Birkaç gün önce fırından pide alırken sessizce ‘bir pide de benim için alır mısın’ diyen teyzeyi hatırladım. Görülmek istenmese de, Türkiye’nin bir fotoğrafı da bu ve giderek artıyor. 

İftarın duasını sahneden İstanbul Müftüsü yaptı ama bizim masada ismini bilmediğim bir gazetecinin yaptığı ‘Allah Taksim’atımızı affetsin’ duası günün anlamına çok uydu doğrusu. 

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Taksim’de iftarın düşündürdükleri | Emine Uçak

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.