Mahalleler aynılaşırken, medya işlevini yitiriyor

GÜNCEL .

Gezi süreciyle birlikte gazete vitrinlerinde hızlı gelişmeler yaşanıyor. Bir yandan yeni köşe sahipleri artıyor bir yandan da kamuoyunca bilinen isimler birer birer susturuluyor. Gerçi artık susturulmak mümkün değil; sosyal medya ve internet gazeteciliği klasik medya kadar ilgi gördüğü için.

Bütün bu tartışmalar arasında iki isim etrafında dönen tepkiler, değerlendirmeler; hem medyanın hem de bu medyaların muhatabı mahallelerin giderek aynılaştığını ortaya koydu. Bu isimlerden ilki; Murat Menteş diğeri Markar Esayan. 

Yaşadıkları, tecrübeleri farklı; Esayan, Taraf Gazetesi’nden patronaj baskısı sebebiyle ayrıldı, Menteş ayrılma kararını kendisi aldı. Ama algılanma biçimi olarak benzer durumları yaşadılar. Söyledikleri, yazdıkları sebebiyle; kendi mahallerinde dışlanıp, tepki görürken; karşı mahallede ise; büyük bir ilgi gördüler, görüyorlar. Canciğer arkadaşları bile canhıraş bir şekilde tepki gösteriyor onlara. Hakaretler, duygusal yüklenmeler, alaya almalar her şey aynı. Karşı mahallede ise; el üstünde tutulmalar, kahramanlaştırmalar, örnek göstermeler. Ama bütün bu ilgi elbette ki konjonktürel. Küçük bir eleştiride yahut istenmeyen bir çıkışta hemen dışlamalar başlayacak. Çünkü aslında itibar onlara değil, bu saflaşma ortamında ihtiyaç duyulan argümanlar üretmelerine.

Herkes kendi mahallesinin en özgürlükçü, insana en çok değer veren, en çoğulcu olduğunu söyleyedursun; Menteş ve Esayan’ın şahsında tecrübe edilenler iki tarafın da giderek aynılaştığını ortaya koyuyor kısacası. 

Bu aynılaşma sadece toplumsal olarak değil medyada da yaşanıyor. Daha da kötüsü medya giderek işlevini yitiriyor. Haber veren, iletişim sağlayan değil: manipüle eden, hizalaştıran bir medya.  Bu kuşkusuz son yılların, günlerin durumu değil. Ülkemizde medya ilk gününden itibaren işlevinin dışında kullanıldı, kullanılıyor. Ama bu dönemin en büyük ve korkunç olan yeniliği; sadece iktidarların medyayı bu şekilde istiyor oluşu değil gazetecilerin buna gönüllü aracı olması. 

Patronlardan köşe yazarlarına, yazıişlerinden muhabirlere kadar herkes gönüllü bir şekilde basının işlevselliğini kaybetmesi için, sansürün içselleştirilmesi için uğraşıyor adeta. Farklı bir ses duymak istemeyenler sadece okuyucular ya da iktidardakiler değil; gazetecilerin (çoğu gazeteci olmadığı için basın aktörleri demek en iyisi) kendisi. Yeni bağlantılarla yollarına devam ettikleri halde,  geride bıraktıkları mecraların tuzla buz olmasını isteyenler… Kendilerini ve yaptıklarını kutsarken, dışarıda kalan ve dışarıda bırakılan herkesi düşmanlaştırmaya çalışanlar… Bu gönüllü şövalyelik halinin hem tavanı hem de tabanı memnun ettiğinin farkında olarak, savaşlarını kıyasıya sürdürüyorlar.

Bu aktörler; kendilerince hükümete zarar verir olarak düşündükleri her durumu hasıraltı ederlerken; bakılıp geçilecek bir durumu abarttıkça abartarak sunuyorlar topluma. İş cinayetleri, taşeronlaşmalar, yolsuzluklar, çevre felaketleri haber değeri görmüyor uzun zamandır. Gökkafes olunca silüeti dert edenler; tarihi yarımada veya diğer güzergahlardaki heyulaları, şantiyeleşmeyi, delik deşik edilen ormanları görmüyor ve gördürmüyor. 

Sözün özü, işlevini giderek hükümeti övmek ve sövmek arasında hizalaştıran bu medya düzeni; önce kendi ipini çekiyor. Ve korkarım ağlayanı olmayacak…

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Mahalleler aynılaşırken, medya işlevini yitiriyor | Emine Uçak

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.