Gazeteciler gibi

YAŞAM .

Kadîm zamanlarda, ders vermek için diyardan diyara gezen Grek bilginleri vardı ve böylelerine Sofist denirdi.

Bir defasında Küçük Asya'daki bir ders gezisinden Atina'ya dönen bir Sofist sokakta Sokrates'e rastlar.

Sokaklarda âvare âvare dolaşmak ve insanlarla konuşmak, sözgelimi bir 'ayakkabı'nın ne olduğu hakkında bir ayakkabı tamircisiyle konuşmak Sokrates'in alışkanlığıydı.

Sokrates'in şeylerin ne olduğundan başka hiçbir meselesi yoktu.

Küçümseyici bir edayla, "Hâlâ orada mı duruyorsun?" diye sorar Sokrates'e bu çok gezen Sofist, "ve hâlâ aynı şey hakkında aynı şeyi mi söylüyorsun?"

— "Evet" diye cevap verir Sokrates, "öyle yapıyorum. Fakat sen, çok açıkgöz olan sen, hiçbir zaman aynı şey hakkında aynı şeyi söylemiyorsun!"


* * *
Martin Heidegger'in "Modern Bilim, Metafizik ve Matematik" başlıklı dersinde anlattığı bu hikayeden, 'gelişme', 'değişme', 'yenilenme' vb. parlak kavramların içerikleri sorgulanmamış ikna ediciliğine yaslanmayı marifet bilenlere, dolayısıyla 'çürüme'nin de en nihayet bir 'değişim' düzeyinden ibaret olduğu îmalarına karşı "Siz hâlâ orada mısınız?" yollu tahfiflere yeltenenlere nisbetle çıkarılması gereken pekçok ders var hiç kuşkusuz.

Malum, Sofistlerin hakikati talep etmekle, araştırıp sormakla, sorgulamakla bir alâkaları yoktu. İkna edici olmayı başarmak ve bu tür başarıları arzulayanları eğitmek bu zevatın başlıca görevleri arasındaydı. Para da kazanıyorlardı tabiatıyla. Konuşarak, tartışarak para kazanmayı meslek edinmişlerdi çünkü. Gazeteciler gibi.

Onlar nezdinde hakkın, hakikatin kendisi değildi önemli olan, bilakis kendisine istinad edilecek muhkem bir noktanın ya da başka bir deyişle sabit bir istinadgâhın bulunmadığını, bulunamayacağını göstermek ve böylelikle heveskâr kitleler nezdinde şöhret kazanmak yeterliydi.

— "Hâlâ orada mı duruyorsun, ve hâlâ aynı şey hakkında aynı şeyi mi söylüyorsun?"

Bir düşünsenize, bugün böyle bir soru karşısında kalan ve kalacak olanların iftiharla "Evet hâlâ buradayım ve hâlâ aynı şey hakkında aynı şeyi söylüyorum" cevabını verebilmelerini tahayyül etmek ne kadar da güç görünüyor.


* * *
Aynı konuda aynı şeyleri söylemek, günümüz zihniyetince tekrar'dan, tekrara düşmekten ibaret addolunuyor.

'Tekrar' artık —ne yazık ki!— içine düşülen bir şeydir, olumsuz bir durum, bir duruştur; zira 'kalıcılık' demektir, aynı konuda aynı şeyleri söylemektir. Binaenaleyh tekrar'da olumsuzluğu teşhis edilen cihet esas itibariyle kalıcılık, yani sübutiyettir. Oysa psikolojik bakımdan olumlu bir duruma işaret eden huzur ve sükûn sözcüklerinin her ikisi de –tıpkı tekrar gibi— hareketsizliğe, sübutiyete, kalıcılığa işaret eder.

Tekrar'ın ve yanısıra ezber'in klasik eğitimin en asil yöntemlerinden biri olması düşündürücü değil mi?

Oysa bugünün insanı sürekli hareket halinde. Aynı konuda aynı şeyleri söylemekten kaçınıyor. Çünkü geçmişini unutmak istiyor, geçmiş unutulamayan demek olsa da.

— "Sen, çok açıkgöz olan sen, hiçbir zaman aynı şey hakkında aynı şeyi söylemiyorsun!"

Not: Sekiz sene önceki bir yazıyı –küçük müdahalelerle birlikte- tekrarlamak zorunda kaldım. Mazur görülmeyi bekliyorum.

Yeni Şafak
 

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Gazeteciler gibi | Dücane Cündioğlu

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.
  • ahmetaksay Cumartesi, 16:14

    'Tekrar' ve 'ezber'in, yaygın olarak ve her durumda olumsuzlanan anlamı üzerine tekrar düşünmemize imkân veren bu yazısından ötürü yazara teşekkürler...

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.