Bizi Kimler Yönetiyor

GÜNCEL .

Devletin zirvesinde gülen, ağlayan, kızan, duygulanan insanlara alışık değildir bizim toplumumuz. Anlamadığımız bürokratik cümleler kuran yüzlerinde hiç mimik oluşmayan, resmi, robotumsu varlıklar tarafından yönetildik yıllardır. Birkaç Anadolu insanı vardı elbette protokollü sahnelerde ama ya aniden öldüler, ya sabaha karşı asıldılar, ya da hastanelerden çıkamadılar ki gözlerimiz alışsın. Frak takımların içinde hesaplanmış adımlardan başka hiçbir adım atmayan, halkın; kamu denilen isteksiz ve dilsiz bir güruh olduğuna inanmış üst düzey liselerde ve yüksekokullarda okumuş ihraç fazlası yöneticilerimiz vardı bizim yıllardır.

Ve bizler sesleri kısılmış, biz ne bilelim büyüklerimiz her şeyi biliyor yapıyorlar işte bir şeyler diyen, ya da başımıza gelen her şeye “burası Türkiye” deyip geçen yığınlar sanıyorduk kendimizi. Hastane koridorlarında elimizde üç ayrı evrakı on farklı kaşe vurdurmaya uğraşırken biraz daha hastalanan insanlardık o zamanlar. Okullarda, SSK kuyruklarında, banka köşelerinde beklemeye, sırayı bozmamaya programlanmış varlıklar olduğumuzu sanıyorduk. Biraz sesimizi yükseltsek dilimizi koparırlar diye korkuyorduk. Emekli kuyruğunda ölen insanların torunlarıydık. Ameliyat için seneler sonrasına gün verilmiş zavallılardık. Karne ile ekmek, tüp, yağ gibi temel ihtiyaçları için sıralarda bekleşen halk diye tabir edilen, ilaç almak üzere eczane için yollar kat eden hasta yakınlarıydık sadece.

Uçakla yolculuk yapmayı bırakın uçağı sadece filmlerde görebileceğimizi umuyorduk. Milli sarayların, köşklerin yanından geçemeyeceğimizi düşünüyorduk. Fakirlik yakamıza sonsuza dek yapışıp kalacak sanıyorduk.

 Oysa şimdi özel hastanelerde tedavi oluyoruz. Uçaklarla seyahat ediyoruz. Arada olsa da saraylarda köşklerde akşam yemekleri yiyebiliyoruz. Üniversitelerde harç ödemeden karşılıksız burslarla okuyabiliyoruz. Ve daha neler yapıyoruz saymakla bitmez.

İstanbul’da irin rengi Haliç’in üzerindeki köprüden geçerken camlarımızı kapatmak yerine artık açıyoruz ve temiz havayı ciğerlerimize dolduruyoruz. Ankara’da ve daha birçok yerlerde bol ve temiz hava alıyoruz. Sularımız kesilmiyor artık elektriklerimiz de. Bidonlara su yedeklemekle geçen günlerimiz artık safahat içinde geçiyor. Herkes kendi etnik dilini tavrını sürdürüyor nerede olursa olsun.

Bir imam hatipli olarak Fadime Şahin gibi ucuz benzetmeler yerini zamanla daha yerinde ve nispetli benzetmelere yerini bırakıyor. En güzeli de ilk defa bir başbakan Gazze diyor, Bosna diyor, Arakan diyor, mazlum diyor, zalimlere karşı ezilenlerin yanında duruyor. Filistin artık ezgilerde iç burkan bir güfte parçası değil. Gerçek bir coğrafya, somut bir sorumluluk oluyor belleklerde. Dünyanın neresinde bir garip haksızlığa uğrasa Türkiye’den bir ses yükseliyor. Bir dua konuyor avuçlarına yetim kalmış çocukların. Ve bir konvoy yanaşıyor yokluğun kıyısına içi bereket ve rıza dolu.

Geçenlerde haykıran bir başbakana rastladım televizyon kanallarında. Yine bir şeylere kızıyor, bir şeyleri savunuyor ve kendisine saldıranlara cevaplar veriyordu. Bir yandan yanık bir türkü gibi ülkesinin insanlarına sesleniyordu. Kardeşlik diyordu, sevgi diyordu, birlik diyordu. Buna ıslanmış gözleriyle en çok kendisi inanıyordu ve herkesi buna yeniden inandırmayı istiyordu.

Bazen bir lider konuşuyordu kürsüde, bazen bir şair, bazen kararlı bir devlet başkanı, bazen de duvarlara inandıklarını yazıp kaçan idealleri uğruna canını sakınmayan ve annesini balkonlarda bekleten bir ciğer paresi konuşuyordu.

Bu yazıyı yazanı partizan zannedecek birçok kimseler. Ama aslında öyle değil. Sadece şaşkın bu yazıyı yazan.

Annesini özleyen bir Başbakan gördükçe, evlatlarından ve eşinden ihmal ettiği için özür ve helallik dileyen takım elbiseli bir lider gördükçe hayret ediyor ve duygulanıyor Türkiye. Şarkı ve şiir dolu kelimeleri kulağına doldukça yaşadığı şaşkınlık benim anlatabileceğim bir şey değil ülkemin.
Elbette kimse kusursuz değil. Bürokrasiden diplomasiden hiç hoşlanmaz bazıları ben de öyle ama gözüme çarpanlar bir paragrafı doldurur.

Büyük bir lider, kararlı bir başbakan, sözleri keskin bir hatip, şiirsel bir üslubuyla bir dava adamı, haylaz bir çocuk, vefalı bir eş, şuurlu bir Müslüman, kaygılı bir dünyalı, ahiret hesabından korkan bir kul, bazen sinirlerine hâkim olamayan Rizeli bir uşak, söylemlerinde Allah kelamını terk edemeyen bir imam hatipli, torununu özlemiş bir dede, evlatlarını çok seven bir baba, Annesini kaybetmiş ve çok üzülmüş hayırlı bir evlat...

Daha ne diyeyim tüm yönleriyle Tarif-i insan…
Çok şükür ki artık insanlar tarafından yönetiliyoruz.

ALLAH DEVLETE ZEVAL VERMESİN.
 

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Bizi Kimler Yönetiyor | Betül Şatır

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.
  • Yorumunuz gösterilemiyor : Yazım kuralları hatası...Çarşamba, 26 Aralık

  • Ferit Çarşamba, 22:53

    Erbakan hocamı unuttunuz mu
  • Metin Kara Pazartesi, 11:40

    Bizi çok şükür artık insanlar yonetiyor
  • Ersa Akgün Pazar, 22:59

    Ne guzel yazi
  • Burak akds Pazar, 00:57

    Basbakani çok seviyoruz
    Allah hep yardımcısı olsn
  • İmran yild Cumartesi, 21:00

    Tesekkurler
  • Adem akcil Cuma, 16:02

    Ne guzel bir tarif
    tam bir insan tarifi
    Tesekkurler
  • şeyma Perşembe, 19:32

    çok hoş yorumlamışsın betül ablacım... Masumane ama samimi, övgülü ama tarafsız...
  • Melek Perşembe, 16:20

    Cok haklısınız
    Çok guzel bir yazi

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.