Yalnızlık Risalesi

KÜLTÜR SANAT .

Bir çığ düşmesi gibi, insanı ağırlığı ile ezen hal var ki, adı yalnızlık. Tek başına olmakla aynı anlama gelmez. Bir kopukluk ve bağlantısızlık hissidir o. Önemsenen şeylerin başkasına ulaştırılamaması halinde, içine düşülen bir haleti ruhiyedir. Kelimeler cılız kalır onu anlatmakta. Bu yüzden ne dillerde tam bir karşılığı var, ne de kitaplar aşikarca  anlatabilir onu. Yalnızca hissedilir ve yaşanır. Bazen bir saat sürer bazen yıllarca.

‘’Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz’’ der Özdemir Asaf. Cahit Sıtkı Tarancı  ise “Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan / Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık / Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan / Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık”  diyerek tasvir  eder yalnızlığı.

Çağımız insanı itiraf etmekten çekinse de, bu yalnızlığın girdabında . Giderek daha da yalnızlaşıyor. İtiraf edemedikçe ,  daha bir kabuğuna çekiliyor insanlar. Sosyal tutkalı eritip , iç konuşmalara mahkûm ediyor milyonları. Sosyal izolasyon aracılığıyla  eskitiyor, törpülüyor ve  vahşileştiriyor yalnızlık.

 Toprak gibi insanın da erozyona uğradığı zaman bu. ‘’ Mesafelerin kısaldığı ve herkese her an ulaşabilecek imkânlar doğduğu bir zaman. Fakat aynı zamanda insanların bir o kadar yalnızlaştığı ve giderek kendi dünyalarına çekildiği bir zamanı yaşamaktayız.’’ (1) Üstelik geçmişe kıyasla, insanlarla aramızdaki duvar hiç olmadığı kadar yüksek ve daha da kalın.

 İğne  atılsa yere düşmeyen tıklım  tıklım yalnızlık pazarları  her semte kuruluyor artık . Binaların katları ve evlerin oda sayısı artıkça yalnızlık ta artıyor. Yalnız yaşayanların yaş ortalaması da giderek düşüyor. Çocuklar , büyüyüp evden ayrılarak  , tek başına yaşamanın hayali kuruyor. Mutsuz birliktelikler,  tek kişilik yalnızlıkları , çift kişilik yalnızlıklara dönüşüyor.

Tolstoy’un ; “İnsancıklar içerisinde insan olmak” söylemi, kalabalıkların yalnızlığına işaret ediyor.’’ Bir derdin varsa kimseye söyleyemiyorsun. Anton Çehov’un hikâyelerindeki at arabacısı gibiyiz. Bizim konuşacak atımız da yok. Borcun mu var kimseden para isteyemiyorsun. Hoş istesen de kimse umursamıyor. Çocuğun askere mi gidiyor yalnız, başka şehirde okul mu kazandı yalnız, düğün dernek mi kuruyorsun sınırlı sayıda davetli, cenaze mi kaldırıyorsun bir avuç insan… Mutluluğu paylaşamıyor, acıyı bölüşemiyorsun…’’(2)

Caddeler kat kat maskelerle dolaşan yalnızlar geçidine şahitlik oluyor her gün. Yalnızlığını , en has  dostu teknolojiye, ahlaki erozyona , samimiyetsiz insani ilişkilere ve vefasızlara borçlu olduğunu fısıldıyor duyabilene !

Bireycilik üzerine kurulu modernizmin yol açtığı güvensizlik ve endişe duyguları, yalnızlığı daha da yoğunlaştırıyor. Kalabalıkların arasında yalnız olacağına, tek başına olmayı tercih ediyor insan. Bir başlangıç noktası biliyor onu. Şahlanış öncesi dinlenme ve bilenme olarak görüyor yalnızlığı. Başkalarına kızdığından , onlardan uzaklaşmak istediğinden  , korkudan  ve  bıktığından, belki de sadece huzur bulabilmek için yalnızlığa sarılıyor. Ne kadar sarılsa da  nihayetinde , yalnızlığın soğuk kolları,  ferahlık veren rüzgardan sonra , yerini dondurucu soğuklara bırakıyor.

Ziplenmiş  bir duyguyu içeren yalnızlık, kimi zaman çözülmesi gereken karmakarışık bir düğüme dönüşüyor. Bu düğüm insanı öyle bir sarıyor ki,   milyon nüfuslu bir kentte tek başına kaldığını  hissettiriyor. Dücane Cündioğlu’nun ‘’ Çevresindekiler azaldıkça değil, kalabalıklaştıkça yalnızlaşır insan’’  sözü çınlıyor  kulaklarda. Kalabalıkların içinde tek başına olan  insan ise  , kimseyle hiçbir paylaşımı olmadığı zaman giderek kendi duygularına karşı da sığlaşıyor.  Bu durum, her türlü psikolojik ve psikosomatik sorunlara zemin hazırlıyor.

Sancısı bütün vücuda yayılmış habis bir ura benziyor günümüz yalnızlığı. Öldürmeyen ama  süründüren bir hastalık gibi, insanı dirhem dirhem azaltıyor.  Öyle ki, İngiltere de yapılan bir araştırma yalnızlığın günde 15 adet sigara içmek kadar kötü olduğunu ortaya koydu. Bunun ardından ülkede  2018’in ocak ayında  “Yalnızlıktan Sorumlu Bakanlık” kuruldu . Yeni bakanlığın, sivil toplum örgütleriyle çalışarak, yalnızlık ve sosyal izolasyonla mücadele edeceğini açıklandı.

Sosyal medya kullanma oranıyla, yalnızlık şikayetlerinin doğru orantılı olarak arttığını saptayan araştırmalar da var. İlişki kurmaktan çekinen fakat yalnızlık duygusuyla da başa çıkamayanların  daha yoğun olarak kullandığı sosyal medya ,  her gün yalnızlar ordusuna yeni neferler katıyor.

Yaşadıkları şehirden,  mahalleden, apartmandan ve komşularından uzaklaşıp sosyal medyanın ışıklı sokaklarında kayboldukça daha bir yalnızlaşıyor insanlar . 6 inçlik cam ekranlı hapishanelerinde sosyalleştiğini zannedenler, sevgi üzerinde değil server üzerinden hayata bağlanıyor. Kutlama, taziye ve hasbihallerini sosyal medya üzerinden yaparak , git gide yaşamın ruhundan uzaklaşıyor. Canları sıkıldıkça akıllı aletleriyle avutuyorlar kendilerini. Buna karşın, binlerce takipçisi olan , bir emojiyle duygu dünyası anında değişen  bu insanlar , dertleşecek   samimi bir  insan bulamamaktan muzdarip.

Paylaşımların selamlaşmadan ileri gitmediği sanal bir kalabalık , kimseyi yalnızlıktan kurtaramıyor. Çünkü İnsana ‘’yalnız değilim’’  dedirten, etraftakilerin onu duyması değil , anlamasıdır. Albert Einstein’in ‘’tüm dünyada tanınmış bir insan olmak ve kendini bir o kadar yalnız hissetmek çok garip” sözü bu durumu çok  iyi özetliyor.

Cemal Şakar “Seçilmiş yalnızlık olgunlaştırıcıdır, içine düşülen yalnızlık ise çürütücüdür.” diyor. İçine düştüğümüz bu yalnızlığın çürütücü etkisinden kurtulmak zor değil. İnsana insan gerek, insana arkadaş, insana sırdaş gerek. Bu yalnızlığın şifası yine insandadır, yaşamdadır. Yani insana insan gerektir.(3)

1) www.yeniasya.com.tr -  Yasemin Yaşar

2) www.bayrakyayincilik.com - Hayrettin Durmuş

3) www.yenisoz.com.tr - Özkan Sapasağlam

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Yalnızlık Risalesi | Aydın Uzkan

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.