Mecburi istikamet

KÜLTÜR SANAT .

Bir denge üzerine kuruludur hayat. Azalan çoğalıyor, boşalan doluyor ve biten yeniden başlıyor. Gelen gideni aratsın aratmasın, iyi olsun olmasın ama durum bu. Nihayet bu kısır döngüde, mecburiyetlerin teslimiyetle olan cenginde, kazanan da kaybeden de insan oluyor.

  Bu kazancın ve kaybedişin perde arkasında sulu sepken bir hal var ki ; adı mecburiyet. İnsana imkânsız gibi gözüken onca şeyi yaptıracak haldir mecburiyet. İp kullanmadan eli ve kolu bağlama sanatıdır. Zihnin berraklığına erişip, oynamak zorunda bırakıldığımız köşe kapmacalardan bir başkasıdır. Küçük yaşlardan  başlayarak önce dış ses olan büyüklerinin ve sonra kendi iç sesinin ‘’-meli -malı ‘’  komutları  ile baskılanmış bir hayatın sancısıdır. Neyse ki zamanla geçer. Akşama son nefesini verecek  rengârenk kanatlarla uçmaya gayret eden bir kelebeğin gözlerinin ta içine bakmak , mecburiyetin en anlamlı tefsirini yapar bize.

Mecburiyet,  aslı Arapça olan  cebir sözcüğünden gelme bir kelimedir.  Arapça da ‘’zor‘’ ve ‘’zorlayış‘’ anlamına gelir. Bu yönüyle mecburiyet, mahkumiyetin kibarcasıdır. Sorumluluk kılıfına sokulup yapılan nice eylemlerde bu kibarlığın (!) izi vardır. Mecburluk mahkumluğa   yansıtır yüzünü .Çoğu zaman isteksizlikle ayrılmaz bir ikili oluşturur. Seve seve yapılan bir eylemin içine mecburiyet girince kabusa dönüşür. Mecburen okumak, mecburen işe gitmek ya da mecburen bulunulan ortama ve  muhabbete katlanmak gibi  olaylar kabusun provalarıdır.

 Eğer insan mecbursa imkânsızlıklar  devrilir, imkân olur. Zehirli yılanların olduğu bir ırmağın içinde kimse yüzmek istemez. Oysa hayatın öyle zamanları olur ki ,  yılanların ürküntüsüne , suyun soğukluğuna ve derinliğine aldırmadan suyun içine atlar insan.  Yüzmek , karşıya geçmek ve  içinde bulunduğu  halden kurtulmak ister. Herbert N. Casson  şöyle der ; ‘’ Hiç kimse içinde ne cevherler sakladığını bilmez. Ta ki bir zorunluluk, bir mecburiyet o cevheri ortaya çıkarana kadar. Yaşamın sana yükleyeceği bütün zorlukları sevinerek kabul et. Çünkü bir insanın karakterini oluşturan, onu mutluluğa ve başarıya götüren enerjiyi veren bu zorluklardır.’’

 Huzurlu ve dengeli bir hayat için mücadele şarttır. Bu mücadelenin  özü ise acı veren mecburiyetleri tutunduğu sahte gerçeklikten papatya falı bakar gibi birer birer koparmakla olur. İstekler ile mecburiyetlerin çatışmasından  kendimize güzel bir hayat hikayesi çıkarmakla olur. Bu hikayeyi çıkarmada mahirseniz, gülümseyerek ağlamayı başarmada yol almışsınız demektir. Haydi yolunuz açık olsun  . . .

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Mecburi istikamet | Aydın Uzkan

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.