Şule Yüksel, Tayyip ve Emine Erdoğan'ı nasıl tanıştırdı

Şule Yüksel Şenler’in evliliğine vesile olduğu Tayyip Erdoğan, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı süreçlerinde, eşi Emine Erdoğan ile birlikte “manevi annelerine” vefalarını eksik etmediler...

KÜLTÜR SANAT .
şule yüksel, tayyip ve emine erdoğanı nasıl tanıştırdı

Şule Yüksel Şenler, “Kimseye etmem şikâyet ağlarım ben hâlime; titrerim mücrîm gibi baktıkça istikbâlime.”  dönemini gerçekten de bütün ızdırabıyla Ankara’da yaşadı. Hz. Ömer rolünü oynayan tiyatrocuyla yaptığı evlilik, “Allah’ım tekrar hapishaneye geri döneyim” dedirtecek kadar zorlu geçiyordu. Ancak Müslümanlara örnek bir hanım olarak, bu durumunu yansıtamıyor, durumunu öğrenen “inançlı insanların hayal kırıklığına uğramasından” çekiniyordu.

Ama sabır da bir yere kadardı ve beş yıllık evliliğine son vererek, “esaret ve eziyet” dolu bir hayattan kurtulmuş oldu. “Tiyatrocuyla evlilik bitti, perde kapandı!” dedi, uzun zaman sonra barışabildiği ailesine.

Altı yıl aradan sonra Milli Gazete’de yazmaya başlayarak, “Duyuşlar” köşesine kavuşmuştu. Yıllarca neden sustuğunu, susmak zorunda kaldığını ilk yazısında anlattı. Bazılarının sandığı gibi “köşesine çekilmemişti, evlenince rahata erip davasını bırakmamıştı.” Yazmak istemiş “yazamamış,” konuşmak istemiş “konuşamamış”tı.

Artık yazabilecek, konuşabilecekti. Bir grup genç kızla dernek kurma çalışmaları başlatmıştı. Bu duyulunca birçok hanım bir araya geldi, tartıştı. “Neler yapalım? Birlikte mi kuralım? Ayrı ayrı dernekler mi daha faydalı olur?” görüşmeleri yapıldı. Ayrı dernekler kurmanın daha verimli olacağına karar verildi.

İDEALİST HANIMLAR DERNEĞİ

İdealist Hanımlar Derneği, böyle ortaya çıktı. Derneğin başkanı Türkân Cumhur:  

“Şule abla, ne olur, sen şimdi eskisi gibi değilsin ve bize çok lâzımsın. Herhangi bir mevzû olur, tekrar cezaevine girersen biz sensiz bir şey yapamayız!” diyordu. “Sen bizim mânevî başkanımız, başımız ol! Müsaade et, sakın başka türlü anlama, başkan ben olayım. Cezaevine girersem, ben gireyim. Ben senin idarende olayım ama bu resmiyette böyle olmasın!”

Dernek Üsküdar’da büyük bir hanın teras katıydı. Hem çok büyük bir terası vardı, hem kapalı alana sahipti.

O sırada Erbakan’ın 12 Mart muhtırasında kapatılan Milli Nizam Partisi’nden sonra kurduğu Milli Selamet Partisi’nin Gençlik Kolları Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, dernek kurduklarını öğrenmiş, ziyaretine gelmişti.

Arkadaşı Tenzile Hanımın oğlu Tayyip, aktif, heyecanlı, güzel konuşmalar yapan hitabeti güçlü bir gençti.

“Şule abla, hayırlı uğurlu olsun,” dedi. “Çalışın ama lütfen dışarı işlerini kesinlikle sizler yapmayın. Katiyyen buna müsaade edemeyiz. Bize bildirin, biz yaparız. Herşeyinize koştururuz.”

MTTB’de iken kendini gösteren genç Tayyip, o zamandan beri gösterdiği başarı neticesinde bu yaşta İstanbul’da partisinin gençlik kolları başkanı olmuştu. Gençlerin bir gayenin etrafında toplanması kadar, hanımlar faaliyetine de çok önem veriyordu.

Şule Yüksel Şenler’in toplantılarının organize, duyuru işlerini de sağlıyordu. Derneğin düzenlediği “büyük günler” ses getiren etkinliklerdi. “Vahdet’e Davet” gecesi düzenlediklerinde, bütün gruplardaki hanımları bir araya getirdiler. Taksim’de muazzam bir program oldu. En fazla beş bin kişi alan salona, yedi bin kişi gelmişti. Genç Tayyip bu tür yapılan toplantıların resmî çalışmalarını sağlıyor, yer temin ediyor ve Şule Yüksel Şenler o toplantılarda konuşmasını yapıyordu.

Daha sonra genç Tayyip’in başkanı olduğu gençlik teşkilatının hazırladığı “Erbakan günleri” yapıldı. Yarıdan itibaren ortada bir podyum ayrılmış; erkekler bir tarafta, hanımlar bir taraftaydı. Adeta izdiham oluyordu o toplantılarda.

EMİNE GÜLBARAN’IN RÜYASINDA GÖRDÜĞÜ EVLENECEĞİ GENÇ

O toplantıların birinde, derneğin ikinci başkanı Emine Gülbaran, sunuculuk ve takdimcilik yapan genç Tayyip’i görünce çok dikkatli ve hayretle bakmıştı. Yanında oturduğu için, Şule Yüksel Şenler bunu fark etti.

“Ne oldu, yüzün kızardı?” dedi.

Emine aynı hayret ve şaşkınlıkla konuştu.

"Gece rüyamda yaşlı, cübbeli, sakallı, başında sarık olan bir zat gördüm. Elini uzattı, birini işaret ediyordu. ‘Sen bununla evleneceksin’ diyordu. Hiç tanımadığım birisi, beyaza yakın krem takım elbiseli, boylu poslu, yakışıklı birisi. Şule abla, rüyamda gördüğüm erkeği, şimdi toplantıda gördüm çok şaşırdım.”

“Allah Allah,” dedi Şule hanım. “Hayırdır inşallah. Gördüğün kişinin kim olduğunu biliyor musun, öğrenebildin mi?”

“Evet Şule abla. Rüyamda gördüğüm kişi gençlik teşkilatının başındaki sunuculuk ve takdimcilik yapan Tayyip Erdoğan. Kıyafeti de rüyamdaki gibiydi. İnanamadım. Üstelik onun da bana baktığını gördüm.”

Şule Yüksel Şenler:

“Hayrolsun inşallah,” dedi yine.

Fatih’te oturan Emine Gülbaran on beş yaşına geldiğinde ağabeyleri örtünmesini istemiş ama örtünmek istememesine rağmen ağabeylerinden korkusuna örtünmek zorunda kalmıştı.

Hatta Hüseyin Gülbaran ağabeyi ona örtünmesi gerektiğini söylediği zaman intihar etmeyi bile düşünmüştü. “Nasıl olur da örtünürüm!” diyordu. Çevresinde bir tane örneği yoktu. Köy gibi bir yerde olsa neyse...  (Nasıl Örtündüler, Gülay Atasoy, Nesil Yayınları.)

Genç kızlığı boyunca romanlar, cep fotoromanları okumuştu. Gardırobunun içinde çeşitli sanatçıların küçük küçük kartpostalları asılıydı. Türk Sanat Müziği’ni çok seviyordu. Radyoda da sık sık çalan “Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım”, “Mavi dünyam benim ömre bedeldir”, “O ağacın altı”, “Bir gece ansızın gelebilirim”, “Gözlerini gözlerimden ayırma hiç ne olur”, “Eski dostlar, eski dostlar” gibi şarkılar dilindeydi. Emel Sayın, Neşe Karaböcek ve Ajda Pekkan en sevdiği şarkıcılardı.

Evdeki cumbaya kurulu yatak, akşamları sokak lambasının sarı ışığıyla, ayın beyazı karışarak pencereden içeri süzülürken, genç Emine de o yatakta ya cep fotoromanları ya da sevdiği şairlerin dizelerini okuyordu. Necip Fazıl Kısakürek favori şairlerindendi. Said Nursi’nin ‘Nur Risaleleri’ olmak üzere pek çok dini eser genç Emine’nin hatmettiği kitaplar arasındaydı. Genç Emine, Karacaahmet Camii’ne de gidiyordu.

Ama ağabeylerinin baskısıyla örtündüğü için karışık duygular içindeydi. Aslında örtünmek istiyor, fakat çevresinde örtülü kimse olmadığı için kendini yadırgıyordu.

Bu dönemde bir vesileyle Şule Yüksel Şenler ile tanışmış, kıyafeti onu çok etkilemişti. Bir Müslüman hanımın “hem modern, hem kültürlü, hem de örtülü” olabileceğini görmüştü. Artık sadece örtünmekle kalmıyor, hanımlara yönelik faaliyetlere de dahil oluyordu.

Genç Emine’ye pek çok talip çıkıyordu ama o, bütün taliplerini reddetmişti. Çünkü kendi kafasında seçimleri vardı. En başta da âşık olduğu bir erkekle evlenmek istiyordu. Ancak dini görüşleri olduğu için erkeklerle görüşmesi yoktu. Annesi Hayriye Hanım ve babası Cemal Bey, birbirlerine âşık bir çiftti. Onlar gibi, birbirini seveceği kişiyle evlenmeyi hayal ediyordu.

GENÇ TAYYİP TOPLANTI YERİNİN AMPÜLLERİNİ TAKARKEN

 Rüyasında gördüğü beyaz takım elbiseli Recep Tayyip Erdoğan, hitabet yeteneği sayesinde hemen her İslami toplantıda sunumlar yapıyor, konferanslara katılıyor, gecelerde şiirler okuyordu. MSP İstanbul Gençlik Kolları Başkanlığı’na kadar yükselen genç Tayyip, Necip Fazıl Kısakürek hayranlığıyla ve dönemin hızlı hareketi Akıncılar’a yakınlığı ile tanınan bir isimdi.

Necip Fazıl Kısakürek de, genç Tayyip’in sunuculuğunu, takdimini ve şiir okumasını çok beğeniyordu. Özellikle Sakarya şiirini seslendirmesi çok hoşuna gitmişti.

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;

Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..

“Ayağa kalk sakarya!” derken bütün salondakilerin tüyleri diken diken oluyordu. Genç Tayyip’in sesinden o şiiri dinlemek bambaşkaydı.

MTTB’de, Akıncılar Derneği’nde ve şimdi Gençlik Kolları’nda sayısız toplantılar düzenlemiş, gençlerle “o zamana dek yapılmadık faaliyetler” göstermiş, en gidilmeyecek yerlere kadar gidip MSP’yi, İslamı anlatmıştı. Kahvelere gidip insanlarla konuşuyor, sarhoşlarla muhatap oluyor, Beyoğlu barlarına bile gidip oradaki insanlara hiç çekinmeden davasını anlatmanın yolunu buluyordu.. 

Genç Tayyip, ilk kez karşılaştıkları toplantıda, en ön sırada oturup kendisine hayretle ve dikkatle bakan genç kadının kimliğini merak ediyordu.

İkisinin bir iki toplantıda daha birbirlerine baktığını Şule Yüksel Şenler fark etmişti. Hatta bir gün genç Tayyip, toplantı yerinin lambalarını takarken, Emine’nin bir ara ona baktığını görünce, “Emine istersen hayırlı işe vesile olalım” dedi. Utanan Emine, sesini çıkarmamış, ama gülümsemesiyle rızasının olduğunu belli etmişti.

O günlerde Tenzile Hanım, dostu Şule Yüksel Şenler’den derneklerinden bir kızı oğluna tavsiye etmesini istedi. Bunun üzerine Tayyip Erdoğan’ı çağırdı.

“Annenin benden bir arzusu var,” deyip Emine’den bahsetti. “Karşı taraf da boş değil. İster misin bir teşebbüs edelim. Hayırlısıyla dünya evine girersin.”

Tayyip Erdoğan gülerek:

“Abla o derdimi hiç sorma,” dedi. “Bilirsin ben hiçbir kıza gözümü kaldırıp bakmam. Bu nasıl oldu bilmiyorum, hakikaten bugüne kadar duymadığım bir duyguydu. Dikkatimi çekti. Ama annem izin verir mi bilmiyorum. Çünkü o beni hem Karadenizli, hem çarşaflı bir kızla evlendirmek ister.”

“Ben bir konuşayım bakalım,” dedi. “Nasipse olur.”

Tenzile Hanım, gerçekten de oğlunu İdealist Hanımlar Derneği’nden ama Karadenizli ve çarşaflı bir kızla evlendirmek istiyordu. Şule Yüksel Şenler, ona bu tercihin, “oğlunun geleceği” açısından iyi bir seçim olmayacağını söyledi.

“Tenzile Hanımcığım, Tayyip evladımızın siyasi geleceği parlak görünüyor. Çok çalışkan, iyi hatip, ileride partide aktif görev alabilir, belki milletvekili olabilir. Gençler onu çok seviyor. Erbakan da ona çok değer veriyor. Gelecekte böyle siyasi makamı olursa çarşaflı bir kızın yanında olması, sıkıntı oluşturur.”

Tenzile Hanım ikna oldu. Şule Yüksel Şenler, Emine Gülbaran’dan bahsetti, meziyetlerini anlattı, Tayyip’in de ilgisi olduğunu, birbirlerine alaka duyduklarını söyledi. Tenzile Hanım da münasip bulmuştu.

HEKİMOĞLU İSMAİL’İ ŞOK EDEN HABER

Şule Yüksel Şenler, hanımlar faaliyetinde uygun gördüğü kişileri uygun adaylarla tanıştırma, “yuva kurmalarında aracı olma” gibi hayırlı girişimlerde örnek olmaya çalışıyordu. Tayyip-Emine Erdoğan çiftinin evlenmelerine de vesile olmuştu.

Kendisi “bahtsız bir evlilik” yapmış olmasına rağmen, pek çok dindar genç kızların evliliğine ön ayak olmak onu mutlu ediyordu. Hz. Ömer rolüyle tanınan eski eşinden beş yıl sonra ayrılmış, o sürede ayrı kaldığı hizmetlere yine kavuşmuştu.

Bir süre sonra eş dost tavsiyesiyle varlıklı ve tanınmış bir avukatla ikinci evliliğini yaptı. “Kültürlü, zengin” avukat eşiyle Maltepe’de deniz gören bir evde yaşamaya başladı. Ancak konferans konferans gezerken soğuktan kaptığı, hapishanede daha da ilerleyen tüberküloz hastalığı, ilk eşinden gördüğü şiddetten kaynaklanan beynindeki rahatsızlık nedeniyle sağlık sorunları yaşıyordu.

Fakat ne olduysa bu evliliği de kötü sonuçlandı. 1986 yılında avukat eşi, Şule Yüksel Şenler’i kapının önüne koydu. Sokağa atılan Şule Yüksel Şenler, çaresizdi ve kimsesizdi. Yardım için aradıklarından sadece Hekimoğlu İsmail karşılık verdi. Minyeli Abdullah romanıyla tanınan Hekimoğlu İsmail, durumunu öğrenince şok olmuş, çok üzülmüştü. Kendisini hiç görmediği, tanımadığı halde, “Şule Yüksel Şenler İslam’a hizmet etmiş bir hanım kardeşimizdir, onu bu halde bırakamayız” dedikten sonra, sahibi olduğu Timaş Yayınları’nın yöneticileri olan oğlu Osman Okçu, Hayati Bayrak ve Mustafa Kılıç’a talimat verdi. “Şule Hanım’a bir ev tutun ve istediği gibi evi döşeyin, ihtiyaçlarını karşılayın.”

Özellikle Mustafa Kılıç, Şule Yüksel Şenler’in “manevi oğlu” gibi oldu, onun alınması gereken eşyalarını aldı, hastanelere getirip götürdü. “Evladı gibi” her türlü hizmetini gördü. Hekimoğlu İsmail, Şule Yüksel Şenler’in “yıllardır telif alamadığı yerlerden” kitaplarını Timaş’a aldı. Şule Yüksel Şenler, böylece kitaplarından telif almaya başladı. Yayınevinin yönetim kurulunda da yer alan, Milli Gazete sahibi Hazım Oktay Başer de önemli destekler sağladı ve bir süre sonra Şule Yüksel Şenler’e bir ev satın alındı.

MANEVİ EVLATLARI BUGÜN TÜRKİYE’Yİ YÖNETİYOR

Tabii Şule hanıma her zaman destek olan “manevi kızları” da vardı. Bunların başında Tayyip Erdoğan ile evlenen Emine Erdoğan geliyordu. Şule hanımın “hastalıklı” ve “çileli hayatında” en “mutlu olduğu” an, tanışmalarına ve evlenmelerine vesile olduğu genç Tayyip Erdoğan’ın yıllar sonra Başbakan, Cumhurbaşkanı olması ve ülkeyi yönetmesiydi. Yetişmesinde emeği geçtiği gençler artık “Türkiye’nin önemli makamlarına” gelmişti. Manevi kızlarından Emine Hanım, Başbakan eşi ve daha sonra Cumhurbaşkanı eşi olmuştu. Yıllar önce “siyasi geleceği parlak görünüyor” dediği arkadaşının oğlu Tayyip, artık “inançlı” bir Cumhurbaşkanıydı. Verdiği mücadelenin, çektiği çilelerin “boşa gitmediğini” dünya gözüyle görmüştü.

Şule Yüksel Şenler’in evliliğine vesile olduğu Tayyip Erdoğan, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı süreçlerinde, eşi Emine Erdoğan ile birlikte “manevi annelerine” vefalarını eksik etmediler ve her zaman sahip çıktılar, yanında oldular. Hastanede yoğun bakımda yatarken Şule Yüksel’in durumuyla yakından ilgilendiler, başhekimden gün gün bilgi aldılar.

Bir devre damgasını vuran Şule Yüksel Şenler’e ve kardeşi Gonca Gülsel Şenler’e  Allah rahmet eylesin.

Asiye Güldoğan/Odatv

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Şule Yüksel, Tayyip ve Emine Erdoğan'ı nasıl tanıştırdı
Yasal Uyarı: on5yirmi5.com'a ait özel içeriklerin metin, görsel ve diğer dosyalarının tüm hakları on5yirmi5.com'a aittir. İçerikler aktif link verilerek kısmen kullanılabilir

Yorumlar

bu haber için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Çok Okunanlar

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.