Basiretimiz mi bağlandı?

Fatma Barbarosoğlu Yenişafak gazetesindeki yazısında; “Her kederi, her acıyı, bir sembol üzerinden tartışıyoruz. Oysa acılar ve kederler tartışma konusu değildir.” Diyerek toplumsal duyarlılığımızı sorguluyor.

KÜLTÜR SANAT .
basiretimiz mi bağlandı?

I-

Görmek muhabbetin ilk eylemidir

Bütünü görmek yerine kendimizce bir sembol üretip peşi sıra gidiyoruz.

Her kederi, her acıyı, bir sembol üzerinden tartışıyoruz.

Oysa acılar ve kederler tartışma konusu değildir.

Acı ve kederin yolu sadece tesellinin merhameti ile kesilebilir.

Ve tesellinin dili, benim sen olduğum yerde/anda ses verir.

Tesellinin dili muhatabını  görmektir.

Görmek ki muhabbet cümlesinin ünlemidir.

Yaslı ve yaşlı Recep amcayı görmedik mesela.

Asaletini göremedik.

Dünyaya zerre miktarınca bağlı olmayan o halini görmedik.

Dirayetini görmedik.

Tarlasını, ineğini satıp oğlundan kalan yadigarlara sahip çıkma çabasını  görmedik.

Hediyeyi önemsemeyecek kadar cömert, geri çevirmeyecek kadar basiret sahibi oluşunu görmedik.

Evet basiret.

Muhatabımızı görmediğimiz için de eşyadan öte yol alamıyoruz.

İnsanı görmüyoruz.

İnsanı göremeyen gözler, hayvanı, bitkiyi hiç göremez oluyor.

Ekolojik dengemizin hızla bozulması basiretsizliğimizden. Göremeyişimizden. Taştan, binadan öte yol bilemeyişimizden.

Tuhaf tuhaf haller içindeyiz.

Bütün Türkiye yırtık lastik ayakkabılarının sahibine yardım gönderiyor. Orada 18 aile var. Ayakkabılardan artık konuşmayalım diyorlar; lakin BİZ ama yırtık lastik ayakkabılar diye kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Köylünün yırtık ayakkabılarını görmekle olmuyor?

Köylü niye bu kadar yoksul?

Köylünün emeğine sahip çıkacak mıyız?

Köylerimiz, köy olarak kalacak mı?

Şu kadar TV kanalı var ama ekranda köylü yok. Köylünün sorunları yok. Sadece bir yasın, bir tuhaflığın hikayesi olarak ekrana düşüyorlar.

Ekranların basireti bağlanmış durumda.

Ve en önemlisi de Recep amcanın basireti ondan sonraki kuşağa geçmeyecek bunu görmeye, kabul etmeye hazır mıyız?

Köy gençliğinin  patlamaya hazır bir volkan olduğunu görecek basiretimiz var mı?

II-

Basiret demişken size basiret ile ilgili bir kaç alıntı sunmak istiyorum.

Alıntılar Fransa’da çok satanlar listesine girmiş olan Andre Comte-Sponvılle’nin “Büyük Erdemler Risalesi” adlı kitabından.

(Bizdeki çok satanlar listesini şöyle bir gözünüzün önüne getirin: Ali geldi Veli gitti, Ayşe Ali'ye aşık oldu romanları; hırs aşılayan NLP kitapları, gözü dönmüş komplo teorileri.)

Buyurun:

 “Nezaket erdemlerin kökenidir; sadakat ilkesi; basiret ise koşulu.”

“Basiret sözcüğü muğlaklıklara konu olmayacak kadar tarih yüklüdür ve zaten çağdaş ahlakın söz dağarcığından neredeyse kaybolmuştur.”

“Ölçülülük, yiğitlik ve adalet, basiret olmadan, ne yapmak gerektiğini, nasıl yapmak gerektiğini bilemez ...”

“Stoacılar basireti bir bilim olarak görüyorlardı "yapılacak ve yapılmayacak şeyler bilimi” diyorlardı, Aristoteles  ise buna haklı olarak karşı çıkmıştı, çünkü ancak zorunlu olan şeyde bilim vardır ve olumsal olan şeyde basiret.”

“Basiret eylemi itkiden kahramanlığı gözü karalıktan ayıran şeydir.”

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Basiretimiz mi bağlandı?
Yasal Uyarı: on5yirmi5.com'a ait özel içeriklerin metin, görsel ve diğer dosyalarının tüm hakları on5yirmi5.com'a aittir. İçerikler aktif link verilerek kısmen kullanılabilir

Yorumlar

bu haber için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Çok Okunanlar

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.