Metin Alpaslan: Türkiye'nin Gençleri Neden Göç Ediyorlar

Hayalleri yok edilmiş, geleceğini bu ülkede göremeyen, kendilerine yeni bir düzen kuracakları ülkelere göç eden genç beyinleri görmezden gelemeyiz. Adalet, liyakat, güven, samimiyet, ehliyet, emanet, adanmışlık, ahlak ve faziletin geri plana itilmesi, bu gibi kadim değerlerde örnek ve önder şahsiyetler görememesi, ülkenin yaşanır olma şartlarının ortadan kalkması, geçim endişesi, toplumsal sıkışmışlık, değer görememe hissi gibi duyguların bu yaşanan göç dalgasında büyük payı var.

KÜLTÜR SANAT .
metin alpaslan: türkiyenin gençleri neden göç ediyorlar

Bundan tam 13 yıl önce Umran dergisinin 2005 Temmuz sayısında şunlar yazmışız;

“Ülkemizdeki işsizlik, geçim sıkıntısı, iletişim kopukluğu, sosyal bağlılık ve dayanışma ruhunun yok olması, sosyal çözülme nedeniyle aile içinde diyalog, sohbet ve dertleşmenin ortadan kalkması, kuşaklar arası çatışma ile oluşan güven bunalımı, yolsuzluklar, adam kayırma, adaletsizlik gibi olumsuzluklar ve bunların sonucunda oluşan endişe, sıkıntı ve stres gençliğimizi ümitsizliğe ve bunalıma sürüklemiştir.

Gelir tabakaları arasındaki derin uçurumlar; bir yanda pazar artıklarından, çöp bidonlarından yiyecek toplayan insanların feryadı, bir yanda mutlu bir azınlığın israf ve ahlak dışı lüks yaşantıları ne yazık ki bu sosyal çürümenin ana sebeplerinden biridir. İç karartan ekonomik sıkıntılar ve buhranlı bir sosyal ve siyasal yapı sonucunda ümitsiz bir gençlik doğmuştur.

Sağ, sol, İslâmcı tüm kesimlerin şikâyetçi olduğu “kültürel yozlaşma” giderek bir krize dönüşmüş durumdadır. Gün geçtikçe dejenerasyon artmakta, sorumsuz ve duyarsız gençlik anlamsız, davasız, sorumsuz bir toplum meydana getirmektedir. Zihinlerin tutsak edilerek, gençliğe ‘Kendini kurtar, kendi başının çaresine bak’ anlayışının dayatıldığını görmekteyiz.  Ülkesinde geleceğini göremeyen eğitimli gençler, bireysel kurtuluş adına yurtdışına yöneliyorlar. Devletine ve ülkesine güveni sarsılmış gençliğin %75’i artık bu ülkede yaşamak istemiyor.”

Türkiye’yi Terk Edenlerin Sayısındaki Artış

Bugüne baktığımızda yukarıda yazdıklarımızın neredeyse aynen devam ettiğini görüyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı son ‘Uluslararası Göç İstatistikleri’ raporuna göre 2017’de Türkiye’den göç eden kişi sayısı bir önceki yıla kıyasla yüzde 42,5 artış göstererek 253 bin 640 kişiyi bulmuş. Ve maalesef Türkiye’den göç eden nüfusun neredeyse yarısını 30 yaşın altındaki yaş grupları oluşturuyor.

 

(TÜİK verilerine göre 30 yaş altı Türkiye’den giden göç)

Ülkenin geleceği için çok önemli ve ciddiye alınması gereken bu göç tablosunu Göç uzmanı Prof. Dr. Murat Erdoğan şöyle yorumluyor[1].
“Son on yılda Türkiye’den nitelikli insanlar başka ülkelere göç ediyorlar. Nitelikli insanların gitmesi çok ciddi bir beyin göçü sıkıntısı demektir. Akın akın insanların gidiyor olması Türkiye’nin kendi kapasitesini tüketmesi anlamına gelir. Türkiye’nin temel kaynağı nitelikli insan gücü olmalıdır, maden kaynakları falan değil.  Bütün dünya nitelikli insan arayışındadır. Bu ülkenin vatandaşlarının bu kadar çok yurtdışına gidiyor olmasını ciddiyetle düşünmek gerekiyor. Gençlerin neden gittiğini söylemenin net bir verisi yok ama tahmin edilecek unsurlardan birincisi insanlar Türkiye’de niteliklerine, vasıflarına, liyakate göre değerlendirildiğini düşünmüyor bu nedenle kariyer olanağı olmadığını düşünen gençler gidiyor. İkincisi, çatışmalı ve gergin bir toplum yapımız var. Bu da insanları etkiliyor. Üçüncüsü de hukuka güvenmiyorlar. Yarın kaygısı yaşanılan bir ülkede kaçış olacaktır. Bu gençleri kaybetmek oldukça acı!”

Eğer bir ülke kalkınması için lazım olan beşeri sermayesini beyin göçü ile elden kaçırıyorsa o ülke kaybediyor demektir. Bilgi çağında kim kapılarını iyi eğitimli beyinlere açıyorsa kazanan da odur. Bu ülkeye milyonlarca liraya mal olan iyi eğitimli insanlarımızı ganimet gibi görüp masrafsız bir şekilde ülkelerine kabul etmek yabancıların işine geliyor. Ülkemizde büyüttüğümüz, bu ülkenin, bu coğrafyanın bu ümmetin değerleri, hazineleri ve emanetleri olan gençlerimiz niçin gidip başka ülkelere hizmet etsinler?

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Yıllardır yetişmiş insan kaynağımızı adeta bir beyin göçü ile maalesef kaybediyoruz.” diyor. Ülkeyi yıllardır yönetenlerin iş işten geçtikten sonra bu tür problemleri dile getirmesi ise ayrı bir trajikomik durumdur.

Gelecekten Ümidi Kesmek

Gidenleri suçlamadan önce neden gittiklerini sorgulamak gerekiyor.  Başta üniversiteler olmak üzere kamuda liyakatin değil kayırmacılığın öne çıkması, liyakat yerine torpil denen illetin geçerli olması, değersizlere değer veren bir ülke hak ettiği yere asla gelemez. Adalet kavramı sarsılan bir ülkede ne barış olur, ne refah, ne de ümit kalır.

Hayalleri yok edilmiş, geleceğini bu ülkede göremeyen, kendilerine yeni bir düzen kuracakları ülkelere göç eden genç beyinleri görmezden gelemeyiz. Adalet, liyakat, güven, samimiyet, ehliyet, emanet, adanmışlık, ahlak ve faziletin geri plana itilmesi, bu gibi kadim değerlerde örnek ve önder şahsiyetler görememesi, ülkenin yaşanır olma şartlarının ortadan kalkması, geçim endişesi, toplumsal sıkışmışlık, değer görememe hissi gibi duyguların bu yaşanan göç dalgasında büyük payı var. İnsan olmanın duruş ile değil kuruş ile ölçüldüğü böyle bir dünyada, parlak beyinlerimizi kaçırıyoruz ve gidenler bir daha dönmemek üzere gidiyor.

Beyin göçünün en önemli sebeplerinden biride, gençlerin kendilerini geliştirmeleri için gerekli olan maddî ve manevî imkânların sınırlı olmasıdır. Ülkemizin AR-GE için ayırdığı bütçeye baktığımızda bunu görmek mümkün. Ülke olarak AR-GE için ayrılan bütçenin gayri safi yurt yurtiçi hâsıla (GSYH) içindeki payı OECD ortalamasının yarısı kadardır. Mesela 2016 yılı için AR-GE harcamalarının GSYH’ye oranı Hindistan’da yüzde 7,5, Çin’de yüzde 6.3, ABD’de yüzde 2.8 iken; Türkiye’de bu oran yüzde 0.9'dur.
  
Göçün diğer bir nedeni ise özellikle gençler arasındaki işsizlik oranının yüksekliğidir. Türkiye, OECD ülkeleri içinde bu oranın en yüksek olduğu ülkedir.  Nitekim TÜİK’in istatistiklerine göre de 15-24 yaş arası gençlerde işsizlik oranı yüzde 20’dir.[2]
 
İçeride kalanların durumuna baktığımızda ise son YGS sonuçlarındaki acı tabloyu görüyoruz. Siyasiler kayıkçı kavgası yaparken ülkenin en önemli meselesi eğitim yerlerde sürünüyor.  Sınavın tek bir testinde bile yüzde 50 başarı oranı yakalanamamış ve bu yıl ki YGS'de sıfır çekenlerin sayısı geçen yıla oranla artmış. Geçen yıl 32 bin 983 adayın bir net bile yapmadığı için puanı hesaplanmamıştı. Bu yıl ise 38 bin 483 aday sıfır çekmiş. Türkçe ile ilgili gelen 40 sorudan ancak 16’sını yapan, yani okuduğunu dahi anlayamayan bir nesil ile karşı karşıyayız.

Sosyal Bilimler 20 soruda 6,0 ortalama, Fen Bilimleri 20 soruda 2,8 ortalama, Temel Matematik 40 soruda 5,6 ortalama, Alan Yeterlilik Sınavı'nın matematik 40 sorudan 3,9 ortalama  gibi içler acısı bir seviye ile teknoloji nasıl üretilecek?.

      Milyonlarcasının baraj altı kaldığı bu kadar öğrencinin geri zekâlı olması mümkün değil ama bu sonuçlar ülkemizdeki materyalist muhtevalı eğitim sisteminin ne hâlde olduğunu gösteriyor. Egoist bireyi önceleyen, olgun insan yetiştirmekten uzak, varlığını bir yaratılış inancına dayandırmayan, değerlerin hangi kıstaslara göre verileceği meçhul olan bir eğitim sistemi var. İslâmî hassasiyetleri yüksek kadroların elinde olan bir iktidarın bugüne kadar eğitim müfredatını tümüyle kapsayacak nitelikli bir anlatı ortaya çıkartamaması da ayrıca hüzün verici bir durum!.

Gelen Sermaye Azalıyor, Giden Artıyor

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesinde faaliyet gösteren TEPAV, ülkeye gelen ve giden doğrudan yatırımları inceleyen raporunda[3], Türkiye'den yurtdışına giden (ODI) ve yurtiçine gelen (FDI) doğrudan yatırımların gidişatını gösteren ODI/FDI oranının ideal olarak düşük (sıfıra yakın) olması gerekirken Haziranda, geçen yılın sonuna göre 3,4 puan daha yükselerek yüzde 24,8’den yüzde 28,2’ye çıkmış, Temmuz 2018 itibariyle ise %33 seviyesine ulaşmıştır

TEPAV'ın Haziran raporuna göre, geçen yılın sonu itibarıyla yurtdışından 10 milyar 889 milyon dolarlık yabancı sermaye Türkiye'ye yatırım için gelmiş, buna karşılık Türkiye'den 2,7 milyar dolarlık yerli yatırım yurtdışına gitmişti. Bu yılın Haziran sonuna gelindiğinde ise yıllık bazda ülkeye gelen yabancı sermaye tutarı 10 milyar 704 milyon dolara gerilerken Türkiye'den çıkan yerli sermaye 3 milyar 20 milyon dolara yükselmiş.

Son yıllarda ODI/FDI oranında meydana gelen bu yükseliş, bir yandan Türkiye’nin doğrudan yatırımlar için cazibesini kaybetmeye başladığını, yurtdışındaki yabancı sermayenin ülkeye girişinde bir yavaşlama olduğunu gösterirken, diğer yandan yerli sermayenin yurtdışına kaçışında hızlanma olduğunu göstermektedir.

Ayrıca Merkez Bankası’nın açıkladığı Ödemeler Dengesi verilerine göre, yabancı yatırımcının getirdiği sıcak parada görülen önemli düşüşün yanı sıra yerleşiklerin de yurtdışına götürdükleri paranın hızla arttığı görülüyor.

Türkiye ekonomisinin bugün içinde bulunduğu yüksek enflasyon, yüksek işsizlik, istihdam maliyetinin yüksek oluşu ve TL'deki değer kaybı gibi sorunlar nedeniyle, ülkedeki gidişata güvenemeyen yerli sermaye parasını yurtdışına götürüyor. Özellikle döviz kurunun patladığı Ağustos ayında yüklü miktarda dövizin yurtdışına çıkarıldığını, bir anlamda dış güçler değil de iç güçlerin krizi artırdığı görülüyor.

Gençliğin Hâli ve Aktüel Gerilimler

Türkiye Gençlik STK’ları Platformu’nun 15-30 yaş arası gençleri anlamak üzere yakın zamanda yaptırdığı bir anket var.  GENAR Araştırma tarafından 8.000 denek kullanılarak yapılan  “Türkiye'nin Gençleri Araştırması”ndan elde edilen veriler ürkütücü boyuttadır. Türkiye’nin gençlerinin “hayatta mutlu olmak için en önemli faktörler” sorusuna verdikleri cevapta  “para” ilk sırada bulunmaktadır. Sonrasında sırasıyla gelen “statü” ve “güç” gibi cevapları da bunun yanına eklediğimizde %46 gibi bir rakama ulaşılması, Türkiye’nin gelecekteki sosyal dokusunun sıkıntılı olacağını göstermektedir.

Araştırmada bir ailenin aylık toplam geliri incelendiğinde yaklaşık olarak %89,1’inin 4001-4500 TL gelir düzeyinin altında olduğu görülmektedir. Buna karşılık TÜRK-İŞ’in açıkladığı dört kişilik bir ailenin Ekim 2018 itibariyle yoksulluk sınırı 6.252 TL olduğuna göre, Türkiye’nin gençlerinin kahir ekseriyetinin yoksulluk sınırının altında bir gelire sahip olduğu görülmektedir. Gençlerin kendi ekonomik durumları ile ilgili mutluluk seviyesi ise 5 puan üzerinden 2.90’dır.

Gençlerin %94,4’ü herhangi bir STK’ya üye olmadığını belirtmiştir. Gençlerin herhangi bir STK’ya üye olma oranları 3,1. Bunların da %2,5’i aslında STK olmayan kurumlardır. Gençlerin üye oldukları STK’larda üstlendiği başlıca görevler ise; ağaç dikimi, kan bağışı adına kan toplama, lise yönetim koordinatörlüğü şeklinde sıralanmıştır. Bu sonuç, ülkenin meselelerini kendine dert edinmesi, hayatını büyük hedeflere göre düzenlemesi gereken gençliğimizin ne yazık ki bir vurdumduymazlık içerisinde olduğunu göstermektedir.

Böyle bir manzara ortada iken ülke gündemini meşgul eden konulara bir bakın. Andımız okunsun mu, okunmasın mı? 29 Ekim nerede kutlansın? Atatürk ilah mıdır, değil midir? Baltayla heykel kırmaya çalışan çarşaflılar. İslâm adına abuk sabuk konuşan birtakım soytarılar. Sanki yeniden bir “irtica geliyor” mevsimi başlatılmak isteniyor. Türkiye ekonomik açıdan biraz zor duruma düşünce eski düzenin sahipleri rejimin hassasiyetlerini kullanarak ‘bunu nasıl siyasi bir krize çeviririz?’ hesapları yapıyor gibi gözüküyor.

Cehaletten kaynaklanan bir kör döğüşü var Türkiye’de.  Öfke ve nefret denizinde boğulan kamplaşmış bir toplum olgusuyla karşı karşıyayız. Tarihi, jeopolitik, ideolojik, kültürel ve entelektüel birikim ve derinliği olmayan siyasi kadrolar olayın özünü yakalamakta zayıf kalmışlardır. Avrupa Birliği’ne gireceğiz diye, değerlerimizi aşındıran, toplumsal dokuyu çözen, aile müessesesini çatırdatan İstanbul Antlaşması gibi, yuva yıkan 6284 sayılı kanun gibi rezaletleri, incelemeden, irdelemeden, ‘sonu nereye varır?’ diye düşünmeden taşıdık bu ülkeye.

Büyümesi ve yatırımları durmuş bir ülkede, geçmişi de geleceği de satarak, aşırı borçlanarak, kendi öz kaynaklarımızı savurarak, işsizler ordusunu artırarak bir yere varamayacağımızı, giderek yoksullaşacağımızı anlamak zorundayız. Artık yanlışlıklarımızı dış güçlere fatura ederek sorumluluktan kurtulmak yerine, hatalarımızı görmeye çalışmalıyız. Evet bu milletin geçmişte de düşmanları vardı, bugün de var, gelecekte de var olacak. Bizi boğmak için her zaman ellerinden geleni ardına koymayacaklardır. Bu bir var oluş mücadelesidir.

Bize yapılan her türlü düşmanlığın Allah’ın izniyle üstesinden gelerek bin yıldır bu topraklarda yaşıyoruz. Bizler adaletin, merhametin ve hakkaniyetin çocukları olarak yeniden nasıl bir saadet çağı üretmeliyiz, ona bakmalıyız. Kafamızı kumdan çıkarıp yeni bir ekonomi anlayışı, yeni bir eğitim anlayışı, memleket sevdalısı yeni bir nesil, yeni bir siyasi anlayış oluşturmamız, yeni fikirler, yeni ufuklar açmamız gerekiyor. Döviz bozdur kampanyası, enflasyonla mücadele kampanyası gibi günü kurtaracak kampanyalar yerine üretime, istihdama, teknolojiye, eğitime, kültüre yönelik yeni projeler üretmemiz gerekiyor. Aksi hâlde yarınımız için kaçan fırsatları ülkeyi ter etmek için sıraya giren gençlerimize, gelecek nesiller anlatmakta güçlük çekeceğiz.

Biz ne zaman kendimize çeki düzen verirsek, işte o zaman “en gür seda İslâm’ın gür sedası olacaktır.” Allah bize bu coğrafyanın yeniden dirilişini görmeyi nasip edecektir.

 


[1] https://www.birgun.net/haber-detay/bir-yilda-253-binden-fazla-kisi-ulkeyi-terk-etti-229439.html

[2] http://platform24.org/yazarlar/3414/beyin-gocunun-onlenemez-yukselisi

[3] http://www.tepav.org.tr/upload/files/1537167772-8.Gelen Ve Turkiye’den Giden Dogrudan

 

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Metin Alpaslan: Türkiye'nin Gençleri Neden Göç Ediyorlar
Yasal Uyarı: on5yirmi5.com'a ait özel içeriklerin metin, görsel ve diğer dosyalarının tüm hakları on5yirmi5.com'a aittir. İçerikler aktif link verilerek kısmen kullanılabilir

Yorumlar

bu haber için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Çok Okunanlar

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.