Mahmud Zahid Candemir: İsviçre mi? Yok yok, İsveç..

Kaç kere bunu duymuşumdur. Hâlbuki İsveç geçmişte de şimdi de yüzölçümüne rağmen her zaman önder ülke listelerine ismini koyabilmiştir.

KÜLTÜR SANAT .
mahmud zahid candemir: isviçre mi? yok yok, isveç..

Kaç kere bunu duymuşumdur. Hâlbuki İsveç geçmişte de şimdi de yüzölçümüne rağmen her zaman önder ülke listelerine ismini koyabilmiştir.

İsveç dünya sahnesine ilk kez 9. yüzyılında Vikinglerle çıkmaya başladı ve Kuzey Avrupa’nın çoğunu işgal etti -buna İngiltere gibi ülkeler de dahil-. 1397 yılında ise Danimarka, Norveç ve Finlandiya üçlüsü Kalmar Birliği altında Danimarka Kraliçesi Margaret tarafından yönetildi ama İsveç bir süre sonra Birlik’ten ayrıldı. Bir süre sonra Kalmar Birliği’nin yeniden kurulmasına karşı Gustav Vasa savaşıp İsveç’in bağımsız kalmasını sağladı ve bugünkü modern - Katolik kilisesinden bağımsız- İsveç'in temelini attı. 17. yüzyılda Danimarka, Finlandiya ve Rusya'dan parçalar aldı ve Kuzey Almanya'yı yönetti fakat Rusya, Polonya ve Danimarka 1700’de İsveç'e karşı büyük Kuzey Savaşı’nı kazanıp bağımsız olmayı başardı. İsveç 1800’de Finlandiya'yı kaybedip Norveç’i kazandı fakat Norveç de 1905’te elden çıktı. Bu kısa  tarihi seyir, İsveç’in komşularıyla sadece dil ve kültür benzerliğini değil ciddi bir savaş serüvenini de gösteriyor.

Bugünkü İsveç’in yüzölçümüne ve nüfus sayısına kanmamak lazım. Nüfus 10.2 milyon olsa da Volvo, Ikea, Ericsson gibi devasa şirketlerin anavatanı. Bunlar dışında dünyada günlük olarak kullanılan birçok icadın patenti de İsveç’ten. Örneğin arabada kullanılan emniyet kemerlerini Volvo üretiyor ama herkes kullansın diye patentini kısıtlamadı. Tabii ki de en çok bilinen icatları dinamit. Nobel Alfred2in dinamitten kazandığı gelirle her sene dünyaca ünlü Nobel ödülleri dağıtılıyor. Yani İsveç küçük bir ülke olsa da dünyadaki sesi bir hayli büyük.

 

İsveç Kültürü

İsveç’in dünyaca ünlü doğası ve kültürü çok iç içe. Nüfusun %90’ı ateist fakat Hıristiyan adetleri ve töreleri hala uygulanıyor; tabii ki çok daha Amerikan ve kapitalist bir şekilde. Noel bayramı bunlardan biri. Fakat şunu da belirtelim; artık neredeyse komple Hiristiyan adetleri ve törelerinden arınmış bir Noel bayramı kutluyorlar. Noel bayramı Hz. İsa'nın (as) doğum günü diye kutlansa da çok ironik bir şekilde hediyelere milyarlarca kron harcanıp partiler yapılarak senenin en çok alkol tüketilen günlerinden biri oluyor Noel bayramı. Bu en önemli tatilleri. Öbürlerini siz düşünün. Yani dini anlayış hiç kalmamış.

Halkında ise kendilerinin de çok övündüğü bir özellik öne çıkıyor; individualizim. Ne bu individualism? Teklik, bağımsızlık ve sonuç olarak yalnızlık.

 

İnsanlar bana İsveçliler nasıl deyince şöylece çok anlatırım: Kardeşim bir gün arkadaşına gitmişti. İsveçli arkadaşının annesi yemek yapmaya başlamış. İsveçlilerin etlerine pek güvenmediğimiz için böyle zamanlarda et yemeyiz. Kardeşim, arkadaşının annesinin patates kızartması yaptığını görünce çok sevinmiş ve ‘’Ne güzel, patatesi ben de deyiyebilirim.’’ deyince arkadaşının annesi dönmüş ve “Senin yiyeceğini kim söyledi ki” demiş. İsveçli aile yemek yerken kardeşim salonda beklemiş, sonra arkadaşıyla çıkmışlar. Bu bize her ne kadar aykırı gelse de İsveç'te artık bizim bile şaşırmadığımız ve kendilerinin de fazla utanmadığı bir davranış. İndividualizmleri işte böyle bir şey. Bir İsveçliden borç alınsa hızlı bir şekilde geri almak ister ama borç aldığı zaman da hızlı bir şekilde borcunu öder. Bu bağımsızlık anlayışları küçük bir yaşta gelişir. 18 yaşına giren gençlerin kira ödemesi gerekir. Annesinin babasının evinden en kısa sürede çıkmak ister çocuklar. Hatta bu evlilik ve çift olarak ilişkilerine bile yansımış durumda, İsveç’te bir kişi yasal olarak bekar, evli yada sambo olabilir. Sambo yasal bir unvan. Beraber yaşadıkları ama evli olmadıkları kişi demek. Bu yasal bir statü İsveç’te. Bu da bir yere bağlı olmamanın bir neticesi onlara göre. Bundan utanmazlar çünkü refahlarını buna borçlu olduklarını düşünürler. ‘’İsveçliler soğuktur’’ anlayışı da buradan gelir.

 

İsveç halkı ile Müslümanların ilişkileri

Normal bir Müslümanla normal bir İsveçlinin arasında bir sorun olmaz. Çok iyi arkadaş da olamayız farklarımızdan ötürü. Bazen sorunlarımız olsa da iki taraf da anlayış gösteriyor ve farklarımıza saygı göstererek hayatımıza devam ediyoruz. Fakat yabancı düşmanlığıyla birlikte başta İslamofobi de son senelerde burada tavan etti. Bu da hem son senelerdeki gelişmelerden hem de Amerika’nın İsveç’teki etkisinden kaynaklanıyor. Mesela İsveç’in neredeyse kendi televizyon programı yok. Ben çocukluğumdan beri İsveç televizyonunda her zaman Amerikan sitkomlar, diziler ve etkinlikler gördüm. Bu durum İsveç’te halkın büyük kesiminin İngilizce konuşmasına yardım etmiş çünkü her şey alt yazılı. Tabi bir yandan da bu durum İsveçlilere alttan alta Amerikan kültürünün empoze edilmesi demek. Vaziyete bakınca çok başarılı oldukları da görülüyor.

 

Yabancı karşıtı İsveç Demokratları (Sverige Demokraterna) Partisi son seçimlerde üçüncü olunca hepimiz korktuk aslında. Fakat Parti  İsveçliler tarafından da yabancılardan da çok protesto gördü. Şehir dışın olan, yabancılar hakkında anca televizyondan ve Amerika’dan bilgi alan ve hiç yabancılarla görüşmeyen kişiler de SD’ye çok oy verdi. Bu İslamofobi, insanların bilgisizliğini suiistimal ederek kuruluyor yani. Bu tabii ki ülkedeki atmosferi etkiliyor.

Her şeye rağmen İsveç’te Müslümanlar adına çok güzel şeyler de var. İsveç'te hem müstakil binalı hem de başka binalara bağlı cami çok.

 

İsveç’te Müslümanlar

Yabancı düşmanlarını bir yana koyarsak İsveçlilerin kültür eksikliği aslında bizim kültürümüzü benimsemelerini sağlıyor. Her İsveçli kebabı bilir ya da yemiştir. Falafel ve başka Arap yemeklerine bayılırlar, Suşi severler, lokuma bayılırlar. İsveç'e, TRT gibi devlet kanalının bazı dizileri geldiğinde bile izlenme rekorları kırılıyor.

Şu hikâye ile bitirelim: Bir vakit kan almak için hastaneye gitmiştim. Yaşlı hemşirenin yüzü asıktı. Babam aradı ve biraz konuştuktan sonra Türkçe konuştuğumu fark edince gülümsedi. ‘’Sen Türk müsün?’’ dedi. Ben ‘’Evet’’ deyince ‘’Ben bir şey biliyorum Türkçe’’ dedi: ‘’Kara Sevda.’’ Diziyi çok severek izliyormuş. İsveç dizileri halkı gibi soğuktur, bizim dizilerimizin içindeki dramın yanında onların senaryoları buz kesilir. Hemşire diziyi öyle içten anlattı ki. Türkiye’de ‘’Kara Sevda’’ öyle özel bir dizi olmasa da burada kardeşliğe neden olan çok önemli bir şey bulmuş: samimiyet.

Genç Öncüler Dergisi

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Mahmud Zahid Candemir: İsviçre mi? Yok yok, İsveç..
Yasal Uyarı: on5yirmi5.com'a ait özel içeriklerin metin, görsel ve diğer dosyalarının tüm hakları on5yirmi5.com'a aittir. İçerikler aktif link verilerek kısmen kullanılabilir

Yorumlar

bu haber için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Çok Okunanlar

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.