Bu dam akıtır!

GÜNCEL .

Hani bir söz vardır ya, ‘keser döner sap döner, gün gelir hesap döner’ diye. Ne oldu da devran böyle döner oldu anlamak mümkün değil. Kafalar karışık, düşünceler bulanık, maskeler düşük... Velhâsılı durum pek de açıklanılası değil. Daha doğrusu anlaşılması pek mümkün değil.

Haftalardır gündemimizde Cumhurbaşkanlığı seçimi için açıklanması söz konusu olan adaylar var. İktidar kanadının adayı üç aşağı, beş yukarı ortada. Asıl beklenen aday muhalefetin adayıydı. Yani çatı adayımız. Kıymetlimiz... Ana Muhalefet Partisi Lideri bu adayın belirlenmesinde, oldukça etkin bir rol oynadı. Neredeyse görüşmediği topluluk ya da mercî kalmadı. Ben kendisini meclise girdiğinden beri bu kadar faal çalışırken görmemiştim. Helâl olsun. 

Neyse efendim. Gün geldi çattı. Muhalefet Liderlerimiz adayı açıkladılar. Ya da tam olarak açıklayamadılar. Çünkü adayın isminin telaffuzu biraz zor geldi kendilerine. Eminim zamanla alışacaklardır. Aday olarak gösterilen isim Ekmeleddin İslamoğlu. Evet ismi bazılarımıza biraz zorluk çıkardı ve daha da çıkaracak gibi görünüyor.  Kim bilir belki de aday için bir seçim şarkısı bile yapılamayacak. Sırf ismi yüzünden. İroniyi bir kenera bırakırsak, Ekmeleddin Hoca, Mısır doğumlu bir Türk aydın olarak tanınıyor. Bilim ve sanata olan merakı ise kültürlü biri olduğunun nişânesi olarak lanse ediliyor. Ekmeleddin Hoca, İslam İşbirliği Teşkilatı’na başkanlık etmiş bir isim. Bu süreç ona çok şey katmış olmalı. Fakat görünene göre çok şey de kaybetmiş olabilir. Zîra bu görevi yürütürken, Mısır’da patlak veren olaylar ve yapılan darbe neticesinde çok talihsiz açıklamaları oldu kendisinin. Tabi kimin açısından talihsiz olduğu da önem arzediyor. Mesela Sisi için oldukça muteber bir açıklama olduğu söylenebilir. Darbeye vermiş olduğu alenî destek, kendisini biraz zor durumda bırakmış olmalı.

Ekmeleddin Hoca, bu adaylığı kabul etti mi, yoksa etmedi mi orası muamma. Lakin reddedeceğini de zannetmiyorum. Değerli büyüğümüzün adaylığı hayırlı olsun. Sonuçta koç gibi aydın bir aday. Demek istediğimi umarım anlamışsınızdır. Seçimi kazanır mı, yoksa kazanamaz mı, artık takdir halkımızın. Benim asıl değinmek istediğim nokta, yaşanmış olan eksen kaymaları. 

MHP kısmen tabanından taviz vermiş olabilir belki. Lakin adayın MHP ile taban tabana zıt farklılıkları bulunmuyor. Milliyetçilik unsuru hariç tabi. MHP neyse de, ya CHP?

CHP gibi bir parti bu olaya nasıl yanaştı? Gözünüzü kapayıp CHP’yi düşünürseniz, hangi dünya görüşüne sahip olursanız olun, eskileri düşünürsünüz. Partinin sahip olduğu bazı normları düşünürsünüz. Standart bir sol görüş gelir aklınıza. Hatta biraz daha abartırsanız, baş örtüsüne karşı verdiği mücadeleyi, 411 el kaosa kalktı diyen medyasını, 28 şubat sürecindeki üstlendiği rolü, Türkçe ezanları falan düşünürsünüz sanırsam. Peki böylesine seküler bir parti ne oldu da bugünkü konumuna geldi? Ne diyordu Necip Fazıl? ‘Sarhoşu bile Allah diye nâra atan bir toplumdan ümit kesilmez.’

Aslında her şey adım adım gerçekleşti. Önce çarşaflı kadınlara rozetler takıldı. Sonra gezi sürecinde ağaçla ilgili âyet ve hadisler sosyal medyada servis edildi. Akabinde seçim propagandası olarak, başı örtülü teyzeler reklam filmlerinde oynatıldı. Şimdi ise Suudi Arabistan yönetiminin kankası Reis-i Cumhur adayı yapıldı. Peki bu raddeye nasıl gelindi? Savcı Sayan’ın ifadesiyle ‘biz 90 yıl uğraştık muhafazakar kesimi CHP'liştiremedik, Erdoğan 10 yılda CHP'yi muhafazakar yaptı. Bize de şapka çıkarmak kaldı.’ Bu nasıl bir illüzyondur bilinmez. Belki durumu ’ne olmuş yani, ne var bunda? Biz de müslümanız’ diye yorumlayan partili arkadaşlar vardır. Fakat  şunu unutmamak gerekir. ‘Bir fayda görmedik Arap felsefesinden. Paşa bize bir din ver, Türk nefesinden’ diyen dalkavuklardan bugünlere gelindi. Bu küçük bir mesele midir? Aynı toplumda aynı havayı soluyorsak, artık birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Aday gösterdiğimiz insanları sırf oy alabilmek adına, sahte samimiyet unsurları besleyerek belirliyorsak bile... 

Öte yandan bu çatı aday mevzûsu pek tutmayacak gibi görünüyor. Daha şimdiden içeriden çatlak sesler duyulmaya başlandı. Sırf böyle bir siyasi propaganda yapıldığı için parti içlerinde bazı yaprak dökümleri yaşanabilir. Nitekim yaşanmaya başladı bile. Dört bir yandan itirazlar yükseliyor. En önde geleniyse, partisi tarafından aday gösterilmeyi uman Deniz Baykal...  parti içinden aynı sıraları paylaşan yirmi milletvekili toplanıp başka bir aday çıkarırlarsa şaşırmamak lazım. Zira muhalefetin bünyesi bu adayı kaldırmaz. Bu çatı akıtır hocam. Benden söylemesi...

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Bu dam akıtır! | Tansel Uğur

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.