twitterfacebook

Dilin Yozlaşması

Sevde Kaya

Dilin esas işlevi insanlar arasında iletişim kurmaktır. Dilin önemi havanın, suyun önemi gibidir.’Dil’deyince akla ilk gelen insanın anadilidir. Anadilimizse günlük hayatta kullandığımız dildir. Etrafımızdakilerle duygularımızı, düşüncelerimizi paylaşmak için bir araçtır. Bunun yanında tarihimizi, edebiyatımızı öğrenebilmemiz ve kültürümüzü devam ettirmemiz için en önemli unsurdur. Dil, insanlara mahsus sözlü ve yazılı semboller sistemidir.

Dil ve düşünce arasında etle tırnak durumu vardır. Descartes’Hayvanlar konuşmadıkları için düşünmezler, düşünmedikleri için konuşmazlar.’özlü sözü dilin sadece bir ses yığını olmadığını açık bir şekilde ortaya koyar.

Dil, bir milletin kimliğidir. Her şeyin başlangıcıdır. Tarih, kültür, edebiyat eşittir dil demektir. Tarihte de baktığımızda ülkelerin işgaline önce dilden başlanmıştır. Günümüzde birçok sömürge devlet, sömüren devletin anadilini kendi anadili gibi konuşmakta, kimisi kendi dilini bilmemektedir.

Kültürü devamlı kılan ve özümlenmesini sağlayan onun ifade aracı olan dildir. Dilde bütünlük gösteren kültür, insanın tabiatıyla özdeşleşir.

Gelelim Türkçemize. Türkçe kültürüne. Türkçenin ortaya çıkış tarihi günümüze muhteşem bir uzaklıktadır. Çok zengin ve köklü bir dildir. Orta Asya’da doğan Türkçe, Ön Asya’ya oradan Balkanlara ve Viyana’ya kadar ulaşmıştır. Türkçenin girdiği her toprakta Türk kültürü yaygınlaşmıştır. Farklı topraklarda gezinirken dillerle etkileşim halinde olmuştur. Haznesine birçok kelime ve kalıplar katmıştır. Böylelikle büyümüş, zenginleşmiş ve kökleşmiştir. Zaten hiçbir anadil özdil değildir. Latince ve İngilizcenin de olduğu gibi Türkçede bir imparatorluk dilidir. Bünyesinde birçok dil barındırmıştır. Türkçe daha Orta Asya’da doğduğunda bile özdil olmamıştır bu yüzden Türkçeyi özdil yapmak doğru değildir.

Bir milletin millileştirme kudreti varsa, o dili özdil yapmak dili fakirleştirmekten başka bir işe yaramaz. Önemli olan kelimeleri dilden atmak değil, kelimeleri yutup hazmetmektir.

Türkçe, mecazlar ve cinaslar lisanıdır. Her kelimenin birden fazla anlamı vardır. Farklı dillerden aldığımız kelimeleri türeterek, farklı kelimelerle birleştirerek zengin bir mana alemi oluşmuştur.

Diğer dillerden aldığımız kelimeleri kendi dilimizin sesine uydurduğumuzda o kelime Türkçe olmuş demektir. Burda önemli olan millileştirmektir.

Fakat zaman geçtikçe bu anlayış yerini hazır yiyiciliğe bırakmıştır, Hazır ve çabuk yedire yedire Türkçeye kilo aldırılmıştır. Sağlığını yitirmiş, hastalanmıştır. Sözcükler modayla birlikte dilimize rahatça girer duruma gelmiştir. Bu kelimeler herkesin ağzında dolaşırken Türkçe manasını yitirmiş, boynu bükük ortada bırakılmıştır.

Türkçenin dil kuralları çiğnenmeye başlanmıştır. Toplumun büyük bir kısmı bunu umursamamıştır.’küreselleşmenin’ arkasına sığınılmıştır. Dil ile beraber kültürümüzde elden gitmiştir.

Ses olarak Türkçeye çok yabancı olan profil, proses, provoke, trıbeks gibi kelimeler sürekli söylenir oldu. Türkçe karşılığı olan kelimeleri kullanmaya gerek duymadık. Bilinçsizce bu kelimeleri dilimize kattık.

Bunun yanında birçok yabancı kelimenin telaffuzlarındaki zorluktur. Halisünasyon, provakasyon, konjoktür vb. kelimeleri söylemek için düştüğümüz komik duruma mı yanalım yoksa bu kelimelerin anlamlarını bilmediğimize mi?.

Asıl şaşılacak durum okunuşuyla yazılışı arasındaki farktır. Oysa ki Türkçe yazldığı okunan okunduğu gibi yazılan bir dildir. Fakat kullandığımız fulltime, firstclass, mortgage, fastfood gibi kelimeleri okuduğumuz gibi yazmayız. Bu da çok normalleşmiştir artık. Türkçe konuştuğumuza emin miyiz.

Halka hitap eden kişilerde bir sürü yabancı terim kullanırlar. Maksimal, pesimist, snsasyonel, spekülasyon, referandum gibi kelimeleri halka sunarlar. Bu kelimeleri anlamayan halk bilinçsizce bu kelimeleri kullanmaya başlar.

Yabancı kültürün yerleşmesiyle beraber, Türkçe olan veya Türk malı olan birçok yer ve ürünün kalitesinin düşük olduğu kanısına varılmaktadır. Mağazaların, dükkanların, marketlerin isimlerinde bir İngilizce kelime bulunması farz olmuş durumdadır. Kendi ülkemizde turist gibi yaşıyoruz desek yeridir. Tabi bu da normalleşti hepimiz alıştık.

Günlük konuşmalarda ise Türkçe katliamı gerçekleşiyor. Çoğu kişi ‘tamam’ demeyi unutmuş ‘okey’ der olmuş. Hoşçakal, Allahaısmarladık eski zaman kelimeleri olmuş ‘by by’ daha yeni. Birbirimizi anlamadığımızda ‘ne’ yerine ‘what’ diye sorar olduk. Güzel kelimesi ağzımıza layık gelmedi ‘perfect’ diye düşüncemizi söyledik. Bu şekilde konuşan kişilerse toplumda gözde duruma geldi. Her şey kendini ‘moderniteye’ teslim etmiş. Sanat insanı diye en tepeye konulan insanlar, iki kelimeyi bir araya getirip de konuşamıyorlar. Türkçe mi! Türkçeden haberleri yok. Gençlerde bu insanları örnek alıp kendi üzerlerinde uyguluyorlar. Ortaya kopya insanlar çıkıyor. Türkçe ve Türk kültüründen bi haber yozlaşmış bireyler yetişiyor. Doğru konuşan, Türkçeyi iyi kullanan,’popülerliğin’,tuzağına düşmemiş insanlarsa geri kalmış diye adlediliyor.

Özentilik o kadar tavan yapmış ki Türkçe kelimelerde İngilizce gibi yazılıyor. Türkçe kelimeleri ‘w,x,q’ harfleri eklenerek saçma sapan kelimeler ortaya çıkartılıyor. Türkçe ucuz gösteriliyor. Bunun yanında kelimelerdeki harfleri eksilterek yazmakta cabası. Böylece tamamen Türkçeden bağımsız yoz bir dil oluşturuluyor.

Asıl konu İngilizce ve Türkçe değildi ama bunun önemli bir sorun olduğu çok açık. Aileler çocuklarının İngilizce bilmesini şart görüp küçük yaşta İngilizce eğitim veren okullara gönderiliyor. Henüz konuşmayı yeni öğrenen çocuk İngilizce konuşan oyuncağıyla büyüyor.’Güle güle’ yerine ‘by by’ öğretiliyor. Zaten ilköğretimden başlayarak okul bitene kadar güya İngilizce öğreniyoruz. İlköğretim 4. sınıfta Türkçe ve Türkçe kurallarını öğrenmeyen çocuk İngilizceyle baş başa bırakılıyor. Ama dikkat ettiniz mi! İngilizce öğrenemedik. Çünkü temelsiz Türkçe temelsiz olacak diğer dillerdir.

Duygularımız, düşüncelerimizi düzgün bir şekilde ifade edemiyoruz. Kelime bilmediğimizden dolayı içimizde olup biteni cümlelere dökemiyoruz. Kurduğumuz cümlelerde ahenk uyumu bulunmamaktadır.’Şey’,’yani’ diye kendimizi anlatmaya uğraşıyoruz. Manası zayıf olan cümleler kuruyoruz.

Dil, yıpratıldığı sürece anlamsızlaşmaya, algı zafiyetlerine, temsil ettiği anlam ve idrak sürecinde bozulmaya başlar. Kuşaklar arası anlaşmazlık ve iletişimsizlik meydana gelir. İletişim kuramayan insanlar kargaşanın ve uzlaşmazlığın çıkmasına yol açar.

Tabela kirliliği ile kuşatılmış caddelerimizle, özenti bir dille mesajlaşan gençlerimizle, öğrendikleri yabancı dilleri cümlelerin serpiştirenlerle Türkçeye ihanet edilmiş ve Türkçeyi yozlaştırmış bulunmaktayız.

Kendi coğrafyamıza yabancı olduk. Dedeler, babalar, torunlar arasında iletişimsizlik yaşanıyor. Sokağın dili eğitimin diliyle çelişiyor. Kültür ve medeniyetlerimizi temsil eden dil anlaşılmaz hale geldi. Bir asır önce yazılan hikayemiz bile bize yabancılaştı. Onları sadeleştirmeye çalışırken daha da anlaşılmaz hale getirdik ve uzaklaştırdık.

Kurtuluşumuzun yansıtıldığı İstiklal Marşımızı bile okuduğumuzda anlamıyorsak Burda çok ciddi bir sorun vardır. Bu dilin değişmesi değil, dilin yozlaşmasıdır.

 

yayın : 9 Haziran 19:45

sevde kaya dilin yozlaşması genç yazar on5yirmi5.com gençlik sitesi

* Her yazarın yazısı ancak kendini bağlar. Yazıyla ilgili hukuki sorumluluk yazara aittir. Sitede yayınlanan hiçbir yazı sitenin “genel görüşü”nü yansıtmaz ve ony5irmi5 hukuki olarak sorumlu tutulamaz.

Yorumlarınız
Adınız

cnm harika bir konuya parmak basmışsın ve çok güzel anlatmışsın.Günümüzde malesef böyle meseleleri düşünen, bunlar üzerinde çalışma yapan, özellikle genç arkadaşlarımız o kadar az ki.Bu duyarlılığını kaybetme ve kesinlikle yazmaya devam et...

Pazartesi, 27 Haziran

Tam olarak dil kavramının ne demek olduğunu, bize ne kattığını bilmiyoruz. bu yüzdendir ki dilin yozlaşması umrumuzda bile olmuyor. kendi elimizle kültürümüzü toprağa gömüyoruz. bu konuya değindiğin için çok saol yazılarını beklerm.

Çarşamba, 22 Haziran

Gerçekten tebrik ederim çok güzel bir yazı olmuş.bu arada on5yirmi5 e de teşekkür etmek lazım böyle yazarları bizimle buluşturduğu için. Umarım yazılarınızın devamı gelir

Pazartesi, 13 Haziran

güzel bir konu ve sende güzel bir şekilde ele almışsın herşeyi tebrik ederim ..

Cumartesi, 11 Haziran

"dil düşüncenin evidir" tespitinden hareketle, asıl önemli olanın düşüncenin beslenmesi olduğuna inanıyorum. daha başlangıç yazısında bu kadar önemli bir konuyu düşünmeye ve dile getirmeye cesaret edebilmiş gençlerimizin sayısı arttıkça umut var demektir ;) tebrikler...

Cumartesi, 11 Haziran

Öncelikle önemli olan pohpohlanmak değil...bu kadar çok kişi niye sadece bu yazıya bu kadar pohpohlayıcı yorum yapmış onu anlayamadım...neyse gel gelelim yazıya öncelikle yazınız doyurucu ama belli bir eğitim seviyesine sahip kitleye hitap ediyor yani ne bileyim baştan türkçenin o kadar tarihçesinden filan bahsedilmesi birazcık her kesim tarafından okunmasını kısıtlandırmış. Sıkıcı hale getirmiş de diyebiliriz. Onun dışında yazının yozlaşma kısmı tam da işin bamteline dokunmuş tebrik ederim...devamını beklerim...

Cumartesi, 11 Haziran

İlk yazınız hayırlı olsun. Çok beğendim başarılarınızın devamını dilerim.

Cumartesi, 11 Haziran

İlk yazınız hayırlı olsun. Çok beğendim başarılarınızın devamını dilerim.

Cumartesi, 11 Haziran

karşılaştığımız dil sorunlarına değinmişsin beğendim devamı olacak mı yazıların acaba?

Cumartesi, 11 Haziran

canım konuyu çok güzel ele almışşın yazılarının devamını bekliyorum inşallah dahada iyilerini yazarsın:)

Cumartesi, 11 Haziran

tebrik ederim tatlımm çok güzell şeyler yazmışsın.. Türkçemizin kıymetini bilelim..

Cumartesi, 11 Haziran

Dilin asıl işlevini belirttiğin için öncelikle tebrik ediyorum.Günümüz türkçesinde artık kelimelerin yapısına anlamına hiç dikkat edilmeden cümleler kuruluyor önemli bir konuya parmak bastıgın için seni tebrik ediyorum...BASARILAR :)

Cumartesi, 11 Haziran

o sevgili sevde katıldığım ve katılmadığım yanlarıyla birlikte kesinlikle tartışmak isteyebileceğim bir konu.... ama her şeyden önemlisi senin bir yazı kaleme alacak olgunlukta olduğunu gösteren bir yazı olmuş gerçekten.. Gramatik yönden çok az sorunu olan ve bir parça da milliyetçi bir perspektifle yazılmış bir yazı..Fakat düşünsel anlamda bir konu ile ilgili yazarken muhakkak senden farklı düşünen fikirleri de okumalısın ve farklı bakış açıları senin de perspektifine katkılar sunacak diye düşünüyorum.. Dilin yozlaşması kesinlikle ele alınması gereken bir konu ama bunu milliyetçi bir perspektifle yaklaşmak ve nedenleriyle doğru bir zeminde tartışmak önemli.
Yazıda ele aldığın konuya yaklaşımını çok fazla katılamasam da bir düşünceyi kendi içinde birbiri ile tutarlı bir dizgide yazdığın anlaşılıyor ve bu doğal üslubunun daha da gelişeceğine inanıyorum..
Cesaretinin devamı dileklerimle…
sevgiler

Cumartesi, 11 Haziran

Dilimizin işlevinin yitrdigi su gunlerde paylasilan bu yazının ve paylasan genc kaleminde eline ve yuregine saglik.........

Cumartesi, 11 Haziran

insanların özenti tavırları ve türkçemizi buna alet etmelerini çok iyi anlatmşsınız tebrikler

Cumartesi, 11 Haziran

dilin yozlaşması ancak bu kadar doğal ve gerçekçi anlatılabilirdi yazılarınızın devamını bekliyorum...

Cumartesi, 11 Haziran

paylasım ıcın cok tesekkurler yazılarınızın devamını dılerım:)

Cumartesi, 11 Haziran

Yorumunuzu çok güzel bir dille anlatmışsınız gerçekten okumaya deger, ilk yazınız hayırlı olsun.

Cumartesi, 11 Haziran

Öncelikle bu yeni bir başlangıç oldu senin için şimdiden hayırlı olmasını dilerim yazına gelince yine beni şaşırtmadın çok güzel bir yazı olmuş. Aslında tamda gereken testipleri yapmıssın 'dilin yozlaşması' derken dile yabancı kelimelerin girmesi, osmanlıca kelimelerin unutulması,- daha çok üzerine düşülmesi- konuları tartışılırken bu biraz daha ferah bir bakış açısı olmuş bu yüzden ayrıca seni tebrik ederim. İnşallah bir çok yazını daha okumak nasip olur bizlere. Yeni yerin yeniden hayırlı olsun. Sağlıcakla kal...

Cumartesi, 11 Haziran
ÖZEL DOSYALAR
ÇOK OKUNANLAR
/Scripts/lib/jquery-2.0.0.min.js