Ramazan'ın Şanı, Lüks Sofralar mı?

İNANÇ .

Ramazan ayı geldi şükür içindeyiz. Tekrar kavuşmanın sevinci var yüreğimizde. Geçen Ramazan, ‘acaba önümüzdeki Ramazan’ı görmek tekrar nasip olur mu?’ diye düşünürken ve umut ederken, şimdi Ramazan’ a kavuştuk. Rahmete daldık tekrar.

Ramazan ayında insanları uzaktan izlerken onların telaşını görüyorum. Onların halis bir Müslüman olabilme aşkları, cemaatle namaz kılabilme aşkı ve tabi ki sofra aşkı…

Sadece bunlar değil. İnsanların günahlara daha az meyilli olduğu huzurlu bir ay. Kardeşliğin ve yardımlaşmanın arttığı, ağızdan çıkan lafların daha da kontrollü olduğu bir ay. Ağızların susuzluktan kuruduğu fakat bi o kadar da gönüllerin Allah aşkı ile coştuğu ay. Ne mübareksin!..

Beden ise sakin, sükut içinde fakat hazırlıklı. Beyin ise akşam ezanına kadar yemek yenilmeyeceğinin ve su içilmeyeceğinin bilincinde. Vücuda güç sinyalleri gönderiyor. Komut veriyor. Verilen komut işe yarıyor ve beden onca saate rağmen hala güçlü, çünkü bunun için niyetli.

Sabah namazları ise şükür eksiksiz. Tabi sahura kalkmanın vermiş olduğu artılardan sadece biri bu. Dünya işlerinin gürültüleri yok sahurda. Rabbinle başbaşa kalabiliyor güneşin doğuşunu ve eve gelen bereketi görebiliyorsun. İçinde tarif edilemez bir huşu. Şükür zamanı.

Günlük hayatta ise evde bir sessizlik. Televizyonlar keza öyle. Ramazanı yaşıyoruz tam anlamıyla. Sofralarımız çiçekler açıyor, bütün renkler mevcut, bütün tatlarda öyle.

Ev hanımlarının; bu akşam iftara hangi akrabayı çağırsak. Hangi yemekleri yapsak, hangi tatlıları yesek ve soframızda hiçbir şey eksik olmasın telaşları. Bir nebze haklılar.

Fakat bazen düşündüğümde bu lüks sofralar Ramazan ayının bize anlatmak istediğini ne kadar yansıtıyor? Diye de sormuyor değilim. İsraf olanlar ise cabası.

 “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen bir peygamberin (s.a.v) ümmetiyiz. Ve birden iftarını sadece ekmek ile açanlar yok mudur diye bir soru geliyor aklıma. Ve sanki suçlu gibi hissediyor insan bütün bu lükse bakarak bir kez daha.

Sadece yemeklerin ihtişamı olarak mı algılıyoruz, öylemi idrak ediyoruz Ramazanı. Yoksa rahmet ayı olarak mı?

Kuran-ı Kerimi okuyup anlamaya çalışmadan, bizlere neler anlattığını bilmeden defalarda dillerde tutmak olarak mı algılıyoruz. Asıl amaç bilincine varıp okumak, okudu ile amel etmek değil mi? Başucu kitabımız hayat tarzımız olmalı aslında. Fakat ne kadar da uzağız bize verilen mesajlarından.

Biz Onu sadece dillerde tekrar eder olduk. Dilimizde kaldı, kalbimize inemedi…

Rabbim zihin açıklığı versin. İlmimizi arttırsın. Ramazan ayını fırsata çevirmeyi nasip eylesin.

Alışılagelmişin dışında Kuran-ı Kerim’i okuyup anlama aşkı ihsan eylesin inşallah. Her şeyin aşırısından kaçınan orta yolu bulmaya çalışan bireyler olmamızı nasip eylesin.

Ve kalplerimizi doğru yoluna sabit kılsın inşallah…

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Ramazan'ın Şanı, Lüks Sofralar mı? | Sibel Tutum

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.
  • ahmet Cumartesi, 22:13

    bu Ramazan bereketli ve mütevazi sofralarda iftarımızı açmak dileğiyle..selamlar, yüreğinize sağlık.
  • Nevin Cumartesi, 22:11

    güzel bir yazı, teşekkürler.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.