Neden dini ve ilmi sohbetlere katılmalı?

İNANÇ .

Zaman kadar bilinçsizce ve hoyrat kullandığımız bir başka nimet var mıdır? Zaman da canlarımız, mallarımız ve sevdiğimiz diğer birçok şey gibi emanet bize.

Bu yüzyılın Müslümanları mesai saatleri, televizyon programları, alışveriş alışkanlıkları ve daha sayamadığım diğer birçok meşgale yüzünden belki de en çok zamanla imtihan ediliyor. ‘Zaman’ tarihin hiçbir döneminde bu kadar hızlı akıp gitmemişti. İnsanlar mütemadiyen “zaman bulamamaktan” şikâyetçi. Durum ibadetler ve ilim öğrenme noktasında da böyle. Sıkıştırılmış, hızlandırılmış ve huşudan arındırılmış vaziyette farz ibadetler bir şekilde yerine getirilse de, ilim hız çağının kurbanı oluyor. Öğrenmeye, hatırlamaya, uygulamaya vakit yok!

“İlmin fazileti, ibadetin(nafile) faziletinden daha çoktur.” hadisine kulak vermeli. İslam Müslümanı ilim öğrenmeye teşvik ediyor. Elbette faydalı ilmi öğrenmeye ve öğretmeye.

Bugün ülkemizin her yerinde, her köşesinde dinini öğrenmek ve öğrendiğini hatırlamak isteyenler için çok sayıda alternatif var. Hiçbir engelle karşılaşmaksızın konferans salonlarında, camilerde, vakıflarda, kurslarda hatta küçük çaplı ev toplantılarında bile sahip olduğu ilmi diğer müminlerle paylaşmak isteyen nice gayretli, hevesli, öncü müminler var. Yeterli talebi bulabiliyorlar mı bilemiyorum.

Bu çağın insanı için evinden çıkıp yol eziyeti çekerek bir başka mekânda birkaç saat harcamak ilim uğrunda da olsa büyük fedakârlık. Belki önemsenmediğinden, belki de alışkanlık haline getirilmediğinden, belki de ilmin artık bir tık mesafesi yakınlığında oluşunun getirdiği rahatlıktan dini/ilmi sohbetlere iştirak etmeye gönülsüz insanımız.

Nasılsa öğrenmek istenilen her şey internet/kitaplar/dergiler/televizyon programları sayesinde öğrenilebiliyor, öyle değil mi? Amaç sadece öğrenmek ise evet. Kafanıza takılan bir soruyu bir telefonla/bir e-posta ile kolayca sorabilirsiniz dileğiniz âlime. Duymak istediğiniz fetvaları da zahmetsizce bulursunuz. O halde neden ille de ilmi sohbet ortamlarında bulunmalı?

“Herhangi bir topluluk Allah’ın evlerinden birinde toplanıp Allah’ın kitabını tilavet eder(okur/anlar/yaşar) ve tedarüs (birlikte müzakere) ederlerse muhakkak onların üzerine sekinet iner, kendilerini rahmet kaplar, çevrelerini melekler kuşatır ve Allah onları kendi katındakilere anar.”*

“Âlimlerin sohbetine katılın, onlara yakın oturun! Allahü Teala, yağmurla ölü toprağı bereketlendirdiği gibi, ölü kalpleri de hikmet nuru ile diriltir.” **

Kitapları, dergileri, makaleleri okumanın, televizyondaki programları takip etmenin, interneti öğrenme amaçlı kullanmanın gerekliliği tartışılmaz. Ama bunların hiçbiri, sohbet ortamlarının sıcaklığını ve o ortamda yaşanan duygu yoğunluğunu sunmuyor. Örneğin, evde yahut iş yerinde ilim öğrenirken/öğrendiklerinizi hatırlarken dikkatimizi dağıtacak çok şey var. Sohbet ortamlarında başka hiçbir yerde bulamayacağımız manevi atmosferi buluyoruz ve o manevi atmosferi devam ettirmenin hazzını yaşıyoruz. Bizimle birlikte sohbeti dinleyen diğer müminlerle bir araya gelmiş, onların hallerinden de haberdar olmuş oluyoruz. Aklımıza gelmeyen bir soruyu bir başka insan sormasıyla cevaptan faydalanıyoruz.

Birebir canlı iletişim öğrendiklerimizi daha kalıcı hale getiriyor. İlmi ortamlarda gerçekliği hissediyor daha yürekten etkileniyoruz. Sohbet verenin hal dilinden etkilendiğimiz gibi, kendi hal dilimize de yön vermeye gayret ediyoruz.

Allah’ı anmak için toplandığımız o birkaç saatin bereketli bir zaman olduğunu bilmek bile yetiyor. İlmi bir araya gelerek, dinleyerek öğrenmek bilinen en eski ve en etkili metot hala. Günümüzün bireyselleşme hastalığına tutulmuş insanının tek başına sürdüregeldiği ibadeti/okumayı/dersi bir topluluğa katılarak yahut o topluluğu bizzat kendisi oluşturarak devam ettirmesi başlı başına bir cihad belki de.

Geçirdiğimiz bu dönemlerin kıymeti bilinmeli. Zira Allah’ın adını anmanın dahi yasaklandığı, minarelerden yükselen ezan seslerinin susturulduğu, Kur’an kurslarının kapatıldığı, başörtülü okumanın/çalışmanın/kamusal hayatta var olmanın yasaklandığı dönemler çok uzak geçmişte yaşanmadı.

*Tirmizi Kıraat 3

**Taberani

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Neden dini ve ilmi sohbetlere katılmalı? | Sare Şanlı

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.
  • Zeki DAĞ Salı, 16:39

    Ben öncelikle bayan kardeşimize bu güzel ve anlamlı yazısından dolayı tebrik ediyorum ve kendisine başarılar diliyorum. Yazınızı beğendim.
    Kıymetli yazar kardeşimiz eyer isterse bizim ajandada yaza bilir. Kapımız her zaman böyle değerli kardeşlerimize açıktır.Malatya'dan selam ve sevgiler.
    www.malatyabirlikgazetesi44@hotmail.com

    HABER SİTELERİMİZ
    Malatya Birlik Gazetesi
    www.malatyabirlikgazetesi.com
    www.aspuzuhaber.com
    www.habermalatya44.com
    www.objektifmalatya.com
    www.malatyabirliktv.com
    www.malatyabirlikajans.net
  • esra Cuma, 13:16

    Çok güzel yazmışsınız hocam. Malesef hepimiz bir yoğunluktur tutturmuş gidiyoruz, her şeye azda olsa vakit bulmaya çalışırken söz konusu dini ve ilmi sohbetlere katılmaya gelince, 'ee ben bunları zaten okuyorum biliyorum' diyerek kendimizi avutuyoruz. :(
  • rüya Perşembe, 23:13

    bazen bir sohbete gitmek yerine, evimde oturup kitaptan okurum diyor insan. ama yazınızda değindiğiniz gibi dinlemek ve o atmosferi solumak için gitmeli ille de
  • ESAT Salı, 17:50

    Gerçekten yazarımızın çok güzel bir yazı yazmış. Malesef bu biz müslümanlar da olan bir sıkıntı.Televizyon ve bilgisayar başında boşa geçen ömürler bizimkisi...
  • siyah zambak Pazartesi, 16:43

    Sevgili ve pek değerli yazar Hanımefendi, tüm samimiyetimle söylemek isterim ki yine gerçekten ihtiyaca binaen ve bamtelimize dokunan bir konu işlemişsiniz. İnsan hayatı gel-gitleri bitmeyen suların bir dolup bir boşalmasıyla süre giden bir olgu oyüzden bu gidişi anlamlı kılmak ve içini gerçekten değerli şeylerle doldurmak için ilim tahsil etmeliyiz. Ahir zaman insanları olarak her şeyi haz ve hız ekseninde tükettiğimiz için ilim-irfan yuvalarının kıymetini bilemiyoruz. Aslında bir fark edebilsek o ortamlarda hem zamanın hem de gönlümüzün genişlediğini ne yazık ki nefsani arzularımız bizi ilim öğrenmek için çaba sarf etmekten alıkoydu. Niyazım şudur ki: Rabbim bizi ilim öğrenmeyi isteyen, onun peşinde koşan, öğrendiğiyle amel eden kimselerden eylesin ve malayani işlerle meşgul olmaktan korusun...Selametle…
  • vedatsalih Pazartesi, 12:15

    Yine çok önemli bir konuyu gündemimize taşımışsınız. Allah razı olsun. İnsan sosyal bir varlık ve hayatını tek başına idame ettirmesi pek mümkün değil. Hal böyle olunca hayatın her alanında ve her yerde bizi bekleyen tuzaklara ve her gün evlerimize konuk olan ve birçoğu da ‘günahı meşrulaştırma projesi’ olan tv programlarına karşı karşı tek başına ayakta durmak çok zor(!) Bu duruma bir çözüm bulmak için Rabbimizin çağrısına (Ey iman edenler! Allahtan korkun ve sadıklarla beraber olun. Tevbe:119) ve Efendimizin cemaat vurgusuna (Allah’ın eli cemaatle birliktedir. Tirmizi) kulak kesilmeliyiz diye düşünüyorum. Son olarak bir İslam mütefekkirinin konu ile alakalı şu güzel tespitini de paylaşmak isterim. “Sadık olabilirsiniz ama sadıklarla beraber olmazsanız sadakati sürdüremezsiniz"
on5yirmi5.com
Hakkımızda Künye-Biz İletişim
on5yirmi5.com'u takip edin