Başkanlığa geçmek şart

KÜLTÜR SANAT .

                                                                               

  Değerli Dostlar, Cumhurbaşkanlığı Başkanlık Sistemi etrafında fırtınalar koparılmaya devam ediliyor. Kimsenin kimseyi dinlediği yok. Herkes bildiğini okuyor, görülen o ki okumaya da devam edecek.

     Yok tek adammış, yok diktatörlükmüş, yok kaderimiz tek adamın dudakları arasındaymış. Mış mış vs… Ben hala anlayabilmiş değilim. Biz seçim yoluyla nasıl diktatör seçiyoruz? Beş sene sonra oy vermezsek o diktatör nasıl iktidarda kalacak biri bana anlatsın.

     7 Haziran seçimlerinde HDP’ye verdiğiniz oylar sandıktan aynen çıkıyor, ülke dört ay kaosa sürükleniyor. Ne oldu hükümet kurulabildi mi? Bize Kuzey Avrupa ülkelerini örnek gösteriyorlar. Orada koalisyon kültürü varmış. Doğrudur ama ne yazık ki bizde yok!

     Bizim ülkemiz koalisyon hükümetlerine alışık değil. Yani kısacası yürümüyor. Bundan sonra koalisyon dönemlerinin kabusunu bu halk yaşamak istemiyor. Bu ülke, Ecevit’in Güneş Motel pazarlığı ile transfer ettiği 11 milletvekiline 11 bakanlık verdiği günleri gördü. Okuma yazma bilmeyen Rahmetli Ali Rıza Septioğlu  Ağa’nın Meteoroloji Bakanı olarak ihdas edilen bir bakanlığa atandığını da gördü.

     Provokatörler, vurguncular ve paranın spekülatörleri hep koalisyon günlerini özlerler. Kartel medyasının patronları, evlerinde eşofmanla karşıladıkları koalisyon dönemi başbakanlarının dönemini özlerler.

     Bu ülkede sürekli olarak fitne ve fesat peşinde olanlar, koalisyonları özlerler. AK Parti’nin kuruluşundan sonra partinin yürüyüşüne ayak uyduramayıp elenenlere can simidi gibi sarılırlar. Bunlar arasında en iyi tanıdığım Abdüllatif Şener’ i örnek vereyim.

     Abdüllatif Şener’in partiden fikir uyuşmazlığı sebebiyle mi ayrıldığını zannedersiniz? Bunun için Sivaslılara sorabilirsiniz. Ben de olayın yakın şahidiyim. Şener, Sivas il başkanlığı seçimine çok aleni bir şekilde müdahil olur. Bir adayı çok açık şekilde destekler. Kampanyalar yürütür. Otelde muhtarlarla yüz yüze görüşür. Sonuçta ne mi olur? Şener’in desteklediği il başkanı adayı seçimi açık ara kaybeder.

     Bu durum Şener’in itibarını sarsar. Sivas’ta istenmeyen adam ilan edilir. İl başkanını görevden aldırmak için yaptığı girişimler sonuçsuz kalır ve küser. Kendisini Sivas yerine başka yerden aday gösterme tekliflerini kendine yediremez, Doçentlik seviyesinde kalan akademik kariyerini tamamlamak için bir dönem politikaya ara verme kararı alır.

     Aday olmadığı dönemde parti üyeliği hatta MYK üyeliği bile devam etmektedir. Ta ki  AK Parti’ye kapatma davası açılana kadar. Anlaşılan o ki, birileri kulağına bir şeyler üfürmüş ,hemen partiden istifa edip karşı safa geçiyor. Tabi sadece o değil, Erkan Mumcu ve benzeri birçok politikacı ikbal treninin vagonuna hemen atlıyorlar.

     Erbakan Hoca’nın parlattığı ardından AK Partinin de değer verdiği Abdüllatif Şener şimdi nerede? Eğer keramet kendisinde olsaydı ,kurduğu partiyle halkı peşinden sürükleyebilirdi. Liderlik öyle kolay ve havadan kazanılabilen bir şey değildir.

     Ben değişik zamanlarda yazdığım yazılarda sıkça belirttim. Ben milli görüş geleneğinden gelmiyorum. Yıllarca Adalet Partisi ve DYP’de politika yaptım. Belediye başkan adayı oldum. Kısacası 2002 yılına kadar hep o saflarda oldum.

     Politikanın en alt kademesinden başlayıp, gençlik kolları, il yönetimi ve delegelik bütün kademelerde çalıştım. Türkiye’de politika alanında gördüğün en ilginç şahsiyet Recep Tayyip Erdoğan’dır. Dünya siyasetinde bir örneğinin olduğunu da sanmıyorum.

     Bir lider düşünün, 17-18 yaşlarında bir partinin (Milli Nizam) gençlik kollarında kayıtsız gönüllü olarak çalışıyor. Elinde fırça ve tutkal kovası sokaklara afiş asıyor. Direklerin tepesine çıkıp partinin baraklarını sokaklarda karşıdan karşıya geriyor.

     Kademe atlıyor önce ilçesinde geçlik kolu başkanı oluyor, ardından Beyoğlu ilçe başkanı,onun ardından 32 yaşında İstanbul il başkanlığı koltuğuna oturuyor. 1994 yılında kırk yaşında kimsenin tahmin etmediği bir başarıyı yakalayıp İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı oluyor.

     Sizce bütün bunlar bir tesadüf eseri olabilir mi? Erbakan Hoca cevheri bulup sorumluluk vermiş yolunu açmış. Peki bu cevherin sahibinde maharet olmasa, başarı gelebilir mi? Aynı Erbakan Hoca Abdüllatif Şener’i Türkiye’nin en genç Maliye Bakanı yapmadı mı? Abdüllatif Şener şimdi nerede?

      Okuduğu bir şiir sebebiyle başkanlıktan düşürülen, gazetelerde  hakkında “artık muhtar bile olamaz” diye alaya alan yazılar yazılan Recep Tayyip Erdoğan, bütün engelleri aşarak önce Başbakan,ardından Cumhurbaşkanı olarak bu millete hizmete devam etti.

     Ülkede sistemin nerede tıkandığını, provokatörlerin en çok nereden beslendiklerini en iyi bilen odur. Bu gün ağızlarında sürekli olarak diktatör lafını eveleyip geveleyip duranlar aslında bunun diktatörlükle alakalı olmadığını bal gibi biliyorlar.

     Olayı basitçe tekrar anlatalım. Ülkede yürütmeyi teslim edeceğimiz bir başkanı beş yıllığına seçiyoruz. Yüzde elliden fazla oyla seçilecek başkan, beş yıllığına görev yapacak. Görevi direkt olarak halktan alan başkanın meclisten güvenoyu alma zorunluluğu olmayacak. Başkanın halktan aldığı oy zaten güvenoyu yerine geçiyor.   

     Başkan anayasada belirlenen yetkileriyle göreve geliyor. Bakanları kendi atıyor, bütçeyi kendi yapıyor ve meclis onaylıyor. Değişen on sekiz maddede bunlar açıkça belirtiliyor. Kısacası başkan beş yıllığına seçiliyor. Beş yıl öyle sanıldığı gibi uzun bir süre değil. Beş yıl sonunda , başkanın tekrar aday olma hakkı var. Peki seçilmezse o başkan makamda nasıl kalacak? Ben gitmiyorum mu diyecek?

     Süreli olarak seçilen, yasası belli bir kurumda nasıl diktatör olunur bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Karşımıza sürekli bir Hitler örneği çıkararak, ruh sağlığı yerinde olmayan bir şizofrenle Recep Tayyip Erdoğan’ı aynı kefeye koyanlar utanmıyorlar mı? Hitler zamanında olmayan bir iletişim ağına sahip olunan günümüzde, her gün Tayyip Erdoğan’a hakaret özgürlüğünü kullananlar sanırım diktatör görmemişler.

     Türkiye bir karar aşamasındadır. Dünya konjoktüründe geçmişte kendisine biçilen değer ,bu gün karşılığını bulmamaktadır. Büyüyen Türkiye dünya egemenlerini rahatsız etmektedir. Egemenlerin pastasının dilimleri küçülmektedir.

     Yıllarca sömürdükleri Afrika’da sürekli kan kaybetmektedirler. Türkiye her yerde balık kılçığı gibi boğazlarına takılmaktadır. Bu sebepten var güçleriyle içten ve dıştan saldırılarını devam ettiriyorlar. Ülkemizde istikrarsızlığın kaynağı olan parlamenter sisteme dayalı yürütmenin devamını istiyorlar.

     Türkiye artık koalisyon günlerine geri dönmemelidir. Sır bu sebeple başkanlık sistemine geçilmesinin zaruri olduğunu düşünüyorum. 

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Başkanlığa geçmek şart | Mehdi Çetinbaş

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2015 - Tüm hakları saklıdır. Yıldızlar Eğitim Organizasyon A.Ş.