İngiliz oyunu

KÜLTÜR SANAT .

     Daha önceki yazımda da belirtmiştim. Türkiye’nin sınırları doğal sınırlar değildir demiştim. Bu sınırlar bize dayatılmıştır. Dayatmayla kabul ettiğimiz sınırlar bu gün fokur fokur kaynıyor.

     Haritayı çizen güçler, öylesine şeytani planlar yapmıştır ki, etkileri yüz yıl sonra ortaya çıkıyor.Lozan öylesine bir komedidir ki, Sultan Abdülhamit Han tarafından yaptırılan Hicaz demiryolu ile Suriye sınırı çizilmek istenmiştir.

     Türkiye’nin güney sınırları çizilirken öylesine zorlamalar yapılmıştır ki; bu gün yaşadığımız güvenlik problemlerinin temelinde bunlar yatmaktadır. Hakkari ve Yüksekova’da sınır öyle yüksek noktalardan geçirilmiştir ki,çizen güç, ileride buraların Türkiye’ye problem olacağını muhtemeldir ki çok iyi kestirmiştir.

     Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile bir sohbetimizde, Irak Sınırının en az yirmi beş kilometre daha güneyde olması gerektiğini, bu görüşü de bir çok üst düzey generalle paylaştığını, hepsinin de kendisine hak verdiğini söylemişti.

     Aynı şeyler Suriye sınırı için de geçerlidir. Doğal olmayan sınırlar, bu gün ülkemizi zorlamaktadır. Bu yazdıklarımdan dolayı beni işgalci, yayılmacı ve başkalarının topraklarında gözü olan biri olarak tanımlamaya çalışanlara da sadece gülüp geçerim.

     Bu gün artık bunlar reel olarak ortaya çıkan durumlardır. Musul ve Kerkük’ün Lozan’da olmamasına rağmen,İngiliz oyunu ile nasıl elimizden çıktığını bilmeyen var mı.? İngilizlerin dişi Lawrence’si  Gertrude Bell tarafından çizilen bu sınırların ne anlama geldiği bu gün çok daha iyi anlaşılmaktadır.

     Irak ve Suriye topraklarına tebelleş edilen DAEŞ adlı psikopat örgütün orada olmasının baş sorumlusu İngiltere’dir.  Daeş ile mücadele adı altında Ortadoğu’ya burunlarını sokan batı devletleri, Daeş’in olmadığı bir ortamda buraya hangi sıfatla girebileceklerdi?

     Türkiye ,Suriye konusunda farkında olmadan ilk başlarda batının tuzağına düşmüştür. İlk anlarda problemi barışla çözme iradesini uzun süre devam ettiren Türkiye, provokasyonlar sonucu savrulma durumunda kalmıştır.

     Esed gib,i zalimliği tescil edilmiş bir liderin devrilmesi noktasında başlangıçta kararlı gibi duran batılı devletler, hızla çark ederek Türkiye’yi bir savaşın içine sokmayı denemişlerdir.Türkiye son anda gösterdiği iradeli tutumla bu tuzağa düşmemiştir.

     Baş kaldıran ve batının emirlerini dinlemeyen, bağımsız politikalar üretmeye çalışan Türkiye farklı senaryolarla çökertilmek istenmiştir.

     Taksim meydanında yol genişletmek için yerinden sökülmek istenen beş ağaç için, ülke kan gölüne çevrilmek istenmiştir. Sadece birkaç yüz metrekare alanda yaşanan olay, dünyanın en büyük yayın ağına sahip televizyonlar tarafından canlı yayınla servis edilmiştir.

     17-25 Aralık olayları ile sivil darbe girişiminde bulunulmuş, devletin istihbarat örgütüne mensup araçlar zor kullanılarak aranmak istenmiş, dünya kamuoyunda bilinçli olarak çeşitli şüpheler yaratılmaya çalışılmıştır.

     Her defasında , hükümet ve sivil irade dimdik ayakta durmuş ve yapılan her işe kontra karşılık verilmiştir.

     Bütün bunlardan sonra 15 Temmuz askeri darbe girişimiyle çılgınlıklara bir yenisi eklenmiştir. Cumhurbaşkanımızın dört yıldır gördüğü, ama bir türlü anlatamadığı FETÖ gerçeği ,15 Temmuzda bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır. Çıkmıştır kelimesini biz kullanıyoruz. Buna rağmen bu tehlikenin farkında olmayan çevrelerin olduğu da bir gerçektir.

     FETÖ operasyonlarında, masum insanların göz altına alındığı ya da tutuklandığı şeklinde yaygara koparıp , devletin refleksini kırmaya çalışan çevreler,son suikast olayına ne diyeceklerdir.?

     Polisimizin içinde haince örgütlenen FETÖ ,artık aleni olarak terör eylemlerine girmiştir. Geçmişte maşaları ile gerçekleştirdiği eylemleri bu sefer kendisi yapmaya karar vermiştir.

     Rus büyükelçisi Karlov’un öldürülmesi ,terörün hedef büyütmesidir. Bunun anlamı; ardından daha büyük olayların da gelebileceği mesajıdır.

     Halen görevde olan ve resmi kimlik taşıyan bir çevik kuvvet polisinin bu eylemi gerçekleştirmesi, asker ya da polis kimliği taşıyan birçok kriptocu eylemcinin görev beklediğinin işaretidir.

     Bu ortamda bile hala Cumhurbaşkanı ve hükümete vurma ve açık bulma noktasında ellerini ovuşturarak bekleyen çevreleri Allaha havale ediyorum.

     Türkiye şu anda çok önemli bir kavşakta, makas değiştiren bir tren misali yavaş hareket ettiği düşünülebilir. Ancak gelecekte neler olacağını Allah bilir demekle birlikte ben çok umutluyum diyebilirim.

     Rusya konusunda benim görüşlerim bellidir. Benim halkımı,Çerkesleri  topyekun olarak 1864 yılında soykırıma uğratıp vatanından süren ülke ile demokratik ortamlarda fikirlerimle sonsuza kadar mücadele edeceğim.

     Güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunuz bir diplomatı, kalleşçe sırtından vurmanın en ilkel raconlarda bile yeri yoktur. Böylesine alçakça bir saldırıyı ,kan davalım bile olsa ona reva göremem

     Türkiye, bu gün akan kanı durdurmak için bir inisiyatif alarak Rusya ile birlikte bir çaba içine girmiştir. Yapılan eylemden anlıyoruz ki, bu çaba birilerini rahatsız etmiştir.

     Önümüzdeki süreç çok sancılı bir süreç olarak gözükse de, ben bu sıkıntıların eninde sonunda aşılacağına inanıyorum. Belki bedel ödeyeceğiz ama sonunda kazanan biz olacağız.

     Eninde sonunda “Zafer Hak’kın ve Hak’ka inananlarındır”

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git İngiliz oyunu | Mehdi Çetinbaş

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.