Satılık oy

KÜLTÜR SANAT .

Türkiye’de bazı çevreler, popülizm yaparak hala oy alabileceklerini zannediyorlar. Ak Partinin aldığı oyları, kömür,makarna dağıtarak aldığına inanan önemli bir kesimin varlığı da inkar edilemez.

Bunu yakın çevremde de gözlüyorum. Bu görüşü dile getirenlere soruyorum; “siz maddi çıkar karşılığı siyasi tercihinizi değiştirir misiniz?”. Şiddetle tepki gösteriyorlar ve ardından ilave ediyorlar “bizim oylarımız satılık değil” diye…

Bu kesim, Ak Partiye oy veren önemli bir kitleye hakaret ettiğinin farkında bile değil.Kendilerine yakıştıramadıkları bir hareketi, başkalarına çok rahat bir şekilde yamamakta bir beis görmüyorlar. Bir zümreye hakaret ederek, onları Ak Parti militanı haline getirdiklerinin farkında bile olmayan muhalefet çevreleri, bu ülkeyi nasıl yönetecek çok merak ediyorum.

Popülizm, geçmişte maalesef bu ülkede geçer akçe olarak önemli görevler ifa etmiştir. Demirel ve Ecevit arasındaki seçim vaatleri yarışında, Demirel’in “O ne veriyorsa ben ondan beş fazlasını vereceğim” vaadi hala hatırlanır.

2002 yılından sonra Ak Parti iktidarları tarafından uygulanan ekonomi politikalarında uçuk vaatler olmamıştır. Buna rağmen Ak Parti, on üç yıldır bu ülkede rakipsiz olarak iktidarı sürdürmeyi başarmıştır.

Geçmişte olduğu gibi ,AK Parti yönetimi seçime giderken bile ekonomik değerlerle oynamamıştır. Buna rağmen halktan oy almayı başarabilmiştir.

Asgari ücretin 950 tl olduğu bir ülkede, bu rakamın yeterli olduğunu iddia etmek elbette gülünçtür. Ülkemizde bu parayla geçinen, ya da geçinmek zorunda olan aile sayısının oldukça sınırlı olduğuna inanıyorum.

Ailelerin büyük bir kısmının içinde, ikinci ya da üçüncü asgari ücretlilerin bulunmasının yanı sıra, kayıt dışı ek işler yaparak aile bütçesine katkıda bulunan( boya,badana,ev temizliği vs..) kimselerin varlığı da bir gerçektir.

Muhalefet partilerinin ücret görüşmeleri sırasında işçilere yaranmak için asgari ücretin net iki bin lira olması gerekir gibi söylemlerini sık sık duyarız. Nedense; az da olsa iktidara gelme ihtimali olan partilerin bu rakamları neden seçim beyannamelerine koymadıklarını hep merak ederim.

Muhalefet etme şeklini otomatiğe bağlayan, iktidarın yaptığı her işe kötü diyen bir mantığa kim ne kadar güvenebilir.

Yapılan yatırımları sayan hükümete; “ bunları kendi paranızla mı yapıyorsunuz” diye çıkışan bir muhalefet anlayışına ne diyebiliriz.O zaman sormazlar mı? Madem devlet parasıyla yapılıyor,geçmişte sen neden yapmadın!

Ülke ekonomisini bir yana bırakarak, üniversitede okuyan kızların taktığı başörtüsünü ülkenin en önemli meselesi haline getirenler, bu gün yaptıklarının karşılığını görüyorlar.

Merve Kavakçı meclise başörtüsüyle girdi diye Cumhuriyete savaş açıldığını iddia edenler, onu meclisten zorla atanlar, oy uğruna çarşaflı kadınlara rozet takma yarışına giriyorlar.

Geçmişte kadınlar belediye meclislerine bile başörtüsüyle giremezlerken, bu gün mecliste başını örten yedi ya da sekiz milletvekili var. Bu gün en ufak bir gündem bile oluşturmuyorlar.

Bu durum ülkenin normalleşmesine güzel bir örnek teşkil etmiyor mu?

Verilecek o kadar çok örnek var ki ,hangi birini sayalım. Sürekli olarak bardağın boş tarafını görerek politika yapma alışkanlığını sürdürenler, bunun çıkmaz bir yol olduğunu nedense göremiyorlar.

Ak Partiyi iktidardan indirmek için şeytanla bile işbirliği yapacak kadar gözü dönen insanlar, geçmişte yaptıkları ve söylediklerini unutarak günlük politikayla iş çevirmeye çalışıyorlar.

AK Parti, halkın güvenini dobralığı sayesinde kazanıyor. Cemaat ve paralel yapı hakkında geçmişte hata yaptığını açık açık ifade ediyor. Bu yapının bu hale gelmesinde kendi sorumluluğunu da inkar etmiyor.

Hata eden bir insanın pişmanlığını paylaşması, samimiyetle itiraf etmesinin neresi kötü?

Aynı şeyleri muhalefet yapabiliyor mu? Fethullah Hoca için geçmişte ağza alınmayacak kelimeler kullanan CHP ve MHP liderleri, bu gün onu savunduklarına göre, geçmişte hata yaptıklarını söyleyebilirler mi?

Politikanın kirli girdaplarında dolanarak oy almayı umut edenler yine set kayalara çarptıklarını göreceklerdir.

Ak Parti yönetimi belki de fevkalade bir yönetim göstermiyor olabilir. Birçok zaafı da bünyesinde taşıyor olabilir.

Buna rağmen bu halkın yüzde ellisi bu iktidara oy veriyorsa ve ortada bir problem olduğuna da inanılıyorsa, söylenecek tek şey vardır.

Evet bu ülkede önemli bir problem var! Bunun en başında da muhalefet problemi geliyor.

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Satılık oy | Mehdi Çetinbaş

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Site yazarları

Diğerleri

Genç yazarlar

Diğerleri
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz


paykasa

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.