Gitmediler ve Yine Gelecekler...

KÜLTÜR SANAT .

15 Temmuz 2016 tarihi, Türkiye olağanüstü gelişmelere sahne olmuş ve unutulmaması mümkün olaylar zihinlerimize nakşedilmiştir. Kalkışma girişiminin yapıldığı 15 temmuz gecesinde ve sonrasında tarih, 244 aziz şehidi,  2191 yaralıyı altın harflerle not etmiştir. Neticede, ALLAH’ın yardımı neticesinde Cumhurbaşkanımızın cesaretiyle, Başbakanımızın dik duruşuyla, 1.Ordu Komutanımız Ümit Dündar’ın açıklamasıyla,  zırhlı araçları alt üst edecek imana sahip Kahraman Milletimizin azmiyle ülkemiz işgalin eşiğinden dönmüştür.

İşgal kelimesi, size biraz manidar gelebilir. İçinizden ‘daha neler’ diyebilirsiniz? ‘Hadi canım sen de’ gibi kelimeleri art arda sıralayabilirsiniz. Yaşadığımız zorlu süreci kılı kırk yararcasına incelemeden basite indirgemenizi çok görmüyorum. Cumhurbaşkanımız dahi işgal kelimesini ısrarla ve seçerek kullanıyorsa, ülkemiz üzerindeki planların çok da kısa süreli olmadığını düşünmek ve ifade etmek zorundayım. 

Peki işgal kelimelerinin altını dolduran somut deliller var mı? Biz buna işgal girişimi, darbe, isyan, ayaklanma diyebilir miyiz? Peki, Sevr antlaşmasının tarafımıza dayatıldığını ileri sürebilir miyiz?

Öncelikle, 15 Temmuz gecesinde seçimle gelmiş bir meşru Cumhurbaşkanını öldürmek suretiyle bir operasyonu planlayıp yönlendirmek ve yine seçimle yönetime gelmiş Hükümeti pasifize etmek işgal değil de nedir? Söyler misiniz?

 15 Temmuzda kalkışması başarılı olsaydı: ‘Biz kazanacaktık, İslam kaybedecekti’ açıklamasını yapan ABD’li emekli asker Ralph Peters’e ne demek lazım? Bu düşünce onun kişisel düşüncesi değil emin olun, bir nev’i ülkesinin de zihniyetidir. Hatta taraf olduğu ve sözcülüğünü yaptığı siyonizmin de görüşüdür.

Demokratik ve ekonomik eksikliklerden dolayı Türkiye’nin AB’ye alınmaması savını ileri süren Avusturya Başbakanı Christian Kern’in açıklamaları da aynı düşüncenin ürünü değil mi?

 Almanya Sol Parti Meclis Grubu Başkanı Wagenknecht’in Cumhurbaşkanımız için ‘terör babası’ ifadesi kullanması da ‘üst ve kirli aklın’ operasyonel çalışmasının ürünü değil mi?

Daily Express’in İngiliz Savunma Bakanlığına dayandırdığı haber ise küresel işgal planlarını gözler önüne sermektedir. Bu plana göre: ‘ikinci kalkışma girişiminin iç savaşa dönüşeceği ve bu durumda Türkiye’deki 50 bine yakın vatandaşını kurtarmak için Türkiye’ye gireceği’ ifade edilmektedir. Aynı haberde vatanını savunan her Müslüman Türk vatandaşı terörist kabul edilerek silah kullanımının serbest olacağı da vurgulanmaktadır. İngiltere’nin bu tutumundan sonra diğer ülkelerin (işgalci) de ortak tutum ve davranış sergileyeceği ifade edilmektedir. Peki bu durum tıpkı Sevr Anlaşmasının dayatılması değil de nedir? Bu tür benzeri açıklamaları uzatmak mümkün ama gereği yok.

 Gözümüzü açalım, küfür tek millet olmuş, yedi düvel içimizdeki Müslüman görünümlü iblisleri de yanlarına almış üzerimize geliyorlar. Bunu neye dayanarak söylediğimi de ifade edeyim. 

Yaşadığımız coğrafya’ya göz gezdirelim. 2010 yılının sonunda iktisadi açıdan göreceli de olsa gelişme yakalayan İslam ülkelerinde bir fırtına kopmadı mı? Fırtınayı koparanlar ne hikmetse, bu coğrafyaya zerre gram yakınlığı bulunmayan ve tarihi sömürgecilikle dolu ülkeler değil miydi?

 Peki kimdi bunlar? 1978-1980 yıllarında Irak-İran savaşını devreye sokanlar kimlerse, 1991 yılında Irak’tan 500 bine yakın insanı yerlerinden edenler de onlardır. 2003 yılında Irak’a demokrasi getirenler(!) kimlerse, 2010 yılının sonunda İslam coğrafyasına bahar(!) getirenler de onlardı. Suriye’de sivil katliamı yapan, PYD-PKK-DAEŞ ittifak anlaşmalarına zemin hazırlayan kimlerse Türkiye’deki kalkışmayı planlayanlar, FETÖ’yü süsleyip püsleyip üzerimize salanlar da onlardır. Kendi tarihine ilgisiz kalamayan, Orta Doğu tarihine yakından uzaktan ilgi gösteren bir birey,  meselenin aslında sadece Recep Tayyip Erdoğan ve seçilmiş Hükümetimizin etkisizleştirilmesi projesi olmadığını en net biçimde anlamaz mı?

Aslında mesele: ‘Yeni Dünya Düzeninin’ hayata geçirilmesidir. Peki ‘Yeni Dünya Düzeni’ nedir? Global ekonomide olduğu gibi, sınırların kaldırılması, İslam inancının yeryüzünden silinmesi, dünyanın bir bütün olarak ele alınması ve dünya yönetiminin de Siyonizmin egemenliğine verilmesidir.

Peki ya Siyonizm de nedir? Siyonizm, Filistin’in kendilerine ait olduğunu tezini ileri süren Yahudi siyasi hareketlerine verilen genel addır. Bu siyasi harekete göre, Recep Tayyip Erdoğan Yeni Dünya Düzeninin önünde engeldir. Çünkü arkasında 79 milyon insan değil İslam ümmeti vardır. Kabe’de, Sudan’da, Katar’da yapılan dualar bunun göstergesi değil midir?

 Uyanmış ve özgüveni yerine gelmiş İslam aleminin şahlanışı karşısında, ekonomi sistemlerinin dayanıksızlaşacağını, arz-ı mev’ut planlarının, Filistin işgalinin bozguna uğrayacağını kısaca yeni dünya düzeninin diz çökeceğini onlar da gayet iyi biliyorlar. Bu nedenledir ki, iradesini okyanus ötesine vermiş olanlar eliyle üzerimize F-4, F-16’ları helikopterleri, tankları ve zırhlı araçları gönderdiler. İşte bunun içindir ki hala parmak sallayarak korku pompalamaya çalışıyorlar.  

Batılı, dost (!), müttefik (!) görünümlü devletlerin açıklamalarından anladığımı söyleyeyim: yedi düvel planlarından vazgeçmiş değiller; gitmediler. Bence yine gelecekler. Onun içindir ki Devlet Erkanımız ‘darbe önlendi ancak tehlike geçmiş değil’ açıklamasını yapıyor. Emin olun başarmayacaklar. Buna da garantim: ‘O küfredenlere de ki: Siz mutlak yenileceksiniz ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz, o ise ne fena döşektir’ (3/12).

Tuzak kuranların en hayırlısı olan ALLAH, Siyonizm belasını başımıza salanlara tuzakların en hayırlısını kursun. Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’a, çalışma arkadaşlarına ve Hükümetimize, Milletimize olan yardımını, inayetini, ihsanını ve merhametini artırsın. Bizlere; birlik, dirlik, uyanıklık, cesaret, kararlılık ve sabır lütfetsin...

Sözlerime son verirken, Şehitlerimize ALLAH’tan rahmet yakınlarına sabır ve yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum...                                                                                         

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Gitmediler ve Yine Gelecekler... | İbrahim Aydın

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2015 - Tüm hakları saklıdır. Yıldızlar Eğitim Organizasyon A.Ş.