Enes Aydın

Enes Aydın

"Merhaba, ben Enes Aydın. 8 Aralık 1991 Denizli doğumluyum. İlkokulu, Denizli Merkez ilköğretim okulunda tamamladıktan sonra Liseyi Denizli-Çivril İmam Hatip Lisesi’nde okudum. Şu anda Ankara-Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde Kamu yönetimi bölümünde eğitimimi sürdürüyorum. Yazı hayatıma değerli ve eğlenceli senelerimin geçtiği İmam Hatip yıllarından gelen merakla başladım. Çeşitli edebi yarışmalarda aldığım dereceler, yazı dünyamı daha da renklendirerek, bu sevdamı daha da perçinledi ve hiç bırakamayacağım bir şekilde devam etmemi sağladı. Çeşitli yerel dergilerde ve gazetelerde yazılarım yayınlandı. Siyasete ve İslam’a olan ilgim dolayısıyla yazılarım da genellikle siyasi ve dini motiflere sıkça yer vermekteyim. Bununla birlikte güncel konularda yazı yazmaya da devam etmekteyim."

Son Yazısı

Büyük Türkiye idealinde üniversiteler

EĞİTİM .

Bugün üniversiteler; kökü mazide olan bir çağın koşullarına göre hareket eden, asımları yetiştiren dinamik unsurlar olmak yerine, mevcut statükoya bağlı, küresel yalanın ortağı ve taklitçisi, yavaş hareket eden hantal kurumlardır. Medeniyetini ve insanlığı yüceltecek beyin fırtınalarından uzak, derisi aynı kalıp sadece yıllara göre örtüsü değişen ideolojiler pençesinde, halktan kopuk, meslek edindirme makinasıdır. Bugün üniversiteler; nereye gittiğini bilmeyen bir kaptan gibidir. Nereye gideceği de bilinmeyen ucu bucağı karanlık bir dehliz. Bu çerçevede;

600 yıllık şanlı yönetim tecrübemizi bir kenara bırakıp, batıya bakmaktan boynu tutulmuş akademisyenlerle, sanki torna atölyesi binalarda, ahlaktan, adaletten, insandan uzak kitapların eğitimiyle, ülkenin dört bir tarafında mantar gibi yetişen bir kamu yöneticisi, anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını gediğine koyamaz.

Kasvetli ölçüde tercüme edilmiş kara Avrupa yasaları ve birbirinin dedikodusu halini almış doktrinler arasına sıkışmış, hukuk değil kanun fakültesinden  mezun olan, itaat ve taklit ettikleri müddetçe iyi hukuçu! olarak değerlendirilen, sorgulatılmayan, ezberletilen, kendi gerçeğine karşı Fransız olarak yetiştirilen ve düşünmek yerine maruz kalınan yığınlar haline gelmiş hukukçular, Hz. Ömer’in “Adalet mülkün temelidir.” vecizini duvarlardan kalplere taşıyamazlar.

Ağır ve gereksiz ders kitapları arasında kaybolan, amfi yığınına karışmış, varlığı paranteze alınan bir sistemin ürünü haline gelen, geceleri başını yastığa koyduğunda kendisine “Ben bu ülke için ne üretebilirim?” sorusunu sormayıp, “Hangi yabancı, büyük şirketlere girebilirim?” diye düşünmeye sevk eden bu örümcek ağının ipine takılı kalan mühendis, zifiri karanlıkta kara taşın üzerindeki kara karıncayı farkedecek kadar keskin göze, gerçek kahramanlık madeniyle sahtesini ayırt edebilen kuyumcu ustasının zekasına sahip olamaz.

Bu veremden kurtuluş reçetesi de Üstad Necip Fazıl’ın şu nasihatlerinde gizlidir; “Üniversite öğrencisi; komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi, mümin zindanı mâbedi, temeli yıkık ailesi, hâsılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden atabilmeli, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilmeli, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli olduğu suurunu unutmamalıdır.”

İlmin ve fennin merkezi olması gereken üniversitelerimizi tüm bu sorunlardan arındırmalı, geleceği inşa edecek olan üniversite gençliğini de milli ve manevi değerler bütününden yoksun bırakılmamalıdır. Büyük Türkiye idelimizin gerçekleşmesi de bu sorunların çözümüne bağlıdır.   

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.