Bu Asırda Hafızlık!..

İNANÇ .

“Dünyayı isteyen ilme sarılsın, ahireti isteyen ilme sarılsın. Hem dünyayı,  hem de ahireti isteyen gene ilme sarılsın.” (Hadis-i Şerif)

Öyle zannediyorum ki; bu Hadis-i Şerif’i duymasa da bir hafız, tarihimizden gelen miras gereği ilme sahip olmanın ne kadar büyük bir mükâfat olacağını kalbinde hissedebilmiş ve ilim yolunun büyük merhalelerinden biri olan hafızlık eğitimini tamamlamayı kendisine düstur edebilmiştir.

O hafızlarımız ki, Allah (c.c)’ın en büyük nurlarından olabilmek için gayret göstermişler, Peygamber (s.a.v.) efendimiz’in varislerinden olabilmek için nefislerinin bir çok arzu ve isteklerini ellerinin tersi ile itmişler ve asrımızın (teşbihte hata yok) ise adeta Musab bin. Umeyr’i olmuşlardır.

O hafızlarımız ki, bulunduğumuz asrın en büyük zevk-u sefa yuvaları olan lise müesseselerinden vazgeçmişler, kendi eski arkadaşlarının ‘hayat burada’ dedikleri ve aslında zannetmiş oldukları; sokakları, parkları, güya eğlence mekânlarını kendilerinden uzak tutmak sureti ile bu davaya hizmet edebilme erdemini göstermişler ve bu şerefe nail olabilmişlerdir.

Ve yine o hafızlarımız ki, bu davaya gerek gözyaşı dökerek, gerek birçok geceleri uykusuz ve aç kalarak ve gerekse ailelerinden uzakta gurbet hayatı sürdürerek bu davaya baş koymuşlardır.

Şimdi sizler ‘bu zamanda bu kadar da zillete katlanılır mıymış?’ gibi sözler sarf edebilirsiniz fakat daha yolun başında oldukları halde;

‘’İlmin başı soğandan acı,
                                 Sonu baldan tatlıdır.’’

sözünün kendileri üzerinde nasıl tecelli ettiğini görmüşlerdir.

Kardeşler..!

Milli şair Mehmet Akif Ersoy’u bilmeyenimiz yoktur fakat aynı zamanda da hafız olduğunu bilen öyle zannediyorum ki çok azdır. O Akif ki, zulme baş eğmediği için sürgüne gönderildikten sonra ömrünün son dönemlerinde İstanbul’a gelir. Ve rivayet odur ki; hafızların bulunduğu bir merasime katılır. Okumaları gereken cüzler vardır ve hafızlar doğal olarak 15 – 20 dk. içinde cüzlerini bitirirler. Fakat koca şair henüz beş sayfa bile okuyamamıştır. Bu olay onun zoruna gider; zoruna da gitmez aslında onu azme getirir ve emaneti Hakk’a hafız sıfatı ile teslim etme şerefine nail olur.

Dostlar..!

Buradan çıkarılması gereken birçok ders vardır, fakat bunlardan en önemlisi de ne olursak olalım, yaşımız kaç olursa olsun, eğer hayatta isek, eğer nefes alıp verebiliyor isek yapmamız gereken işler ve hizmet etmemiz gereken dava vardır ve olmalıdır da. İşte Mehmet Akif bu davanın kaynağını ve amacını şu dizeler ile dile getiriyor:

‘’Doğrudan doğruya Kuran’dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı.’’

Kıymetli büyüklerim..!

Ben, şimdi bahsedeceğim günleri doğal olarak hatırlamıyorum, fakat içimizde mutlaka hatırlayanlarımız ve hatta şahit olanlarımız vardır. Kuran’ı Kerim’lerin toplatılıp yakıldığı, ‘Allah’ demenin yasaklandığı, ezanın aslından uzaklaştırıldığı, şeriatın hükümlerinin kaldırıldığı, aşağılandığı ve daha nice örnekler ile çoğaltabileceğimiz zulümlerin yaşandığını;

’Ağla Müslümanım haline ağla,
İslam ülkesinde garip bu dava.’’

dizelerinin yazılmasına sebep olunduğunu hepimiz bilmekteyiz veya öğrenmekteyiz.

Neden yapılmıştı bu zulümler?

Neden ana hedef hep Kur’an seçilmişti?

Neden hep âlimler, hocalar, hafızlar kötü gösterilmiş ve halkın nazarında aşağılık duruma düşürülmeye çalışılmıştı?

Günümüzde de bu oyun sürdürülmeye çalışılmıyor mu? O kartel medya hala da dizi ve filmlerinde, sahtekârlar, çalıp – çırpanlar, karşılıksız iş yapmayan tipleri hep de hoca veya hafız karakterlerine büründürmemişler mi? Onlar bunları yapmakla görevliler ve başarı ile de yapıyorlar. Fakat biz, biz Müslümanlar olarak üzerimize düşen görevleri ne kadar yapabiliyoruz acaba? Evlatlarımızı ne kadar muhafaza edebiliyoruz acaba?

‘’Neyi öğreniyor, neyi duyuyor?
Karnı evde, beyni nerede doyuyor?
Oğlumuz, kızımız nasıl büyüyor?
Üstüne kol kanat geriyor muyuz?’’

Salıyoruz sokağa, Mevla’m kayıra! Ondan sonra, ‘sen bu fikirleri nereden duydun, öğrendin’ deyip kakıyoruz çocuğun başına.

Kendi evladımız ile bizleri vurmaya çalışıyorlar adeta. Hal böyle olunca yine Mehmet Akif’in şu dizeleri geliyor akla;

‘’Dine karşı çıkan 5 – 10 maskara alkışlanıyor,
Yeni nesil bunu vicdan hürriyeti sanıyor.’’

İşte kardeşler..!

Osmanlı gibi bir İslam aşığı toplumdan, İslam düşmanı bir nesle... Ve o nesilden bugünler de filiz açan dindar nesle... ‘Elhamdülillah’ deyip şükretmekten başka bir şey gelmiyor akla. ‘Kim bilir Mevla’mız hangi mazlumun duasını kabul buyurdu da bu günleri görebildik acaba’ diyor ve eğer bu günlerimizin kıymetini, hocalarımızın ve hafızlarımızın değerini bilemez isek; korkarım ki o günlerin çok da uzakta olmadığını üzülerek söylemekten kendimi geri alamıyorum.

Yazımın sonlarına yaklaşırken ve bu kadar da Kur’an’dan bahsetmişken Yunus Emre’mizin, bizim uzun süredir yazmaya çalıştığımızı iki satıra sığdırdığı şu dizeleri yazmak istiyorum;

‘Kim ki, Kur’an bilmedi,
Sanki dünyaya gelmedi.’

Doğru söze ne hacet diyor ve bıkmadan usanmadan bu aciz yazıyı okuduğunuz için siz okuyucu kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum…

Selam ve dua ile…
 

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Bu Asırda Hafızlık!.. | Bilal Gündoğdu

Yorumlar

bu köşe yazısı için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.
  • ravza Cumartesi, 15:29

    ba§ta agri gözde ya§ hafizlik budur arkada§.:)))
  • ravza Cuma, 17:36

    rabbim her ayeti kalbimize yazmayi ve onunla amel edebilmeyi nasip etsin.
  • ravza Cuma, 11:38

    rabbinin rizasini kazanabilmek en büyük istegim herkes gibi bende hafizlik yapiyorum ve yazinizi çok begendim rabbim isteyen herkese hafiz olmayi hafiz kalmayi ve hafiz olarak son nefesi vermeyi nasip etsin vesselam...
  • sak Salı, 16:32

    hafızlıktan mana ne
    maksat Allah'ı bulmaktır
    sen Allah'ı bulamadıysan
    bu nasıl hafız olmaktır
on5yirmi5.com
Hakkımızda Künye-Biz İletişim
on5yirmi5.com'u takip edin

on5yirmi5 mobil site görünümü