Betül Şatır

Betül Şatır

On5yirmi5 yazıları

Son Yazısı

'Yarabbi bana huqqanın hakikatini göster'

KÜLTÜR SANAT .

Ankara’nın bağları kadar Çukurambar’ın kafeleri de meşhur. Öyle ki rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun isminin verildiği caddeye semt sakinleri Manhattan Caddesi diyorlar. Taşınalı çok olmadı ama evimin yakınlarında önünden her geçtiğimde “demek burası İstanbul’un Kuruçeşme’si ha” dedirten bir işletme var. Bir kafeye bakmak ve mutlu olmak hiç harcım değil ama galiba yalnızlık hissime iyi gelen bu goy goy ve kalabalık beni rahatlatıyor. Her daim bir hareketlilik var. Bim görünce aç kalmayacağım wakiki varsa açıkta kalmayacağım inancı. Emperyal kapitalist devletlerin derin felsefesi işte; “harcamazsan yaşayamazsın ölüverirsin maazallah.” İşte tam bir hedef kitle olarak zavallı bana, gitmesem de; garsona “hey dostum bana 'waytçaklıtmago' getir deme ihtimali, kendimi iyi hissettiriyor nedense. 

Bu birbirinden afili kafelerin içinde nicedir deneyimleyip hakkında iyi bir eleştiri yazayım dediğim bir yer var. İstanbul’da hiç kısmet olmadı gitmek. Öyle bir çay içimi ortamı gözleyeyim ve sinsice haince bazı notlar tutayım da mekândan sanki oraya her gün gelenlerdenmişim imasıyla ayrılayım istiyorum. Yalnız belirtmeliyim “buraya her gün gelenlerden biriyim” imasında pek başarılı olduğumu söyleyemeyiz. 

Bir keresinde yürüyüş yaparken midemde ani beliren bir açlık hissiyle hacıbozana girmiştim. (Bilerek özel isim muamelesi çekmiyorum.) Adamlar yemeklere altın yağı katıyormuşçasına basmışlar menüye fiyatları. Salataya pırlanta tozu serpiyorlar sanırsınız. Ya alt tarafı kıvırcığın üzerine nar taneleri sepelemişsiniz olum. 27 lira salata fiyatı mı olur. Hiç fiyat belirtmeyenleri de var.  Merak kediyi öldürürmüş ya. Ben de aman canımı alacaklar zaten sadece çorba içeceğim deyip girdim restorana. Eşofman spor ayakkabı kombini ile tipimden ilk bakışta anladılar; ben oraların adamı değilim. En fazla ibb sosyal tesislerine, yüzde yirmilik indirimin hatırına gidecek kıvamdayım. Garsonlar anladılar kaç paralık müşteri olduğumu ilk bakışta. Ben de üstüne bir kâse çorba isteyince “hah” dediler. “Allah’ın ezik fakiri gelmiş bizim müessesede yemek yiyecek. Kesin menüye baktı yemek yemeye parası yok bari bir çorba içeyim de rezil olmayayım dedi herhalde” diye yapıştırdılar önyargıyı. Ya tamam o gün tipim göstermiyor olabilirdi vallaha zengin de olsam şık da olsam o gün sadece çorba içecek durumdaydım. Ortamı gözlemleyeceğim alt tarafı. 

Garson hiç pes etmiyor, alaycı bakışlarla gıcık bir ısrarla soruyor.

-yemek olarak ne alırsınız? Şefim hazırlasın siz çorbanızı içerken.

-teşekür ederim vaktim yok

-içecek alır mıydınız bari?

-Yok sağol ablacım bana dokanıyo...

Çok bilmiş garson başımda zebani gibi dikilip aklı sıra beni ezmenin hazzını yaşarken eli ayağına dolanmasın mı? Ve şişeden bardağa su koyarken suyu masaya dökmesin mi?. Hayda çorba içelim içimiz ısınsın dedik; adam etti mi bizi sırılsıklam. Özür bile dilemedi. Masa örtüsünü yenilemedi üstelik. Evet, inanamazsınız ama garson bana diğer müşterilerinin klasmanı üzerinden 10 üzerinden iki puan bile etmeyecek bir muamelede bulunuyordu.

Çorbaya ödediğim on beş lira sonunda bu tespitleri satın almam için feda olacaktı çünkü. Olsun. O para başka bilgileri de satın alacaktı bana o gün. Özensiz berbat hizmetleri aklımdan hiç çıkmayacaktı.

Gelelim huqqa’ya... Boş bir vakitte bir çorba da orada içmeliydim değil mi? Tabi bu güne kadar eleştirdiğim bir yerde bulunmak bir yandan korkutuyordu beni. Sabah sabah bir tanıdığa rastlama ihtimalim oldukça azdı. O nedenle gittim ve gördüm ki olağan üstü bir şey yoktu içeride.

Oraya her zaman gelenlerdenmişim tavrını takınarak başladım ben de menüyü incelemeye, vazife beklemez tabi. 2013 te sanırım ilk açıldığı sıralar menüye tabletten bakma modasını ilk bu işletme getirmiş bistrolara. Bazı ezik arkadaşlar “afedersiniz garson bey birisi aypetini unutmuş” diyerek bu modern ve sıradışı hizmetin sülalesini ağlatmışlar :) Ben tabi -dört yıl geçmiş üzerinden- hiç teklemeden narin dokunuşlarla menüyü incelemeye koyuluyorum. Daima böyle yerlerde takılanlardanım ya çaktırmıyorum ;) Halkı temsilen oradayım şefin haberi yok. Evet şef. Bildiğiniz elleriyle kerevizleri doğramış mercimekleri haşlamış adam getiriyor size menüyü. “Acaba şu dinamit soslu somon salatayı tavsiye ediyor musunuz?” Dediğinizde yapılışını anlatmıyor adeta dans eder gibi bir şevkle ve zevkle yaşatıyor. Düğmelerini zor iliklemiş, saçlarını geriye doğru iyice jölelemiş bol cepli pantolonu ile tam teçhizatlı bir şeklide elini havluya silip; bir de müşterilerinin ne istediği ile ilgilenen bu çalışanda, daha önce rastladığım kibir, aşağılama, “sen buraların adamı gibi gelmedin benim gözüme” tavrı yok.

Bana tepeden bakana kadar ne müşterileri idare ediyor bu adamlar öyle değil mi? Kirli sakallı, kot pantolon, gömlek ve deri ceket kombinasyonlu maço görünümlü naif delikanlıları, bmw'ye, mini cooper'a binen, kısa marlboro içen, cüzdanı ve araba anahtarı elinde gezen mütahit, siyasetçi, zincir mağaza ya da fabrika sahiblerinin evlatlarını, burssuz özel üniversite öğrencilerini, avm ve mekân gezmesinden başka bir şey bilmeyen hanım kızları, bu tarz benimden fırlamış kendine yabancılaşmış premsesleri, baba gölgesinde başarılı imajı veren yeni yetme toy işadamlarını ve maaşını, harçlığını, zar zor denkleştirip havalı mekanlara gitmeyi marifet sanan tek hücrelileri, ooo saymakla bitmez...

En fazla bir defa görmek, görünmek ve gittim demek için uğrayıp chek-in yapan ve bir daha gelmeyecek olan internet kuşları da var tabi… (Bu kategori bana çok tanıdık geldi, ama her şey sizi bilgilendirmek için.)

Dediğim gibi burada boğaz ya da deniz yok. İnşaat halinde bir cami ve Melih Gökçek’in Ankaralılara armağanı peyzajı hiç de fena olmayan bir park manzarası var. 

Hakkında 90 tlye nargile içip, namaz vakti geldiğinde tuvaletin karşısında bulunan mescitte namazlarını kılanların ve valeye 20 tl bahşiş verip ortamı terk edenlerin takıldığı ve concept olarak marlboro, iphone 7 ve mercedes'i olmayanların alınmadığı bir mekan olduğu yönünde eleştiriler duymuştum. Hatta nargilenin içine canlı balık koyarak, akvaryum nargile adı ile hayvana karşı şiddet üzerinden para kazanmaya çalışan kafe diye eleştirenler de çok olmuştu. Hakkında yazmayan kalmadı sanırım. Bir mekânın en önemli iki özelliğinin piriz ve mescid olduğunu düşünen canım gençlerimizin müdavimi olduğu yer, diyenler mi istersiniz? Hem trendi, gösterişi dibine kadar yaşayayım, hem de İslam’ı en derinden hissedeyim diyenleri mi? 

Bu cafelerde yeme içme çılgınlığı öyle bir hal aldı ki; Ortaköy de kumpir yemek, Fethiye de yamaç paraşütü yapmak, Urfa da sıra gecesinde halay çekmek, Antep’te bi koşu baklava yemeye gitmek gibi hedonizm düşkünlerinin rutini olmaya başladı buna benzer zevkler. Maalesef zengin dindar ailelerin çocuklarının kocaman arabalarından inip, içeride israfın ne de haram bişey olduğundan bahsettikleri ironinin zirveye çıkarıldığı yerler oldu artık bu tarz cafeler. Kaliteyi değil pahalı olanı tercih etme şaşkınlığının en net görülmeye başladığı ortamlar artık buralar. Çok paraya sahip olmanın kötü bir şey olmadığı zikrinin en çok tekrarlandığı ya da derinden hissedildiği yerler. ‘Allah nimetini üzerimizde görmek ister’cilerin birlikte haşrolacakları hatta dünyada iken haşrolmaya başladıkları yerler.

Gündüz vakti gittiğimden olsa gerek öğleden sonra pazarda maydanoz seçerken karşılaşacağım bir dizi hanımdan başka müşteriye rastlamadım doğrusu. Kocaman evlerin kocaman salonların olduğu bir şehirde kadınlar arasında dışarıda plan yapmak çok yaygın artık. Bu bütün şehirlerde böyle. Evlerimiz misafirleri değil country mobilyalarımızı ağırlıyor nitekim. 

Evlilik teklifi yapmak için mumlar ve gül yapraklarıyla süslenmiş masanın sahipleri çok geçmeden geldiler. Biz de mahallenin manzara bulmuş teyzeleri olarak alkışlarla destek olduk utangaç oğlan çocuğuna. Kamera düzeneği de ilgincime gitmedi değil. Malum yarışma da teklif videosu izleten gelinlerden biri olacak belki de hanım kızımız. Allah mesut etsin de a benim ponçik kızım; bu çocuk seni buraya getirmek için iki ay harçlığını biriktirdi haberin yok. Bakalım evlenince hayatın gerçekleri ve huqqanın spotları arasında nasıl gelgitler yaşayacaksın.

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2015 - Tüm hakları saklıdır. Yıldızlar Eğitim Organizasyon A.Ş.