Meşbaşe İshak Çerkes Sürgünü'nü anlattı

Çerkeslerin yaşayan en büyük yazar ve şairi Meşbaşe İshak, Adigece yazdığı kitaplarında Çerkes Sürgünü'nü ve yaşanan acıları anlattı. 85 yaşındaki İshak, gizli gizli okuduğu sürgün hikayelerinden sonra yazmaya mecbur kaldığını söylüyor.

KÜLTÜR SANAT .
meşbaşe ishak çerkes sürgününü anlattı

Yenişafak'tan Harun Karaburç'un haberi...

Çerkes edebiyatının yaşayan en büyük yazar ve şairi Meşbaşe İshak, bu hafta İstanbul'daydı. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde düzenlenen 'Çerkes Edebiyatı ve Sürgünden Diasporaya Anadil' sempozyumuna katılan İshak, tamamını Adigece diliyle yazdığı kitaplarında büyük Çerkes Sürgünü'nü ve ardındaki acıları anlattı. Meşbaşe İshak, Adıgelerin yaşadığı Adıgey, Kabardey-Balkar ve Karaçay Çerkes cumhuriyetlerinde 'ulusal sanatçı' unvanının yanı sıra Uluslararası Çerkes Edebiyat Ödülü ve SSCB Devlet Sanatçısı ödülünün de sahibi. Kadıköy'deki Mühürdar Kitabevi'nde kendisiyle güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. 7-8 yaşlarındayken büyüklerinden sürgün ve savaş hikayeleri dinleyerek büyüdüğünü söyleyen İshak, "17-18 yaşına geldiğimde olanların esasını öğrenmeye çalıştım. Gizli gizli okudum. Araştırdım. Öğrenmeye çalıştım. Sonra kendimi yazmaya mecbur hissettim" diyor.

Çerkes Sürgünü çok büyük bir trajedi. Sizin bu trajediyi öğrenmeniz nasıl oldu?

Ben çok küçükken daha 7-8 yaşlarındayken Çerkeslerin başına gelen o büyük felaketi, acıyı dinlemeye başladım. Dedemin ve ninemin konuk evinde toplanıp sohbetler ederlerdi. Ne olduğunu çok bilmez, anlamazdım ama merakla dinlerdim. Hatta konuşmalar bitip dağıldıklarında bana sıkı sıkıya tembih ederlerdi: Bu duyduklarını hemen unut. Bunlardan sakın ha başka bir yerde bahsetme!

Olanı biteni tam manasıyla anladığınızda nasıl tepki verdiniz?

17-18 yaşına geldiğimde yavaş yavaş olanların esasını öğrenmeye çalıştım. Gizli gizli okudum. Araştırdım. Öğrenmeye çalıştım. Sonra kendimi mecbur hissettim. Halkımın başına gelen felaketi benim bir şekilde yazmam lazımdı. Bunu kendime görev edindim. Ondan sonra yavaş yavaş yazmaya başladım. Önce şiirler yazdım. Sonra uzun hikayeler yazdım. Roman daha sonra geldi.

 

 

Meşbaşe
71 YILDIR YAZIYORUM

Kaç yaşında yazmaya başladınız?


Bu konularla ilgili 1945 yılında yazmaya başladım. O zamandan bu yana neredeyse aralıksız denecek şekilde 71 yıldır yazıyorum. Rus- Kafkas savaşları ve sürgünü anlatan beş roman yazdım. Ben bir taraftan olup başka bir tarafı suçlamaya çalışmadım. Kimseyi karalamaya çabalamadım, kimseye suç da atmadım. Olanı olduğu gibi yansıtmaya çalıştım. Olduğu gibi yansıtabilmek için de arşivlerde araştırmalar yaptım bir tarihçi gibi. Sonra onları bir sanat ve edebiyat üslubuyla aktardım.

DEDELERİMİZ SAVAŞTA KÖLE DİYE SATILDI

Nasıl bir ortamda geçti çocukluğunuz?


Benim doğduğum köyün adı Shaşefıj. Bu ismin kelime anlamı kendi özgürlüğünü satın alan demek. Bizim dedelerimiz, babalarımız Rus- Kafkas savaşları sırasında çarpışırken esir düştüler. Köleleştirildiler ve satıldılar. Ermeni zenginler satın aldı. Bu insanlar sıradan köle değildiler. Entelektüellerdi. Efendileri de onlara köle gidi davranmadı. Kendi özgürlüklerini sahipleriyle pazarlık ederek satın aldılar. 1861 yılında Çarlık Rusyası'nda kölelik düzeni kaldırıldı. Ancak bizim dedelerimiz ondan önce kendi bileğinin hakkıyla özgürlüğünü satın alan insanlar olarak kurtuldular ve bu köyü kurdular.

 

 

Meşbaşe

Moskova Edebiyat Enstitüsü'nde okurken bir gün "Nazım Hikmet geldi, burada" dediler. Ünlü bir yazar olarak tanıyorduk onu. Sonra kendisiyle tanışmak için yanına gittim ve "Seninle tanışmak istememin iki nedeni var. Birincisi senin gibi büyük bir yazarla tanışmak ikincisi de Türkiye'deki Çerkesleri biliyor musunuz diye sormak" dedim. Bana Çerkesler'den büyük bir sitayişle bahsetti ve gururlandım. Nazım Hikmet'in bana şöyle bir öğüdü oldu: "Yılma, geri çekilme! Ne ile karşılaşırsan karşılaş yazmaya devam et."

 

 

 

Meşbaşe
Adigelerin sorunlarını mecliste nasıl gündeme getirdiniz?

Her fırsatta Adige sorununu dile getirdim. Bununla ilgili bir anekdot anlatayım. Moskova'da Mihail Gorbaçov'un meclis başkanı olduğu dönemde Rusya Fedarasyonu Başbakanını seçmiştik. Gorbaçov, Başbakan Yardımcılığına aday olan isimlerden birini anlatırken bütün olumlu özelliklerini saydıktan sonra ama o bir Çerkes dedi. Konuşmasının ardından söz aldım ve Gorbaçov'a neden cümlesine ama ile başladığını sordum. Sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirterek özür dilediğini söyledi ama ben ikna olmamıştım. "Dil kalptekini söyler. Kalbinizde var ki böyle söylediniz" deyip oturdum.

Aile yadigarı 300 yıllık Kur'anım var

Kur'an-ı Kerim'i Adigece'ye çevirdiğinizi biliyorum. Kaç yılında tercüme ettiniz?

O çeviriyi birkaç arkadaşımla yaptım. 1988- 89 yıllarında çevirisini yaptık. 1990'da da yayımladık. Baskı parasını kendim karşıladım.

Dini baskılar var mıydı?

Dini baskılardan bahsediliyordu, doğru. Ama bizim ailemizde din hep vardı. Aile büyüklerim hep Kur'an okurlardı. Annemin okuduğu Kur'an dedemden kalmaydı ve 300 yıllık bir Kur'an'dı. Hala muhafaza ediyorum onu. Annemin hatırına Kur'an'ı Adigelere aktarmalıyım diye düşündüm. Çerkeslerin anlamasını sağlamalıyım dedim. Annem rahlesine Kur'an'ı koyar, sesli okurdu. Ben de yanında oturur dinlerdim. Kur'an'ın kendi içinde melodik bir yapısı var. O melodi insanı etkiliyor. Belki ondandır ben de hep ölçülü, kafiyeli ve o melodiyi yansıtan şeyler yazmaya özendim.

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Meşbaşe İshak Çerkes Sürgünü'nü anlattı

Yorumlar

bu röportaj için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Diğer Röportajlar

bunlar da ilgi çekebilir Röportaj Anasayfa
Batı Libya devrimini çaldı
Olaylar

Batı Libya devrimini çaldı

Muammer Kaddafi’nin cenazesini kendi elleriyle gömen ve mezarının nerede olduğunu bilen az sayıda kişiden biri olan Fecir Libya Ordusu Komutanı Salah Badi,“Karar mekanizmaları, Batılıların güdümünde olan siyasetçilere işgal ettirildi, irademiz çalınmak isteniyor, diktatörden kurtulduk şimdi de bunlarla mücadele ediyoruz” şeklinde konuştu.

Alev Alatlı: Hıllary'i Gülen'in kalem arkadaşı
Olaylar

Alev Alatlı: Hıllary'i Gülen'in kalem arkadaşı

"Biz hep korkalım! Ama Hillary kazansaydı bizim için daha iyi olurdu hayaline ve dolayısıyla yılgınlığına kapılmadan korkalım. Sol liberal eğilimli Demokratik Parti iktidarlarının Türkiye'yi şu ya da bu biçimde hep zorlamış olduklarını hatırlayın. Edward Kennedy'nin gerek Kıbrıs, gerekse Ermeni meselelerinde Türkiye'ye karşı sergilediği bilgisiz, haksız, saldırgan tutumunu hatırlayın."

İşveren Gözüyle Emek-Sermaye İlişkisi
İş Dünyası

İşveren Gözüyle Emek-Sermaye İlişkisi

"Modern endüstriyel sistem emek ile sermayeyi menfaatleri daima çatışan iki unsur olarak tasvir eder; buna karşılık ise İslâm emek ve sermayeyi karşılıklı sorumluluk ve gönül rızasına vurgu yapan bir ilişki biçimine bağlar."

Kur'an ve Sünnet'e nasıl bakmalı?
İslam

Kur'an ve Sünnet'e nasıl bakmalı?

"Vahyin hayatlaşması uygulamadır. Uygulamayı beşer yapar ve o vahye uygun ise İslamidir. O bakımdan Kur’an ayrı, sünnet ayrı diye bir şey yok.Kur’an zaten esas olandır. Hiçbir şey ona eşit olmaz."

Kemal Karpat:
Tarih

Kemal Karpat: "Modern basın Abdülhamid döneminde doğdu"

Kemal Karpat: “Modern basın Abdülhamid döneminde doğdu. Daha eskiden bir iki gazete vardı ama basının yaygınlaşması, görüşleri oluşturması, Tercüman-ı Hakikat, İkdam gibi Türkiye'nin kültür hayatında büyük rol oynamış gazeteler bu dönemde çıktı. 40 – 50 tane.”

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz


paykasa

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.