Nasıl iyi bir girişimci olunur?

Uzun yıllardır girişimcilik dersi veren Yard. Doç. Dr. Hikmet Aytek ile nasıl girişimci olunacağını konuştuk.

KARİYER .
nasıl iyi bir girişimci olunur?
RöportajEngin Dinç

Günümüzün en önemli iş ve kariyer kavramlarından biri girişimcilik. Ekonomik büyüme ve gelişim, insanların karşısına pek çok fırsat çıkarıyor. Bu fırsatları da girişimci dediğimiz insanlar değerlendiriyor. Bu anlamda pek çok başarı hikayesi okumuş, duymuşuzdur. Şişli Osmanbey’de faaliyet gösteren MC Akademi’de girişimcilik dersleri veren Yard. Doç. Dr. Hikmet Aytek’le girişimcilik üzerine konuştuk. Bilim insanı olmak için Türkçe’nin yeterli olduğunu ve İngilizce yeterlilik vermeyi reddettiğini ve bu yüzden de akademik kariyerini bilerek sürdürmediğini belirten Hikmet Aytek, nasıl girişimci olunacağını anlattı. 

TOPLUM BAZEN İHTİYAÇ DUYDUĞU ŞEYİN FARKINDA DEĞİLDİR 

Girişimciliği nasıl tanımlarsınız? 

Girişimcilik konusunda birçok kitap yazılmıştır, bir sürü insan söylevde bulunmuştur. Ama çağımız vakit kaybetmeme çağı. Herkesin kısa yoldan ulaşacağı kısa bir tarif yaptım ben, onu bilimsel makalelerimde de yayınladım, dünyada da kabul gördü. Tarif şu: Girişimci, bilgisi ve yeteneği ölçeğinde hareket eden, (yani bir insan ne kadar bilgisi var o ölçekte hareket eder.) ve bu hareketi risk-fırsat ve kar-zarar eksenlerinde yapan, hem kendine hem topluma kazandıran kişidir diye özetleyebiliriz. 

Bir girişimcide olması gereken temel özellikler nelerdir?

Girişimcide olması gereken en temel özellik dürüstlük diyebilirim. Niye? Çünkü müşterilerin arasında bir ayrım yaptığın zaman, dünya esasında o kadar küçük ki, hemen diğer müşterinin haberi oluyor. Mesela diyelim ki bir ekmeği buna 70 kuruşa, öbürüne 1 liraya verirsen, bu kendisini enayi yerine konmuş olarak görür. Dürüst olacak, çağdaş düşünecek, yani çağın gereklerini bilecek ve toplumun ihtiyaç duyduğu ama farkında olmadığı bazı şeyleri ortaya koyacak, oradan kazanacak. Toplum bazen ihtiyaç duyduğu şeylerin farkında değildir. O ihtiyaç duyduğu şeyleri topluma sunarsın, o toplum da bunu benimser, zaten buna ihtiyacı vardır. Girişimci işte bu zeka parıltısı bulunandır. 

Girişimci dediğimiz zaman bizim aklımıza biraz da kapitalist, gözünü para hırsı bürümüş insan canlanıyor. Böyle bir şey midir girişimcilik?

Maalesef, girişimcilik denince ülkemizde böyle bir şey anlaşılıyor. Ama esasında girişimcilik bence şu kısa dünyada insanlara yararlı bir şeyler üretebilmek, bir değeri var etmek, o değeri doğru tanımlamak ve o değeri de doğru yollardan dağıtmaktır. Böyle bir şey girişimcilik. Her şey para olmuş olsa Milli Piyango’dan her ay birkaç kişi trilyoner oluyor. Ama ben araştırdım, bu parayı kazananlardan henüz şu ana kadar iki kişi parayı tutabilmiş elinde. O da gitmiş gayrimenkul almış. Başka yaptığı bir iş yok. Çünkü, parayı kazanmak başka bir şey, o parayı değerlendirebilmek ayrı bir şey. Toplumlar kendilerini var eden manevi motivasyonları göz ardı etmemelidir. Yani komşusu açken tok yatan bizden değildir diye buyuran bir Rasulullah’a tabi isek, ben o hırsa anlam veremem. Evet, çok para kazanalım, çok para kazanmak için çalışalım; ama kazandığımız paranın bir kısmını kesinlikle insanların yararına sosyal girişimcilik alanlarında değerlendirelim. Örneğin, Sigara ile Savaşanlar Derneği, Kızılay, Yeşilay… yani bir sürü sosyal inisiyatif var. Bir kere toplumun eğitimine ne kadar katkı sağlarsak o eğitim bize zaten kar olarak dönecek. Çünkü bilinçli toplumlar bilinçli alışveriş yaparlar. 

Bir girişimcinin ne tür ahlaki özellikleri olması lazım? 

Adil olacak, dürüst olacak, çağa uygun adım atacak. Geniş ufuklu olacak. Yalan söylemeyecek. Toplumsal değerleri reddetmeyecek. Mesela Çarşamba’da gidip domuz eti satamazsın. Eğer girişimciysen bu tür şeylere dikkat edeceksin. Toplumun ihtiyaçlarını iyi tespit edip o ihtiyaçlar doğrultusunda tavır ortaya koyacaksın. Fiyat politikaların çok istikrarlı olacak. Pazarda tutunabilmek diye bir kavram var. Pazarda tutunabilmenin en önemli etkeni doğru ve adil olabilmek. Ben 65 yaşıma kadar bütün tecrübelerimde bunu edindim.

GİRİŞİMCİNİN İLK ÖNCE YETENEKLERİNİ GELİŞTİRMESİ LAZIM 

Herhangi biri geldi “ben girişimci olmak istiyorum” dedi. Bu anlamda girişimcilik öğrenilebilir bir şey mi? Girişimcilik derslerinde siz neler anlatıyorsunuz?

Girişimcilik dersinde, neyi düşünürsek düşünelim o düşündüğümüz şeyin bir plana dökülmesi gerektiğini anlatıyoruz. O planı tam anlamıyla oturtursak, ona göre de yavaş yavaş girişimcilik katlarını koyarız. Ben mimarım. Burada da bir benzerlik var. Biz mimarlar ilk önce binanın planını çiziyoruz, sonra planı zemine uyguluyoruz. Sen de iş planını alacaksın, kafanda hazırlayacaksın, kağıda dökeceksin. Ondan sonra ona göre bunu planı gerçekleştireceksin, adım adım. 

Girişimcinin ilk önce yeteneklerini geliştirmesi lazım. Mesela algılaması kıt olan insan iyi bir girişimci olamaz. Girişimcilikte doğuştan bazı özelliklere ihtiyaç var ama insanlar her alanda yeteneğini geliştirebilir. 65 yaşında bir adamım, ben bunu gördüm. Ben hiç resim çizemeyen bir adamken, bir sürü inşaat karnesi olan bir mimar oldum. Şunu demek istiyorum: İnsanlar yeteneklerini geliştirmeli. Yeteneğin bir ögesi empati mesela. Empati yapabilmeli. Algılaması noksan olan bir insan doğru karar alamaz. Karakterin altı ögesi var. O altı ögeyi iyi geliştirmek lazım. Bunlardan birisi inisiyatif kullanmak. İnisiyatifini doğru kullanamayan bir girişimci nasıl muvaffak olabilir? Kararlarını ve inisiyatiflerini araştırmaya dayandıracak. Karakter şu demek: Yeteneğin, bilgin ne kadar güçlüyse o kadar karaktere sahipsin. Karakter zayıf olursa uygulamayı doğru yapamazsın. Doğru karakter, doğru uygulama yapar. 

Algılaması noksan olan bir adam doğru karar alamıyor, doğru karar alamayan bir adam da doğru planlama yapamıyor. Doğru karar alamayan bir adam doğru plan yapar mı? Biz sürekli uygulamaları ele alıp oradan bir şeyleri bulmaya, çıkarmaya çalışıyoruz. 

Mesela İstanbul’un trafiği şöyle kötü. Sen mevcut karakteri değiştirmeden uygulamanın neticelerini değiştiremezsin. Bizim iş hayatımızda, sosyal hayatımızdaki problemlerin büyük çoğunluğu görünür problemler. Problemler iki türlü: Görünür problemler, hakiki problemler. Hakiki problemi ele alırsan işin aslına varırsın. Mesela kadının karnı ağrıyor. Kadına ağrı kesici veriyorsun, ağrıyı kesiyorsun. Ama o ağrıyı var eden nedeni ortadan kaldırabiliyor musun? İşte yapılması gereken şey o görünür problemlere saplanıp kalmak değil. Mesela ameliyat sırasında kadının midesinde unutulan hidrofil pamuğu oradan çıkarıyorsan o ağrıyı bitirirsin. Olay bu. 

Öğrencilerimi 9 günlük eğitimle 20 yıl öteye taşıyorum. Eğitim sonunda giderken de ‘Hocam Allah razı olsun’ diyorlar. Çünkü ilk önce doğru karakter nasıl kurulur, bunu anlatıyorum. Doğru karakter doğru uygulamayı yapar. Bunu al, hayatının her alanında uygula. Zaten bunları doğru yaparsan toplumda iyi bir statüye sahip olursun, yani iyi bir yerin olur. Yani bir statüye kavuşmak kadar, o statünün içerisindeki rolünü geliştirmek de önemli. Rol nasıl geliştirilir, bunu anlatıyorum. Böylece de öğrenciler memnun ayrılıyor. Şu anda KOSGEB’e müracaat eden öğrenciler içerisinde en çok destek alabilen öğrenci kitlesi benim öğrencilerim…  

Girişimci, herhangi bir işe başlarken nelere dikkat etmeli? Risk faktörlerini nasıl dengelemeli, nasıl aşmalı?

İlk önce işe başlarken şunu diyecek: Arkadaş ben işletmemi nasıl bir karakter yapısına göre kuracağım? Bu işletmede kararlar nasıl alınacak? Ben ne tür araştırmalar yaparım? 

Öğrencilere soruyorum, “şimdi siz ticarete niyet ettiniz değil mi?”, “Evet hocam” diyorlar. Peki içinizde ticaret kanunundaki son değişikliklere bakanlar el kaldırsın dediğimde bir kişi el kaldırıyor, belki hiç kimse çıkmıyor. Toplum olarak araştırmadan uzak bir toplumuz. Türk milletinin başarısı araştırmacılığıyla artacak. Ne kadar araştırırsan o kadar bilgi sahibi olursun. 

Peki burada sizin tercihleriniz ne olacak? Şirket olarak siz geri bildirimlerden nasıl yararlanacaksınız? Uygulamaya gelince ne tür planlamalar yapacaksınız, nasıl bir organizasyon kurmak istiyorsunuz? Bu organizasyon içinde iletişim nasıl kuracaksınız? Bu organizasyon dışarı ile iletişimi nasıl kuracak? Bu uygulamanın maddelerini belirleyip, karakterin içeriğini doldurmadıktan sonra içi boş çekirdek gibi çıtlarsın. Çıtlarsın ama içinden bir tane gelmez. 

Peki benim gücüm ne? Yine o çizelgede, güç unsurları diye bir şey var. Ona bakacaksın, orada 7 tane güç var. Bu güçlerden ne kadarını ben iş yerime aktarabilirim. Bunlardan birisi mesela insan gücü. O insan kaynağı gücü için acaba yeterli miyim? Şunu demek istiyorum; ben şirket kuracağım, tıngır mıngır kapıyı açıp gireceğim, böyle bir dünya yok. Onun için bir yılda binlerce şirket açılıyor, binlerce şirket kapanıyor. Şirketin kalıcı olabilmesi için doğru karakteri kurmak lazım, o doğru karaktere doğru uygulamalar yaptırmak lazım. Doğru uygulamaları yapabilmek için de gücü oranında davranmak lazım. Benim bir girişimciye tavsiyem bunları iyi algılamadan, bunların içini doldurmadan hayatta adım atmasın. 

KOSGEB OLAYA, “BEN NASIL KAZANDIRABİLİRİM” DİYE BAKIYOR

Sizin gözlemlediğiniz kadarıyla, KOSGEB’i de mutlaka takip ediyorsunuz , insanlarımız hangi alanlarda yatırım yapıyor?

KOSGEB’in verdiği ödenekler 8 senedir hemen hemen aynı ödenek. 30 bin lira hibe veriyor. Halbuki bunu artık dünyanın gerçeklerin uygun olarak artırması lazım. Ama Allah razı olsun, önceden böyle şeyler yoktu. Çok güzel şeyler ama güzelin daha güzeli var. Ne kadar iyi olursa olsun, ondan daha iyi bir durum vardır. Böyle baktığımız zaman bu hibe yetmiyor. Ödenekler biraz daha artırılırsa, yeni girişimciler yavaş yavaş teknik, üretken bölümlere adım daha fazla atılabilir, ki atanlar var. KOSGEB’in, ARGE konusunda “Birleşelim Güçlenelim” projeleri var. 

Ben uygulamanın içerisinde olduğum için görüyorum, hibe 30 bin TL olana kadar onun iki misli olsa daha iyi olur. Bu para enflasyon da yaratmaz, çünkü doğru harcanan bir para olduğu, ihtiyaç karşıladığı için enflasyon yaratacak bir şey değil. Hem Türkiye’deki çark daha hızlı döner. KOSGEB bu konuda son derece amatör bir ruhla profesyonelce çalışıyor. Buna diyeceğim hiçbir şey yok, çok fedakârca çalışan kadrolar var.

KOSGEB, girişimcilere destek verirken hangi şartları arıyor? KOSGEB’i nasıl ikna edebilir bir genç?

İyi bir plan götürmek lazım. Yani KOSGEB iyi bir iş planı istiyor. Biz de onu öğretiyoruz burada. İşi nasıl yapacağının plana dökülmüş halini istiyor. Onu alıyor bir heyet, değerlendiriyor. KOSGEB olaya, “ben nasıl kazandırabilirim” diye bakıyor. Varsa ufak tefek yanlışları, buraları da düzelt gel diyor. Onları da düzeltiyor genç, gidiyor, ödeneğini alıyor. Müracaat edip de almayan % 1-2’dir. Büyük çoğunluk kim uğraşacak da plan yapacak diye işi sallıyor. Onun için gidip almıyorlar. Yoksa devlet bu konuda çok ciddi. Kendine özgüveni olan, konuya vakıf, hangi konuda iş yapacaksan o konunun pazarını iyi bilen biri olacaksın. O konuda mütalaaların olmuş olacak. 

Peki insanlar aldıkları 30 bin lira teşvikle çoğunlukla pazarlama sektöründe mi girişimci faaliyetler ortaya koyuyorlar? 

Pazarlama yapanlar var, kafe, restoran işleten var, makarna üretimi var. Yani aklına gelecek her türlü konuda, üretim ve tüketim üzerine iş yapanlar var. Alet edevat üreten gençler var. Şimdi mesela gencimizin birisi LPG tüpünden müzik aleti yapıyor. Yani gençlerimiz harika. Türk gençliği gerçekten çok zeki. 

LPG tüpünden müzik aleti yapan arkadaş bunu nerede kullanıyor, kime satıyor?

Bir tane bana getirdi. Ben evde onu uyguluyorum, sonra iade edeceğim kendisine. Bakıyorum, inceliyorum, torun bile çok sevdi yani. Böyle vurduğun yerde türküler üzerine şey yapmış, ses geliyor yani. Olcay diye bir gencimiz bunu yapıyor. 

KAÇ KELİME BİLİYORSAN O KADAR DÜŞÜNEBİLİRSİN

Sizin öğrencilerinizden başarıya ulaşan, şu noktaya geldi dediğiniz insanlar var mı?

Var tabii. Şimdi hemen aklıma gelen bir “Mustafa” var. Benden 5-6 sene önce eğitim aldı. KOSGEB de destekledi. Mustafa, makine mühendisidir. Türkiye’nin dışarıya çok büyük paralar ödeyerek getirttiği küçük küçük ama pahalı şeyleri Türkiye’de yapıp, üstelik de dörtte bir fiyatına piyasaya sürdü. Daha sonra gelişti gitti yani. Yine mesela ilkokul mezunu mu Filiz diye bir kızımız var, bir tekstil firması kurdu, fason olarak başladı ve devam etti. 

Zaten sektörel çalışmalara girenler ilk anda pazar ağını yakalayamadıkları için bir müddet fason üretim yapıyorlar. Fason üretimden sonra piyasayla iyice bütünleşip kendi markalarını üretmeye çalışıyorlar. Türkiye’nin çıkarları açısından, öğrencilerimizin hepsinin marka oluşturması konusunda ben onlara ilham vermeye çalışıyorum. İnanın her 10 öğrenciden 9’u kendi ayakları üzerinde durabilecek durumda. Üstelik de adam 30 yaşında ama annesi babası teşekküre geliyor. 35 yaşına gelmiş, halen annesinin babasının sırtında yaşayan bir ordu sayısında insan var. Türkiye’nin gerçeği bu. Niye? Çünkü adamı okutuyoruz, mimar çıkartıyoruz. Ama gidiyor Karadenizli ilkokul mezunu bir müteahhit kardeşimizin yanında 2 bin lira maaşla çalışıyor. Adama çok harika meslek öğretiyoruz, harika mimar yetiştiriyoruz. Ama o adama nasıl iş adamı olunur, onu öğretmiyoruz. Onun için bu eğitimi bence liselerden itibaren vermek lazım. 

Ben şahsen Hikmet Aytek olarak girişimcilik eğitimlerinin meslek okullarına, liselere, meslek yüksek okullarına girmesi konusunda çok büyük çaba sarf ettim. Meslek okullarında girişimcilik dersleri açıldı. Meslek yüksek okullarında girişimcilik dersleri açıldı. İstanbul Aydın Üniversitesi’nde ilk girişimcilik bölüm başkanıyım. Orada bölüm başkanı olarak görev yaptım. 

İnsanın bilgiye ne kadar açıksa o kadar karakterli olur. Öğrencilere bir tavsiyem daha var benim. Kendilerini geliştirmek, iyi bir girişimci, iyi bir mühendis, iyi bir avukat, yani neyin iyisi olmak istiyorlarsa o alanda girişimci olması lazım. Girişimcilikle ilgili çok basit bir şey söylüyorum; her gün lügatten on tane kelime öğrensinler. Niye? Cenabı Allah beyni öyle bir yaratmış ki, kaç kelime biliyorsan o kadar düşünebiliyorsun. Mesela ben uçak kelimesinin, empati kelimesinin ne anlama geldiğini bilmezsem onu kullanamam. Ama empatiyi kullanarak çok başarılı işler yapabilirim. Onun  için gençlerimiz televizyonda, gazetede bir şey görüp anlamını bilmiyorlarsa lütfen onun anlamını öğrensinler. Bu bizi araştırmacı bir toplum olmaya itecektir ve hayatımızı girişimsel bir alan haline getirecektir.

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Nasıl iyi bir girişimci olunur?

Yorumlar

bu röportaj için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.
  • Yorumunuz gösterilemiyor : Yazım kuralları hatası...Çarşamba, 30 Temmuz

Diğer Röportajlar

bunlar da ilgi çekebilir Röportaj Anasayfa

Çok Okunanlar

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2015 - Tüm hakları saklıdır. Yıldızlar Eğitim Organizasyon A.Ş.