Yeryüzü Doktorları: Sağlık köprüsü olacağız

Yeryüzü Doktorları’nın yapmış olduğu çalışmaları Yeryüzü Doktorları Genel Sekreteri Uzm. Dr. Yahyahan Güney Bey’le konuştuk.

GÜNCEL .
yeryüzü doktorları: sağlık köprüsü olacağız
RöportajEngin Dinç

Abdullah Güner’in röportajı

Doctors Worldwide (Yeryüzü Doktorları), uzun yıllar süren dostluk, işbirliği ve istişareler sonucunda bir grup gönüllü doktor tarafından 2000 yılında uluslararası bir tıbbi yardım kuruluşu olarak İngiltere’de kuruldu. 2004 yılında da “Yeryüzü Doktorları Türkiye” adıyla Türkiye şubesi faaliyete başladı.

Yeryüzünün neresinde, temel tıbbi bakım ve sağlık hizmetlerinden mahrum hasta, sakat, felaketzede, mazlum, mağdur insan varsa bunun acısını yüreğinde hisseden, bunun sorumluluğunu idrak ederek yola çıkan bir grup gönül insanıdır Yeryüzü Doktorları. “Orada ve Her Yerde” sloganı ile din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, yeryüzünün tüm ihtiyaç bölgelerine tıbbi ve insani yardım götürmeyi hedef edinen Yeryüzü Doktorları, tıbbi yardımlar yaparak adeta “bir şeyi yapan her şeyi yapar” diyor.

Yeryüzü Doktorları’nın yapmış olduğu çalışmaları Yeryüzü Doktorları Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Yeryüzü Doktorları Genel Sekreteri Uzm. Dr. Yahyahan Güney Bey’le konuştuk.

 

YERYÜZÜ DOKTORLARI

 

"30 ÜLKEYE TIBBİ VE İNSANİ YARDIM ULAŞTIRDI"

 

Hangi amaçla ne zaman kuruldunuz? Bugüne kadar yapmış olduğunuz çalışmalar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

 

Yeryüzü Doktorları (Doctors Worldwide), uzun yıllar süren dostluk, işbirliği ve istişareler sonucunda, aralarında ülkemizden de arkadaşlarımızın bulunduğu bir grup gönüllü doktor tarafından Nisan 2000’de uluslararası bir tıbbi yardım kuruluşu olarak İngiltere’de kurulmuştur. 2004 yılında da “Yeryüzü Doktorları Türkiye” adıyla Türkiye şubesi faaliyete başlamıştır. 

 

O günün siyasi, sosyal konjonktüründe, o günün imkanları ve vizyonuyla uluslararası bir hareket düşünülerek kuruldu. Tabi bir arkadaş grubu tarafından; vakıf ve dernekçilik konusunda tecrübeli hekimler, eczacılar, sağlıkçılar tarafından kurulmuş bir yapıydı. 

 

Yeryüzü Doktorları’nın inisiyatifi, genel standartları ve prensipleri bizim tarafımızdan oluşturulmuş çok ülkeli, çok ırklı bir yapı hedeflenerek kuruldu. Tabi ki bizim tarafımızdan kurulmuş bize ait bir yapıydı. Merkezi hâlâ İngiltere’de, Manchester’da. O zaman ki kurucu başkanımız Dr. Kamil Bey daha sonradan Somali’deki insani yardım sırasında bu yöndeki tecrübeleri sebebiyle Başbakanımız tarafından Somali Büyükelçisi olarak atandı. Hâlâ Manchester’daki ana ofisle ilişkilerimiz sürmekte. 

 

Yeryüzü Doktorları, bugüne kadar dört kıtada 30’a yakın ülkeye tıbbi ve insani yardım ulaştırmıştır. Bunlar arasında, Sudan, Inguşetya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Filistin, Sierra Leone, Gana, Hindistan, Kenya, Bangladeş, Nijer, Gine Bissau, Suriye, Libya, Sri Lanka, Bosna Hersek, Irak, Kosova, Guatemala, Makedonya, Endonezya, Lübnan, Afganistan, Pakistan, Lübnan, Gürcistan, Azerbaycan, Yemen, Moritanya ve Somali sayılabilir.

 

Türkiye ve dünya ölçeğinde, insani ve tıbbi yardım hizmetlerinde kullanılan maddi destek, üye ve gönüllülerin nakdi ve ayni yardımları yanında, operasyonel partnerlik ilişkisi kurulan kuruluşların katkılarıyla sağlanmaktadır. Sağlık elemanları da, gönüllü insan gücünü oluşturmaktadır. Gönüllü listemizde yaklaşık olarak ülkemizden 1000, dünyadan 3000 kadar sağlık çalışanı bulunmaktadır.


"BİR FARKINDALIK, SAVUNUCULUK OLUŞTURUYORUZ"
 

Ne tür yardım faaliyetleriniz var? Yurtdışı yardım faaliyetleriniz var mı?

Esas olarak yurt dışı yardım faaliyetleri yapıyoruz. Yardım faaliyetlerimizi üç ana başlık altında toplayabiliriz: 

 

Birincisi, Acil Tıbbi Ve İnsani Yardım: Deprem, savaş, kuraklık gibi durumlarda yaptığımız acil yardımlar. Mesela Van depremi oldu, timlerimiz oraya insan kurtarmaya gitti. Ya da bir yerde savaş oldu, mültecilik olayları oldu… Şu an Türkiye-Suriye sınırındaki gibi orada da yürüttüğümüz faaliyetlerimiz var. Somali’de açlık oldu, Nijer’de başka bir şey oldu. Onlara yönelik başka yardımlarımız oldu. Bu acil kısmımız.

 

İkincisi, Uzun Vadeli-Kalıcı Sağlık Hizmetleri: Uluslararası yardım teşkilatlarını, uluslararası ajanslardan takip ediyoruz. Herhangi bir yerde bir problem olduğunu duyarsak hemen o bölgeye ilgili problemi algılayabilir profesyonel bir ekip gönderiyoruz. Ekiplerimiz gidiyorlar ve yerinde o problemi tespit ediyorlar. Nedenlerini, süreçlerini ve sonuçlarını bir rapor haline getiriyorlar. Rapor haline getirdikleri sonuçları biz alıyoruz ve “Buna ne yapabiliriz?” diye profesyonel destek alacak bir kurul oluşturuyoruz. 

 

Örnek bir yerde yaygın bir salgın hastalık var. Biz enfeksiyon hastalıklarıyla uğraşıyoruz ve diyoruz ki nasıl bir çözüm üretebiliriz. Ya da kadın doğumla ilgili bir rahatsızlık var. Kadın doğum uzmanlarını alıyoruz ve bir proje üretiyoruz ve diyoruz ki bunu şöyle yapabiliriz. Hemen bunu bir proje haline getiriyoruz. Bir farkındalık, savunuculuk oluşturuyoruz. Ve arkasından ilgili ülkede o problemi çözmeye yönelik bir profesyonel ekip oluşturup o bölgede yerel teşkilat veya kamu kurumlarıyla irtibat kurarak o problemi çözüyoruz. 

 

Mesela Azerbaycan’da çok fazla dudak-damak yarığı var dendi. Oradan bir ekip geldi. Buradan bizim doktor arkadaşlarımız gittiler bir ön inceleme yaptılar. Evet, hastalık vardı. Hemen bir proje geliştirildi ve bizim daha önce başka ülkelerde uyguladığımız “Gülümseyen Çocuklar” (Smiling Children) projemiz için Azerbaycan’a gidildi. Azerbaycan taşra bölgesinde birçok çocuk dudak-damağı (tavşan dudağı rahatsızlığı) ameliyatı edildi. Aynı şey Suriye’de de oldu daha önce. El Halil’de oldu, Gazze’de ve Somali’de de, Sudan’da da oldu. Böylece profesyonel bir ekibimiz oluştu. Bu ekip dünyanın her yerine gidip bu ameliyatları yapar oldular. 

 

Yine ürolojik olaylar… Peygamber sünneti denilen ve sünnet çocuklarında görülen bir rahatsızlık vardı. İdrar çıkış deliğinin daha geride olmasıyla ilgili. Bununla ilgili ürolog profesör, doçent, uzaman arkadaşlarımız birçok ülkeye gidip, o ülkedeki hekimler tarafından yapılamayan veya yapılmış başarılı olamayan şeyleri gittiler yaptılar, başardılar ve geldiler. 

 

Bu yaptığımız son örnek çalışmalardan biri: Bir çalışma grubu oluşturduk. Somali’de çok fazla Hepatit B var. ‘Biz bununla ilgili ne yapabiliriz?’ dedik. Oturduk, çalıştık ne yapabiliriz diye. Derneğimizde aktif olarak çalışan enfeksiyon hastalıkları uzmanıyla buluştuk. Bu kişiyi aldık, bununla birlikte Türk Halk Sağlık Kurumu ile görüştük. Kalktık Türk Viral Hepatoloji Derneği başkanını bulduk, onunla konuştuk. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği ile irtibat kurduk ve çalışma grubu oluşturduk. Somali’de olan hepatit salgını ve yüksek hepatit (sarılık) hastalığıyla ilgili neler yapabiliriz, nasıl bir çalışma yapabiliriz; önce bunu nasıl bilimsel olarak tespit edebiliriz, sonra buna nasıl bir projelendirme yapabiliriz diye bir dizi toplantı ve görüşmeler gerçekleştirdik. 

 

Mesela Somali’de aşılama ve onunla ilgili eksiklikler vardı. Biz bu projeleri hazırlarken Dünya Sağlık Örgütü ekstradan formalite Hepatit B aşısına başlamıştı. Halbuki bizde bu konuda çalışıyorduk. Daha sonra onlarla entegre olduk. Projenin bir kısmı rafa kalktı ancak bir kısmını da revize ederek çalışmaya devam ediyor. 

Ayrıca yine Nijer’de, Burkina Faso’da, ‘Sahel’ denilen Sahraaltı Batı Afrika ülkelerinde bir rahatsızlık var: “Fistül hastalığı”. Bu hanımların doğum sonrasında idrar kaçırmasıyla ilgili bir rahatsızlık, çok kolay tedavi edilemiyor. Profesyonel eller lazım. Artı, bu kişiler de sosyal olarak zor durumda kalıyorlar. Çünkü bir hanım düşünün sürekli idrar kaçırıyor. Sosyal, kültürel, ekonomik olarak farklı, düşük yerler. Buradaki hanımların bu zor durumuyla ilgili yıllardan beri birçok hekim arkadaşımızı oraya gönderdik/gönderiyoruz. Defalarca ameliyatlar yaptık. Eşim kadın doğum uzmanı, onunla beraber ben de gittim. 

 

Bu Fistül hastalığıyla ilgili bir savunuculuk geliştirdik. Bu hastalıkla ilgili broşürler bastırdık, internet sitemizde duyurular yaptık. Kamu otoritelerine, dünyadaki değişik sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar düzenledik. Şu an bizim de farkındalık oluşturmamız ve savunuculuğumuzla birlikte Türkiye Cumhuriyeti de TİKA’yı yönlendirdi. Ve Nijer’de bir Fistül Hastanesi kurulma projesi başladı. Bizde bu projeyle ilgili çalışmalara teknik destek verdik.

Elimizden geldiği kadarıyla bütün kamu kurumlarını, dünyadaki bütün uluslararası teşkilatları bu problemi çözmeye yönelik olarak çalıştırıyoruz. Burada çok ülkeli, çok yönlü, çok kültürlü bir çalışma yapmaya yönelik bir çalışma içerisindeyiz. Buna benzer birçok projemiz ve yapımız var. 

"SOMALİ’DE TIP’TA UZMANLIK SINAVINI İLK BİZ YAPTIK"


Üçüncüsü, Rehabilitasyon, Yeniden Yapılandırma Ve Tıbbi Eğitim: Normal sağlık problemlerini, tespit edilmiş rahatsızlıkları ya da o bölge tarafından kanıksanmış birtakım problemleri çözmek için o bölgenin toplam sağlık kalitesini yükseltmek için kalıcı çalışmalar yapmak. O bölgedeki sağlık çalışanlarının hemşirelikten anestezi teknisyenliğine, doktordan diş hekimliğine, eczacıya varana kadar eğitmek, yetiştirmek, kendi kendine yetebilir hale getirmek. O bölgede kendi sağlık personelini kendilerinin eğiterek yetiştirmesini sağlayacak bir eğitim sistemi kurmak.

 

Bununla ilgili de Yemen’de “BOR” sistemli bir yapı başlattık. Somali’nin Tıp’ta Uzmanlık Sınavı’nı ilk biz yaptık. İlk kez bu eğitimi biz başlattık. O ülkenin sosyal, ekonomik, bilimsel şartlarıyla bizim ülkemizi karşılaştırdığınızda düşük kabul edilebilir bir yapısı var. Fakat sonuçta bir sistem kurduk. O sistem süreç içerisinde eksikliklerini tamamlayarak bir yere gelecektir. 

 

Bununla ilgili eğitim ve uzaktan öğrenim şeklinde bir model başlattık. Ülkemizdeki üniversitelerle, eğitim ve araştırma hastaneleriyle, ülkemizin güzide kurumlarıyla, hocalarıyla o bölgenin hocalarını, eğitimcilerini karşı karşıya getirdik, tanıştırdık. Ortak sağlık kongreleri oluşturduk. Ve bu sağlık kongreleriyle, Türk sağlık gücüyle ilgili zor durumdaki Afrika ülkesinin gücünü tanıştırarak, yan yana getirerek bir ortak çalışmaya, üretime ulaştırdık. 

 

Bir kardeşlik duygusu oluşturarak, bir ortak çalışma arzusuyla hem bir medeniyetler ittifakı kuruyoruz, hem komşularımız hem de dindaşlarımız hem de zor durumdaki insanlara yardım ederek dünyada sağlık alanındaki hizmetlerin kalitesini arttırıyoruz. 
 


"TÜRKİYE’DEN UZAK BİR COĞRAFYA İLK DOKTOR GÖNDEREN KURUM BİZİZ"

 

Türkiye’de birçok yardım kuruluşu olmasına rağmen siz neden kuruldunuz? Diğer yardım kuruluşlarından farklı ne tür çalışmalarınız var? 


Bu soru Yeryüzü Doktorları’nın gerçek anlamda durduğu yeri anlatan bir şey. Biz sağlık çalışanlarıydık, sadece kendi işimizi yapıyorduk. “Her şeyi yapmaya çalışan hiçbir şey yapamaz. Bir şeyi yapan her şeyi yapar.” Bu genel bir düsturdur. Biz sağlık çalışanlarıyız ve sağlıkla ilgili tıbbi hizmetlerde bulunuyoruz. Bununla ilgili profesyonelliğimiz var, bu işi yapıyoruz. Hiçbir yere gidip de kuyular açtırmaya çalışmadık. Tabi bazen çok dar alanda sağlık dışı işlerimiz de oldu. Fakat insani krizlerde aç bir insanı doyurmadan ona antibiyotik vermenin de bir anlamı yoktu. Ya da deprem olmuş, insanları binanın altından çıkartacaksınız ki ondan sonra tıbbi müdahale yapacaksınız. Biz o anlamdaki boşlukta da bir şeyler yapmaya çalıştık. Ama esas olarak organizasyonumuzun durduğu yer sağlık hizmetleridir. Ve Türkiye’deki insani yardım teşkilatlarının hepsine biz Yeryüzü Doktorları olarak bir model olduk, onlara çok destek verdik, bizden çok ilham aldı arkadaşlarımız. Bizim de tabi ki katkı aldığımız, faydalandığımız birçok yerde ortak çalıştığımız hem yurtiçi cemiyetlerimiz hem de yurtdışı kurumlar oldu. Fakat Türkiye’de bu anlamda öncüyüz diyebilirim. 

 

Mesela, Türkiye’den uzak bir coğrafyaya ilk doktor gönderen kurum biziz. Uzak coğrafyada ilk ameliyat yapan, hastane açan ve eğitim veren kurum biziz. Biz diğer kurumlara da bu yönden örneklik teşkil ettiğimiz için son derece memnunuz, bununla iftihar ediyoruz. Bizim gibi kurumların sayısının da artmasını arzu ediyoruz. Çünkü bir hayrı başlatanın bütün yapılacak hayırdan bir hissesi vardır. Biz de böyle bakıyoruz.


"HİZMET ÜRETTİKÇE DEĞİŞİK KURUM VE HAYIRSEVERLERDEN YARDIMLAR ALDIK"


Yardım faaliyetlerinizi sürdürmenizi sağlayan alt yapıyı nasıl sağladınız? Beslenme kaynaklarınız hakkında bilgi verir misiniz? 


Bizim alt yapımız zaten insan gücüne dayanıyordu. Biz zaten sağlıkçılardık. Hepimiz profesyonel sağlık çalışanlarıyız. Aramızda üniversite öğretim görevlileri, eğitim ve araştırma hastanesinden şefler, tıp fakültesi öğrencileri, eczacılık fakültesi öğrencileri şeklinde hem yatay hem de dikey yayılan bir organizasyon şemamız var. Öğretim görevlileri, dekanlar, uzman hekimler, pratisyen hekimler, öğrenciler şeklinde örgütlenme modelimiz olduğu için bu model bize zaten alt yapıyı sağlıyordu. 


Beslenme kaynaklarımız ise; öncelikle bizim kendi maaşlarımızdan, kredi kartlarımızdan kestiğimiz bölümlerle başladı. İlk başta derneğimizin vizyonu büyüktü ama daha küçük olduğu dönemde kendi imkânlarımızla –maaşlarımızdan kesintilerle- bir ofis ve sekretarya ile başladı. Süreç içerisinde profesyonelleştikçe, hizmet ürettikçe değişik kurumlardan değişik hayırseverlerden de birtakım yardımlar aldık. Bu da devam edince uluslararası birtakım fonlardan gerçekleştirilmiş somut, anlaşılabilir, ifade edilebilir şeffaf projelerle kaynaklar aldık.


Son dönemde de devletin imkanlarından da faydalandık. Ülkemizde bu anlamda sivil toplum kuruluşlarının önünü açtı. Genel olarak beslenme kaynaklarımız bunlar diyebilirim. Ama tek bir yere bağımlı değiliz. Özellikle ofis hizmetlerini ve kurumsal hizmetleri kendimiz karşılıyoruz büyük oranda. 

 


"TÜM YARDIMLAR ONLİNE OLARAK DEKLARE EDİLİYOR"


Vakfınızın/ Derneğinizin iç denetimini nasıl yapıyorsunuz? Toplanan yardımlarınızın suistimale uğramaması için iç denetim mekanizmanızı nasıl oluşturuyorsunuz?


Bu anlamda derneğimiz kendine gelen bütün insani, tıbbi ve maddi yardımların hepsini yıl sonunda online olarak açıklamakta, tümüyle kamuoyuna deklare etmektedir. Dernek içerisinde ve çevresinde tümüyle profesyonel çalışılıyor. Elden para gönderilmiyor. Bütün her şey online hizmetlerle gönderiliyor ve online hizmetlerle açıklanıyor, beyan ediliyor. Aynı şekilde uluslararası kurumlara da beyan ediliyor. Aynı şekilde profesyonel olarak hizmet aldığımız dış denetçilerimiz var. Kendi kurumumuzu dışarıdan profesyonel muhasebeci ve kişilere denetlettiriyoruz. Böylece çok denetçi ve tamamıyla ortada şeffaf bir yapımız var. bu anlamda belki bizim kadar şeffaf bir kurum yoktur. 

 

"BİZİM KRİTERLERİMİZ TAMAMIYLA TIBBİ..."


Hangi kriterlere göre ihtiyaç sahiplerini belirliyorsunuz? Yaptığınız yardımlarda neleri önceliyorsunuz?


Bizim kriterlerimiz tamamıyla tıbbi kriterler. Bunlar bizim ana faaliyetlerimizde üç ana başlığımız var demiştim: Tanımlanmış Projeler ve Acil Hizmetler. Acil Hizmetler’e kriter her zaman belli oluyor. Bir yerde sel oluyor insanlar gidiyor ya da bir salgın oluyor. Projelerde de bunun, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün uluslararası yardım teşkilatları raporlarına bakıyoruz. Artık bizde bu alanda her yerde bütün ülkelerde tanışıklıkları olan, ilişkileri olan birçok sivil toplum kuruluşuyla ilişkiliyiz. Bunlarla düzenli mailleşiyoruz, telefonlaşıyoruz, tanışıyoruz.


Gelişmekte olan ülkelerin sivil toplum kuruluşlarının Birleşmiş Milletler (BM)’deki projelerinin yöneticisi biziz. BM tarafından yapılmış En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı (EAGÜ)’na ev sahipliği yaptık Türkiye Cumhuriyeti devleti ile birlikte. Buradaki sivil toplum kuruluşlarının koordinatörü bizdik. 


Herhangi bir yerde karnı aç bir kişiye karnını doyurmak ya da bir yerde bir ihtiyacı varsa onu karşılamak gibi bir faaliyetimiz yok. Biz dar bir alanda olduğumuz için işimiz bu anlamda belki diğer insani yardım kuruluşlarından daha rahatız. Çünkü biz hekimiz, hekimlik yapıyoruz. Bu anlamda sadece kendi işini yapmak hem bir başarı hem de bir kolaylık sağlıyor. Ama öbür yandan diğer yardım teşkilatlarının da birçok eksikliklerini kapattık, kapatıyoruz. Dönem dönem diğer arkadaşlarımızdan yardım istedik, faydalandık. Ama genel olarak tek başımıza kendi işimizi yapıyoruz.

 

"AMELİYATTAN ÇIKAN HASTALARIN YÜZLERİNİ GÖRDÜK"

 

Yardım faaliyetlerinizi yürütürken size heyecan ve umut veren ya da sizi çok üzen ve karamsarlığa uğratan bir durumla hiç karşılaştınız mı?

Yüzlerce kez. Burada insana dokunan, insanın derdini yaşayan çok kişisel hikayeler yaşadık. Ameliyattan çıkan hastaların yüzlerini gördük. Veya evladını kaybeden anneleri gördük. Ya da eşiyle boşanma durumuna gelmiş, hiç durmadan altından idrar akan bir kadının (yolda yürürken pıt pıt idrarı damlayan bir kadının) ameliyattan sonra o idrar akıyor mu diye altına bakışını gördük. Bunlar inanılmaz şeylerdi. Yine buna benzer birçok şey yaşadık. 


Bir kadının, ağzı burnu dağılmış küçük bir çocuğunun ameliyattan hemen sonra hayatında ilk defa bir şeyi dudağıyla ısırmasını gördük. 

 

Yardımlarınızı nasıl ulaştırıyorsunuz? Kısaca yardımların sizden ihtiyaç sahiplerine ulaşana kadar nasıl bir yol izlediğinize dair bize bilgi verir misiniz?

Bizim yardımlarımız buradan alıp götürüp orada ekmek yedirme şeklinde olmuyor çoğu zaman. Ama birtakım tıbbi gelişmiş cihazları, tıbbi saha malzemelerini ekiplerimizle, kargolarla beraberimizde götürerek hizmet yapıyoruz. Veya gittiğimiz yerdeki kurumlardan satın alıyoruz. 

 

"YARDIMLARA KATILMAK İSTEYENLERDE ARADIĞIMIZ TEK ŞART: MESLEKİ LİYAKAT"

 

Yardım faaliyetlerine katılmak isteyen insanlarda ne gibi özellikler arıyorsunuz? Herkes yardım faaliyetlerinize katılabilir mi? Kimleri gönüllü olarak kabul ediyorsunuz?

Yardım faaliyetine katılmak isteyenlerde aradığımız tek şart “mesleki liyakat”. Ve uluslararası kabul edilebilir etik değerler. Bu insanların milliyetlerine, dinlerine, hayat algılarına, ideolojilerine bakmıyoruz. Biz, ne kadar ahlakla ne kadar düzgün bir insani yardım yapabiliriz, buna bakıyoruz. 


Bizim insani yardımlarımıza katılmak isteyen gönüllü olarak kabul ettiğimiz insanlarda ırk, din, dil ayrımı yok. Herkese kapımız açık. 

 

"DİĞER YARDIM KURULUŞLARININ FARKINDALIKLARINI SAĞLADIK"

 

İnsani yardım faaliyetlerinize katılmak için yalnızca sağlık çalışanı mı olmak gerekiyor?

Sağlık çalışanı olmaya kişilerde bize çok katıldılar. Çünkü dönem dönem onların da yardımlarına ihtiyaç duyduk. Ancak temel olarak insani, tıbbi bir yapımız var. 

 

Mesela hastane koordinasyon işlerinde gönüllülere ihtiyacımız oldu. ya da bir hastanenin tıbbi ekipmanının tamirinde Biyomedikal Mühendislerine ihtiyacımız oldu. o tip faaliyetlerde yardım aldık. Yoksa gidip bir yerde büyük bir baraj yapmaya çalışmadık. Dolayısıyla da böyle bir yardıma ihtiyacımız olmadı. 

 

Gittiğimiz yerlerde eksikliğini gördüğümüz, tespit ettiğimiz birtakım (hepimiz sağlık çalışanıyız ama) insani görgümüzle kesp ettiğimiz bazı eksiklikleri bu anlamda hizmet yürüten diğer yardım teşkilatlarına ilettik ve bilgilendirdik. Onların farkındalıklarını sağladık. Bu tür faydalarımız da oldu.

 

Türkiye’deki insanların sosyal duyarlılığını nasıl buluyorsunuz? Yardım kampanyalarınızda sizlere yeterli desteği veriyorlar mı?

 

Türk insanının sosyal duyarlılığını çok yüksek buluyoruz. Fakat bu yardım kampanyaları zaman zaman birtakım güncel, politik yanılsamalarla değişebiliyor. Bunun en güzel örneği burnumuzun dibindeki şu Suriye olayı. Binlerce, yüzbinlerce insan kapımıza gelmiş. Bunlar bizim komşularımız, akrabalarımız, dindaşlarımız, birçoğu ırkdaşlarımız… Böyle bir insani durumda devletimizin bu kadar bakmasına rağmen Türk halkının bu çabuk etkilenebilir basit politik, siyasi söylemlerden de çok etkilenmesinden üzülüyoruz. Fakat bunları da yenecek insani bir duyarlılığı da oluşturmaya çalışıyoruz.



"YERYÜZÜ DOKTORLARI OLARAK GİTTİĞİMİZ HER YERE ASLINDA TÜRK BAYRAĞI GİDİYOR"

 

Türkiye devletinin, yürütmüş olduğunuz yardım faaliyetinde size olumlu ya da olumsuz ne tür etkisi oluyor? Devletin imkanlarından yararlanabiliyor musunuz?

Devletimiz yürütmüş olduğumuz faaliyetlerde bize her zaman katkısı oluyor. Çünkü biz Yeryüzü Doktorları olarak gittiğimiz her yerde Dr. Yahya gittiğinde aslında Türk devleti, bayrağı gidiyor. Mesela Somali’deki hastanemizde Türk bayrağı dalgalanıyor. Uzaktan bakıldığında hiç kimse orası Yeryüzü Doktorları demiyor, Türklerin hastanesi diyor. 

Aynı şekilde bundan 1,5 yıl önce Somali’de bir saldırı oldu, bir Türk işçisi öldürüldü. Türklerin hastanesine götürdüler. Orası da Yeryüzü Doktorları’nın hastanesiydi. Yine geçen bir saldırı oldu Somali Mogadişu’da. Kızılay personeline saldırı oldu. Kızılay personeli Türkiye’nin hastanesine geldi. O da Yeryüzü Doktorları’ydı.

Biz kendimizi devletten farklı görmüyoruz. Çünkü devlet bizim devletimiz, biz de onun insanlarıyız. Devletten de bu anlamda son derece önemli katkılar da aldık. 

 

"TÜRKİYE’DE ULUSLARARASI YARDIM KURULUŞLARIYLA EN FAZLA ÇALIŞAN YARDIM KURULUŞU"

 

Diğer yardım kuruluşlarıyla beraber ortak yardım faaliyeti yürütüyor musunuz? 

 

Birçok yardım kuruluşuyla birlikte ortak yardım faaliyeti yürüttük. Özellikle (kendi kültür ve medeniyetimiz var tabi) ülkemizdeki birçok kurumla da yürüttüğümüz gibi uluslararası insani yardım teşkilatlarıyla da yardım faaliyetleri yürüttük. Hem dindaşımız olan altyapısı olan kuruluşlarla hem de uluslararası kurumlarla yürüttük. 

UNİCEF’le ortak projelerimiz oldu. Kuzey Amerika Müslüman Doktorlar Birliği (IMANAY) ile Arap Doktorlar Birliği (AMU) ile ya da FİMA, bütün dünyadaki Müslüman doktorlar tarafından kurulmuş federasyonların hepsiyle yıllardan beri ortak çalışmalar yapıyoruz. Benzer faaliyetler yaptık. Onların faaliyetlerine biz kaynak sağladık, bizim yaptığımız faaliyetlere onlar kaynak sağladılar. Bazen alanda birlikte çalıştık. Bu anlamda uluslararası yardım kuruluşlarıyla en fazla çalışan kurum sanırım Yeryüzü Doktorları’dır. Bizim Türkçe bilmeyen personellerimiz var. 

 

"YARDIM AMACIYLA BAŞKA ÜLKELERE GİDEN İNSANLAR, ORADAKİ İNSANLARIN KÜLTÜRLERİNE, DİNLERİNE, ALGILARINA DİKKAT ETMİYORLAR"
 

Türkiye’nin sosyal yardımlaşma konusunda eksiklerinin neler olduğunu düşünüyorsunuz? Uluslararası yardımlarda en büyük eksikliğimiz hangi alandadır?


Uluslararası alanda birçok eksiğimiz var ama bir şeyi söylersem akılda kalabilir. Bizim yardım amacıyla başka ülkelere giden insanlarımız oradaki insanların kültürlerine, dinlerine, algılarına, dini algılarının alt gruplarına dikkat etmiyorlar. Oradaki insanlara bir şey vermek için gittiklerini düşünüyorlar. İnfak ve iyilik duygusuyla oradalar. Dini, insani duygularla, evrensel etik değerlerle oradalar fakat oradaki insanların algılarını ve oradaki insanların gerçekliklerine dikkat etmiyorlar. O yüzden yardımlar bazen etkisiz kalıyor, bazen tam değerlendirilemiyor; bazen yanlış anlaşılıyor, bazen de oranın birtakım iç yapısındaki siyasi, sosyal, politik yapıya zarar veriyor. 


Siz öyle bir insani yardımla oraya gitmelisiniz ki sizin yardıma geldiğinizi oradaki bütün sosyal, dini, politik gruplar “Gerçekten evet bunlar insan erdemiyle buraya gelmiş” diyebilmeli! Bizim insanlarımız ise biraz milli, dini arzular ve duygulardan kaynaklanan tarafgirlikle daha tarafgir yaklaşıyorlar. Daha dini misyonlarla gidiyoruz daha milli misyonlarla gidiyoruz. Tabi ki dinimiz var milliyetimiz var. Tabi ki anlatmak istiyoruz, tebliğ etmek istiyoruz, daha iyi olsun istiyoruz. Değiştirmek istiyoruz. Ama ötekini dikkate almayan bir yaklaşımla gidiliyor. 


Mesela bir gönüllümüzle bir ülkeye gitmiştik. Söylememize rağmen birdenbire cebinden yüzlerce küçük kitapçık çıkarttı ve gönüllümüz insanlara orada hızlıca kitapçık dağıtmaya başladı. Biz bir kitaba, dini bir esere karşı değiliz tabi ki. Fakat onun dağıtılmasına da karşı değiliz. Ama bir tıbbi yardım organizasyonunda karşınızdaki daha sizi algılamadan dağıtmaya karşıyız. Çünkü o yanlış anlaşılıyor ve bir hayır engelleniyor. Elinizdeki güzel bir şey olabilir, vermekte gerekiyor olabilir ama bir üslup ve usul gerekiyor. 

 

"ÜLKEMİZ İLE AFRİKA ÜLKELERİ ARASINDA SAĞLIK KÖPRÜSÜ OLMAYI HEDEFLİYORUZ"

 

Türkiye’de ve dünyada son 10 yılı değerlendirerek, gelecek 10 yılda nasıl bir sosyal yardım politikası uygulamayı hedefliyorsunuz? Gelecekte ne gibi yardımlar yapmayı planlıyorsunuz?

Biz gelecekte eğitim alanına biraz yoğunlaşmak istiyoruz. Bir de spesifikleşmeyi çok arzu ediyoruz. Çünkü herkesin her yerde her şeyi yapması mümkün değil. Bir şeyi çok iyi yapmak istiyoruz. O bir şeye yoğunlaşmak ve onu gerçekten üretmek istiyoruz. Özellikle hedeflediğimiz alan da eğitim alanı. 

Ülkemiz ve Afrika ülkeleri arasında ciddi, insani bir sağlık köprüsü olmak ve karşılıklı bilimsel bir entegrasyonu hedefliyoruz. 

 

Son olarak dünyada tıbbi yardım faaliyeti alanında en ciddi kuruluşun Kızılhaç olduğunu biliyoruz. Bu ve benzeri kuruluşları kendinize örnek alıyor musunuz?
 

Belki örnek almak kelimesi yanlış olabilir. Şöyle diyelim: Bir şey eğer dünyada başka bir kültür, ırk, devlet, din ya da siyasi yapı tarafından denendiyse, yapıldıysa, üretildiyse kazanımları ve kayıpları, riskleri görüldüyse bunun hepsini inceleyip bunları örnek almak istiyoruz. 


Mesela, Sınır Tanımayan Doktorlar Birliği (MSF)’nin 25 bin profesyonel çalışanı var dünyada. MSF bir Fransız organizasyonudur. 25 bin çalışanlı bir sivil toplum kuruluşu. Böyle bir kuruluş dikkate alınması gereken bir yapıdır. Bunun tecrübelerinden faydalanmak gerekir. Aynı şekilde Dünya Sağlık Örgütü’nün altında tanımlanmış buna benzer birtakım uluslararası yardım teşkilatları var. Bir IMS ya da AMU ya da Dünya Müslüman Doktorlar Birliği (FİMA) böyle ciddi kurumlardır. Bunların tecrübeleri önemlidir, dikkate alınmalıdır. Biz hem uluslararası yardım kuruluşlarının faaliyetlerini inceliyoruz, dikkate alıyoruz, tecrübelerinden faydalanıyoruz. Hem de ülkemizdeki kurumların tecrübelerini dinliyoruz, görüyoruz, sahada etkinliklerini tespit ediyoruz.

 

Çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. 

 

Ayrıntılı Bilgi İçin: www.yyd.org.tr


On5yirmi5

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Yeryüzü Doktorları: Sağlık köprüsü olacağız

Yorumlar

bu röportaj için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Diğer Röportajlar

bunlar da ilgi çekebilir Röportaj Anasayfa
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2015 - Tüm hakları saklıdır. Yıldızlar Eğitim Organizasyon A.Ş.