Bonzai’ye karşı nasıl mücadele edilmeli?

Yeşilay Genel Müdürü Savaş Yılmaz’la Bonzai ve diğer uyuşturucu maddelere karşı nasıl mücadele edilebileceğini konuştuk.

GÜNCEL .
bonzai’ye karşı nasıl mücadele edilmeli?
RöportajEngin Dinç

Bonzai son zamanlarda art arda gelen ölümlerle adını çok sık duyduğumuz bir uyuşturucu madde. Ucuz olduğu için çok kolay ulaşılabilen bu madde, ilk seferde bile öldürme tehlikesine sahip. Eğer bir kişide potansiyeli varsa şizofren olma olasılığını ise 150 kat artırıyor. Özellikle liselerde çok yaygın bir şekilde kullanılıyor. Bu maddeye karşı Emniyetin operasyonları artsa da, Bonzai’yle mücadelenin daha doğrusu bütün uyuşturucu ve zararlı maddelerle mücadelenin çok farklı boyutları var. Özellikle önleyici mücadele yöntem, uyuşturucu maddelerle mücadelenin ana ekseni sayılabilir. Bu konuda Türkiye’nin en yetkin ve etkili kuruluşu ise kuşkusuz Türkiye Yeşilay Cemiyeti. Yeşilay Genel Müdürü Savaş Yılmaz’la Bonzai ve diğer uyuşturucu maddelere karşı nasıl mücadele edilebileceğini konuştuk.

ÇOCUKLAR MADDE KULLANMAYA İLK SİGARAYLA BAŞLIYOR 

Bonzai’nin adını son zamanlarda sık duyuyoruz. Bu uyuşturucunun adı neden Bonzai? Daha önce de bu kadar yaygın mıydı?  Gündeme gelmesinin nedeni son zamanlardaki ölümler mi?

Bonzai denmesinin sebebi, Bonzai’nin bir bitki olması ve bunun üzerinden pazarlama taktiği, bu bir sektör. İyi de bir sektör var karşınızda; farklı segmentte ürünleri piyasaya sürüyorlar ve onu pazarlıyorlar. Burada bir algıya oynanıyor aslında. Bu da nedir; ottur, zararsızdır algısı. Bonzai bir bitki, bonzai bitkisinden üretilmiş bir ürün gibi algı oluşturulmaya çalışılıyor.

Çocuklar, madde kullanımına ilk sigarayla başlıyor. Onu kullandıktan sonra diğerlerine daha çabuk gidebiliyorlar ve o algıyı Bonzai iki şekilde kullanıyor. İlk olarak sigara şeklinde sarılarak içiliyor, ikinci olarak hap şeklinde kullanılıyor. Bu algıdan dolayı da genelde sigara şeklinde kullanılıyor. Zaten havalı isimler, zararsız gibi görülen bir otun isminin verilmesi gençlere ulaşmak için pazarlama taktiği.
Bunlar kimyasal, laboratuvar ortamında üretilen sentetik uyuşturucu maddeler. O yüzden de çok tehlikeli. Yani içinde bilmediğimiz birçok madde var. Klima gazı, fare ilacı, tarım ilacı vs. bu tür şeyler var. Halüsinasyon yapsın, çok hızlı etki etsin diye kullanılıyor. Tabii bu maddeler Bonzai’nin tehlikesini artırıyor. Sentetik olması, laboratuvar ortamında üretilmesi aynı zamanda ucuzlaştırıyor. Seyreltildikçe ürün daha da ucuz, daha ulaşılabilir hale getiriyor. Artık bunlar sürümden kazanma mantığıyla da piyasaya sürülüyor.  Zaten bunu satan da bunun ne olduğunu bilmiyor.
Bonzai’nin tespiti ilk olarak 2011 yılında yapıldı. Biz yaklaşık 3 yıldır bunu biliyoruz. Okullardaki kullanım oranında 3 yıldır ciddi artış olduğunu biliyoruz. Liselerde yapılan bir araştırma yüzde 11 uyuşturucu madde kullanımı olduğunu gösteriyor. Yani 10 çocuktan biri kullanıyor. Ucuzluğu ve ulaşılabilirliğinin kolay olması nedeniyle Bonzai’nin bu uyuşturucular arasında ön planda olduğunu söyleyebiliriz. Yine AMATEM’lere son dönem yapılan başvuruların yüzde 75’i Bonzai’den.
Bozai’nin şizofren yapma etkisi var. Şizofren olma potansiyeli olan bir insanın bu hastalığa yakalanma ihtimalini 150 kat artıran bir yönü var. Ruh ve sinir hastalıklarında Bonzai etkisinden dolayı artış olduğu söyleniyor. Biz bu durumlar nedeniyle Bonzai kullanımının son dönemde gerçekten artığını söylüyoruz. Bizim yaptığımız çalışmalar ve bunların medyada yer almasının da etkisiyle bu durum toplumun gündemine gelmiş durumda. Ama biz bu senenin uyuşturucuyla mücadele senesi olması gerektiğini önceden belirledik. O yüzden birçok çalışma yapıyoruz.  Eğitim faaliyetlerimiz var, uluslararası bir fotoğrafçı olan Valerio Bispuri’nin Bonzai benzeri bir madde olan Pacu ile ilgili bir resim sergimiz var. Sahada çalışanlarla Bonzai’yle ilgili bir çalıştay yaptık. Ekim’de uluslararası konferansımız var. Dünyadaki en kapsamlı uyuşturucu konferansını gerçekleştireceğiz. Bu ilgiyi daha da artırmak, çözüm önerisi sunmak adına bunları yapıyoruz.

Bonzai Türkiye’de mi üretiliyor?

Bonzai yurt dışından, Çin’den ve özellikle Kıbrıs’tan geliyor. Otları yedirme işi Türkiye’de yapılıyor. 

BONZAİ İLK KULLANILDIĞINDA DA ÖLÜM İHTİMALİ YÜKSEK 

Bonzai kullananların tepkileri nasıl değişiyor? İlerleyen süreçlerde hayatlarını nasıl etkiliyor? Ölüm riski nedir?

Bonzai sentetik bir madde olduğu için vücut buna çok ciddi reaksiyon veriyor. İlk kullanıldığında da ölüm ihtimali yüksek. Çünkü özellikle kalp krizine neden olma etkisi çok fazla. Şu anda yasal olarak bu tür ölümlerin hepsi incelenmediği için Bonzai’den kaç ölüm olduğunu tam bilemiyoruz. Yani normalde bir suç veya talep yoksa otopsi yapılıp ölüm nedeni araştırılmıyor. Belki birçok vaka vardır genç yaşta kalp krizinden vefatla ilgili ama bunların Bonzai’den kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilmiyoruz. Sadece şikayet, suç gibi polisiye bir şey varsa onlar biliniyor. Yani Bonzai kullanıldığı andan itibaren ölüm riski olan bir ürün.
Biz velilere, ailelere şunu öneriyoruz; çocuktaki sosyal değişimlere bakın. Fiziksel değişimler daha sonra ortaya çıkabilir ve bu sizin için geç olabilir. Sosyal değişimler nelerdir? Birincisi çocuğun sosyal çevresindeki ani değişiklik, arkadaş çevresindeki değişim. Çünkü madde kullanan çocuklar eski arkadaşlıklarını bırakıp, yeni arkadaşlara alışır. Ona daha fazla madde sunacak çevrelere daha kolay girmeye başlarlar. Bu da arkadaşları değiştirir. Sizin bilmediğiniz arkadaşları ortaya çıkar. İkincisi çocuk okula gidiyorsa, başarısında çok ciddi düşüşler olur. Üç, çocuk sizinle daha az vakit geçirir. Çünkü madde kullandığının anlaşılmasını istemez. Özellikle aileden uzaklaşmaya başlar. Odasına gider, geç gelir, görüşmemeye başlar. Madde kullananlar aslında bunun yanlış bir şey olduğunu bilirler. Bizim gelenek ve göreneklerimize aykırı olduğu için annesinin, babasının yanında sigara bile içmez. Dolayısıyla bunun bilinmesini istemezler. Bu yüzden de daha az vakit geçirmeye başlarlar. Konsantrasyon problemleri çok fazladır. Madde kullananlar odaklanma, koordinasyon sorunu yaşarlar. Evde ödevlerini yapmazlar mesela.
Önce bu belirtilere odaklanmalı, fizyolojik değişimler daha sonra gelir. Bonzai böbrek yetmezliğine, kalpte ritim bozukluğuna neden olur. Göz kızarıklıkları, sivilceler gibi fiziksel değişimler de başlar ama anne ve baba çocuğuyla ilgilenmeli ve vakit geçirmeli ki, sosyal değişimler başladığında bunu fark edebilmeli.  Yoksa çok geç olabilir. Bağımlılık bir hastalık, ilerledikçe bu kurtulması zor bir hastalık. İlerledikçe, bağımlılık düzeyi arttıkça tedavisi ve rehabilitasyonu zorlaşıyor.

BONZAİ KULLANAN ÇOCUK ERTESİ GÜN SATICI OLUYOR 

Güçlü aile ilişkileri olan çocukların ve gençlerin bu tip uyuşturuculara bağımlılık kazanmasının çok daha düşük bir ihtimal olduğu biliyorum. Bu yüzden ailelere sorumluluk düşüyor sanırım.

Aile bağları çok önemli.  Hayat boşluk kabul etmiyor, bu kesin. Çocuğun, gencin hayatını daha pozitif şeylerle dolduramazsanız çocuk bir şekilde onu doldurur. Ne yapıyor? Teknoloji bağımlısı oluyor, oyun oynuyor. Sizle vakit geçirmiyor, başkasıyla vakit geçiriyor. Çünkü bu ihtiyaç. Başkalarıyla sosyalleşiyor, sizin istemediğiniz ortamlarda, hayatta bir araya gelmesini istemeyeceğiniz insanlarla bir araya geliyor. Çünkü çocuğun her zaman sosyalleşmeye ihtiyacı var. Siz bunu doğru düzgün planlayamaz ve doğru düzgün yerlere kanalize edemezseniz o zaman çocuk başka yollara, başka kanallara kayabiliyor. Bu da daha büyük problemlere yol açabiliyor. Aileler Ramazan ayını fırsat bilip daha çok birbirleriyle vakit geçirmeli, çocuklarına sahip çıkmalılar. Neden biliyor musunuz? Kullanmaya başlıyor ve ertesi gün o çocuk satıcı oluyor. Çünkü kendini finanse etmesi gerekiyor. Bu uyuşturucuyu alabilmesi gerekiyor. Arkadaşı, dostu hiç önemli değil; artık arkadaşı onun için hedef oluyor.  Daha çok yaygınlaşmasının nedeni, bir kere kullananın daha sonra bunu pazarlıyor olması. Bu yüzden de aileler çocuklarıyla daha yakın olmalı, vakit geçirmeli. Onların dertlerini dinlemeli, vakitlerini spor, sanat, manevi şeylerle doldurmalı. Çocuklarına güzel bir hayat sunmalı. Bunlar olursa çocuk zaten ihtiyaç duymuyor ki, niye madde bağımlısı olsun? Çocuk niye madde kullanır? Bahanelere baktığımızda stresliyim, kimse beni anlamıyor diyor. Hayatında boşluk var onu doldurmaya çalışıyor. Ama biz çocuklarımızla ilgilenirsek, onların manevi ihtiyaçlarını giderirsek o zaman çocukların o yollara tevessül etmesine gerek kalmaz. Bugün Bonzai’dir, yarın “X” olacaktır. 3 sene öncesine kadar Bonzai’yi bilmiyorduk ama bu sorunlar gene vardı. Bali vardı, eroin, vardı, esrar vardı. Dolayısıyla bizim çocuğa önce yaşam becerisi kazandırmamız gerekiyor. Yani ‘hayır’ diyebilmek, zorluklarla baş edebilmek, iyi şeyler yapabilmek, faydalı olmak gibi şeyleri biz çocuklarımıza öğretirsek hangi madde olursa olsun çocuk buna ‘hayır’ diyecektir. Çünkü hayatı, yapacağı işler onun için kıymetli olacaktır. Bunu sağlamak tabi ki kesin çözüm.

ÖNLEYİCİ TEDBİRLER 18 KAT DAHA UCUZ

Bonzai’ye karşı polisiye tedbirler de arttı. Mesela bunun satışını yapanları ihbar edenlere verilen ödül 60 bin liraya çıkarıldı. Ama bir başka konuda Bonzai hukuken esrar kategorisinde olması. Kullananların ceza almaması ama satıcıların alması. Bonzai’ye hukuki anlamda neler yapılmalı?

Geçenlerde bu konuda düzenlemeler de değişti, şimdi kullanıcılara da ceza veriliyor. Bu işe dünyada şöyle bakılıyor; polisiye yönlü tedbirlere arz yönlü mücadele diyoruz. Ama bu iş tek taraflı olmaz, talep yönü dediğimiz kısımda da mücadelede etmek gerekiyor. Bir kuşun kanatları gibi, arz ve taleple mücadelenin ahenkle gitmesi gerekiyor. Çünkü bugün dünyadaki bazı ülkelerde çok katı cezalar var. Mesela İran’da uyuşturucu satan adamı asıyorlar. İran sınırına birçok duvar ördü. Ama baktığınız zaman en fazla bağımlı İran’da. Bu tür tedbirler gerekli, polisiye mücadele olmazsa olmaz. Ama olaya sadece suç ve ceza bağlamında bakılırsa çözüm getiremeyiz. İlginç bir şey söyleyeceğim; kullanıcıyı yakaladık, hapse attık deyip bu adamı hapiste rehabilite etmezseniz oradakilere satmaya çalışacaktır. Dolayısıyla bütüncül bir bakış açısı lazım. Suça karşı caydırıcılık için polisin mücadelesi olmazsa olmaz ama toplumu bilinçlendirmek, gençleri bilgilendirmek, farkındalık oluşturmak, toplumsal olarak buna dinamik bir şekilde müdahale etmek;  yani medyanın, okullarda öğretmenlerin, mahallede imamların bütün olarak bunlara karşı mücadele etmesi daha önemli bir şey.  Çünkü herkesin başına polis dikemeyiz.
Bu bir sektör ve bununla mücadele etmek çok zor. Sonuçta siz kurallar ve kanunlarla ile bu işi yapmaya çalışıyorsunuz ama karşınızdaki sektör kanun kural tanımıyor. Bakın Bonzai’nin yasal olarak uyuşturucu madde olduğunu tanımlamanız için bile bir sürü süreç gerekiyor. Testi gerekiyor, tahlili gerekiyor vs… Çünkü biz hukuk devletiyiz; tanımsız, kanunsuz bir ceza olmaz. Yasal olarak onun suç olduğunu tespit ettiğiniz sürede sektör yeni bir bileşen ekleyerek bunun üretimini sağlıyor. Burada çok ciddi bir zorluk var.  Bizim bu maddelerle mücadelede konsantrasyonumuzu, ağırlığımızı daha çok önleyici tedbirlere vermemiz gerekiyor. Bununla ilgili bir araştırma var. Önleyici tedbirlere yönelik yaptığınız 1 dolarlık harcamayla, daha sonra yapacağınız harcamalarda 18 dolar tasarruf sağlıyorsunuz. Yani 18 kat daha etkili. Polisin tedbirleri olmalı, fakat çözüm için odaklanılacak yer o değil. Bilinçlendirme, eğitim, çocuklara yaşam becerisi katma gibi şeylerin daha önemli bir unsur olduğunu düşünüyoruz.

MADDE BAĞIMLILARI İÇİN 'BAĞIMSIZLIK' KÖYÜ KURACAĞIZ

Kullananların rehabilitasyonu için neler yapılmalı?

En sıkıntılı konu bu aslında, şuan Türkiye’de en hızlı çözüm üretmemiz gereken konulardan biri. Bizde rehabilitasyon merkezi yok, tedavi merkezleri var. Tıbbi tedavi görüyor ama daha sonra tekrar aynı çevresine gidiyor ve tekrar bu illete başlıyor. Bizim bunla ilgili bir model çalışmamız var. Dünyadaki örnekleri inceleyip, Türkiye’ye uygun bir model geliştirerek bir rehabilitasyon merkezi oluşturmak istiyoruz. Bu konuda Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı,  Gençlik Spor Bakanlığı ile birlikte bir çalışmamız var. Amacımızda Bağımsızlık Köyü adı altında, bu insanların tedavi olacağı, psikolojik ve sosyal entegrasyonları için iş kursları, sportif ve sosyal aktivitelerin olacağı, uzun soluklu kalabilecekleri bir merkez oluşturmak. Onunla ilgili bir model çalışması oluşturuluyor. Fiziki olarak hangi ihtiyaçlar var, insan kaynağı olarak nelere sahip olunması gerekiyor gibi çalışmalar var. Mimari bir tasarım örneği yapıldı. Şuanda bu işin en kolay aşaması aslında bir mekan ve inşaatın faaliyete geçmesi. Bunun da çok kısa bir sürede gerçekleşeceğini düşünüyorum. Ama Türkiye’de şu an böyle bir merkezimiz maalesef yok.

Türkiye’deki toplam 657 yataklı bir toplam tedavi kapasitesine sahibiz. Bu merkezlere başvurular binleri, onbinleri aşmış durumda ama bu kadarlık bir kapasitemiz var. Hem bunların arttırılması gerekiyor hem de bir yandan rehabilitasyon merkezlerinin açılması gerekiyor.  Çünkü bu uzun soluklu bir tedavi istiyor. Bu bir psikolojik bir tedaviden sonra, bir de sosyolojik rehabilitasyon istiyor. O insana istihdam olanağı oluşturacak kurslar vermeniz gerekiyor, spor yaptırmanız gerekiyor, doğayla ile iç içe olması gerekiyor. Yani bağlandığı unsuru değiştirmeniz gerekiyor. Çünkü tıbbi olarak o zaafı yenemediğiniz için tekrar kullanmaya başlıyor. Ama bağlandığı şeyin yerine başka bir şeyi koyarsanız işte o zaman yüzde 100 kurtuluş sağlamış olursunuz. İş olur, manevi bir ortam olur, spor olur ya da bunların hepsi beraber olur; yani o boşluğu doldurmak çok önemli, bunun için de rehabilitasyon merkezlerine ihtiyaç duyuyoruz. Dünya uyuşturucu raporu yayınlandı. Mesela bağımlılardan sadece 6’da 1 i rehabilitasyon merkezlerine ulaşabiliyor, yani diğer 5 kişinin hiç böyle bir şansı olmuyor ve ölüyor.

Türkiye’de insanların ilk etapta gidebileceği yerler nereler?

Türkiye’de ilk etapta gidebilecek yerler hastaneler, önce psikiyatri kliniklerine başvurmaları gerekiyor. Ondan sonra da AMATEM var. Ergenler içinde ÇEMATEM, yani Çocuk Ergen Tedavi Merkezleri var. Buralara başvurmaları gerekiyor. Dediğim gibi bunların sayıları yetersiz, bunların sayısının ve insan kaynaklarının bir an önce arttırılması gerekiyor. Ama mevcut olanlar, özenle çalışıp şuan ki ihtiyaçlara cevap vermeye çalışıyorlar.

8 MİLYON ÖĞRENCİYE MADDE BAĞIMLILIĞI EĞİTİMİ VERECEĞİZ

Türkiye’de Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı adı altında Milli Eğitim Bakanlığı’yla ortak yürüttüğünüz bir proje var.  Bundan bahsedebilir misiniz? Başka neler yapıyorsunuz?

Biz uyuşturucu ile mücadelenin çok yoğun geçeceğini öngörüp birçok faaliyete başladık. Bir uluslararası sempozyum düzenleme hazırlığı içindeyiz. Uyuşturucu şuanda dünyada çok büyük bir gündem oluşturuyor ve özellikle çocuklar ve gençler için çok tehlikeli boyutlara gitmiş durumda. Türkiye’de böyle çok vahim bir tablo yok ama böyle bir tablonun yakın bir gelecekte olmayacağı anlamına da gelmiyor. Dediğim gibi çok ciddi bir illegal sektör var, çok ciddi bir rant elde ediyorlar ve hiçbir kural kaide tanımadan saldırıyorlar. Bizim de bir an önce tedbir almamız lazım. Biz de bu sene mart ayında Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı, kısa adı TBM olan büyük bir proje başlattık. Bu projede temel hedef 7’den 77’ye diye herkesi bağımlılıkla ilgili bilinçlendirmek. Her hedef grubuna ilişkin özel içerikler hazırlayarak bir eğitim programı hazırladık. İlkini İstanbul’daki liselerde gerçekleştirdik. Ne mi yaptık? Her ilçeden bir tane formatör dediğimiz rehber öğretmeni, toplam 41 rehber öğretmeni bağımlılık alanları, eğitim verme ve iletişim gibi alanlarda 6 günlük yoğun bir eğitime tabi tuttuk. Onlar ilçelerine gidip 20 tane rehber öğretmene bizden öğrendiklerini aktardılar. İstanbul’daki liselerdeki 830 tane rehber öğretmene formatör öğretmenler aracılığıyla 2 günlük eğitimler verdik. O 830 rehber öğretmen de, bunları gidip kendi okullarındaki öğrencilere aktardılar.  Belli bir program dâhilinde bütün dökumanları biz hazırlattık;  standart eğitim içerikleri, sunumlar, testler hepsi hazırlandı ve uygulandı.  Böylece yaklaşık 80 bin civarında öğrenciye ulaşmış olduk. İlk önce İstanbul’da yapmak istedik ve liselere öncelik verdik. Çünkü en yüksek risk grubu olarak onları gördük.

Uyuşturucu, özellikle de Bonzai tehlikesini göz önünde bulundurduğumuzda liselerin ciddi bir tehlike altında olduğunu gördüğümüz için buralardan başladık. İnşallah Ekim ayında tüm Türkiye’de, anaokulu, ilköğretim ve liselerde okuyan yaklaşık 8 milyon öğrenciye bu eğitim verilecek.
Eğitim neden önemli? TUBİM’in yaptığı bir araştırma da uyuşturucu bağımlılarına “Siz bu uyuşturucu maddenin vücudunuza bu kadar zararlı olduğunu biliyor muydunuz?” diye sorulmuş. Yüzde 75 i “bilmediğini” söylemiş. Zararlı olduğunu bilmediğini söyleyen o yüzde 75’in yüzde 92’si de “Zararlı olduğunu bilseydim başlamazdım” demiş.
Bu maddeler pazarlanırken kafa yapıyor, uçuyorsun gibi bir algı ile pazarlanıyor. Bir de ottur, zararsızdır diye. Dolayısıyla bizim öncelikle eğitim vermemiz lazım. Bize nasıl etki ediyor,  ruhumuza nasıl etki ediyor? Bunları bu çocuklara anlatmak lazım. Bu yüzden de bu eğitim programı bizim faaliyetlerimiz içerisinde en önemli faaliyetlerden biri.
Şuan öğrencilere yönelik yaptığımız eğitimin sonuçlarını yoğun bir şekilde değerlendiriyoruz. İşte öğrenciye testler yapıyoruz ve bu testler sonucunda hangi konulara daha fazla ağırlık vermemiz gerektiğini görüp, eğitim notlarımızı nasıl revize edeceğimize karar veriyoruz. Ekim’de ise revize ettiğimiz uygulamalar üzerinden bütün okullara eğitim vereceğiz.
Toplamda bizim araştırdığımız 39 modül var. Yani her hedef kitle farklı bir modül. İşte ilkokul için tütün, teknoloji; ortaokul için işte onlara uygun tütün, sağlıklı yaşam gibi böyle modül modül planlayarak bu eğitimi uygulayacağız.
Şuanda Gençlik Spor Bakanlığı ile görüşmelerimiz sürüyor, protokol aşamasındayız. Bundan sonra üniversitedeki, yurtlardaki, gençlik kamplarındaki gençlere eğitim vereceğiz. Diyanet’in imamları aracılığıyla, mahallelerde eğitimleri arttıracağız. Mesela anne baba Bonzai’yi bilmiyor. Gördüğünde bile anlamıyor, ne yapacağını bilmiyor. Ya da çocukta görüyor ve aşırı tepki veriyor. Bazen kabulleniyor, görmemezlikten geliyor. Böyle durumlarda çocuk daha büyük batağa saplanıyor. Bunları anlatmamız, öğretmemiz lazım. Bu projeyi bunun için tasarladık ve tamamen kamunun insan kaynağını kullanarak, inşallah bu projeyi başarılı bir şekilde uygulayacağız.
Uyuşturucu maddeyle mahallesinde bireysel olarak mücadele eden,  imamdı, kafe sahibiydi gibi insanları akademisyenlerle, kamudan muhataplarıyla biraraya getirerek 16-17 Haziran’da Yalova’da çok etkili bir çalıştay yaptık. Kitapçığını da inşallah bu hafta yayınlayacağız. Çalıştayda pratiğe yönelik çok önemli sonuçlar elde ettik. Hatta 6 tane bakanlık toplandı, bizim çalıştaydan çıkan sonuçlara göre ana çerçeve metinlerini oluşturdu. Bunun için de oldukça sevinçliyiz çünkü dikkate alınan bir belge ortaya çıkmış oldu.
Ve onun üzerinden hareket eden bir kamu yapısı oluştu. Bizde o toplantıya katılacağız.  Somut adımlara atmaya yönelik çalışmalarımız olacak. Onun dışında bir fotoğraf sergimiz devam ediyor. Bir fotoğraf sergisi yaptık Paco ile ilgili. Paco’nun özelliği Bonzai gibi sentetik bir madde olması. Bonzai gibi ucuz olması nedeniyle Güney Amerika’da düşük gelirli olanlar arasında yaygın. Sonunda ölüm olan bir uyuşturucu madde. Burada da işte bir farkındalık oluşturmak istedik. Haluk Piyes’in hem yapımcılığın üstlendiği hem de başrolünü oynadığı ‘Yavrum Ateş’ diye bir sinema filmi var. Biz ona destek olduk. Bu filmin çekimleri bitti, inşallah çok kısa bir zaman içinde yayına girecek. Eylül sonunda uluslararası bir konferans yapacağız. Şu anda hazırlıklar devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler Suçla Mücadele Ofisi, Avrupa Birliği’nin uyuşturucu madde ile ilgili platformu, Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Gençlik Spor Bakanlığı’nın katıldığı ama bizim düzenlediğimiz dünyanın uyuşturucu ile ilgili en büyük konferansını yapacağız. Burada uyuşturucunun tüm global yönlerini ele alacağız. Yaklaşık 100’e yakın ülkeden yabancı konuklar olacak. Böyle bir konferans yapacağız. Bu konferansın Türkiye’de uyuşturucuyla mücadeleyi artırmaya yönelik çok önemli getirileri olacağını düşünüyoruz. Yani biz bu mücadeleyi çok yönlü bir şekilde; bir yandan farkındalık oluşturmak, bir yandan eğitim vermek, bir yandan uluslararası bilimsellik kazandırmak gibi çabalarla çok bütüncül bakarak yapmaya çalışıyor ve bunda da öncü olmaya çalışıyoruz. 

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Bonzai’ye karşı nasıl mücadele edilmeli?

Yorumlar

bu röportaj için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.
  • eylül Pazar, 10:32

    abilerim ablalarım ölüyor. ben bunun için ne yapmalıyım 13 yaşındayım. ailelere bilgi verılmesını ıstıyıyorum ama elimden ne gelır?

Diğer Röportajlar

bunlar da ilgi çekebilir Röportaj Anasayfa
İslam

"Zekât İslam'ın köprüsüdür"

Fitre ve zekatın birbirinden farkı nedir? Fitre ve zekat kimlere verilir? Diyanet fitre miktarını neye göre belirliyor? Tüm bunları İlahiyatçı Yazar Prof. Dr. Faruk Beşer ile konuştuk...

Hizbullah'tan Hamas ve İslami Cihad'a destek
Olaylar

Hizbullah'tan Hamas ve İslami Cihad'a destek

Hizbullah Genel Sekreteri Nasrallah, Hamas Siyasi Büro Şefi Meşal ve İslami Cihad Hareketi Genel Sekreteri Şallah ile telefonda görüşerek Filistin halkının yanlarında olduklarını bildirdi.

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz


paykasa

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.