Hükümet henüz savunma refleksini göstermedi

17 Aralık operasyonunun öncesini ve sonrasını Gazeteci Yazar Aslan Değirmenci ile konuştuk.

GÜNCEL .
hükümet henüz savunma refleksini göstermedi
RöportajEngin Dinç

Engin Dinç’in röportajı 

17 Aralık operasyonuyla başlayan süreç devam ediyor. 2 bakanın istifası ve Erdoğan Bayraktar’ın görevden alınmasına bir de eski bakan İdris Naim Şahin’in istifası eklendi. Tüm bunlar yaşanırken Cemaat medyası da operasyonun devamı için elinden geleni yapıyor. Bu arada yargı-polis cuntasının, polis ayağı kesintiye uğrayınca, yargının yapmak üzere olduğu ve direk Başbakan Erdoğan’ı hedef alan bir operasyon boşa çıkarıldı. Peki bu sürece nasıl gelindi ve bundan sonra neler olur? 17 Aralık operasyonunun öncesini ve sonrasını Gazeteci Yazar Aslan Değirmenci ile konuştuk. 

Öncelikle 17 Aralık operasyonunun hukuki açıdan eksik ve yanlışları nelerdir? Hangi noktalarda hukuka aykırılık ifade etmektedir? Bu kadar bariz bir şekilde hukuka aykırı olan bir operasyonun sonuçları açısından adaletli olması mümkün müdür?

Önce şunu belirtelim; askeri darbe girişimlerinin ardından küresel Ergenekoncular ile dayanışma içinde olan polis-yargı-cemaat kalkışması ile karşı karşıyayız. Operasyon paralel yapılanma tarafından yetkililerin haberi olmaksızın başlatılmış, yargı da önemli isimler ayarlanmış, dosyalar Ulusal Yargı Ağı Bilgi Sistemine yüklenmemiş, henüz ifadeler bile alınmadan fezlekeler hazırlanmış, Türkiye'nin güvenliğini sarsacak finansal veriler sızdırılmış, çakma fotoğraflar ve tapeler bir bilenlere paslanarak hukuk ayaklar altına alınmıştır. Yani tüm tahammüller alt üst edilmiş, hükümete karşı derin bir operasyon yürütülmüştür. Bu saydıklarımızdan sonra adalet demek hukuka saygısızlık etmek anlamına gelecektir.

BİR BAŞKA AHTAPOT

17 Aralık operasyonunun zamanlaması da tartışılan konulardan biri. Neden böyle bir zamanlama seçilmiştir?

‘Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven’, e-muhtıra, Cumhuriyet mitingleri, Danıştay saldırısı ve Kapatma davası ile hükümete nasıl darbe girişimleri tezgahlandıysa; küresel Ergenekoncular eliyle de, Dink cinayeti, Oslo, Mit krizi, Uludere, Gezi, Yüksekova ve ekonomik operasyon ile darbe tezgahlandı. Zamanlamaya çok takılmamak lazım. Uzun süredir sahadaydılar ve başta Çözüm Süreci olmak üzere iç barışa yönelik atılan her olumlu adımı kesmek için büyük mücadele verdiler. Ekonomik operasyon ile eş zamanlı Balbay’ın serbest bırakılması, BDP’lilerin ise alıkonulması hatta 28 Şubatçıların salıverilmesi aynı oyunun bir parçası. İşte bir başka ahtapot ve çok yönlü ayakları. Statükoları tükenirken tüm atışlarını yapmaya başladılar. Bu ahtapotun tüm ayakları deşifre edilmeli.

SIZMA YERİNİ KUŞATMAYA BIRAKMIŞ-

Operasyonun arkasında yer aldığı iddia edilen yargı ve emniyet cuntası, neden böyle bir operasyona kalkışmıştır? Hedefleri nelerdir?

İki yıl önce bir yazımda uyararak, “Tamam Ergenekon tasfiye ediliyor da, yerinin başkaları tarafından doldurulmasına aman dikkat edelim, izin vermeyelim” demiştim. Baya bir tepki almıştım. Tabi tepki sesleri genelde malum çevrelerden geliyordu. Çünkü bir derin yapı tasfiye edilirken, boşa düşen yerlere yeni cunta sızma gayreti içerisindeydi. Ve bunu ‘mücadele’ veriyoruz şeklinde göz boyayarak yapıyordu. Bugün görüyoruz ki sızma artık yerini kuşatmaya bırakmış. Sadece kurumlar değil medyadan iş dünyasına kadar küresel bir Ergenekon inşa edilmiş. Ancak yeni Türkiye’yi inşa edenler bunu görünce ve risk alarak gerçek mücadele yoluna girince karşı hamleler geldi. Yerli ve milli oluşumlar hedef alındı, çözüm sürecinin mimarlarına Yahudi lobisinin desteği ile operasyonlar denendi, başarı sağlanamadı. O kadar gözlerini karartmışlardı ki Başbakan Erdoğan’ın kapısına dayanmayı bile düşünmüşlerdi. 

KASET OPERASYONU NEDEN DEŞİFRE EDİLEMEDİ?

Geçmişte Deniz Baykal’a ve MHP’ye kaset operasyonu yapılmıştı. 17 Aralık operasyonunu da bu şekilde bir operasyon olarak görebilir miyiz?

Bende şunu sorayım: Kaset operasyonları neden emniyet ve yargı tarafından açığa çıkartılamadı? Bu sorum sanırım sorunuza en iyi cevap. Bir de o kirli kaset operasyonlarını yapanlar ile Başbakan Erdoğan’ın ofisine kadar böcek yerleştirenler var. Gözlerini bu kadar karartmışlar. Kirli koalisyon net. Karakter suikasti bu işte. Bir yandan mühendislik bir yandan çirkin tezgahlar ile siyaseti dönüştürme gayreti var. Ama tutmaz artık. 

HÜKÜMET HENÜZ SAVUNMA REFLEKSİNİ GÖSTERMEDİ

Hükümetin emniyette yaptığı atamalar ve yer değiştirmeler özellikle emniyet içindeki cunta uzantılarına karşı bir savunma refleksi olarak görülebilir mi? Hükümet bu şekilde kendini güven altına mı almak istiyor? 

Bu sadece kalkışmaya karşı bir tedbirdir. Hükümet henüz savunma refleksini göstermemiştir.

YENİ TÜRKİYE’Yİ HEDEF ALAN YAPI

17 Aralık operasyonun arkasında uluslararası güçler olduğu ancak Fethullah Gülen Cemaatinin bu operasyonda kullanıldığı ifade ediliyor. Siz bu görüş için ne diyeceksiniz?

Uluslararası güçlerin altını dolduralım; Neo-Conlar. 2 yıldır medyalarına taşıdıkları manşetler ile açıktan Yeni Türkiye’yi hedef alan yapı… İçimizdeki işbirlikçilerinin medyasını da peşlerine taktılar. Ama içimizdekiler zaten dünden bu koalisyona hazırmış. Gönüllü birliktelik. Ha bir de bu gönüllü birliktelik bize 28 Şubat darbesinden tanıdık. Kimse kimseyi kullanmıyor… Açık konuşalım. İş birliği içindeler. Şimdi örtülü konuşma zamanı değil. Bu örtülü konuşmalar ve tepkisizlik yüzünden 28 Şubat sürecinde halkın iradesi ayaklar altına alındı. 

PİS OYUN BUNLAR

Bugün 3 bakan görevlerinden istifa etti. Erdoğan Bayraktar ise hem bakanlıktan hem de milletvekilliğinden istifa etti. İstifa ederken Başbakan Erdoğan’ın istifa etmesi gerektiğini söyledi. Siz Erdoğan Bayraktar’ın açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bayraktar’ın bugüne kadar yanında taşıdığı danışmanlarına bakın sorunuza cevap bulursunuz. Küresel kuşatmacılar her yer de derken bunu da es geçmemeliyiz. Tabi operasyon başladığında Mehmet Baransu’nun durup dururken Bayraktar’ı aklamaya kalkması, savunması ve operasyon gazetelerinde Erdoğan Bayraktar’ın direk olarak hedef alınmaması tezgahın nedenli büyük ve organize olduğunu gösteriyor. Pis oyun bunlar! Yüz yıllık bir sorunu çözemeyen Türkiye, son otuz yıldır emperyal bir oyuna dönüşen mayınlı arazide, ateşten bir gömlek giymiş karşı koyuş sergiliyor. Tüm mesele bu. Açıkça desinler ki; Biz sorunlarını çözmüş bir Türkiye’de varlık nedenimizi tamamlamış oluruz. Buna izin veremeyiz! Kalkışmanın özeti bu. 

PİŞMAN OLACAKLAR ÇÜNKÜ…

Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, AK Parti’den istifa ettiğini duyurdu. İdris Bal ve Hakan Şükür de daha önce istifa etmişti. Bu durum 28 Şubat sırasında DYP’den yapılan istifaları akıllara getirdi. Siz AK Parti’den yeni istifalar bekliyor musunuz? İstifa eden bu isimler hükümete yönelik bu operasyonun parçaları mıdır?

Elbette kalkışmayı tezgahlayanların bir oyunu da bu istifalar. Ve yeni istifalar bekliyorum. Bunun sayesinde Neo-Con’ların eylem planına karşı kimler yürekli siyasetçiymiş görünmüş olur. Milletin devletine doğru adım atan iradeye içeriden kimler engel olmaya çalışıyormuş hepimiz anlarız. Her şerde vardır bir hayır. Dik durmak lazım. 28 Şubat’ın bir benzeri ile karşı karşıyayız ancak bu kez millet iradesine sahip çıkıyor. Genelkurmay içerisine yuvalanmış Batı Çalışma Grubu adı altında faaliyet gösteren cunta aralıksız çalışmalar yürütürken, sivil temsilcileri de siyasetçi avındaydı. Medya ise bugün olduğu gibi yoğun bir dezenformasyon çalışması yürütüyordu. Cunta için öldürücü bir darbe lazımdı. Muhakkak 1995 seçimlerinden 135 milletvekili çıkaran DYP’yi bölmek zorundaydı. Yoksa tüm çalışmalar boşa çıkacaktı. Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi’nin kurduğu 54. Hükümeti devirme çalışmasında Refah Partisi’nden fire verdiremeyen cuntacılar gözlerini DYP’li vekillere dikmişti. Görev Demirel’e havale edilmiş o da işi İsmet Sezgin’e paslamıştı. DYP’li Encümen-i Daniş üyesi olan Emre Gönensay ikna edilince peş peşe istifalar gelmişti. 135 vekilli DYP, 98 milletvekiline kadar düşürülmüştü. Düşürülürken de her türlü kirli yönteme başvurulmuştu. Deprem ile istenen sonuç kısa süre sonra alınmış, siyasi iradeye darbe indirilmişti. Bugün yaşananlar bence farksız değil. AK Parti’yi bitirme planı sahada hayata geçirildi. Ama tutmaz ve aksine oyuna alet olan kim varsa yıllar sonra 28 Şubat post-modern darbesinin mimarları gibi “Pişmanız, Erbakan Hoca’nın (Başbakan Erdoğan’ın) kıymetini bilememişiz” ağıtları yakmaya başlarlar. Ama iş işten geçmiş olur. Bugün olduğu gibi…

on5yirmi5.com

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Hükümet henüz savunma refleksini göstermedi

Yorumlar

bu röportaj için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Diğer Röportajlar

bunlar da ilgi çekebilir Röportaj Anasayfa
on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.