İslam dünyası mezhep savaşına doğru mu gidiyor?

Selefi çizgi ya da onun Suudi Arabistan versiyonu olan Vahhabilik nasıl bir inanışa sahip. Bu soruyu Yard. Doç. Dr. Ahmet Yönem’e sorduk.

GÜNCEL .
islam dünyası mezhep savaşına doğru mu gidiyor?
RöportajEngin Dinç

Irak’ın Sünni bölgesini ele geçiren Irak Şam İslam Devleti, Selefi çizgide bir dini inanışa sahip. Peki bu Selefi çizgi ya da onun Suudi Arabistan versiyonu olan Vahhabilik nasıl bir inanışa sahip? Bu soruları Çanakkale 18 Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Ahmet Yönem’e sorduk. 

Selefilik ve Vahhabilik farklı anlamlara sahip olsa da, bugün geniş bir kesim tarafından aynıymış gibi kabul ediliyor. Bu iki kavram arasındaki farklar nelerdir? İslam dünyasında Selefi/Vahhabi hareket nasıl doğmuştur? İslam mezhepler tarihi içinde bu hareketin yeri nedir? Klasik Ehli Sünnet yaklaşım ile ayrıldığı yerler neresidir? 

Farklı anlamdan çok, farklı isimlendirmedir denebilir. Selefilik, hem isim hem de görüş olarak herhangi bir şahsı öncelemeden direkt olarak selefi kavramını kullanmakta ve burada özellikle İbn Teymiyye ismi ön plana çıkmaktadır. Vahhabilik’te ise Muhammed b. Abdulvahhab ismi ön plandadır. Ancak zihniyet ve tarihsel gelişim olarak aynı altyapıya sahiptir. Doğuş süreci ve bugünkü durum farklılık arz ettiği için doğuşu ve gelişimi ile ilgili bilgiler vermek burada çok geniş yer tutacak ayrıntılı bir konudur. 

Selefi/Vahhabi çizgi bugün El Kaide, IŞİD gibi radikal ve terörle ilişkilendirilen örgütlerin ideolojik altyapısını oluşturuyor. Bu örgütler neden bu düşünceleri sahipleniyor ve bunu ideolojik temelleri haline getiriyor? 

Hepsinin felsefi alt yapısı aynı denilebilir. Burada konu, batının doğuya, İslam’a ve Müslümanlara dünyada biçtiği rol ile alakalı demek daha doğrudur. Şunu belirtmek gerekir; terör terördür bunun dini olarak izahı olmaz. Bence çatışma fikrinin mezhebi inanca dayalı yapılanmadan kaynaklandığını iddia etmek yanlıştır. Herhangi bir mezhebin görüşleri çerçevesinde bunlar yapılıyor demek durumu tam olarak açıklamaz. 

Selefi/Vahhabi çizginin en büyük düşmanı olarak Şia mezhebi öne çıkıyor. Şia neden bu mezhebin hedefinde? 

Şia’nın ayakta kalması ve Selefi/Vahhabi hareketin ayakta kalması birbirine düşman olarak yaşamaktan geçmektedir. Siyasi anlamda bir öncelik kazanmak ve taraftarlarına belirli mesajları vermek için bu yapılar varlığını devam ettirmektedir. Bu görüş sahiplerinin dini temellendirmeleri de tartışmaların diri tutulmasına hizmet etmektedir.  

IŞİD’in kafir/dinden çıkmış olarak niteledikleri hakkında çok kolay bir şekilde idam/infaz kararı alabildiğini görüyoruz. Bu kararları hangi dini temellere dayandırıyorlar? 

Vahhabi/Selefi düşünce sahiplerinde Hz Muhammed şirki ortadan kaldırmak için gelmiştir. Onların hedeflerinde gayrımüslim yoktur. Çünkü Yahudi ve Hristiyanlar, Hz. Muhammed’in Müslümanlara emanetidir. Bu şekildeki yorum ve değerlendirmelerle birlikte siyasi hedefleri olan grupların dini yorumlamada kendilerine uygun dini temellendirmeler yaptıkları ortadadır. Bunlar kendi algıları ve yorumları doğrultusunda Kur’an ayetleri ve Hz Muhammed’in hayatından, sahabe döneminden örnekler sunmaktadırlar. 

Şia’nın da bu Selefi/Mezhebi çizgiye karşı çok sert eleştirileri olduğunu biliyoruz. Şia’nın bu eleştirileri hakkında neler söyleyebilirsiniz? 

Dini siyasi rakip olarak gördüğü için sert eleştiri yapmaları normaldir. Ancak bu olayın sert eleştiri boyutunda kalmadığı ve şiddete başvurmak suretiyle İslam’ın özü ile bağlantılı herhangi bir anlayışın olmadığı görülmektedir. İslam bir insanın öldürülmesini alemin öldürülmesi ile eş tutmaktadır. 

Suudi Arabistan Selefi/Vahhabi çizginin destekleyicisi, İran da Şii dünyanın. İslam tarihinde Sünni ve Şii devletlerin savaşlarına rastlansa da, bu çatışmaların bir mezhep çatışması boyutuna ulaşmadığı görülüyor. Bugün gelinen noktada her iki ülkenin siyasi çıkar ve amaçlarının bugün İslam dünyasını bir mezhep savaşıyla karşı karşıya bıraktığı söylenebilir mi? 

Artık bunu söylemek gerekiyor. Mezhep savaşı açıkça üç yıldan bu tarafa yapılmaktadır. Suud ve İran bu sebeple varlığını devam ettirmektedir. İslam dünyasının Türkiye modeli doğrultusunda bu şartları değerlendirip demokratik birikimlerden faydalanması lazım. 

Son olarak geçmişte pek çok İslam mezhebi veya hareketi ortaya çıkmış ve tarihten silinmiştir. Size göre, Selefi/Vahhabi çizginin daha gelişmesi gibi bir durum söz konusu mudur? İslam dünyasında bu akımlara karşı bir bilinç ve savunma mekanizması geliştiriliyor mu? 

Bir bilinç olursa engellenebilir. Ehli Sünnet ekseninde sağlıklı din eğitimi tek çözüm noktasıdır. Şu aşamada sadece halkın sağduyusu ve birkaç açıklamadan başka çözüm önerisinin de sunulmadığını görmekteyiz.   

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git İslam dünyası mezhep savaşına doğru mu gidiyor?

Yorumlar

bu röportaj için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Diğer Röportajlar

bunlar da ilgi çekebilir Röportaj Anasayfa
600 binden fazla Suriyeli yetim çocuk var
STK'lar

600 binden fazla Suriyeli yetim çocuk var

İHH Yetim Birimi Başkanı Murat Yılmaz: "Suriye’de yaşayan 8-9 milyon civarında insanın Türkiye, Lübnan, Ürdün, Mısır, Irak gibi ülkelere güvenlik endişesiyle göç ettiğini biliyoruz. Bunlar arasında ciddi miktarda da çocuklar yer alıyor."

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.