IŞİD, Sünnilerin yalnızlaştırılmasından yararlandı

Ortadoğu Uzmanı Ahmet Varol’la IŞİD’in Irak’ta elde ettiği güçlü pozisyonun nedenlerini konuştuk.

GÜNCEL .
işid, sünnilerin yalnızlaştırılmasından yararlandı
RöportajEngin Dinç

Irak’ta Sünnilerin ağırlıkta olduğu geniş bir alanı kontrolü altına alan IŞİD’in, bu kadar kısa bir süre sonunda nasıl olup da bunu başardığına dair kafa karışıklığı sürüyor. Ancak bu konuda dikkat çekici bir yaklaşım da IŞİD’in önünün bilinçli olarak açıldığı yönünde. Ortadoğu Uzmanı Ahmet Varol’la IŞİD’in Irak’ta elde ettiği güçlü pozisyonun nedenlerini konuştuk.  

MALİKİ'NİN MEZHEPÇİ BİR POLİTİKASI VAR 

IŞİD, Irak’ın ortasında yer alan Sünni bölgede hakimiyet kurdu. IŞİD, bunu başarabilecek bir güçte örgüt mü? Bu gücü nereden alıyor?

IŞİD üzerindeki tereddütlere dikkat çekmek gerekir. Bilindiği üzere bu örgüt, 2004’te Irak’ta ortaya çıktı. IŞİD ilk olarak, Irak Şam İslam Devleti adıyla değil de sadece Irak İslam Devleti adıyla kurulmuştu. Sonradan işin içerisine Suriye de dahil olunca ismini bu şekilde değiştirdi. Burada Şam ile kastedilen Bilad-ı Şam, yani Suriye ve çevresi de dahil olmak üzere tarihte Şam olarak isimlendirilen bölgenin tamamıdır. Fakat 2004’de ortaya çıktığında aynen Cezayir’deki GIA politikasına benzer bir politikayla karşılaşıyoruz. Irak’taki İslami direnişin imajını yıpratan görüntüler ortaya koymuştur. Bilindiği üzere sonradan Cezayir’de GIA’nın istihbarat tarafından kurulduğu ortaya çıktı. Yine istihbarat tarafından dağıtıldı. Çok benzer özellikleri görüyorsunuz. Irak’ta da bu örgüt özellikle ABD işgaline karşı verilen İslami mücadelenin imajın yıpratılmasında çok olumsuz rol oynamıştır. Daha sonra bu örgütün kendisini El Kaide’ye nispet etmesi söz konusudur. El Kaide taraftar toplamak amacıyla bu tür taktiklere açık kapı bıraktığı için, bu örgütün El-Kaide’ye nispet edilmesi çok da zor olmadı. Sonrasında, özellikle son aylarda IŞİD, El Kaide’yle ilişkisini kesti. Eymen el Zevahiri’nin bunlara bir çağrısı olmuştu. O çağrıya ‘eğer Muhammed Mursi’yi tekfir etmezseniz bizde sizi tekfir ederiz’ şeklinde cevapları oldu. Bu şekildeki tekfirci yapısıyla, İslami mücadelenin imajını yıpratan tavırları, gerçekten ciddi tereddütler oluşturan çıkışları ve özellikle Baas rejimine karşı mücadele yerine Suriye’deki direniş örgütlerine karşı savaşı öne çıkarmasıyla tanındı. Dolasıyla bu özellikleri IŞİD üzerindeki tereddütleri, şüpheleri haklı kırmaktadır. 

Irak’taki güçlü konumu ise bu bölgedeki Sünni toplumun yalnızlaştırılmasından kaynaklanmaktadır. Yani ne IŞİD’in gücü kendi gücünden ne de dış tahriklerden kaynaklanmaktadır, tamamen buradaki aşiretlerin, toplumun yalnızlaştırılmasından kaynaklanmaktadır. Bilindiği üzere Maliki’nin mezhepçi, ayrımcı bir politikası var. Artık bunu bütün dünya biliyor. ABD bile kabul etmek zorunda kaldı. Belki bir tek kabul etmeyen İran’dır, bunun da nedeni kendi politikalarıyla uyumlu olmasıdır. Maliki’nin o ayrımcı politikasına hedef olan halk, ciddi anlamda mağdur, mazlum bırakıldı ve bu onların yalnızlaştırılmasına neden oldu. Çünkü İslam dünyası bunların seslerine kulak asmadı. Ülke yönetimleri zaten hiç ilgilenmedi. STK’lar da bölgesel sebeplerle bu halkın sesini duymayan bir tavır izlediler. Bunda Suriye’deki olayların da etkisi var. Çünkü Suriye büyük ölçüde gündemi meşgul etti. Suriye üzerine yoğunlaşma Irak’taki bu zulmün üstünün kapanmasına yahut da arka planda, gölgede kalmasına neden oldu.

IŞİD, YALNIZLAŞTIRILMIŞ SÜNNİ AŞİRETLERE EL UZATTI  

Irak’ta bu aşiretlerin yalnızlaştırılmasından dolayı ortaya çıkan boşluğu IŞİD hızlı bir şekilde doldurdu. Onlar o aşiretlere elini uzattı.  Onlar da “denize düşen yılana sarılır” misali kendine uzanan eli tutmak zorunda kaldılar. Çünkü Maliki’nin zulmü gittikçe şiddetleniyordu. Oradaki o toplumsal şartlar IŞİD’in önünü açtı. 

Ama sonrasında da özellikle Maliki’nin askerleri, henüz tam olarak çözülememiş olan, çeşitli komple teorileriyle izah edilmeye çalışılan bir şekilde kaçtı ve bu örgütün önü açılmış oldu. Irak ordusunun IŞİD’le karşı karşıya geldikten sonra silahını, teçhizatını bırakıp kaçmasıyla ilgili çeşitli soru işaretleri var. Bununla ilgili önemli soru işaretlerinden biri de şu: Acaba Maliki ve onun arkasında duran güçler IŞİD’e silah verme yöntemi olarak bunu mu seçtiler? Çünkü bunların yarın bir gün bölgeye yeni bir operasyon düzenlemeleri ve IŞİD’İ kaçmaya zorlamaları ihtimali henüz önümüzde duruyor. Böyle bir ihtimal karşısında IŞİD militanlarının kaçacağı tek yer Suriye’dir ve buraya kaçmaları durumunda bunların oluşturacağı tehlike Baas rejimini değil, oradaki direniş gruplarını zorlayacaktır. Bunun da göz önünde bulundurulması lazım. Böyle şüpheli bir örgüte bu şekilde silah verilmesi şüpheli bir tavırdır. IŞİD üzerindeki şüpheyi oradaki halkın mazlumiyetini, mağduriyetini örtmek için de kullanamayız. Çünkü oradaki halk Maliki’nin zulmünden dolayı çok büyük haksızlıklara uğratılmış. Evleri elinden alınmış, insanlarına tecavüz edilmiş, çok çeşitli haksızlıklar yapılmış ve bu insanlar yalnız bırakılmışlardır. Ve bugün IŞİD’in balonunun şişirebilmesinin en büyük sebeplerinden biri de bu toplumsal şartlardır. Bu toplumsal şartlardan IŞİD yararlanmıştır. Onun yararlanmasının önü de açılmıştır. 

IŞİD FİTNE TOHUMLARININ GÜÇLENMESİNE ÇALIŞIYOR 

Irak’ta şimdi Şii-Sünni çatışmasından hatta mezhep savaşlarından korkuluyor. Böyle bir savaş ortaya çıkarsa İslam dünyası nasıl bir yara alır? 

Evet, bu gidişat tehlike bir durum. Her şeyden Önce IŞİD’in bu politikası da çeşitli şüpheleri içinde barındırmaktadır. Neden özellikle mezhebi unsurları öne çıkarıyorlar? Mesela burada Maliki’nin politikasına hep birlikte karşı çıkmalıyız. Bu bir zulüm politikasıdır. Yine Maliki’nin hem Amerika, hem de İran ile işbirliği yaparak orada fitne tohumları ekmesine bütün İslam coğrafyasının, insanlığın karşı çıkması gerekir. Fakat IŞİD’ın politikası mezhebi kimliği öne çıkarıp, o fitne tohumlarının daha da güçlenmesini sağlamak. Dolayısıyla bu şüpheli bir durumdur. Tehlikeli olduğu kadar aynı zamanda IŞİD’e verilen bir rolden söz etmeyi haklı kılacak bir şüpheyi içinde barındırmaktadır. Öbür tarafta sanki bunu bahane ederek bütün Irak üzerinde bir “Şii” hakimiyeti kurmayı hedefleyen hazırlıklar dikkatimizi çekiyor. Bu da siyasi bir etkendir, bir tavırdır. Fakat burada itikadi bir istismarcılık karşımıza çıkıyor. Her ne şekilde olursa olsun tarihte zaman zaman sorunlar yaşanmış olsa da, bu farklı mezhebi unsurlar bir arada yaşamayı başarabilmişlerdir. Bugün eğer bu şekilde ayrımcı tavırlar sergilenirse, artık bir arada yaşamanın şartları ortadan kaldırılmış olur. Uzlaşmanın, uyumun, birbirine tahammül etmenin hatta tahammül etmenin ötesinde birbiriyle kaynaşmanın sebepleri tamamen ortadan kaldırılmış ve o ortam tamamen yok edilmiş olur. Sanki bir takım siyasi çıkarlar için birileri buna zemin hazırlıyor. Bu da tehlikeli bir durumdur. Bu durumdan tek bir taraf zarar görmeyecektir; tüm İslam dünyası zarar görecektir. Bu durum Türkiye ve başka ülkelere de yansıyacaktır.

TÜRKİYE, IŞİD'İN GELİŞMESİNE ZEMİN HAZIRLADI İDDİASI SAÇMA

Türkiye’nin Ortadoğu politikası çok sert eleştiriliyor. IŞİD’in gelişmesine zemin hazırlandığı şeklinde eleştiriler var. Bu eleştireler doğruyu yansıtıyor mu? Bir de Irak’ta Türklerin rehin alınmasının nedenleri neler olabilir? 

Türkiye’nin orada IŞİD’in gelişmesine eğer “zemin hazırladı” deniyorsa bu tamamen saçma olur. Çünkü eğer öyle bir şey olsaydı, IŞİD’in Türkiye’yle uzlaşma içerisinde hareket ediyor olması gerekirdi. Ama şu anda tam tersi bir durum söz konusu. Orada sanki Maliki güçlerinin yanı sıra Türkiye ile savaşıyormuş gibi bir havası var. Girer girmez neden özellikle Türkiye vatandaşları hedef alınıyor? Sanki bu adamlar Türkiye’ye karşı savaş içerisinde. Dolaylı olarak IŞİD’e bu zemin hazırladı deniyorsa, bu da anlamsızdır. Çünkü bilindiği üzere IŞİD her ne kadar Irak’ta varlığını sürdürüyor idiyse de, son dönemde Suriye’ye ağırlık veriyordu. Suriye’deki uygulamalara karşı bir siyaset geliştirmişti ve Irak’ta Türkiye’nin siyasetiyle pek ilgilenmiyordu. Yani Türkiye’nin politikası bunu hazırlayacak bir şekilde gelişmemiştir. Bu yanlış ve aynı zamanda kasıtlı bir iddiadır. Türkiye’nin orada zayıflatılmasına ilişkin kasıtlı bir iddiadır. Biz bu iddiayı haklı bulmuyoruz. 

Türk vatandaşlarının rehin alınmasında sanki sadece IŞİD değil, IŞİD’in arkasında duran karanlık güçler de rol oynuyor. Çünkü bu gelişmelerle ilgili yorumlarda farklı etkenlerden söz ediliyor. Yani Türkiye’nin Irak’ta ve tüm İslam coğrafyasında güçlenmesinden, biraz daha yıldızının parlamasından rahatsızlık duyulduğu ve bu yüzden hedefe yerleştirildiği yorumları var ve bunlar ihtimal dâhilindedir. Ama ortada bir gerçek var, bu olaylarda sanki birileri arka plandan Irak’ta Türkiye’ye karşı eylemler düzenlenmesini ve hedefe yerleştiren çıkışlar yapmaya çalışmasını sağlıyor. Bu da IŞİD’in orada tek başına hareket etmediği konusunda bazı şüpheleri içinde barındırıyor.

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git IŞİD, Sünnilerin yalnızlaştırılmasından yararlandı

Yorumlar

bu röportaj için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Diğer Röportajlar

bunlar da ilgi çekebilir Röportaj Anasayfa
600 binden fazla Suriyeli yetim çocuk var
STK'lar

600 binden fazla Suriyeli yetim çocuk var

İHH Yetim Birimi Başkanı Murat Yılmaz: "Suriye’de yaşayan 8-9 milyon civarında insanın Türkiye, Lübnan, Ürdün, Mısır, Irak gibi ülkelere güvenlik endişesiyle göç ettiğini biliyoruz. Bunlar arasında ciddi miktarda da çocuklar yer alıyor."

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.