twitterfacebook

Güzel binalar özel okul seçiminde tek kriter değil

güzel binalar özel okul seçiminde tek kriter değil
Özel eğitim kurumları ile yaptığımız röportajları yayınlamaya dün başladık. Bugün Asfa Eğitim Kurumları ile devam ediyoruz.

Gizem Gül'ün röportajı

Okullar bugün kapanıyor, yaklaşık 17 milyon öğrenci bugün karne alıyor. Bugün itibariyle geride kalacak olan 2012-2013 eğitim-öğretim yılı eğitimle ilgili konuların çokça gündemde olduğu, üzerine konuşup, tartıştığımız bir yıl oldu. Önce 4+4+4 eğitim sistemine geçişi tartıştık, sonra sınavların kaldırılması, sınavlarda açık uçlu soruların sorulması, dershanelerin kapatılması ya da özel okullara dönüştürülmesi ve son olarak da lise son sınıflara 45 gün devamsızlık hakkının tanınmasıyla ilgili pek çok konu eğitim gündemimizi bir hayli meşgul etti. Her ne kadar bu konular üzerine çokça konuşulmuş olsa da aslında pek çok soru da cevaplanmayı bekliyor. Bir yandan da çocuğuna okul seçecek anne babalar için kayıt takvimi de işliyor. Birçok okul daha okullar tatile girmeden kayıtlara başladı bile. Biz de hem anne babalara okul seçiminde rehberlik edebilmek hem de eğitim sistemimizdeki problemlere özel eğitim kurumları penceresinden bakabilmek için özel eğitim kurumlarıyla konuştuk. Dün yayınlamaya başladığımız yazı dizisinde bugün Asfa Eğitim Kurumları Genel Müdürü Belma Uysal ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.

SORUMLULUK SAHİBİ BİREYLER YETİŞTİRMEYİ AMAÇLIYORUZ

Asfa Eğitim Kurumları olarak eğitim anlayışınız nedir?

Asfa Eğitim Kurumları olarak eğitim anlayışımız, her güzel işi en mükemmel şekilde yapmaya odaklanmış, özgür düşünen, sağduyulu, insanlığa gerçek iyilik yolunda hizmet edecek, güzel ahlaklı ve hayırlı nesiller yetiştirmektir.

Öğrencilerimizin buradan mezun olduktan sonra gerçek anlamda sorumluluk sahibi olmaları bizim en büyük arzumuz. Ayrıca mezunlarımızın, çağın ve şartların gerektirdiği tüm dünyevi donanımları kazanmış diğer taraftan yaratılmış ve ölümlü olmanın gerektirdiği tüm manevi donanımları edinmiş bireyler olmasını istiyoruz. Çünkü tek kanatlı kuş uçmaz.

Size başvuran ve kayıt yaptırmak isteyen öğrencileri seçerken hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz? 

Okul öncesinde ve birinci sınıfa başlarken rehber öğretmenlerimizce hazır bulunuşluklarının değerlendirildiği bir görüşme yapılıyor. Ara sınıflarda ise küçük bir sınav ile yeterliği ölçülüyor yine bir rehberlik görüşmesi yapılarak uyum sağlama durumunu değerlendiriyoruz.

Bunların dışında lise birinci sınıfa kayıtta orta öğretim yerleştirme puanı önemli. Bu anlamda lise öğrenimini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için gerekli gördüğümüz bir puan barajı belirliyoruz.

ARTIK ÖĞRETMENLER BİR NEVİ 'STAND UP'ÇI OLMALI

Kurumunuzda çalışacak bir öğretmenin hangi niteliklere sahip olması gerekiyor?

Her özel öğretim kurumunun milli eğitimin temel ilkeleri ile birlikte yüklendiği bir misyonu vardır. Bu bakımdan öğretmen seçiminde akademik yeterlik ile birlikte uyumlu bir kişiliğe sahip olmasına ve üzerinde yaşadığımız bu topraklarda oluşturduğumuz bin yıllık tarih ve kültür birikimimizi gelecek nesillere aktaracak öz değerlere sahip olmasına dikkat ediyoruz.

Bunların yanı sıra öğretmenlerimizin güler yüzlü, sempatik, sıcakkanlı, cana yakın bireylerden olmasını tercih ediyoruz. Çünkü ben bir matematik öğretmeniyim ve her zaman şunu aklımda tuttum; eğer bir öğretmen olarak sınıfa girdiğimde olumlu bir hava oluşturamazsam, öğrenciye karşı soğuk, donuk ve mesafeli kalırsam günümüzün ihtiyacı olan öğretmen modeli olamazdım. Öğrencileri derse ve okula bağlayan en önemli faktörün öğretmen olduğunu ve öğretmenlerin bunu da sevgiyle yapacağını düşünüyorum. Çünkü çocuklar derslerden, kitaplardan artık hoşlanmaz duruma geldiler. O kadar çok çeldiriciler var ki… Bilgisayar oyunları, internet gibi hoşlarına giden o kadar çok şey varken bizler öğrencilerimize akademik olarak bir şeyler öğretmek istiyoruz. Ve artık hiçbir şey bizim öğrenciliğimizde olduğu gibi değil. Bu nedenle günümüz öğretmenlerinin çocuklara hitap edebilecek nitelikte, bir nevi “stand up’çı” öğretmenler olması gerekiyor. Öğretmenin sahneyi, tabi bizim sahneden kastımız tahtanın önü, yani sınıfı çok iyi kullanması gerekiyor. 

Öğretmenleri seçerken bir mülakat sürecimiz oluyor. Öğretmen adayları okul müdürü, yöneticiler ve gelen öğretmenin branşındaki öğretmenlerin de bulunduğu bir komisyon karşısında ders anlatıyor. Öğretmen adayına randevu veriyoruz ve hangi konuyu bize anlatmasını istiyorsak, konuyu da belirtiyoruz. Mesela, matematik öğretmeniyse “Bize olasılık dersini anlatmanızı istiyoruz.” diyoruz. Biz öğrenci oluyoruz, sınıf ortamındaymışız gibi hocamız gelip bize ders anlatıyor. Komisyon olarak belli kriterlere göre değerlendirme yapıyoruz. 

HER ÖĞRENCİNİN BİREYSEL DANIŞMANI VAR

Üniversite ya da SBS’de okulunuzun başarısı ne düzeyde? 

YGS ve LYS’de her yıl ilk 1000’de çok sayıda öğrencimiz yer alıyor. SBS’de de aynı şekilde 500 tam puan alan öğrencilerimiz oluyor.

Bu bakımdan öğrencilerimiz çok iyi yerlere yerleşiyorlar. 2012 sonuçlarına göre 11 tıp, 13 mimarlık-mühendislik, 2 hukuk, 2 eczacılık, 17 iktisat-işletme, 4 siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler, 7 psikoloji, 9 fen-edebiyat, 3 beslenme ve diyetetik olmak üzere öğrencilerimiz Türkiye’nin saygın üniversitelerine yerleştiler.

SBS sonuçlarına göre de 500 tam puan alan öğrencilerimiz öncelikle kendi fen lisemize yerleşmeyi tercih ediyorlar.

Öğretmenlerimiz son sınıfta öğrencilere yönelik farklı çalışmalar yapıyor, bireysel danışmanlık sistemi var. Her öğrencinin bireysel bir danışmanı var. Özellikle 12. sınıfta bu daha da yoğun hale geliyor. Danışman öğretmen, danışmanı olduğu öğrencinin günlük ders çalışma süresini, hangi dersi çalıştığını, kaç soru çözdüğünü takip ediyor yani üniversite sınavı için bir nevi koçluk görevini yapıyor. Öğretmenlerimiz bu konuda çok tecrübeli ve öğrencilerimiz de bu ilgiden çok memnunlar. 

KALİTELİ BİR EĞİTİM İÇİN DİSİPLİN ŞART

Özel okullarda öğretmen ve öğrenci ilişkisi hakkında söylenen efsaneler vardır, hepimiz biliriz. Sizin okulunuzda öğretmen ve öğrenci ilişkisi nasıl? Bu ilişkinin doğru kurulabilmesi anlamında ne gibi çabalarınız var?

Biz öğretmen-öğrenci ilişkisini sevgiye dayalı bir ilişki üzerine oturtturuyoruz ama sevgiye dayalı ilişki asla saygı sınırlarını zorlamıyor. Belli bir eğitim kalitesinin olması için disiplin şarttır. Çünkü ciddiyetsiz ortamlarda kaliteli ders işlenemez. Dolayısıyla bizim öğretmen ve öğrenci ilişkilerinde sınırlarımız belirgindir. Bu ilişkilerin yozlaşmasını tasvip etmeyiz.

Özetle şunu söyleyebilirim ki, bizim okullarımızda öğretmen-öğrenci ilişkisi saygı ve sevgi üzerine inşa edilmiş olup öğretmenlerimiz öz değerlerimizi benimsemiş ve öğrencilerimize bu değerleri yansıtan bir rol modeldir. Bu ilişkilerde ast-üst gibi bir yaklaşım söz konusu değildir. Öğrencilerimiz her türlü sorununu öğretmenleri ile rahatlıkla paylaşabilir. 

ÖZEL OKUL ÜCRETLERİ YÜKSEK DENİLİYOR AMA EN FAZLA TALEP YÜKSEK ÜCRETLİ OKULLARA OLUYOR

Özel okul ücretleri her ne kadar farklılık gösterse de genelde yüksek bulunuyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Özel okullar bu ücretler karşılığında devlet okullarında bulunmayan hangi artı değerleri sunuyorlar?

Evet, ücretlerin yüksek olduğu konusunda görüşler çok sık ifade ediliyor. Ancak en çok talep de bu yüksek ücretli okullara oluyor. Çünkü talep edilen yüksek standartlı eğitim öğretim hizmeti burada örtüşüyor. Bu noktada veli aradığı hizmeti bulamamış olsa zaten bu okullar mevcudiyetlerini devam ettiremezler. 26 yıllık tecrübesi ile okulumuz sunduğu hizmet kalitesi ile mevcudiyetini devam ettirerek velilerinin beklentilerini karşılamaya devam ediyor.

Devlet okullarında olmayan birçok imkan özel okullarda sunuluyor. Tabi biz özel okullarda sunulan bu imkanların devlet okullarında da olmasını arzu ediyoruz. Örneğin, bizim yüzme havuzumuz, sinema salonumuz, spor salonumuz, konferans salonumuz var. Bu imkanların hepsini en temiz ve birinci sınıf koşullarda sunuyoruz. Yemek, servis, güvenlik ve temizlik gibi destek hizmetleri alanında uzmanlaşmış ve uluslar arası geçerliliğe sahip belgeleri olan şirketlerle çalışıyoruz.

İşin bir başka boyutu da, öğretmen kalitesinin yüksek olması, çalışacağımız öğretmenleri kendimiz belirliyoruz, hizmet içi eğitim çalışmaları yapıyoruz. Performansı düşük olan öğretmenlerle çalışmak mecburiyetinde kalmıyoruz. En iyi öğretmenleri istihdam ediyoruz.

4+4+4'E GEÇİŞTE SORUN YAŞAMADIK

Eğitim sistemimizde yakın zamanda 4+4+4 eğitim sistemine geçildi. Öncelikle 4+4+4 eğitim sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz ve yeni sisteme geçişte sorunlar yaşadınız mı? Eğitim sistemindeki problemlere nasıl bir çözüm önerisi getirirsiniz?

12 yıllık zorunlu eğitimi ve bunun kademelendirilerek uygulanmasını destekliyoruz. Ancak bu sistemin hemen başlatılması okulların, öğretmenlerin ve eğitim yöneticilerinin buna yeteri kadar hazır olmaması nedeniyle bir kargaşa oluşturdu.

Daha önce 6 yaş için okul öncesini zorunlu hale getirmek için çalışma yapan bakanlık bu yaş grubunu ilkokulun içine alarak okula başlama yaşını bir yıl öne almış oldu. Bu aslında velilerin bir yıl daha erken çocuklarını anaokulu ile tanıştırmasına sebep olduğu için bir başka fayda sağladı.

Biz bu konuda sorun yaşamadık. Birinci sınıfa başlayacak öğrencilerimiz için rehber öğretmen ve sınıf öğretmenlerinden oluşan bir komisyon ile birinci sınıfa hazır olup olmadıkları belirlendi. Veliler ile görüşmeler yaparak anaokuluna devam ya da 1. sınıfa başlama konusunda ortak kararlar verildi. 60-66 aylık grubunda 1. sınıfa başlayacak öğrenciler için özel bir sınıf oluşturuldu.

Genel olarak eğitim sisteminin sorunlarını burada masaya yatırıp ve çözmeye çalışmak kolay değil. Okullaşma oranı, eşitlik, fiziki şartlar, donanım, öğretmen yeterlikleri, öğretmen ihtiyacı, merkeziyetçi yapı, sınav sistemi gibi birçok sorunun detaylarına inmek ve bunlara çözüm aramak tüm eğitim camiasının görevidir.

FATİH projesi ile başlayan çok önemli bir süreç var. Bu sürecin bir parçası olan tabletli eğitim, akıllı tahta gibi donanımları tüm okullarımızda ve tüm sınıflarımızda yüzde 100 olarak gerçekleştirdik. 

Akıllı tahta ve tablet arasında kurulması gereken bağlantıyı da çözümleyebilen tek okuluz. Öğretmenlerimiz konuları işlediklerinde ders bitiminde akıllı tahtaya yazılan tüm notlar öğrencilerimizin tabletlerine anında aktarılıyor. Bu yazılım sayesinde öğretmenlerimizin öğrencilerimize ödev gönderme ve ödev alma imkanı da mevcut.

MÜFREDAT YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMELİ

Bunlardan başka eğitim sisteminde genel olarak ne gibi problemler var sizce?

Bir eğitimci, bir veli ve bir yönetici olarak yıllardan beri düşündüğüm bir şey var ki o da şu, özellikle lise ayağında öğrencilere ağır geldiğini düşündüğüm konular müfredatın içinde yer alıyor. Ben bir matematik öğretmeni olduğum için matematik müfredatını söyleyeyim, gerçi Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda bir çalışma yapmış ama ben matematik müfredatının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yüksek matematik olarak tabir edebileceğimiz türev, integral gibi konular sayısal öğrenciler belki bunları daha rahat yapıyorlar ama eşit ağırlıktaki öğrencilere ağır gelebiliyor. Çocuklarımızın yaş seviyelerine uygun olarak müfredatımızın tekrar gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyorum. İkincisi, sınav sisteminde yapılan değişiklikler velilerde de şaşkınlığa yol açıyor. Veliler bu sürece kolay adapte olamıyorlar ve sistemlerin sık sık değiştirilmesi sınav sistemine olan güveni de biraz azaltıyor diye düşünüyorum.

SBS OLMASA DA KENDİ SINAVIMIZI YAPAR, YOLUMUZA DEVAM EDERİZ

Sınavların kaldırılması pek çok kez gündeme geldi ancak bunun somut bir adımı olarak SBS bu yıl son kez yapılacak. SBS’nin kaldırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? SBS’nin kaldırılması liseye girişte öğrenci seçimini nasıl etkileyecek?

SBS’nin kaldırılması önemli bir karar ancak yerine gelecek sistemin netlik kazanmamış olması büyük bir sorun. Sekizinci sınıfa geçen öğrenciler ve velileri tam olarak kendilerini neyin beklediğini bilmiyorlar. “Bir yol bulunacak, üzerinde çalışıyoruz” açıklamasından sonra bildiğimiz kadarıyla bir şey değişmedi. 

Genel olarak tüm ortaöğretim kurumlarının çeşitliliği ve tercih edilirliği düşünüldüğünde öğrenciyi yıpratan bir süreç olsa da şuan SBS en iyi seçenek gibi duruyor. SBS’nin kaldırılması durumunda önümüzdeki yıl için bir kaos ortamı oluşabilir. Çünkü performans ve ders dışı etkinliklere katılımın da katkı sağlayacağı bir sistem önerilmekte oysaki bu yıl sekizinci sınıfa geçecek öğrenciler bu yaklaşıma uygun bir süreç geçirmediler. Zannediyoruz ki adı SBS olmasa da mevcut sınava yakın bir uygulama ile karşılaşacağız.

Özel okullar olarak bizlere düşen farklılıklarımızı ön plana çıkararak tercih edilir bir okul olmaktır. Kendi sınavımızı yapar yolumuza devam ederiz.

DEVAMSIZLIK KONUSUNDA HER GELEN BAKAN FARKLI BİR TUTUM SERGİLEDİ

Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanlığı bir genelge yayınlayarak son sınıftaki lise öğrencilerinin devamsızlık süresinin 45 güne çıkarıldığını açıkladı. Bu adımı doğru buluyor musunuz? 

Bu konu eğitimciler olarak bizleri derin düşündürmesi gereken bir vakadır. Her bakan değişikliğinde farklı bir tutumun sergilendiği bir konu. Bir önceki bakanımız 12. sınıfların okula devam edip etmediklerini denetlettirmişti. Lise son sınıf, veli ve öğrencilerin okuldan beklentisinin kalmadığı, başarıyı dershanede aradığı bir sınıf haline geldi. Öğrenci 19,5 gün devamsızlık hakkını ve 25 gün rapor hakkını sonuna kadar kullanmak istiyor. Sonuçta sağlık sorunu olmayan öğrenciler rapor alma yoluna giderek doktorları zor durumda bırakıyor. Ancak şunu da tekrarlamakta fayda var ki biz okula devamın başarının anahtarı olduğunu düşünüyoruz.

DERSHANELER KAPATILIRSA, YÜZDE 90'I ÖZEL OKULA DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ

Dershanelerin kapatılması ve fiziksel şartları taşıyan dershanelerin özel okula dönüştürülmesi konusu şu an çok gündemde olmasa da geçtiğimiz aylarca çokça tartışıldı. Sınavların kaldırılarak dershanelerin kapatılması eğitim sistemini nasıl etkiler? Ayrıca kapatılan dershanelerin özel okullara dönüştürülmesi konusunda nasıl bir değerlendirme yaparsınız?

Sınavların kaldırılmasından kasıt merkezi sistemin kaldırılmasıdır. Yine her iyi üniversitenin kabul yeterliliğini belirleyecek bir sistem oluşturması gerekecektir. Bu da yine bir hazırlık süreci gerektirecek ve daha ihtisaslaşmış bir dershane modelini oluşturacaktır.

Eğitim sistemi ortaöğretimi üniversiteye yerleştirmeye odaklamamalıdır. Ortaöğretim hayata hazırlayan bir yapı olmalı. Sosyal etkinlikler ile özgüveni yüksek, sportif etkinlikler ile sağlıklı ve akademik yeterlik ile daha iyi bir nesil yetiştirebiliriz. Ayrıca mesleki eğitim ile de sanayi ve hizmet sektörüne kaliteli bir işgücü kazandırmalıdır. Tüm bunların sonucunda üniversiteye yerleşmek doğal bir süreç olmalıdır.

Kapatılmak istenen dershanelerin yüzde 90’dan fazlası mevcut özel öğretim kurumları standartlarına göre okula dönüşemez. Bunların okula dönüştürülmesi bir takım teşvikler sağlanarak olabilir. Türkiye’de özel okullarda okuyan öğrenci oranının çok düşük olması tercih edilmemeleri ile ilgili değildir. Kamunun yükünü azaltan bir yapı olmasına rağmen yüksek vergi ve çalışanların sosyal güvence primleri maliyetleri artırmakta ve orta gelirli ailelerin çocuklarını özel okullara gönderememesine sebep olmaktadır. 

GÜZEL BİNALAR ARTIK ÖZEL BİR OKUL İÇİN SEÇİLEBİLME KRİTERİ DEĞİL

Öğrenciler okul seçerken nelere dikkat etmeli? Bu konuda anne babaların okul seçiminde öncelikleri neler olmalı?

Artık okullarla ilgili bilgi sahibi olmak sadece fiziki olarak gidip bilgi almakla olmuyor, internet üzerinden de araştırma yaparak bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Ben bir veli olarak çocuğumu bir özel eğitim kurumuna kayıt ettirsem, nelere dikkat ederim diye düşündüm. Artık güzel binaların, havuzların, sinema salonunu, güvenlik ve temizliğin olması gibi faktörler bir özel okulun seçilebilme kriteri değildir. Çünkü her özel okul zaten bu imkanları sunuyor. Peki bilinçli bir veli özel okulu neye göre seçer? Ben bir veli, eğitimci ve anne olarak özel okulu seçerken, çocuğuma tam olarak ne katıyor, bu özel okulun diğer özel okuldan farkı ne bunu irdelerdim. Benim çocuğumu hem akademik olarak hem de hayata hazırlama noktasında gerek el becerileri gerek manevi donanımı gerek spor ya da sanatın herhangi bir dalında benim çocuğuma ne gibi katkılar yapabilecek diye bakarım. Biz bundan dolayı önümüzdeki yıldan itibaren atölyeler kuruyoruz. Bu atölyelerde çocuklar yemek pişirip, hamur yoğuracaklar, musluk takacaklar, çivi çakacaklar. Bunların yanı sıra biz manevi eğitimin öneminin farkındayız. Öğrencilerimiz çok iyi fizik, kimya öğrenebilirler ama kul olmanın, insan olmanın bilincine de erişmeliler. İçinde bulunduğumuz ülkenin kıymetini bilmeyi öğrenmeliler. Türkiye Cumhuriyeti’ne her yönüyle hizmet edecek, vatanını koruyacak ve ülkemize gelebilecek her türlü zarara karşı uyanık olacak bireyler yetiştirmeyi hedefliyoruz. Sabahtan akşama kadar bilgisayar ya da televizyonun başında oturan film ya da dizi izleyen öğrenciler istemiyoruz. Her görünen olay göründüğü gibi olmayabilir, bu anlamda öğrencilerimize olayların arka planlarında neler olabilir düşüncesini benimsemelerini amaçlıyoruz. Eğitimde ve sağlıkta kaybolan zaman geri gelmiyor. Öğrencilerimiz bizlere anne babalarının bir emaneti. Biz bu emanetin sorumluluğunu ciddi anlamda omuzlarımızda hissediyoruz. Bu çocuklarımızın geleceğe en iyi şekilde yetiştirilmeleri için ortak akılla hareket etme çabası içindeyiz. Ortak akıldan kastım da şu, herhangi bir konuda bir karar alınacaksa hem veli, hem yönetim kurulu, hem öğretmenlerimiz hem de öğrencilerimizle birlikte karar alıyoruz. 

On5yirmi5

yayın : 15 Haziran 11:10

asfa

Yorumlarınız
Adınız
BENZER HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
ÖZEL DOSYALAR
/Scripts/lib/jquery-2.0.0.min.js