twitterfacebook

Ebru sanatının önemli sanatçıları

ebru sanatının önemli sanatçıları
Türkiye'deki önemli ebruzen sanatçılar...

Şebek Mehmet Efendi

Tertib-i Risale-İ Ebri'de Şebek lakabıyla anılan bu ebrucudan "rahimehullah" (Allah ona rahmet etsin) duası ile söz edildiğine göre vefatının 1608 yılından önce olduğu anlaşılıyor. Yine aynı risalede sözü geçen "Nüsha-i Şebek" sözünden, ebru hakkında bilmediğimiz bir risalenin sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
 
Hatib Mehmed Efendi

Ayasofya Camii'nin hatibi olduğu için Ayasofya Hatibi ya da sadece Hatib diye anılan Mehmed Efendi'nin doğum tarihi bilinmiyor. İstanbullu'dur. Bu büyük sanatkarın ebruları o devirde yapılan işlerde daima kullanılmıştır, renklerinden ve üslubundan hemen tanınır. Hocapaşa'daki evinde çıkan yangında, eserlerini kurtarmak isterken kendisi de beraber yanmıştır (1773). O'nun buluşu olan ebru tarzı bugün de "Hatib Ebrusu" olarak anılmaktadır.
      
Şeyh Sadık Efendi

Buhara'nın Vabakne şehrinde doğmuştur. Üsküdar Özbekler Dergahı şeyhliğinde bulunmuştur. Ebruculuğu Buhara'da iken öğrendiği ve iki oğluna (Edhem ve Nafiz efendiler) da öğrettiği bilinmektedir. Dergahtaki kabir kitabesinden 11Temmuz 1846 da vefat ettiği anlaşılmaktadır.
  
Hezarfen İbrahim Edhem Efendi

Geçen yüzyılın ebrucuları arasında en maruf olanı, Üsküdar Özbekler Dergahı Şeyhi İbrahim Edhem Efendi'dir. Özbek Türklerinin kurduğu ve Hacc'a giden Türkistanlılar'ın İstanbul'daki uğrak yeri olduğu için bu isimle anılan dergahın milli mücadele tarihimizde de önemli bir yeri vardır. Milli mücadele için Anadolu'ya geçecek olan asker ya da sivil önemli kişilerin bir çoğu İstanbul'daki son gecelerini burada geçirirler ve ertesi sabaha karşı Samandıra üzerinden yola çıkarlardı. Mistik bir kuruluş olan dergahın bu faaliyeti işgal kuvvetlerince anlaşılamadığı için mücadele boyunca bu faaliyetler devam etmiştir.

İbrahim Edhem Efendi 1829 yılında bu dergahta doğmuştur. Şeyh Sadık Efendi'nin oğludur. Türk, Arap, Fars ve Çağatay dillerine şiir yazacak derecede vakıftır. Şeyhlik makamını oğlu Sadık Efendi'ye terk ederek, ibadet dışındaki zamanını ilim ve sanata hasretmiştir. Hattatlık, Ebruculuk, Doğramacılık, marangozluk, oymacılık, hakkaklik, mühürcülük, dökmecilik, tornacılık, demircilik, tesviyecilik, makinecilik, matbaacılık, dokumacılık, mimarlık gibi alanlarda yetenek ve özel çalışmalarıyla ihtisas sahibi olmuştur.

08 Ocak 1904 yılında Cuma gecesi, yatsı namazı arasında üç İhlas bir Fatiha okunurken "amenna ve saddakna" (inandık ve tasdik ettik) dedikten sonra secdeye kapanmış ve bir daha kalkmamıştır. Ertesi gün Edhem Efendi, Dergah'ın haziresine defnedilmiştir.
    
Sami Efendi

Zamanının en maruf hat üstadlarından olan Sami Efendi (1838-1912), Hezarfen Edhem Efendi'nin yakın arkadaşı olmasından dolayı ebruculuğu O'ndan öğrenmiş, fakat meslek edinmemiştir.
Aziz Efendi

Sülüs-Nesih yazılarında Bakkal Arif Efendi'nin en önde gelen öğrencisi olan Şeyh Aziz Efendi (1871-1934) de, Özbekler Dergahı'na devamı sırasında Edhem Efendi'den ebruculuk öğrenmiş ve amatör zevki ile bu sanata karşı ilgisini sürdürmüştür.
Necmeddin Okyay

Sanat hayatı başlı başına bir kitap olacak kadar renkli olan Necmeddin Okyay (1883-1976) , mürekkepçilik, aharcılık, okçuluk, gülcülük, eski tarz mücellitlik, hattatlık vb. gibi pek çok hünerinin yanı sıra ebruculuğu da meslek edinmiştir, bu nedenle üstadı Edhem Efendi gibi Hezarfen lakabıyla anılır. Üsküdar Gülnuş Valide Sultan Camii başimamı olan Necmeddin Okyay, Güzel Sanatlar Akademisinde de ebru ve tarz-ı kadim cilt öğretmenliği yapmıştır. Hatip ebruları çiçek motiflerine öncülük etmiştir, Necmeddin Okyay ebru sanatına lale, gelincik, karanfil, menekşe, sümbül, gül gibi bahçe çiçeklerini kazandırmıştır. Bu tür çiçekli ebrular Necmeddin ebrusu olarak benimsenmiştir. Bu sanatı oğulları Sami ve Sacid Okyay'a ve yeğeni Mustafa Düzgünman'a öğretmiştir.
        
Abdülkadir Kadri Efendi

Kadıköy Osmanağa Camii imam ve hatibi olan Kadri Efendi (1875-1942) de, Edhem Efendi'den ebruculuğu öğrenenlerdendir. Fakat meslek edinmediği arkadaşı Necmeddin Efendi'nin ifadelerinden anlaşılmaktadır.
Bekir Efendi

Yirminci yüzyılın başlarında Bayezıd'taki Kağıtçılar Çarşısı'nda yapıp sattığı battal ebrularından tanıdığımız Bekir Efendi, aynı zamanda eski is mürekkebi imalcilerindendir. Hayatı hakkında pek bilgimiz yoktur. Ebruculuğu kimden öğrendiği de belli değildir. O devirde resmi dairelerde kullanılan defterlerin üzerine geçirilen ve alikurna denilen sağlam Avrupa kağıdı ile yapılmış olan ebrular Bekir Efendi'nin işidir. 
 
Sami Okyay

Necmeddin Okyay'ın ortanca oğlu olan Sami Bey 1910 da Üsküdar'da doğmuş, bu sanatı babasından öğrenerek çığır açacak eserler vermiştir. Aynı zamanda tezhip, hak (oyma), lake (rugan) ve şemse tarzı cild sanatkarıdır. Şark Tezyini Sanatlar Mektebi'nde öğretmen iken yakalandığı hastalık sonucu 1933 de vefat etmiştir.
    

 Sacid Okyay

Necmeddin Okyay'ın küçük oğlu olan Sacid bey 1936 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde, Şark Tezyini Sanatlar Şubesi'nin açılışından 1973 yılında emekliye ayrılmasına kadar geçen zaman içinde ebruculuk ve eski tarz cild hocası olarak görev yapmış, başarılı eserler vermiştir.
Mustafa Düzgünman

Necmeddin Okyay'ın yeğeninin oğlu olan Mustafa Düzgünman (1920-1990) dayısının öğrettiği ebruculuğu 1941 yılından vefatına kadar gerçek anlamıyla devam ettiren yegane sanatkardır. Baba mesleği olan aktarlık ve baharatçılığı devam ettirmiş,1954-1979 yılları arasında Üsküdar Şeyh Mahmud Hüdayi Hazretleri'nin türbedarlığını da yapmıştır. Necmeddin Okyay, sanatın her çeşidine ilgisi ve merakı olan yeğenini Güzel Sanatlar Akademisi'ne kaydettirmiş, Mustafa Düzgünman bu akademiden tarz-ı kadim cilt ve ebru sanatkarı olarak mezun olmuştur. Ciltçilik ve ebruculuğun yanı sıra, tesbihçi, şair, bestekar ve fotoğrafçıdır. Ebruculukta kendisinden önceki çiçekleri islah etmiştir. Ebru sanatında "klasik tarz"ın normlarını oluşturmuştur. Türkiye'de ve dünya da ebruya ilginin artması ve sanatkar olarak tanınıp şöhret bulması, Yapı Kredi Bankası'nın Galatasaray'daki Genel Müdürlük Binası'nın giriş katında sergi açmasından sonra olmuştur. Bu sergide Mustafa Düzgünman ve Niyazi Sayın'ın (Ney virtüözü, tesbih ustası, ebru sanatçısı) yaptıkları tesbihler de sergilenmiş ve sergi bir ay boyunca yoğun ilgi görmüştür.
        
Niyazi Sayın

Ney virtüözü ve tesbih ustası olan Niyazi Sayın dini musikide de ilk hocası olan Mustafa Düzgünman'dan ebruculuğu öğrenmiştir. O dönemlerde ebruları geleneksel tarzın dışında olduğu için eleştirilmiştir fakat ebruculuğun gerek malzeme gerekse teknik olarak her yeniliğe açık olabileceğini kanıtlamıştır. Niyazi Sayın, ney üflemede de yeni bir dönem açmış, yeni kalıplar ve pozisyonlar geliştirmiştir. Perdeleri büyük bir titizlikle kullanması, nefes hakimiyeti, özellikle de benzersiz legatosuyla musiki tarihinde özel bir yer edinmiştir. Ney imalinde 26'lı birim sistemine ek olarak kullandığı kaydırma sistemi ile örnek bir ekol kurmuştur. Bütün bu üstün özelliklerinden dolayı Niyazi Sayın Kutbü-n Nayi (Ney üfleyenlerin kutbu) lakabını hak kazanmıştır. Hocalarından Necmeddin Okyay gibi, hezarfen olan Niyazi Sayın'ın, ebruculuktan fotoğrafçılığa, tesbihçilikten sedef kakmacılığa, elektronikten tornacılığa, gülcülükten balıkçılığa, yemek pişirmek de dahil olmak üzere her türlü ev işinden kuşçuluğa, ağaç işlerinden tenis raketi germeye kadar elinden gelmeyen iş yoktur.
    
Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver

Süheyl Ünver (1898-1986) Darülfünun Tıp Fakültesi'ni bitirdi 1920 de bitirdi. Gureba ve Haseki hastanelerinde çalıştı, Sanayi Mektebi'nde asistanlık yaptı. Yurtdışında ihtisas yaptı. İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi Enstitüsü'nü kurdu, Güzel Sanatlar Akademisi hocalığı yaptı. 1939'da profesör, 1954'de ordinaryus profesör oldu. 1967'de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde Tıp Tarihi ve Deontoloji kürsüsünü kurdu. 1973'de emekli oldu.

Arapça, Farsça, Fransızca biliyor; ney çalıyor; ebru, tezhip, minyatür ve hat sanatıyla uğraşıyor; Türk kültürünün bütün yönleriyle ilgileniyordu. Arşivciydi ve arşivini kendi kurduğu enstitülere, TTK'ya, Süleymaniye Kütüphanesi'ne bağışlamıştır. Hayatı boyunca yoğun bir araştırma ve yazma işine kendisini vakfetmiştir. 18 bilimsel kuruluşun üyesi olmuş, tıp tarihi, bilim tarihi, kültür tarihine ait 2500 civarında kitap ve makale yayınlamıştır. 1985'de Kültür Bakanlığınca büyük ödüle layık görülmüş, yurtdışında da ödüller almıştır. Dergi, gazete ve ansiklopedilerde sayısız yazısı vardır.
Prof.Dr. Uğur Derman

1935'de Bandırma'da doğdu. Haydarpaşa Lisesi'nden sonra Istanbul üniversitesi Tıp Fakültesi Eczacılık Okulu'nu bitirdi. Serbest eczacılık devresinden sonra Türkpetrol Vakfı'nın yönetimini üstlendi, 1981'den bu yana İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi IRCICA'nın da Sanat danışmanlığını yürütmektedir.1955 yılından itibaren Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin emekli hocalarından Necmeddin Okyay'ın Osmanlı Kitap Sanatları konusunda öğrencisi oldu; 1960 yılında icazet aldı. Ayrıca Macid Ayral, Halim Özyazıcı, Dr. Süheyl Ünver gibi bu konunun uzmanlarından çok istifade etti.

1961 yılından bu yana müstakil eser, tebliğ, ansiklopedi (Türk Ansiklopedisi, D. İslam Ansiklopedisi) maddesi ve makaleleriyle Türk Kitap Sanatlarının öğretilmesi ve tanıtılması için çalıştı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde ve Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, ve Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde derslerini sürdüren Uğur Derman 1997'de Mimar Sinan Üniversitesi tarafından öğretim üyeliğine kabul edilerek kendisine Profesör ünvanı verilmiştir.Türk Hat Sanatının tanıtımı için Kültür Bakanlığı kanalıyla Kahire, Cidde, ve Chicago 'ya, IRCICA tarafından Bağdad ve Kuveyt, İslamabad, Kahire ve Tunus'a gitmiştir. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Çiçek Derman ile evli olup üç çocuk babasıdır.
Fuat Başar

1953 yılında Erzurum'da doğdu. İlk, orta, lise eğitimini aynı ilde tamamladı. Fakülte eğitimi yıllarında hüsn-ü hatt ile meşgul olmaya başladı.1977 yılında ebru sanatına ilgi duyarak Mustafa Düzgünman ile mektuplaştı. Tıp eğitimini yarıda bırakarak İstanbul'a yerleşti, Hattat Hamit Aytaç'tan yazı icazeti, 1989'da Mustafa Düzgünman'dan ebru icazeti aldı.Profesyonel Ebrucu ve Hattat olarak öğrenci yetiştirmeye devam etmektedir.
    
Alparslan Babaoğlu

1957 yılında Ankara'da doğdu.İlk ve ortaöğrenimini Ankara ve Erzurum'da tamamladı. Devlet bursuyla gönderildiği İngiltere'deki Elektronik Mühendisliği eğitimini 1979 yılında, aynı dalda yüksek lisans eğitimini 1980 yılında tamamlayarak yurda döndü. Mühendislik hayatını bir kamu kurumunda yönetici olarak sürdüren Alparslan BABAOĞLU, evli ve Elif ve Burak isimlerinde iki çocuk babasıdır.

1984 yılında Topkapı Sarayı Nakışhânesi'ne devam ederken başladığı ebru yapımını aralıksız sürdürmektedir. 1985 yılında ustası merhum Mustafa DÜZGÜNMAN ile tanıştı ve 1989 yılında kendisinden ebru sanatının öğretilmesi ve icrâsı konusunda icâzet aldı. İlk kişisel sergisini 1990 yılında Topkapı Sarayı'nda açtı, aynı yıl Washington D.C.'de ikinci, 1991 yılında memleketi olan Çorum'da üçüncü ve 1999 yılında Yıldız Sarayı Çit Kasrı'nda dördüncü kişisel sergisini açtı. Sayısız karma sergiye katıldı.
    
Sabri Mandıracı

1963 de Gemlik-Armutlu'da doğdu, İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümü mezunudur. Lise yıllarına Bursa'daki eski eserler, özellikle Ulu Camii'nin içindeki yazılar hat sanatına ilgi duymasını sağladı ve yazıya başladı. Üniversite eğitimi sırasında Prof. Dr. Ali Alparslan'la tanıştı. Ebru sanatından bu sırada haberdar oldu. Klasik Türk kitap sanatlarından yazı, ebru ve cilt ile meşgul oldu. Mustafa Düzgünman, Ali Alparslan, İslam Çeçen gibi üstatlardan feyz almıştır.
Doç.Dr. Aydın Gülan

1962 de Üsküdar'da doğdu. Galatasaray Lisesi'nden mezun oldu, İstanbul Hukuk Fakültesi'ni 1985 de bitirdi. Halen İstanbul Hukuk Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta ve klasik Türk ciltçiliği ve ebru sanatı ile uğraşmaktadır.

Ebru sanatıyla cilt ve kitap tamirini öğrenmek için devam ettiği Süleymaniye Kütüphanesi'nde tanıştı. Mustafa Düzgünman'la tanıştıktan sonra dokuz yıl her hafta sonu hocanın yanına giderek feyz aldı.
Udi Seyhan Aytaç

1962 de İstanbulda doğan Seyhan Aytaç, Devlet Konservatuarı Türk müziği saz bölümünü ve yükseğini bitirdi. Konservatuar Teknik Üniversite'ye bağlandıktan sonra doktora ve mastır yaptı. Çeşitli solo konserlerin yanı sıra, yurt içinde ve dışında saz resitalleri, topluluklarla konser verdi. Evli ve Ebru isimli bir çocuk babasıdır. Kişisel ve karma dört ebru sergisi açtı.

Mustafa Düzgünman'la 1979 yılında tanışmasından sonra her hafta hocanın yanına gitti. 20 yıl Düzgünman'la beraber olduğu halde ebru icazeti almadı. "Çok uzun süre beraberliğimiz olmasına rağmen ebrudan icazet almak aklıma bile gelmedi. Öyle bir şekilde Hoca'ma bağlanmıştım ki, sanki icazet alırsam, her şey bitermiş gibi geliyordu."
Timuçin Tanarslan

1969-70 döneminde AİTİA'nden mezun. Ankara'da sahaflık yaptı. 1981'de ebruya başladı. Mustafa Düzgünman'dan icazet aldı. 1984'te Topkapı, 1989'da Yıldız Sarayı'nda ebru sergisi açtı. Mısır'da ebru gösterisi yaptı. 1989-90'da Sidney'de sergi açtı.
 

yayın : 25 Mayıs 15:15

ebruzen ekol olmuş ebruzanlar kimlerdir?

Yorumlarınız
Adınız




ÇOK OKUNANLAR
ÖZEL DOSYALAR

/Scripts/lib/jquery-2.0.0.min.js