Tansiyon neden yükselir?

Tansiyon hangi değerlerde yüksek olarak kabul edilir? Kan basıncı neden yükselir?

SAĞLIK .
tansiyon neden yükselir?

Pek çoğumuz rastlantı sonu tansiyonumuzu ölçtürür ve yüksek olduğunu öğrenip şaşırırız. Kan basıncı yüksekliği karşılığı olarak kullanılan “Tansiyon yüksekliği” ya da “Hipertansiyon” pek az sıkıntı verir, çoğu zaman da kalp, beyin ve böbrekleri bozmadıysa hiç bir sıkıntıya neden olmaz.

Ağrısı, ateşi olmayan, kendisini tamamen sağlıklı hisseden, sağlık ve enerjisinden gurur duyan bir kimsenin, hasta gibi her gün devamlı ve belki de ömür boyu ilaç kullanması kolay değildir. Hele bu ilaçların bir kısmının yan etkilerini duyan kişilerin ilaçtan kaçmaları çok doğaldır. Yine de tansiyon yüksekliğinin tanı, tedavi ve devamlı kontrolu için gerekli bilgiler verildiği zaman, hastaları devamlı ilaç almaya inandırmak mümkündür. Unutulmamalıdır ki, tansiyon yüksekliği için alınan önlemler yaşam boyu devam edecektir.
  
Normal Kan Basıncı ve Yüksek Kan Basıncı

Tansiyona ne zaman çok yüksek denir? Kan basıncı yüksekliği denen tansiyon yüksekliğinin sonunda ne olmaktadır?

Vücudumuzdaki organları oluşturan dokular kalp ve damar sistemi yolu ile düzenli bir şekilde oksijen ve besin maddeleri alarak görevlerini yerine getirir. Bu işlemin sürekliliği için kalp düzenli bir ritimde çalışır. Kendisine kulakçıklardan gelen kanı karıncıklar yolu ile büyük ve küçük dolaşıma pompalar. Bu pompalama boyun ve el bilek damarlarında nabız atması şeklinde hissedilir ve elimize vurur. Sol karıncıktan atılan temiz kan yüksek basınçla bütün vücuda dağılır, işte bizim “tansiyon” diye ölçtüğümüz damar içindeki bu kanın basıncıdır. Büyük dolaşım sistemi ile dokuların gereksinimini karşılamak için dağıtılan bu kan kullandıktan sonra tekrar temizlenmek üzere, küçük dolaşım yardımı ile akciğerden geçirilir.

Kan basıncı ölçümünde iki sayı vardır. Yüksek olan sayı “sistolik” basınç ya da büyük tansiyon adı ile anılır. Bu basınç kalbin içindeki kanın damarlara pompalandığı anda oluşur. Bu pompalama nabız sayısı gibi dakikada 70-100 civarındadır. İki pompalama arasında kalp adalesi içine kanı doldurmak için gevşer ve bu sırada damardaki basınç düşer, buna “diyastolik basınç” ya da küçük tansiyon denir.

Kan basıncını ölçmek için içine hava pompalanan bir lastik kolluk dirseğin üst tarafından kola sarılır. Bu kolluk hava pompalanınca, temiz kan damarlarını (arter) o kadar sıkıştırır ki içindeki kan akımı durur, ayrıca bilekteki nabız kaybolur. Sonra lastik kolluk içindeki hava yavaş yavaş bırakılır. Kolluk içindeki hava basıncı kalbin kanı pompalarken oluşturduğu basınca inip eşitlenince, kanın çarpması ile bu damarda bir ses meydana gelir.

Her kalp atımında oluşan bu ses sistolik kan basınç değerini verir. Tansiyon ölçülen kolun bilek damarını kontrol edersek kulaklıkla dinlenen bu sesin oluştuğu basınç seviyesinde, nabız atımının başladığını hissederiz. Kolluk içindeki hava boşaltılmaya devam edilince, basınç azalarak, kulaklıkla duyulan sesin bir noktada artık duyulmadığı görülür. Burada basınç damardan kanın serbestçe akabildiği seviyededir. Buna diyastolik basınç denir.

Diyastolik basınç bilek damarlarından bulunmaz. Tansiyon seviyeleri, ortasında ibresi bulunan göstergelerle, civa sütununun yüksekliği ile ya da elektronik aletlerin sayısal göstergeleri ile okunur. Okunan değerler milimetre civa sütunu olarak açıklanmakla birlikte, 13-15 gibi sayılarla da ifade edilir (Örneğin 170 mmHg yerine 17 denebilir).

Bunları hiçbir zaman unutmamak gerekir:

Tansiyon seviyeleri duvara çakılan bir çivi gibi sabit değildir. Günün saatlerine ve kişilerin durumuna göre, devamlı olarak az-çok değişiklikler gösterir. İş dönüşü en yüksek, gece sabaha karşı en düşük seviyede bulunur.

Polikliniklerde heyecan ve sıkıntı dolayısı ile ölçülen yüksek seviyeler, aynı kişinin evinde ölçülse daha düşük bulunabilir. Bu yüzden birkaç saat içinde görülen önemli derecedeki tansiyon farklarını hemen ölçenin dikkatsizliğine ya da cihazın bozukluğuna bağlamak yanlıştır.

Normal tansiyon seviyeleri yaş ilerledikçe artar. Yaşlı insanlarda kan basıncı yükselme eğilimi gösterir. Buna karşılık kan basıncı ne kadar yüksekse ömür o kadar kısadır. Sağlığı bozan kan basıncı sınırı belirlenmiştir. Bu sınır normal tansiyonla yüksek tansiyonu birbirinden ayırır. Sistolik basınç 140, diyastolik basınç 90’ın altında ise normal kan basıncından bahsedilir.

Eğer bir haftada üç defa ölçülen tansiyonun en az ikisi 160/95’in üzerinde bulunursa tansiyon yüksekliği (hipertansiyon) teşhisi konulabilir. Bu ölçümlerde sık sık sistolik 130-139 arası ve diyastolik de 85-89 arası bulunuyorsa buna “sınır tansiyon yüksekliği” denir. Bu kişilerin tansiyonlarını kontrol ettirmeleri gerekir. 5 milimetre cıva (mmHg) lık yükselmeler bile hayatın akışına ve ömrün uzunluğuna etkisi olduğu için ihmal edilmemelidir.

Tansiyon yüksekliği ile sinirlilik birbirine paralel olmadığı gibi pek çok sakin ve rahat görünüşlü insanda yüksek tansiyona rastlanabilir. Tansiyon yüksekliğinin yaşlılara has bir hastalık olduğunu düşünmek yanlıştır. 3-5 yaşındaki çocuklarda bile bazı nedenler tansiyon yüksekliği yapar. Tansiyonun kendisi genellikle bir şikayet oluşturmadığı için hastalık tanısı olamaz. Bununla birlikte, bir süre sonra çeşitli organlarımızda meydana getirdiği bozukluklar ciddi hastalıklara neden olur.

Tansiyon yüksekliğinin hedef seçtiği belli başlı üç organ vardır: Kalp, Beyin ve Böbrekler. Hastalarda er geç bu organların damarlarında hasar meydana gelir.

Hastalar tedaviye devam ettikleri sürece sağlıklı yaşarlar. Yüksek tansiyon damar sistemindeki direnci arttırarak kalbin pompalamasını engeller. Kalp daha çok ve güç çalışır. Sonunda büyüme başlar ve adelesi kalınlaşır. Tansiyon yüksekliği tedavi edilmez ise neticede kalp kanı boşaltamaz ve kalp yetmezliği ortaya çıkar.

Vücutta bulunan tüm damarlarla birlikte kalp damarları, koronerler de sertleşerek, daralır, tıkanır ve kalp krizleri meydana gelir. Beyin damarlarındaki sertlik felçlere neden olurken, böbrek yetmezliği üremi ile sonuçlanır.

Bunlar tansiyon yüksekliğinin en önemli sonuçlarıdır. Gelişmiş ülkelerde hastalık ve ölümlerde birinci sırada bulunurlar.

Kan basıncının neden yükseldiği genellikle bilinmez. Bununla birlikte tansiyonlu hastanın nasıl davranması gerektiği ve tansiyon yüksekliğinin nasıl tedavi edileceği bilinmektedir.

Kan basıncı yüksekliği çok yaygındır. Almanya’da 40 yaşın üzerinde olanların % 20’sinde hafif ya da ağır tansiyon yüksekliği vardır.Amerikalıların en az yarısında hayatlarının bir döneminde mutlaka tansiyon yüksekliği gelişir.

Bu kadar yaygın bir hastalık olduğu için sorunun aydınlatılmasına yönelik geniş kapsamlı çalışmalar devam etmektedir. Vücudumuzda kan basıncı ve dağılımını düzenleyen mekanizmalar çok karmaşık ve iç içe girmiş durumdadır. Bu denge bir ya da birkaç yerinden bozulduğu zaman tansiyon yükselir.
Yüksek kan basınçlı hastaların çoğunda bu bozukluğu açıklayabilecek bir hastalık yoktur. Bu duruma esansiyel (primer) hipertansiyon denir. Bazı ailelerin fertlerinde diğerlerine göre daha fazla saptanabilir. Tansiyon oluşmasındaki diğer önemli etkenler ise basınç yüksekliğini kolaylaştıran ya da devam ettiren dış faktörlerdir.

Bu faktörlerin çoğunun bizim hayat tarzımızla ilgisi vardır. Hareketsizlik, şişmanlık ve stres tansiyon yüksekliğinin oluşmasını kolaylaştırır ve ayrıca damar sertliğini doğrudan arttırır.
 
Her gün farkına varmadan kalp-damar sistemini uyaran pek çok olay yaşarız. Boşu boşuna sinirleniriz. İşlerimizde karşılaştığımız öfke ve üzüntüleri düşünürsek, bunların çoğunluğunun dış etkenlerle olduğunu hatırlarız. Bu durumlarda masaya bir yumruk atmak ya da bağırıp-çağırmak daha sıhhatli bir tepki olabilir, fakat herkes böyle tepki gösteremez.

Yine de normal işlerimizi yürütmemiz için dış uyaranlar ve iç etkenler gereklidir.
Buna karşılık çoğunluğumuz, gerektiğinden ya da katlanabileceğimizden fazla uyarı alırız, işte buna “stres” denir. Bunların içinde en kötüsü insanı devamlı dürten, içini kemiren etkenlerdir. Bu insanın dayanabileceğinden çok fazlasını götürür. Zaman baskısı, huzursuzluk ve umutsuzluk sonuç olarak ortaya çıkar. Muhtemelen her iki hastadan biri yukarıda tarif edilen psikolojik tablodadır.

Tansiyon yüksekliğini kolaylaştıran başka faktörler de vardır. Tuz kullanımı bunların başında gelmektedir. Acı, ekşi, limon ve baharatın tansiyona hiçbir etkisi yoktur. Bunları izleyen diğer bir önemli etken şişmanlıktır. Şişman kişilerde kalp daha çok çalışmak zorundadır.
Yukarıdaki etkenlerin hepsi hem tansiyon yükselmesine neden olur, hem de kan basıncını yükselten uyaranlara daha fazla cevap verilir.

Ekseri vakalarda yaşam şeklinin değiştirilmesi kan basıncının normale dönmesi için yeterlidir. Özellikle tansiyonu hafif yüksek vakalarda çok başarılı olunabilir.
İlaç ihtiyacının azaltılması ve hipertansiyonun istenmeyen sonuçlarından korunmak için önlemlere dikkat etmelidir. Bu konuda düzenli bir spor yapmak önerilir. Antrenman ile birkaç ayda pek çok tansiyonlu hasta düzelebilir.

Koşu, ip atlama, bisiklete binme, bahçe çalışmaları tavsiye edilebilir. Haftanın en az üç günü 15 dakikadan az olmamak kaydı ile yapılan egzersizler çok faydalıdır. Bu süre içinde nabız sayısı 150 civarında kalacak şiddette egzersiz uygulanmalıdır.

Yürüme bir spor değildir. Ancak 70 yaşı aşan kimselere, hızlı olmak koşulu ile önerilebilir. Sigara tansiyon yüksekliğinin doğrudan damar sertliği üzerine olan etkisini hızlandırır. Mutlaka terk edilmelidir. Bugüne kadar azaltarak sigarayı bırakana pek rastlanmadığı için, uygun bir zamanda bir daha içmemek üzere terk etmelidir. Sigara bıraktığı için hasta olan hiç kimse görülmemiştir.

-İçkiyi mümkün olduğu kadar az için.
-Tuzlu gıdalardan ve sofrada tuzluk kullanmaktan kaçının.
-Baharatlı ve ekşilerden hoşlanıyorsanız, çekinmeyin, birçok gıda da tuz ihtiyacınızı giderir.
-Kilonuz fazla ise ayda 2-4 kilo zayıflayın.
-Az iş planlayın, yerine getirebileceğiniz günlük bir plan yapın. Bütün istekleriniz aynı derecede önemli değildir.
-Eğer kan basıncı tüm tedbirlere rağmen hala yüksekse, ilaç almak gerekir.

Önceden kesinlikle karar verilmesi gereken bir konu vardır: “Tansiyon ilaçları genellikle ömür boyu kullanılır”. Doktor önermeden miktarı değiştirilmez, terk edilemez ve başka ilaca geçilmez. Hiçbir tansiyonlu diğerine benzemeyeceği için “Ayşe hanıma” çok iyi gelen “Fatma hanımı” daha da hasta edebilir. En iyisi tansiyonla iyi geçinmeli ve ilaç ile arkadaş olmalıdır.

Hergün ilaç almak gerçekten zor bir iştir.Özellikle unutkanlık, sonraları da bıkkınlık, düzenli ilaç alınmasını önlemektedir. Bazı hastalar ise tansiyonlarının yükseldiğini hissedebildiklerini zannederek yalnızca o zaman ilaç alırlar. Bu son derece hatalı bir tutumdur.

Tedavide başarılı olmak için en önemli etken ilacın önerilen dozda ve zamanında alınmasıdır. şayet ilaca bağlı yan etkiler ortaya çıkarsa ya da ilaç sizi rahatsız ediyorsa, doktorunuza bunları hemen bildirin. Tansiyon tedavisinde uygun ilacın uygun miktarının bulunması için, birkaç defa ilaç değişikliği yapılabilir. Bu da en az iki aylık bir zaman alır.

Tedavinin başarılı olduğunu nasıl anlayacaksınız ?

Hızla normale getirilen yüksek tansiyonlar bazen şikayete neden olabilir. Bu yüzden tansiyonun yavaş normal seviyelere indirilmesi daha doğrudur. Aradan birkaç gün geçmeden ilaç miktarını arttırmak doğru değildir.

Tansiyon ilacını aldığı sürece yüksek tansiyonlunun kendisini hasta hissetmesi için bir neden yoktur. Eğer önerilen tedbirlere uyup,verilen ilacı alıyorsanız ve tansiyonunuz normale geldi ise, normal hayat akışınız devam edecek demektir.

Tansiyon yüksekliği genellikle rahatsızlık vermediği için ilaçlarınızdan şikayetleriniz olmasa bile, tedavinizin durumunu doktorunuza düzenli aralıklarla danışın. Doktorunuz, evde kendi tansiyonunuzu nasıl ölçeceğinizi öğretebilir. Yardımcı sağlık personeli size ölçme konusunda yardımcı olabilir. Tüm ölçüm sonuçlarını bu kitabın arkasındaki kısma yazın.Mümkünse aynı saatte ölçüm yapın.
Kan basıncının gün boyu oynamalar gösterdiğini unutmayın. Kan basıncı tedavi sırasında da beklenmeyen oynamalar gösterir, bunu izleyip doktorunuza bildirin. Ölçümlerinizi doktorunuzunki ile karşılaştırın. Sizin evdeki ölçmeniz, daha sakin olacağı için 5 mm daha düşük çıkacaktır.
Kendi kan basıncınızı ve ilacınızı diğer hastalarla karşılaştırmayın. Doktorunuz tansiyonunuzu ölçtükten sonra mutlaka aldığınız ilaç ve miktarlarını gerçek olarak söyleyin. Mümkünse doktorunuza kullanmakta olduğunuz tüm ilaç ve son tahlil raporları ile birlikte başvurun.

Genetikbilimi.com

Yorumlar

bu haber için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.
  • mustafa Perşembe, 11:21

    teşekkürler

Gözat

bunlar da ilgi çekebilir SAĞLIK Hastalıklar
Hastalıklar

"Astımınızı Kontrol edilebilirsiniz"

Dünya genelinde yılda 250.000 kişinin astımdan hayatını kaybettiğini belirten Türk Toraks Derneği, erken teşhis ve tedaviyle hastalığın kontrol altında tutulabileceğine dikkat çekti.

on5yirmi5.com
Hakkımızda Künye-Biz İletişim
on5yirmi5.com'u takip edin