Soner Yalçın: Kafanızı yormayın medyaya malzeme lazım

Diyorum ki: "ABD Kuzey Suriye'den çekilecek mi çekilmeyecek mi" diye kafanızı yormayın. Gündemi sürekli değiştirip herkesi oyalarlar...

KÜLTÜR SANAT .
soner yalçın: kafanızı yormayın medyaya malzeme lazım

Melania Trump adını duymayan yoktur!

Slovenyalı, 49 yaşında, eski model, ABD Başkanı Donald'ın üçüncü eşi...

Medya her gün Melania Trump'tan bahsediyor! Sanki dünyada başka gündem yok!

100 yıl önce...

ABD başta olmak üzere Batı basını bir kadını konuşuyordu: Edith Wilson!

Eşi, ABD Başkanı Thomas Woodrow Wilson idi.

1872 Virginia doğumluydu; Washington'da 1896'da evlendiği ilk eşi tanınmış kuyumcu idi; kocası 1908'de öldü; Edith'in hayatı 1915'te değişti. Şöyle: Başkan Wilson'un ilk eşi Ellen Wilson, Beyaz Saray'daki hayatından 18 ay sonra böbrek hastalığından öldü.

Başkan Wilson'un kuzeni/ teyze kızı (ve ölen Ellen Wilson'un yakın arkadaşı-özel kalemi) Helen W. Bones dul başkanı, varlıklı dul Edith ile tanıştırdı. Çift evlilik kararı aldı. Aralannda 17 yaş fark vardı. Hemen...

Dedikodular çıktı; güya Başkan Wilson ile Edith'in ilişkisi first lady Ellen yaşarken başlamıştı. En vahimi ise, aşıkların hasta Ellen'i öldürdükleri iddiasıydı! Bu sebeple...

I. Dünya Savaşı'nı bitiren Paris Banş Konferansı'na katılacak Başkan Wilson ve heyetini taşıyan George Washington gemisi 4 Aralık 1918 günü New York'tan uğurlanırken, Avrupa basını Edith Wilson'u bekliyordu!

Edith Wilson, Melania Trump kadar renkli karakterdi; alışverişi, parti yapmayı, seksi giyinmeyi seviyordu; ve hafif flörtçü havası vardı...

SÖYLEDİĞİNE PİŞMAN

Paris'te...

Fotoğraf makineleri Edith Wilson üzerindeydi.

Kimi manda, kimi kurtuluş arayan Arap, Ermeni, Yahudi, Kürt, Gürcü, Çek, Leh, Slovak, Sloven, Hırvat, Bulgar, Macar, Yunan, Çinli, Japon, Hint, İrlandalı, Vietnamlı'nın gözü ise Başkan Wilson üzerindeydi. ABD Kongresi'nde 8 Ocak 1918'de söylediği, ulusların kendi kaderlerini kendilerinin belirlemesi anlamına gelen "self-determination” ilkesini açıklamıştı! Ancak bunun çok abartıldığını düşünüyordu. Demokrat Parti içindeki arkadaşlarına bile ters düşüp İrlanda'nın İngiltere'den ayrılmasına karşıydı artık!

Anadolu'yu işgal eden Venizelos ise Willson'a, İstanbul’un Amerikan mandası olmasını teklif ediyordu! Herkes Wilson'dan yardım istiyordu...

ABD Dışişleri Bakanı R. Lansing’e göre, Wilson'un sözü talihsizlikti: "Asla yerine getirilemeyecek ama umutlar doğuracak. Korkarım binlerce hayata mal olacak. İş işten geçtikten sonra anlaşılacak bir rüya; bir idealistin rüyası olarak tarihe geçecek."

Heyetteki Amerikalılar Wilson'a soruyordu; "kendi kaderini tayin derken bir ırktan mı, bir coğrafi bölgeden mi, bir dinden- bir mezhepten mi yoksa ABD'de olduğu gibi vatandaşlıktan mı bahsediyorsunuz?" Wilson cevap veremiyordu...

Öyle ya, -bugün gibi- Ukrayna yine gündemdeydi; Ortadokslar bile iki kilisearasında bölünmüştü! "Self-determination" nasıl gerçekleşecekti? 1919 biterken Wilson itiraf etti: "Ben o sözleri söylediğimde her gün üstümüze gelen ulusların varlığına dair bilgim yoktu!"

ABD, İngiltere ve Fransa'nın dünya haritasını masaya koymasıyla gerçek ortaya çıkıvermişti aslında.

Edith Wilson, medyanın ilgisi azalınca ülkesine döndü...

HİKAYE DEĞİŞMİYOR

Evet, Wilson prensipleri Wilson'un umurunda olmadı.

Paris Konferansı'nda Fransa, Togoland, Kamerun, Fas ve İngiltere, Güney Afrika, Yeni Gine, Avustralya, Yeni Zelanda vs. peşindeydi. Osmanlı'yı parçalayıp yutma arayışındaydılar. Wilson'un, Amerikan Protestan misyonerlerin mektupları sebebiyle Osmanlı'ya antipatisi vardı. Osmanlı gündeme geldiğinde -aynı bugün D. Trump'un- tavrını sergiledi:

7 Mart 1919'da dedi ki: "Amerikan halkının en istemeyeceği şey, Asya'da askeri bir sorumluluk almaktır!"

14 Mayıs 1919'da dedi ki: "Amerikan Senatosu’nun onayına bağlı olmak şartıyla, Karadeniz'den Akdeniz'e kadar uzanan Ermeni mandasını kabul edebilirim!"

Ve:

31 Mayıs 1919'da ABD Dışişleri Bakanlığı, diplomatik misyonlarına genelge yolladı: "Bulunduğunuz yerde petrol bulunan veya bulunma ihtimali olan her bölgede, petrol kaynakları üzerindeki mülkiyet yapısını, o kaynakların denetim durumunu, rezervini, gelişme potansiyelini, bölgedeki petrol üretimine ABD'nin müdahil olabilme olanaklarını araştırıp, merkeze bildiriniz."

Mesele, "petrolün kaderini Amerika'nın belirlemesidir!"

Bunu bilmeyen; Kürt temsilcisi sıfatıyla Şerif Paşa ile Ermeni temsilcisi sıfatıyla Bogos Nubar Paşa el ele verip, "Birleşik Bağımsız Ermenistan ve Bağımsız Kürdistan" konusunda Paris'te ortak bildiri yayınladı! Sonlan hüsran oldu...

Diyorum ki: "ABD Kuzey Suriye'den çekilecek mi çekilmeyecek mi" diye kafanızı yormayın.

Gündemi sürekli değiştirip herkesi oyalarlar...

Baksanıza:

Noel'de Trump çifti Irak'a Amerikan askerlerini ziyarete gittiklerinde dünya medyası sadece Melania Trump ile ilgilendi. Irak kimin umurunda?

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

Odatv.com

 

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Soner Yalçın: Kafanızı yormayın medyaya malzeme lazım
Yasal Uyarı: on5yirmi5.com'a ait özel içeriklerin metin, görsel ve diğer dosyalarının tüm hakları on5yirmi5.com'a aittir. İçerikler aktif link verilerek kısmen kullanılabilir

Yorumlar

bu haber için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Çok Okunanlar

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz


paykasa

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.