“Yazarlıkta Aradığım Kanalı Buldum”

Yazarlıkta donmadan, bulanmadan akmanın önemine inanan Hüzeyme Yeşim Koçak’la edebiyat ve öykü üzerine konuştuk.

KÜLTÜR SANAT .
“yazarlıkta aradığım kanalı buldum”
Röportaj: Selim Sebilci
 
Sitemiz okurları için, sizi tanıyabilir miyiz?
Tunçbilek Kütahya doğumluyum. Öykü, deneme ve roman türlerinde kitaplarım bulunuyor.
Edebiyat Otağı, Yedi İklim, Berceste, Barem, Gözyaşı, Bilgi Yolu, Sarmaşık, Ortanca, Edebdağ, Müsvedde gibi bazı dergilerde; www.40ikindi.com, www.edebistan.com, www.sanatalemi.net, www.edebiyatufku.com, www.turkedebiyatimiz.com gibi kültür-sanat-edebiyat sitelerinde çeşitli yazılarım yayınlandı.
Halen bir bölge gazetesinde, Merhaba’da köşe yazarlığını sürdürüyorum.
 
Yayınlanmış eserlerim: Öykü: Saklı Değerler(2003), Muhabbet Buyursun Gelsin, Bekleyen, Havva Hanım’ın Gamzesi, Edebiyatçıysam Ne Olayım(2010). Roman: Çoban Aşkın Çocuğuydu. Deneme: Bırakın Güzel Konuşsun(2004), Bana Gönülden Çalıp Söyle, Ey Ruh(um) Geldinse Masaya Vur, Ötede, Edibâne Süz(ül)üşler, Şapkamın Altı(2010)
 
İlk kitapların yayınlanması zor olur, derler. Sizin yayın macerası nasıl oldu?
Yayınevi konusundaki hassasiyetlerimde diretmediğim için, ilk kitabım Saklı Değerler oldukça kolay yayınlandı diyebilirim. Asıl, ikinci öykü kitabım Muhabbet Buyursun Gelsin, öyküye pek teveccüh edilmediği için çıkışta zorlandı. Sözleşme şartlarına uyulmayıp, dosyam oldukça kırpıldı ve geri çekmek durumunda kaldım.
İlk romanım Çoban Aşkın Çocuğuydu ise, 2002’de bir yayınevinin açtığı roman yarışmasında üçüncülük derecesi almasına rağmen, 2006 yılında başka bir yayınevi tarafından okura ulaştırıldı.
 
Ancak, ilk kitabını geç tarihte yayınlayan, samimi bir yazar için; bir açıdan, “vasıta” ikinci plandadır diye düşünüyordum. Her kitap, yazarlığınıza bir basamak teşkil edip, yerinizi sağlamlaştıracaktı.
Dolayısıyla benim için “donmadan, bulanmadan” akmak önemliydi. Bu akışı yakalamaya çalıştım. Ve galiba sonunda bir kanal buldum.
 
Dergilerle aranız nasıl? Hangi dergileri takip ediyorsunuz?
Düzenli ve takip etmeye çalıştığım dergilerden bir kaçı: Türk Edebiyatı, Hece, Berceste, Dergâh… Türk Yurdu, Haber Ajanda gibi, içerik olarak farklı dergiler de masamda durur.
 
Sizde iz bırakan kitaplar hangileri?
Gençlik devrinden iki misal: Emily Bronte Uğultulu Tepeler, Agatha Christie Şark Ekspresi’nde Cinayet.
İzler yaşa, döneme, tecrübeye, değişen bakışa göre çeşitlenir, seçilir şüphesiz. “Etkilenmedim” dediğiniz kitapların yahut edebiyat dışı eserlerin de tesiri altında kalabilirsiniz. Ya da beğeniniz farklılaşır.
Döne dolaşa, okumanız gereken kitaplar olabilir. Kitaplar değil de, hayattaki yazılar, sözler, ışıklı kelimeler, yüzler, tüm varlık sizde iz bırakır. Beyindeki ille de kalpteki izleri açıklıkla göremezsiniz.
 
Bu soruya isterseniz kısaca, kadın yazar ağırlıklı cevap vereyim. Şule Yüksel Şenler Huzur Sokağı, Samiha Ayverdi Mülâkatlar, Nezihe Araz Anadolu Evliyaları, Halide Edib Sinekli Bakkal, Şükufe Nihal Domaniç Dağlarının Yolcusu, Emine Işınsu Küçük Dünya, Sevinç Çokum Hilâl Görününce, Nazan Bekiroğlu Yusuf ile Züleyha, Füruzan Sevda Dolu Bir Yaz, Dr. Ayşegül Erdoğ Aynaya Bakış, Ümit Meriç İçimdeki Cennete Yolculuk, Fatma K. Barbarosoğlu Medya Senfoni, Sevim Burak Beni Deliler Anlar, Nuriye Akman Yüzleşme(Açlık Grevinde 205 Gün), Toni Morrison Sevgili, Mıchaela Mihriban Özelsel Halvette 40 Gün, Ayşe Şasa Delilik Ülkesinden Notlar, Alev Alatlı Kabus Schrödinger’in Kedisi, Banu Avar Hangi Avrupa, Melek Paşalı Hayal Günlüğü…
 
Genç yazarlara, yazmaya yeni başlayanlara neler önerirsiniz?
Yazarlık sabır, metanet, ceht ve yoğun bir emek işi. Elbette okumak, yazmak, tecessüs dolu araştırmacı bir zekâya, yeteneğe sahip olmak baş özelliklerden.
Ama öncelikle kendi alfabesini bulmak, özgünlüğü yakalamak, yeniden üretim için gelenekten yararlanmak gerekiyor. Gelenekle bağ kurmak; size imkân, açılım, sağlam bir müktesebat, bir zemin hazırlayıp; duruş, bir sonsuzluk dili(mi)nde istikamet kazandırıyor.
 
Bugün edebiyat-sanat da, bir silah, saldırı aracı olarak kullanılıyor. Dünya zihin, kültür savaşlarıyla sar(s)ılıyor.
Hâlbuki edebiyat ortamında şöyle bir duruma rastlıyoruz. Söz gelişi Paul Auster, Paul Coelho, Salinger gibi yazarlar çok iyi biliniyor, istenildiğinde popüler yazarlar peşpeşe dizilip sayılıyor (siz araya başka adlar da koyabilirsiniz); fakat mesela bir Mustafa Kutlu, Rasim Özdenören tanınmıyor yahut Sezai Karakoç’dan hiç haberdar olunmamış.
Kendi değerlerimize yönelik, okurda da yazarda da bir b(ilgisizlik), muhtemelen inkâr tavrı var. Beslenme tek taraflı olunca, egemen kültürün nüfuzu altında kalmak ve çarpılmak; yozlaşıp, hatta bazen kullanışlı(!) eleman olmak kolaylaşıyor.
Kopya ve mukallitler, ruhunu aydınlatamamış basmakalıp, kurma pilli sanatçılar çoğalıyor. Böylece bilimin, eğitimin, teknolojinin; çağın getirdiği bütün nimetleri üzerine mâl ederek benliğini kabartıp şişiren, fakat mesela Irak’ı işgal eden, dünyaya zulmeden zorba güce karşı duyarsız ve cevapsız, iç donanımsız; “kendi” olamadığı için sürekli “Hepimiz falanız feşmekânız” diyerek emperyalist ayaklarına atılan, şer akıllı, özünün cahili, yabancı, sürüngen tipler zuhur ediyor.
 
Genç yazarlara âcizane ilk tavsiyem; kök değerlerini, ülkelerini sevmeleri, medeniyetlerinin kalbime girmeleri ve bu minvalde insaniyeti, edebiyatı, geleceği mühimseyip öncelemeleri, ihlâsla örmeleri. Adsız, nişansız, yarınsız kalmamak için; üstün bir gayeye, bir güzellik emeline hizmetleri.
 
Önce hangi yazarlar okunmalı?
Geniş bir yelpazeden bazı örnekler: Yahya Kemal, Mehmet Akif, Nurettin Topçu, Cemil Meriç, Tanpınar, Abdülhak Şinasi Hisar, Mehmet Kaplan, Arif Nihat Asya, İsmet Özel gibi isimler; edebiyat âleminin önemli simaları, üslup sahibi, yol açıcı şair yazarlar; Hz. Mevlânâ, Yunus benzeri gönül kılavuzları.
 
Neden öykü yazıyorsunuz?
Duygulanımlarıma; hayattan yakaladıklarıma; günlük olayların tazyikine; kısa yoldan yazma, paylaşma, aktarma, hatırla(t)ma, hız(lanma) hissine; seslendirme, şekillen(dir)me, yaşatma güdüsüne; sizde barınan gizli şiirselliğe, belki her insanın içindeki dilindeki hikâye(ci)ye daha denk düşen, örtüşen bir algılama, çerçeve çünkü öykü…
Başkalarının ve dünyanın hikâyesine karışmak isteyen; derinlerde gelişen ve bir sanat mayasıyla büyüyen bir hikâyeniz mevcut veya…
 
Kalem destekli bir kuvvet, size yazmanızı emredip, kelimeleri ak sayfalara dökmeye icbar ediyor. Kalem hâlden hâle, türden türe geçiyor.
Bir anlamda yazıyla kirleniyor(!) arınıyor ve (başı göğe) eriyor(!)
 
Öykü yazanlar daha sonra roman türüne yöneliyor. Böyle bir kanı var. Roman yazma düşünceniz var mı?
Türün biri etkin konuma geçtiğinde, sizde bir karşılık bulmuştur sanıyorum.
Biri yayınlanmış, iki romanım var. İlerisini bilemiyorum. Fakat şahsım için ağırlık öyküde.
Roman sevilen bir tür herhalde. Zamanla daha geniş sınırlarda edebiyat, bir hamle yapmak, yoklamak; en azından edebî gücünüzün neye yeteceğini, nereye kadar gideceğinizi görmek isteyebilirsiniz.
İnsan, her zaman piyasa şartlarına uymaz. Bir de ruhunuzun ge(rek)tirdiği bir sanat duygusu, kaygusu, sizi baskıladığı iç şartlar vardır.
 
O havaya göre -iddiasızca- kalemi elinize alır ve türü belirlersiniz. Gene saptadığınız konu, roman kapsamında daha iyi anlatıldığı için tercih edilebilir.
 
Sonuçta hepsi keşif, inşa ve yol alış süreci. Kalem hareketleri, bereketleri.
Edebî hikâyeniz sizi yazar çizerken(!) yazarlık renkleri, çeşitlemeleri… Edebistan’ın çiçekleri.
 
Şu sıralar nelerle ilgileniyorsunuz, neler yapıyorsunuz? Yeni kitap çalışması ya da projeler var mı?
Büyük bir hikâyeyle, başım dertte(!)
Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git “Yazarlıkta Aradığım Kanalı Buldum”
Yasal Uyarı: on5yirmi5.com'a ait özel içeriklerin metin, görsel ve diğer dosyalarının tüm hakları on5yirmi5.com'a aittir. İçerikler aktif link verilerek kısmen kullanılabilir

Yorumlar

bu haber için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.
  • selim sebi Perşembe, 10:23

    selamlar.. söyleşi selim sebilci'ye aittir. Yılmaz'a ait eğil. soru kalıpları aynı evet. bazen değişiyor bu aşikar zaten. hr yazarın farklıcevapları yok mu var. o zaman sorun ne?
    selamlar.
  • selami t. Salı, 23:48

    yılmaz yılmaz bey'in nedense yaptığı röportajlar hep aynı kalıp üzerinden gidiyor. sanki aynı soruları alıp farklı kişilere sormuş

Çok Okunanlar

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2015 - Tüm hakları saklıdır. Yıldızlar Eğitim Organizasyon A.Ş.