Gazetenin abonelerini fezlekeye almıyorlar

Başbakan Erdoğan, "Eski Türkiye geride kaldı, milletin her zaman kaybettiği, kriz lobisinin her zaman kazandığı Türkiye artık yok" dedi.

GÜNCEL .
gazetenin abonelerini fezlekeye almıyorlar

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, mali disiplini, "hükümetin olmazsa olmazı" şeklinde tanımlayarak, "Dikkatinizi çekiyorum, 12 yılda 8 seçim yaşadık, mali disiplinden asla taviz vermedik. Türkiye'de popülist politikalara tevessül etmeden, milletin birikimlerini çarçur etmeden seçim kazanmanın mümkün olduğunu bu 8 seçimde göstermiş olduk" dedi.

Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 21. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, genel kurulun hayırlı olmasını dileyerek, Türkiye'nin büyümesine, kalkınmasına, refahına katkılar sağlayan TİM'e, başkan ve yöneticilerine, ihracatçılara şükranlarını sundu.

Genel kurul vesilesiyle ödül alan "ihracatın şampiyonları"nı tebrik eden ve başarılarının artarak devamını dileyen Erdoğan, mayıs ayında ihracatçıların ülkeyi bir kez daha rekorla tanıştırdığını söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Orta Vadeli Program'da Türkiye ekonomisine ilişkin 4 önemli hedeflerini, "cari açığın düşmesi", "enflasyonun düşmesi", "mali disiplinin muhafaza edilmesi" ve "büyüme ve istihdamın artması" şeklinde sıralayarak, mayıs ayı ihracat ve ithalat rakamlarına, ilk 5 ayın rakamlarına bakıldığında cari açığın ciddi bir düşüş gösterdiğini söyledi.

Enflasyonla mücadelenin aynı kararlılıkla devam ettiğini belirten Erdoğan, "Mali disiplin hükümetimizin olmazsa olmazı. Dikkatinizi çekiyorum, 12 yılda 8 seçim yaşadık, mali disiplinden asla taviz vermedik. Türkiye'de popülist politikalara tevessül etmeden, milletin birikimlerini çarçur etmeden seçim kazanmanın mümkün olduğunu bu 8 seçimde göstermiş olduk" dedi.

Başbakan Erdoğan, büyüme ve istihdamda 12 yıldır oldukça başarılı seyir izlendiğini ifade ederek, "Peki hedefinizi gerçekleştiriyor musunuz? Bunu söyleyemem ama başarılıyız. 2008 küresel krizinin ardından dünyanın birçok ülkesinin, özellikle de gelişmiş ekonomilerin tersine, büyümemiz pozitif şekilde devam ediyor. İşsizlikte, bırakın artış, düşüş eğilimi devam ediyor. Bütün engelleme çabalarına, bütün saldırılara rağmen Türkiye, büyük kararlılıkla 2023 hedeflerine doğru ilerliyor" diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, darbeler, millete çok ağır faturalar yüklerken birilerine ciddi kazançlar sağladığını, terör, 40 bin insanın ölümüne, trilyonlara varan maddi kayba neden olurken birilerine çok ciddi manada paralar kazandırdığını anlattı. 

Bu ülkede çeteler ve mafyatik örgütlenmelerin, milletin emeğini, alın terini gasp ettiğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Gittiler, seçkinci zümrelere milletin alınterini, emeğini adeta hortumla akıttılar. Türkiye'de çoğunluğun kaybetmeye mahkum olduğu, mutlu bir azınlığın hep kazandığı bir ekonomik sistem, bir çark kuruldu. Kimler vardı bu çarkın içinde: İçeride ve dışarıda maalesef belli çıkar çevreleri vardı. Alınterini, bilgisini, sermayesini, millet için ortaya koyanları tenzih ediyoruz. Bu sermaye çevrelerinin emir ve talimatıyla hareket eden belli maalesef medya kuruluşları vardı. Hiçbir zaman gerçekleri yansıtmadılar. Her zaman, ne yazık ki yalan, yanlış milletin motivasyonunu yok eden, milletin heyecanını yok eden başlıklarla çıktılar. Millet, 'Gerçekten böyle mi oluyor yoksa bir yerlere doğru gidiyor muyuz, batıyor muyuz?' Bunları düşünmeye başladı. Bu çarkın hizmetkarı haline gelmiş sivil toplum örgütleri, sendikalar, hatta terör örgütleri, marjinal örgütler vardı. Yine bu çarkın içinde, çarkın dışına çıktığında kaybedeceğini bilen siyasi partiler, siyasi hareketler vardı. Elbette devlet içindeki çeteler, bu çarkın bir parçasıydı."

"Bu çarkı kırdık"

Başbakan Erdoğan, dünyanın gelişmiş ülkelerinde siyasi hareketlerin, özellikle muhalefetin, çoğu yerde, iktidarın tamami karşısında olmayı kendisine görev telakki etmeyeceğini söyledi. Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: 

"Çoğu zaman, 'Acaba ülkem buradan ne kazanır' bunun da hesabını yapar. Oturur, iktidarla ortak olmadığı halde, desteğini verir ve destek vermek suretiyle bir devşirmeye kalkışır. Tabii ülkemizde, güzel bir tezgah kurulmuştu. Türkiye'deki hiçbir ekonomik kriz, bu çarkın parçalarını etkilememiştir. Hiçbir darbe girişiminde bu çarkın parçaları zarar görmemiştir. Enflasyon yükselmiş, kazanan bunlar olmuştur. Faiz yükselmiş, kazanan bunlar olmuştur. Terör can almış, kazanan bunlar olmuştur. Millet yoksullaşmış, ülke yoksullaşmış, bunlar ne hikmetse hep zengin kalmış, servetlerine servet ilave etmişlerdir. İşte biz, 12 yıl içindeki reformlarla bu kısır döngüyü ortadan kaldırdık, bu çarkı kırdık. Bu ülkede kazananların sayısını artırdık. Yatırım yapanların sayısını artırdık. Yani, bir başka ifadeyle Anadolu sermayesi denilen yeni bir çıkışın oluşumunu sağladık. Sermayenin belli ellerde toplanmasını değil, dağılmasını sağladık. Tabii ki bu, özellikle belli belki güç odaklarını rahatsız etmiş olabilir. Halbuki benden, bize geçiş çok önemliydi. Burada, şu gerçeği haykırmamız lazım: Biz; hep birlikte! Bunu başardığımız anda Türkiye'yi tutana aşk olsun diyorum. Tutamayacaklar. O zaman dünyada, güçlü bir Türkiye olacak."

Faiz politikaları

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında, faiz politikalarına da değinerek, şunları kaydetti:

"Şu andaki faiz politikalarından memnun musunuz?' derseniz ben değilim. Allah'tan piyasa, faizi şu anda kendisi oluşturuyor, olgunlaştırıyor. Burada piyasanın, şu anda olgunlaştırdığı, oluşturduğu faiz, Merkez Bankası'nın çok önünde.  Bu bir şeyi gösteriyor. Bakın işte, şurada dün, Avrupa yarım puan oynadı, piyasalardaki gelişmeyi görüyorsunuz. Olumlu mu gelişti, olumsuz mu gelişti? Olumlu gelişti. Vaka budur. Yatırımcı bu ülkede, adımını atacaksa, düşük faizle atacak. Eğer siz yüksek faiz ortaya koyarsanız bu ülkede yatırımcının cesaretini ortadan kaldırırsınız. Bu bir vaka...

İstihdamın artması için yatırımcılara ihtiyaç var. Bize küresel sermaye, öz sermayemizin yatırımından sonra gelir. Öz sermaye devrede olmazsa küresel sermaye buraya kolay kolay girmez ama öz sermaye devrede olursa, çeker başkalarını da getirir. Bizim bunu başarmamız lazım. Bunu anlatmakta zorlanıyoruz. Bunun başarılması gerekir. Başaracak mısınız? Evvelallah başaracağız. Bu olacak. Bunun başka çaresi yok. Şimdi gelişmiş ülkelere bakıyorsunuz, ABD'de 1 puan, daha da düşüyor. Japonya'ya bakıyorsunuz eksi. İsrail'e bakıyorsun, keza öyle. Bütün bunlarda faiz böyle de biz de niçin şöyle bütün masraflarıyla baktığın zaman 13-14-15'lere çıkıyor? Böyle şey olmaz. Finansmanın maliyeti ne kadar düşerse bu ülkede yatırımlar o kadar artar. İki kere iki dört. Bunun başka çaresi yok."

"Adana'da MİT tırları değil, büyüyen Türkiye durdurulmak istendi"

İran'a yaptırım uygulandığına değinen Erdoğan, başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerin hepsinin, İran'a ürünlerini sattığını ancak Türkiye'nin ürünleri için her türlü engelin konulmaya çalışıldığını dile getirdi.

Erdoğan, bununla ilgili adımlar attıklarını ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kendileriyle bunları da çok açık, net konuşmak zorundayız. Çünkü bugün Batı'nın, gelişmiş ülkelerinin ürünleri, o veya bu yolla İran'a girerken bizim ürünlerimiz niye girmesin? Bizim için önemli bir piyasa, önemli bir pazar orası. Aynı şey Irak için de geçerli. Bu ülkenin en büyük bankalarından biri olan işte bu Halkbank neden hedef yapıldı burası önemli. Çünkü büyüyordu ve uluslararası rekabette 'Ben de varım' diyordu. Halkbank, büyüyen Türkiye'nin yükselen gücü olarak kendisini dünyada hissettiriyordu. 

Bakın bir soru daha. Adana'da çevrilen tırları, bu ülke henüz sorgulamadı. Bir ülkenin istihbarat teşkilatının Suriye'ye yardım taşıyan tırları neden durdurulur? Oradaki mücadeleyi veren Türkmen kardeşlerimize yardım götüren bu tırlar neden durdurulur? Neden bunlar dünyayla paylaşılır? Bu soruyu sormamız lazım. Burada amaç, gaye ne? Türkiye'nin bu yardım operasyonundan Türkiye düşmanları dışında kim rahatsız oluyor? Aslında amaç da hedef de gaye de belli. Adana'da MİT tırları değil, büyüyen Türkiye, yükselen Türkiye, yeni Türkiye durdurulmak istendi."

"Belgeler, görevden alınan o polislerin bilgisayarlarından tek tek çıkarıldı"

Başbakan Erdoğan, 17 ve 25 Aralık operasyonlarını "darbe girişimi" olarak adlandırdıklarında, birilerinin bunun üzerini örtmeye, bunu çarpıtmaya, gündemi değiştirmeye çalıştığını belirterek, "Hazırladıkları, sonra panikleyip imha etmeye kalkıştıkları iddianamede, bu ülkenin başbakanı, 'örgüt lideri', 'dönemin başbakanı' gibi ifadelerle yer alıyor. Bunlar elimize geçti. Kabine de kurulmuş. Bütün bakanlar kurulu, iddianamede zanlı olarak gösteriliyor. Bu belgelere ulaşıldı. Bu belgeler, görevden alınan o polislerin bilgisayarlarından tek tek çıkarıldı" diye konuştu.

Daha çarpıcı bir gerçeği ilk kez paylaşacağını açıklayan Erdoğan, şunları söyledi:

"25 Aralık için hazırlanan darbe sonrası hükümeti yargılamak üzere kullanılacak o fezlekede kriter olarak neyi kullanıyorlar biliyor musunuz? Malum bir gazetenin aboneliğini... Eğer üzerinde durdukları şahıs, o malum gazetenin abonesiyse, fezlekeye almıyorlar; abonesi değilse zanlı olarak fezlekeye alıyorlar. Hiçbir suç unsuruna rastlayamadıkları halde kin duydukları şahısları, benim yakın çalışma arkadaşlarımı, sadece ve sadece duydukları kinden dolayı dava dosyasına alıyorlar. Bunlar afaki sözler değil. Bunların artık hepsinin belgeleri, delilleri elimizde. Bunlar yakında çıkacak. Zaten o malum gazete suçunu bildiği için panikledi, tutuştu, sahte ihbar mektupları üzerinden suçluluk duygusuyla kendince senaryolar yazıyor.  

Şimdi bir senaryo da benim için hazırlamışlar, Avrupa ülkelerinden bir tanesinde de platolar filan falan hazır vaziyette. Bana benzer bir artist arıyorlarmış. Buldukları anda hemen çekime başlayacaklar. Hedefleri de cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde bunu piyasaya sunmak. Hayırlı olsun. Reklamın iyisi kötüsü olmaz. Bu da bunun içine girer. Ne yaptıklarını çok iyi bildikleri için başlarına gelenlerin neler olacağını da iyi biliyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, söyledim daha önce, yine söylüyorum: İnlerine girdik, daha da gireceğiz ve kaçıp saklandıkları inlerde de her birini bulup adalete teslim edeceğiz. Bu darbe girişiminin içinde kim yer aldıysa, kim buna destek verdiyse, kim buna yardım ettiyse, zemin hazırladıysa her birini ortaya çıkaracak, her birinden bunun hesabını soracağız. Bundan sonra Türkiye ekonomisine el uzatmaya kalkışanlar, karşılarında kimin olduğunu, karşılarında nasıl bir gücün olduğunu görecekler. Burası muz cumhuriyeti değil. Geleceksin, bu ülkenin milli bankasına tuzak kuracaksın, milli istihbarat teşkilatına saldıracaksın, milletin meşru hükümetini yıkmaya kalkacaksın; yok öyle 25 kuruşa simit. Bizim milli yatırımlarımıza, küresel ölçekte yatırımlarımıza el uzatacaksın, üçüncü köprüyü, üçüncü havalimanını, Marmaray'ı, hızlı treni engellemeye çalışacaksın; yok öyle yağma. Herkes şunu anladı: Bu kaos ve kriz lobisinin karşısında artık öyle boynunu bükecek bir hükümet, geri adım atacak bir başbakan ve bakanlar kurulu yok. Bunu herkesin bilmesi lazım."

"Türkiye'yi yeniden krize ve kaosa mahkum edip kazanmanın mücadelesi içindeler"

Birçok yatırımlara girişildiğini, 12 yılda 205 bin yeni derslik yapıldığını kaydeden Erdoğan, AK Parti iktidarına kadar bu yatırımların neden yapılmadığını sordu. Erdoğan, 600 bin civarında toplu konut inşa ettiklerini, bunların kentsel dönüşümün ifadesi olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

"Millet çalıştı, alın teri döktü, emek verdi ve üretti. Gittiler ya vergiyle ya enflasyonla ya da yüksek faizle milletin o kazancını aldılar. Maalesef belli çevrelere bunu hortumla akıttılar. Şu son bir yıl içinde Türkiye'nin şahit olduğu eylem ve girişimler, bu çarkın ve çıkar lobisinin yeniden ayağa kalkma ve yeniden yönetime el koyma hevesinden başka hiçbir şey değildir. Mesele ağaç, park ve çevre değil. İnanın mesele yolsuzluk değil, mesele 3 Kasım 2002 öncesindeki o çarkı ve hortum düzenini yeniden diriltebilmek, kendileri için o eski güzel günlere geri dönebilmektir. Çünkü hep krizden, kaostan kazanmışlar. Şimdi Türkiye'yi yeniden krize ve kaosa mahkum edip, yeniden kazanmanın mücadelesi içindeler."

Bugünün aktörlerinin 12 yıl öncesinin aktörleriyle aynı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, her dönem kazanan sermaye ve medya gruplarının bu dönemde rol aldığını anlattı. 

"Çeteleri tasfiye ettik"

Başbakan Erdoğan, AK Parti döneminde çetelerin geri dönmemek üzere çarkın dışına çıkarıldığına işaret etti. Bu süreçte hiç ummadıkları bir çetenin ortaya çıktığını belirten Erdoğan, söz konusu çetelerin o günlerin geride kaldığını anlamamakta ısrarcı olduğu kaydetti. Erdoğan, eski Türkiye'nin geride kaldığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"77 milyon birlikte çalışıyor, üretiyor. Artık hep birlikte kazanıyoruz. Artık sadece Marmara kazanmıyor, 7 coğrafi bölge hep birlikte kazanıyor. Sadece İstanbul, İzmir, Ankara değil, 81 vilayet birlikte kazanıyoruz. İşte mesele bu. Şimdi sadece belli çevreler ve seçkinci zümreler değil, 77 milyonun her bir ferdi kazanıyor. İşte bu, yeni Türkiye'nin adıdır. Bu, 3 Kasım 2002'de Anadolu ihtilalinin ardından inşa edilmiş yeni Türkiye'dir." 

Ağaç, park ve çevre bahane edilerek sokağa çıkıldığını söyleyen Erdoğan, etrafı yakıp yıkanların sonra evlerine döndüğünü belirtti. Erdoğan, "Geride ne kaldı? Geride o kaos ortamında hayatını kaybeden gençler kaldı, Şimdi de onların istismarı var" dedi.

"Türkiye'nin kaynakları faize gitti"

Erdoğan, yaşanan olaylar nedeniyle Türkiye'nin kaynaklarının büyük bir kısmının artan faizlere gittiğini kaydederek, ihracatın durakladığını, büyümenin yavaşladığını ve Merkez Bankası rezervlerinin etkilendiğini söyledi. O günlerde sokağa çıkan gençlerin yeşil uğruna eylem yaptıklarını sandıklarını anlatan Erdoğan, gençlerin çirkin görüntülerinin tüm dünyaya servis edildiğini belirtti. Erdoğan, olaylar yatışınca herkesin eve gittiğini fakat çiftçi ve işçilerin bunun bedelini uzun süre ödediğini aktardı. 

O dönemdeki dik duruşun sergilenmemesi durumunda bedelin daha ağır olacağını dile getiren Erdoğan, Mısır, Suriye ve Ukrayna'da yaşanan olayları örnek gösterdi. Erdoğan, bu ülkelerde yaşananların, birçok insanın hayatına mal olmasının yanında ülkeleri de harabeye çevirdiğini söyledi. 

Türkiye'de ise aynı sonucun gerçekleşmediğine vurgu yapan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Zafiyet gösterseydik, o belli medya kuruluşlarının, sermaye çevrelerinin ve siyasetçilerin tuzağına düşseydik, şu anda eski Türkiye'de yaşıyor olacaktık. Aynı planı, aynı senaryoyu 17 ve 25 Aralık'ta bir kez daha denediler. Bir dosya ile ortaya yolsuzluk iddialarını attılar. Ama dosyanın gölgesine bırakılan, kamuoyundan da kaçırılan oyunlarla başka hesapları görmeye kalkıştılar. Halk Bankası'yla ilgili bir hesapları vardı. Onu görmeye kalkıştılar. Biz Halk Bankası'nı aldığımız zaman nasıl bir Halk Bankası devraldık? 2002'nin öncesine gidin. Ziraat Bankası ile Halk Bankası birleştiriliyor muydu, yönetimleri birleştiriliyor muydu? Biz geldik ve Halk Bankası ile Ziraat Bankası'nı ayırdık. Bizden önce bu bankalar sürekli görev zararı yazıyordu, eksideydi ama Batı'da artık yükselen ve güçlü bir Ziraat Bankası, Halk Bankası ve bir Vakıfbank var."

Erdoğan, o zamanki ederi 200 milyon dolar olan Vakıfbank'ın değerinin bugün 6 milyar dolara yükseldiğini dile getirdi. 

"Güçleri yetiyorsa önümüzü kessinler"

Bazı çevrelerin üçüncü havalimanıyla ilgili hesapları olduğunu söyleyen Erdoğan, onun da hızının kesilmeye çalışıldığını aktardı. Erdoğan, bu girişimlerin hala devam ettiğini vurgulayarak, "Eğer önümüzü kesebiliyorlarsa, güçleri yetiyorsa, kessinler. Şimdi saat 4'te gidip temel atacağım. Çünkü Türkiye artık ne Sabiha Gökçen'e ne Atatürk Havalimanı'na sığmıyor" diye konuştu. 

Atatürk Havalimanı'nın slot vermekte zorlandığını belirten Erdoğan, buraya gelen uçakların havada 45 dakika dolaşmak zorunda kaldığını anımsattı.

Hızlı tren hattındaki sabotajlar

Erdoğan, hızlı tren projesinin de provoke edilmeye çalışıldığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Düşünebiliyor musun? Yaklaşık 250 noktada kablolar kesildi, bunun adımını attılar. Bu, bunu durduracak mı? Hayır. Bu ülkede nasıl vatan hainlerinin olduğunu görmeniz bakımından bunu söylüyorum. Bizim birçok yatırımlarımız böyle engellendi. Paralel yargı da bunları yaptı. Onlar da engellemeye kalktı. Yapılan iş ne? Ammenin, Ahmet'in, Mehmet'in, Hasan'ın, Hüseyin'in değil, kamunun, bu milletin. İdari yargı yardımcı olmaya çalışan bir oluşumdur. Bunlar, bunu yapmadılar, tam aksine hep önünü kesmeye çalıştılar. Bunu Marmaray'da da yaşadık. Öyle de yapsalar, böyle de yapsalar, 4-5 sene gecikmeyle de olsa Marmaray'ı açtık. Şu anda Marmaray çalışıyor. Kötü mü yaptık? Dünya şu anda bizim Marmaray'ı konuşuyor."

"Terör devam ederse kaos, kan ve faiz lobisi kazanacak"

Çözüm süreci başlayınca söz konusu çevrelerin rantlarından olduğunu belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"1,5 senedir terörün yeniden başlaması, yeniden kan akması, Türkiye'de huzurun yeniden bozulması için işte bu çevreler ellerinden geleni yaptılar ve yapıyorlar. Çözüm sürecini engellemek için yine ellerinden geleni yapıyorlar. Denklem çok basit. Terör devam ederse kaos, kan ve faiz lobisi kazanacak, terör biterse millet kazanacak. Denklem bu kadar basit. Doğudaki, güneydoğudaki yoksul anne-babanın çocuğu ölecek, anne-babaların çocukları şehit edilecek, kan akacak, gözyaşı akacak, işte bu beyefendiler de bu kanla, bu gözyaşıyla gemilerini yürütecekler. Biz, buna izin veremeyiz. 3-5 faiz baronu rant sağlayacak diye bu ülkenin gencecik evlatlarının ölmesine ve öldürülmesine çok daha güçlü şekilde karşı çıkacağız." 

"Bu süreçte maskeler düştü"

Başbakan Erdoğan, "Sizin şer gördüklerinizde, ola ki hayır vardır" ifadesine atıf yaparak, şöyle devam etti:

"Zorlu bir süreçten geçiyoruz, çetin bir imtihandan geçiyoruz ama bu şer gördüklerimizin hayır getirdiğini, şerlerin hayra tahvil edildiğini de görüyoruz. Bu süreçte maskeler düştü. Birileri, cemaat görüntüsü altındaki örgütlerin gerçek yüzünü görüyor şimdi. CHP'nin, MHP'nin gerçek yüzünü millet bir kez daha 30 Mart seçimlerinde de gördü. Medyanın neye hizmet ettiğini milletim bir kez daha gördü. Şu anda da Diyarbakır'daki eylem sayesinde, parlamentodaki bir siyasi partinin maskesi düşüyor. Özgürlük, hak, barış, demokrasi gibi kavramların ne kadar yabancısı, hatta ne kadar bu kavramların düşmanı oldukları ortaya çıkıyor. Çocukları dağa kaçırılmış olan anneler orada ağlarken, onlara köpük sıkanlar, onları oralardan kovalayanlar konuşulmuyor. Ama polis, herhangi bir terör eylemi estirildiğinde TOMA'lardan su sıkıldığında, bunu o medya adeta böyle tahrik edercesine kullanabiliyor. Tabii bunlar daha önce 7-8 yaşındaki çocukların eline taş verip polislerin önüne gönderiyorlardı. Bizim önümüze de gönderiyorlardı. Bize de 7-8 yaşındaki çocukların taş attıklarını ben buradan sizlere söyleyebilirim, nasıl işaretler yaptıklarını sizlere söyleyebilirim. Bunlar, o çocukların arkasına saklandılar, kadınlarımızın arkasına saklandılar, benim o Kürt kardeşlerimin arkasına saklandılar ve onlarla bu ülkede siyaset yapmak istediler. Şimdi 13-18 yaş arası çocukları dağlara kaçırmak gibi insanlık dışı, izan dışı bir eylemin failleri haline geldiler."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de her Cumhurbaşkanlığı seçiminin krizlere ve çok sert tartışmalara sahne olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: 

"TBMM, hür iradesiyle bir Cumhurbaşkanı seçmek isterken, işte burası önemli, Meclis dışı güç odakları farklı dayatmaların içine girmiştir. 1961-1989 arasında görev yapan 4 Cumhurbaşkanı da daha önce Genelkurmay Başkanlığı yapmış isimlerdir. 1989'da merhum Turgut Özal'ın cumhurbaşkanı olması arkasında birçok tartışmayı da getirmiş, merhum Özal o kısa cumhurbaşkanlığı döneminde, çok ağır eleştirilere ve hakaretlere maruz kalmıştır. Sayın Demirel, bildiğiniz gibi, sivil bir cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir ama onun da 28 Şubat döneminde üstlendiği vazifeyi hepimiz biliyoruz. Son olarak 2007'de yine Cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden bir kriz üretilmek istenmişti. '367' kararı gibi bir hukuk garabetinin altına imza atılmıştır. Biz 2007'de yaptığımız Anayasa değişikliği ile sadece cumhurbaşkanının seçilmesi için şekil şartını değiştirmedik, işte 1961 ve 1982 anayasalarıyla getirilmiş bir vesayet anlayışını da ortadan kaldırdık. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, siyasi iktidar karşısında bir devlet iktidarı anlayışının ortadan kalkması anlamına gelir. Bunu biz getirdik. Bunu biz getirdik ama milletimizle. Yüzde 69'la. Burası çok önemli. Bu ülkede tek iktidar vardır o da milletin iktidarı."

Başbakan Erdoğan, milletin yetki vermediği kişi ya da kurumların, milletin tercihleri karşısında duramayacağını kaydeden Erdoğan, "Milletin tercihlerini artık sınırlayamazlar. Tabii, bu büyük değişimi anlamayanlar ve anlamak istemeyenler var. Türkiye değişirken, değişmemekte direnenler var. CHP, MHP'nin en çok aradıkları kriterler ne? Çok enteresan. Ne diyorlar? 'Cumhurbaşkanı siyasetin dışında olacak.' Hem siyasetçi olacaksın hem de Cumhurbaşkanı siyasetin dışında olacak diyeceksin. Bu herşeyden önce bir siyasetçinin kendini inkar etmesidir. Siyaseset kötüyse neden o koltukta oturuyor. Neden o partinin başında duruyorsunuz?" ifadelerini kullandı. 

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nın cumhurbaşkanlığı konusundaki açıklamalarına da değinen Başbakan Erdoğan, "CHP Genel Müdürüne bakıyorsunuz, sabah akşam sözlükten öğrendiği sıfatları arka arkaya sıralıyor. 'Cumhurbaşkanı şöyle olacak, böyle olacak'. Peki adayınız kim olacak? Ona bir cevapları yok. Zannedersiniz ki Dedem Korkut gelecek, sıfatlara bakacak, soy soylayacak, boy boylayacak. Adayın ismini de ondan sonra açıklayacak" diye konuştu. 

"30 Mart'ta bunların çatıları çöktü" 

Muhalefetin "masal dünyasında" gezdiğini aktaran Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Önceki gün CHP Genel Başkanı televizyona çıkmış, çözüm için 17 önerilerinin olduğunu söylüyor. Birinciyi söylüyor, sıra ikinciye gelince 'Unuttum' diyor. Belki izleyenleriniz olmuştur. 'Ben böyle bir cevap vereceğimi düşünmüyordum. Evrakları getirmedim...' Ankara'da Bozkurt işareti yaparken MHP'liyim de diyebilirdi. Böyle bir Genel Müdür çıkacak, Cumhurbaşkanı adayı belirleyecek. Anadolu'da güzel bir kavram vardır. Mertek. Hani derler ya, 'Elifi görse, mertek zanneder' diye. Mertek aslında çatıyı tutmaya yarar. Ahşaptan uzunca bir sütundur. Anadolu'da da güzel bir deyim vardır, 'Başkasının gözünde çöpü görür, kendi gözündeki merteği görmez.' 30 Mart'ta bunların mertekleri çöktü, çatıları uçtu ama şimdi kendilerine başka çatı arıyorlar, mertek arıyorlar." 

"Bu ülkenin çatısı AK Parti'dir" 

Bu ülkenin çaısının AK Parti olduğunu ve bunun 30 Mart'ta birkez daha görüldüğünü kaydeden Erdoğan, AK Parti'nin 7 coğrafi bölgede bulunduğunu anlattı.

"Biz, siyasi Kürtçülük ya da siyasi Türkçülük yapan bir hareket değiliz" diyen Erdoğan, AK Parti'nin 77 milyonu kucaklayan bir hareket olduğunu, bunun da diğer partilerden farkları olduğunu vurguladı. 

Erdoğan, "Türk de benim kardeşim, Kürt de benim kardeşim. Lazı, Çerkezi, Abazası, Gürcüsü, Arnavutu, Boşnakı, Romanı aklınıza ne gelirse bu ülkedeki 77 milyon benim kardeşimdir. Onun için biz hepsinin oyunu aldık. AK Parti, 3 Kasım'da bu ülkenin çatı partisi olduğunu göstermiştir. 7 seçimde de adeta bir çatı ülkenin tamamını kucaklamıştır. Göreceksiniz 10 Ağustos'ta bu ülkenin inşallah 77 milyonu da inanıyorum ki bu ortak çatının altında yer almanın mücadelesini verecektir, burada buluşacaktır. İlan edeceğimiz adayı da inşallah ben o makama taşıyacaklarına inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Gazetenin abonelerini fezlekeye almıyorlar
Yasal Uyarı: on5yirmi5.com'a ait özel içeriklerin metin, görsel ve diğer dosyalarının tüm hakları on5yirmi5.com'a aittir. İçerikler aktif link verilerek kısmen kullanılabilir

Yorumlar

bu haber için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Çok Okunanlar

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2008-2019 - Tüm hakları saklıdır.