Rusya'nın tutumu değişmeden Esedsiz çözüm zor

Cenevre2 Konferansı ardından Suriye'yi ne gibi gelişmeleri beklediğini ve son zamanlarda IŞİD tarafından Türkiye'ye yapılan saldırıları Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün’le konuştuk.

GÜNCEL .
rusyanın tutumu değişmeden esedsiz çözüm zor

Engin Dinç'in röportajı 

Suriye’nin geleceğinin şekillendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen Cenevre2 Konferansı bir sonuç vermeden kapandı. Cenevre2’nin sonuçsuz kalmasının yanısıra Suriye’de giderek yükselen bir IŞİD tehdidi sözkonusu. Son zamanlarda IŞİD Türkiye’ye yönelik bazı saldırılar gerçekleştirirken, TSK’da bu saldırılara misliyle cevap veriyor. Tüm bu gelişmeler Suriye’deki belirsizliğin artarak sürdüğünün işareti. Peki Suriye’deki bu kaos ortamında ABD ve Batılı ülkeler ile Rusya ve İran’ın planları neler? Türkiye, Suriye’de nelerin gerçekleşmesini bekliyor? Suriye’de yaşananları ve son gelişmeleri Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün’le konuştuk. 

Suriye’deki tarafları biraraya getiren Cenevre 2 Konferansı’nı sonuçlarını bağlamında değerlendirirsek neler söylersiniz? Konferansta Suriye’deki sorunun çözülmesi için adım atıldığını söyleyebilir miyiz?

Cenevre 2 Konferansı tarafları ilk kez görüşmek üzere bir araya getirmesi bakımından sembolik ve politik öneme haiz bir toplantıdır. Ancak taraflar gönüllü olarak değil, daha çok her iki tarafın uluslar arası desteklerini yitirmemek adına zorunlu olarak görüşmelere katıldıkları her hallerinden bellidir. Özellikle Esed yönetimi adına toplantıya katılan Velid Muallim’in açıklamaları, muhataplarına yönelik tavırları ve muhaliflere yönelik kullandığı dil, rejimin henüz antlaşmaya hazır olmadığının göstergesidir.  Büyük güçler arasında Suriye krizinin çözümü konusunda ciddi bir uzlaşma ve görüş birliği olmadan taraflar üzerinde “zorlayıcı diplomasi” uygulamak neredeyse imkansızdır. Açıkça büyük güçler ve Esed yönetimi hala bir şey yokmuş gibi davranmaya ve üç sağırlar diyalogunu oynamaya devam etmektedirler. Muhalifler içinse bu görüşmeler celladıyla aynı masaya oturmaktan başka anlam taşımıyor. Sonuç alınacaksa BM güvenlik konseyi üyeleri sorumluklarını yerine getirme konusunda çok daha ciddi olmalıdırlar.  

Konferanstan hemen önce açıklanan Beşşar Esed rejimince yapılan işkenceleri gösteren fotoğrafların bir savaş suçu olduğu belirtiliyor. Bu durum Esed’li Suriye formüllerinin son bulmasına yol açtı. Peki Suriye’de eğer bir barış sağlanacaksa burada nasıl bir formül ya da çözüm devreye girebilir?

Suriye rejimi kimyasal silah kullanımı sonrasında uluslar arası toplum ve hukuk nezdinde savaş suçuyla yargılanması gerekirken, elindeki kimyasal silahları vererek başta ABD olmak üzere büyük güçlerle başarılı bir pazarlık yaptı. Buradan aldığı güçle Yermuk kampında insanları en ilkel ve acımasız yöntem olan aç bırakarak işkence ve öldürme suçunu işledi. Cenevre 2 öncesinde yayınlanan fotoğraflar psikolojik olarak toplantının açılışında muhalifler lehine bir durum yaratsa da, Rusya ve Çin gibi BM Güvenlik konseyi üyeleri bunları görmezden geldi. Bu nedenle diplomatik müzakerelerde Suriye rejimi hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam edebildi; muhalifleri teröristlikle suçlamayı sürdürdü. Maalesef özellikle diplomatik olarak Rusya’nın tutumu değişmeden ve İran’ın Şam lehine takındığı tutum bitmeden Esedsiz bir çözümün önünü açmak mümkün gibi görünmüyor. Ortadoğu’nun Gordiyon düğümü haline gelen Suriye sorununu ancak ABD’nin tam bir kararlılıkla soruna müdahalesi ve Rusya’yı iknası bitirebilir. Fakat tüm dikkatini içeride ekonomik canlanmaya, dış politikada ise Uzak Asya’ya çevirmiş bir ABD ne yazık ki Suriye konusunda isteksiz ve kararsız.

Suriye’de özellikle El Kaide bağlantılı olduğu söylenen IŞİD örgütü ve diğer muhalifler arasında devam eden çatışmalar söz konusu. IŞİD’in İran ve Suriye istihbaratçılarınca oluşturulmuş bir yapı olduğu da iddia ediliyor. IŞİD’in Suriye’deki fonksiyonu nedir? Muhaliflere nasıl bir zarar vermektedir?

Suriye’de iç savaş uzadıkça taraflar arasındaki dengeler, koalisyonlar ve taraf değiştirmeler sıklıkla yaşanmaktadır. İŞİD başlangıçta El-Kaide’nin bir kolu gibi görünürken bugün böyle olmadığı ve daha çok rejimle işbirliği yaptığı izlenimi güçlenmektedir. Özellikle Suriye’nin Türkiye’ye yakın bölgelerini özgür Suriye ordusundan alarak adeta gerçek muhaliflerin Türkiye ile bağlantılarını kesmek gibi bir strateji izlemektedir. Muhalifler de güçlerini rejime karşı konsentre etmek yerine İŞİD gibi gruplarla da savaşa tutuşmak durumunda kalmakta ve zayıflamaktadır. Bu da en çok rejimi rahatlatıcı bir işlev görmektedir.  

Geçtiğimiz günlerde TSK da IŞİD’e yönelik bir bombalama yaptı. Bu örgütün Türkiye içinde de eylem yapabileceği konuşuluyor. IŞİD veya diğer El Kaide unsurları Türkiye için bir tehlike oluşturuyor mu?

Olabilir. Türkiye için en büyük tehdit Suriye’deki çatışmaların Türkiye’ye yansımasıdır. Ülke olarak biz bunu Akçakale ve Reyhanlı saldırılarında açıkça yaşadık.  Umarım tekrar yaşanmaz ama böyle bir risk her zaman vardır.

Suriye, İsrail ve Batı basınının Türkiye’nin El Kaide unsurlarına destek verdiği iddiaları ne derece gerçekçi ve tutarlıdır? Bu iddiaları gündeme getirenler ne amaçlıyor?

Türkiye terör ve terör örgütlerinden çok çekti. ASALA'dan PKK’ya ve El-Kaide’ye kadar Türkiye’de pek çok örgüt eylem yaptı. 2003’teki İstanbul saldırıları da El Kaide’ye atfedildi. Buna rağmen bugünlerde Türkiye’nin Suriye’de bu tür örgütlere destek verdiği iddiasının tutar bir yönü yoktur. Bu söylentilerin amacı Türkiye’den Suriye’ye giden yardımları kesmek ve Türkiye’yi uluslararası alanda yalnızlaştırarak bölgesel ve küresel etkisini kırmaktır. Özellikle İHH üzerinden Tayyip Erdoğan’ı terör destekçisi gibi göstermek ve böylece siyaseten bitirmek gibi amaçlara yönelik kara propaganda yapılmaktadır. Oysa Suriye’den göçlerde azalma varsa ve nispeten daha az insan ölüyorsa bunun nedeni Türkiye’nin resmi olarak veya İHH gibi sivil toplumun yardımları sayesindedir.         

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kimyasal silah anlaşmasının Esed’in elini güçlendirdiğini söylemişti. Aynı tepkiyi bugün ABD’li uzmanlar da veriyor. Kimyasal silahlar üzerinden Esed’in bir anlamda ömrünün uzatılması Suriye’nin geleceğini nasıl etkilemiştir? Bu anlamda Esed’in kalmasını isteyen İran ve Rusya’nın Cenevre2 sonrası planlarında bir değişiklik olmuş mudur?

Kimyasal silah antlaşması Esed’i siyaseten ipten kurtarmıştır ve zaman kazandırmıştır. Maalesef ne İran ne de Rusya Esed’ten vazgeçme aşamasına gelmemiştir. Rusya’nın Cenevre’deki tutumu da değişmemiştir. Ne yazık ki çatışan stratejik menfaatler nedeniyle zalim her defasında ödüllendirilmektedir. Tarih önünde kaybeden insanlıktır, vicdandır.

-ABD’nin ve diğer batılı güçlerin artık Esed’in iktidarda kalamayacağını açıkladığını biliyoruz. Suriye’deki gelişmelere bakıldığında Batılıların Suriye için planı nedir?

Batılıların henüz somutlaşmış hiçbir planı yoktur. 2012’deki Cenevre 1’de uzlaşılan formül ise Esed ile muhaliflerin aynı geçiş hükümetinde birleştirilmesi ve özgür ve adil seçimler yapılmasıdır. Hiçbir yaptırım öngörülmediği için bu formül de bugün işlememektedir. Ancak eninde sonunda tek siyasi çıkış formülü de yine bu istikamette olacaktır.

-Suriye’ye yardım taşıdığı belirtilen MİT TIR’larının durdurulması olayı iç politikadaki gelişmelerin bir sonucu mudur? Yoksa bu olay Türkiye’yi zorda bırakmak isteyen ülkelerin operasyonel bir takım faaliyetleri midir? Eğer böyleyse bu ülkeler hangi ülkeler olabilir?

Olayın iç ve dış boyutları vardır. Muhtemelen bilgi dışarıdaki bir istihbarat kuruluşunca ihbara dönüştürülmüş olabilir. Ancak içerideki mücadelenin yarattığı gerilimler bu tür bir operasyon için inanılmaz bir psikolojik ortam yaratmıştır. Olay Türkiye’yi El kaideci göstermeye çalışan söyleme destek vermek için kullanılmaya çalışılmaktadır. Ancak konunun MGK seviyesinde takip edildiği anlaşıldığından dolayı şimdilik kapanmış görünüyor.

-Türkiye, Suriye’de Türkmenlere yardım ettiğini açıkladı. Türkiye, Suriye’deki yapılar arasında bugün hangilerini destekliyor? Türkiye, Suriye’de nasıl bir çözümden yana? Türkiye’nin Suriye’de öngördüğü gelecek perspektifi nedir?  

Türkiye başından bu yana Suriye’de tüm tarafların adil biçimde temsil edildiği çoğulcu bir demokratik sistemden yana. Rejim ve muhalefet çatışmasında ise tercihi demokratik hak talep eden halkın yanındadır. Bu tutum Türkiye’nin Arap Baharı sürecinde izlediği demokratikleşmeyi destekleme politikasının bir sonucudur. Geçiş süreci açısından ise Türkiye Esedsiz bir formülü desteklemektedir. Mümkünse de bu formülün BMGK tarafından desteklenmesini istemektedir. Ama her halükarda Türkiye’nin birinci önceliği Suriye’deki insani trajedinin en hızlı şekilde bitirilmesidir.

Görünüm zengin & masaüstü ekranı
Mobile git Rusya'nın tutumu değişmeden Esedsiz çözüm zor
Yasal Uyarı: on5yirmi5.com'a ait özel içeriklerin metin, görsel ve diğer dosyalarının tüm hakları on5yirmi5.com'a aittir. İçerikler aktif link verilerek kısmen kullanılabilir

Yorumlar

bu haber için ne düşünüyorsunuz
Küfür, hakaret vb. yorumları yayınlayamayız.

Çok Okunanlar

on5yirmi5.com takip edin
Hakkımızda Künye İletişim Reklam

Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Hata Bildir - Görüş Yaz

Copyright © 2015 - Tüm hakları saklıdır. Yıldızlar Eğitim Organizasyon A.Ş.