Anasayfa / Yazarlarımız / Zeynep Zelan / İçini Kağıda Dökmek

İçini Kağıda Dökmek


etiketler: zeynep zelan kadın yazar

Kadın temizlik yapmaktan çatlayan elleriyle yazar…
 
Bileğine yapışmış kek hamuruyla yazar…
 
Çocuklarının karnını doyurduktan sonra yazar…
 
Yazım süreci kolay değildir kadın için. İçinin nehirleri, ırmakları şelaleye dönüşene kadar çakıl taşlarından geçmesi lazımdır. O taşları kenara çekmesi, şehirlerini boşaltması, kaldırımlarını temizlemesi, tüm sesler sustuğunda içine kulak vermesi gereklidir. Kendine inanması, inanacağı bir kendi olması lazımdır. Kendi sesini duyduğunda ise içini kağıda döker kadın…
 
Kağıt, çektiği içinin lekeleriyle kaplanır…
 
Ayılmak için içtiği kahveyi döker…
 
Kahve kokusu henüz gitmemişken kağıttan, dayanamayıp yediği kurabiye kırıntılarını döker…
 
Gözünün yaşını, pirincin taşını, makarnanın sosunu, mürekkebin lekesini bir de…
 
Canının yapraklarını döker kadın, yüzünü, boğaz düğümünü döker kağıda…
 
Kalp ağrısını döker…
 
En yakın arkadaşıyla dertleşir gibi, annesinin kokusunu almış gibi, bulaşıkları az önce bitirmiş olmanın huzurunu duyar gibi döker kelimelerini eteğinden…
 
İçinin kadınları toplar dağılan parçaları. İçinin teyzeleri, içinin öğretmenleri, kız çocukları, doktorları, yazarları, temizlikçileri, anneleri, eşleri toplar az önce enkaza dönmüş kalbin döküntülerini. Her yer öyle dağınıktır ki... Kimse öğretmemiş buna, derler içini toplamayı, havalandırmayı, düzenlemeyi… Kimse öğretmemiş, bir işi yaparken öbür taraftan da temizlemeyi… Kelimeler öylece dağılmıştır içinde.
 
Kelimeler birer zehirdir kadının ellerinde. Dikkatli taşımazsa her an akabilir. Doğru yere koymazsa kime dokunacağı belli olmaz..
 
Kelimeler birer sarmaşıktır. Sarmıştır kadının içinin tüm yollarını. Uzun, ince ama sık örülmüş bir örtü gibi… Çözüp açmak, ayrıştırmak zordur.
 
Kağıt el değildir. Kadının arkasından dedikodu yapmaz. Onu yargılamaz, incitmez. Yüzüne gülüp arkasından konuşmaz. Dosttur kağıt, candır.
 
Fırından az önce çıkmış çörek kokusu kadar güzeldir kağıt kokusu.
 
Günlük yazan bir kadın, derli toplu hamarat bir anneye benzer. Düzenlidir hep. İçinin gölgeleri nerelerde duracağını bilir. İçinin fırtınaları nasıl durulacağını bilir. İçinin yağmurları nereye akacağını bilir. Sahibi yazar, kelimeler konar sayfalara. İçinin kelebekleri birer birer dizilir kağıtlara. Kadın eline kalem aldığında dünya daha da güzelleşir.  Her şey yerli yerine oturur. Kadın döker içini; kağıt renklenir, hareketlenir.
 
Yakar kelimeler. Eğer yerlerine ulaşmazlarsa kağıdı tutan eli tutuştururlar. İçinden çıkamadıkları bedenle birlikte giderler toprağa. Toprak altında nice söylenememiş söz gizli. Bir gün çıkmayı bekleyen kelimelerle dolu yeryüzü. O kelimeler toprağa karışıp çiçek olmaz, siz o çiçeği koklamazsınız, o çiçeğin tozları ikindi vakti rüzgara karışıp yeni kelimelerle birleşmez. Sizin hiç haberiniz olmaz dökülmeyen kelimelerden. Belki de onlar etrafta bilmiş bilmiş gezen, kitaplarda boy gösteren, pek çok baskı yapan, çok okunan kelimelerden daha değerlidir. Belki o söylenememiş kelimeleri duysaydık, daha az kederli olurduk. Daha az yalnız, daha az sessiz, daha az olurduk, daha…
 
 
Kelimelerini
 
te
   ker
 
te
    ker
 
                        dö
                            ker
                                   
   kadın
                                                          
eteğin
den….
 
Yerler nokta, virgül, tırnak, ünlem, gözyaşı dolar. Kağıtlardaki kelimeleri derleyip toplayabilen temizlikçi kadınlar ise yazar olur. 
Son Güncelleme 3 Şubat 2012 | 10:34




  • Yorumunuz:

  • sibel
    her zamanki gibi bu yazınızda mükemmel...
    3 Şubat 2012 22:31