Anasayfa / Genç Kalemler / Yusuf Çifci / Fındık Kabuğunu Doldurmayacak Yazılar

Fındık Kabuğunu Doldurmayacak Yazılar


Yusuf Çifci

cosef38[@]gmail.com

etiketler: yusuf çifci genç yazar on5yirmi5 gençlik sitesi

Kapatıyorum gözlerimi sana doğru çıkarken yola; sayıyorum adımlarımı bir bir. Bir adım, iki adım, üç... Sanırım doğru sayamadım. Bir adım, iki adım, üç adım, dört... Sürüp gidiyor yol uzaklara. Yol nereye götürür bilmiyorum. Yolun sonu nereye varır...  Bilmiyorum bu yolda kaç otobüs koltuğu eskittim. Kaç kez kurulması yasak hayaller kurdum yolda. Hangi geceden sabaha çıktı yol boyunca kalp atışlarım? Bazen puslu bir geceydi, güneş doğardı sabaha. Bazen sislerin arasında çakallar ulurdu yol kenarında.

***

Karşı tepelerdeki güneş o günkü görevini tamamlamış, geride yer yer gölgeler bırarak gitmeye hazırlanıyordu. Dere boyunca sıralanmış söğüt ağaçlarının üzerinde bir yığın serçe ötüşüyordu. O an uzandığım kayadan kalkarak yerden bir taş aldım. Var gücümle en yakın söğüt ağacının tepesine fırlattım taşı. Hızla bir  serçe düştü yere. Söğüt ağacının altına vardığımda serçe ölmüştü. Ben artık bir katildim.

***

Erguvanların uyandığı vakit o da uyanmıştı. Yapraklarındaki geceden kalma çiğ damlaları güneşin de yardımıyla inci görünümü kazanmıştı. Etrafa göz gezdirdi, herkes ayaktaydı: Kibirli mor menekşeler, neşeli papatyalar ve daha uzaktaki salkım söğüt ağaçları. Her yıl kendi aralarında geleneksel olarak yaptıkları bu şenliğin adı bahardı. Bahara özel çiçeklerini giyerlerdi. Gülerlerdi, eğlenirlerdi, yağmur sonrası yıkanmış yapraklarını silkelerlerdi. İşte böylesi bir şenlik sabahında uzaklardan sevgilim lafı işitildi. Ne güzel bir gül dedi öteki. Çekti kopardı gülü ilki. Utancından al al oldu gülün yanakları, solmaya yeltendi. Sararmış olamazdı. Korkmuştu anlaşılan, bembeyazdı yüzü.

 

Son Güncelleme 7 Eylül 2011 | 10:01




  • Yorumunuz: