etiketler: yunus emre genç yazar on5yirmi5 eğitim insan Kötü olayların arttığı şiddet, hırsızşık, gasp gibi vakaların çoğaldığı bir toplumda, hatta böyle bir dünyada yaşamaya başladık. Haberleri izleyip de morali bozulan sinirleri gerilen insan yok gibi artık. Peki bunun sebebi ne?
Eğitimsizlik mi?
Karısını döven insanların arasında azımsanmayacak sayıda profesör var ve dayak yiyen kadınların arasında da aynı oranda eğitimli insanlarla karşılaşmak mümkün. İnsanları acımasızca yok eden gaz odalarının, insanları parçalara ayıran atom bombasını, ateşli silahları yapan ve bunları çıkarları uğruna pazarlayan insanların üst düzey eğitim almış insanlar olduğunu çok iyi biliyoruz. Öyleyse nerde kaldı bizim eğitim nutuklarımız, her şeyin başı eğitim laflarımız. Bence sorun insan yetiştirememekte.
Evet insanları eğitiyoruz hem de en modern dersliklerde, en iyi öğretmenlerle üst düzey okullarda eğitiyoruz ama onlara sadece bilgi yüklüyoruz. Onların eğitimlerini yaptığımız birkaç sınavla ölçüyoruz ancak onlara sevgi aşılayamıyoruz. Belki çok klasik bir laf ama gerçek bu, onların duygusal zekasını geliştirecek çalışmalar yaptırmıyoruz ki çoğu öğretmenin de duygusal zeka ve onun gelişimiyle ilgili çok fazla bilgisi olduğunu sanmıyorum. Oysa yapışan çoğu araştırma duygusal zekası yüksek olan insanların bilgi seviyesi ok fazla olmasa dahi çok iyi yerlere gelebildiğini ve başarılı olan çoğu insanın duygusal zekasının çok iyi olduğunu göstermektedir.
Peki bu nasıl olacak?
Bunun çözümü yine eğitimde tabiî ki. Bu duygusal zeka kitaplarıyla, ders programıyla öğretilecek şey değil; yaşayarak model alarak sindirilmesi ve davranış haline getirilmesi gereken bir şey. Bir insan profesör olabilir, ancak diğer insanları statüsü nedeniyle hor görüyorsa bence o insanın ne bildiği beni çok fazla ilgilendirmiyor. İşte duygusal zeka insanlara saygı duymayı, onları hoş görmeyi gerektirir. Bunu da çocuklar görerek, model alarak öğrenirler. Bu modeller de tabiî ki anne, baba ve öğretmenlerdir. Bir öğretmenin sınıfta bir çöp gördüğünde nutuk atmaya başlamak yerine o çöpü alıp çöp kovasına atması daha etkili bir öğretme yöntemidir. İşte bu ve bunun gibi ayrıntılar çocukların bilgi yüklü robotlar yerine sevgi dolu insanlar olmasını sağlar. Burada da en büyük görev yine öğretmenlere düşmektedir elbette. Az önce de söylediğim gibi; öğretmenin öğrencilerine gerçekten iyi birer model olması gerekmektedir. Derste uzun uzun sigaranın zararlarından bahseden bir öğretmenin ağzının sigara kokması, yani sınıftan çıkar çıkmaz okulun dış duvarının hemen yanında (sigara içme yasağı nedeniyle) sigara içmesi eminim ki o çocuklara bir ders boyunca anlattıklarından çok daha farklı şeyler anlatmaktadır. Tüm bunları göz önüne aldığınızda, aslında öğretmenlik mesleğinin o kadar da kolay olmadığını göstermektedir bize. Sadece sınıfa girip dersini anlatıp çıkmakla ya da çocukları çok sevmekle yapılabilecek bir meslek olmadığını göstermektedir.
İnsan yetiştirmek başlı başına bir sanattır bence. Öğretmen işini nekadar iyi yaparsa, ya da şöyle diyelim; bir toplumdaki insanlar işini ne kadar iyi yaparsa o toplum okadar yaşanılası bir yer haline gelir. Bunun için de öğretmenlerin ilk başta çok iyi yetişmiş olmaları, kendilerini birçok yönden geliştirmiş olmaları, sadece aldığı eğitimle yetinmeyen, daima gelişime açık olan insanlar olmaları adeta bir zorunluluk halini almıştır günümüz toplumunda. Burda yazdıklarım bir öğrencinin ya da bir çocuğun yetişmesinde tek başına bir öğretmen sorumluymuş gibi gözükmektedir; lakin bu böyle değildir. Öğretmen bu işin önemli bir parçasıdır ancak çocuklar yaşları gereği toplumdan, televizyondan ve güncel gelişmelerden etkilenirler. Anne babasından özellikle birçok şey alırlar. Bu faktörlerin çocuğu iyi yönde etkilemesi için de toplu iletişim araçlarının devreye girmesi ve hem anne-babanın eğitimine katkıda bulunması hem de çocukların gelişimine katkıda bulunması gerekmektedir. Yani dediğim gibi iyi insanlar yetiştirmek gerçekten bir sanattır ve bu sanat tek kişiyle değil bir dayanışma ve işbirliği içinde toplum olarak yürütülmesi gereken bir iştir. Bu işi başarıyla yapmak için daha çok çalışmamız gerek çookk…
Son Güncelleme 2 Temmuz 2011 | 13:09