Uğur Akdin
Merhaba, ben Uğur AKDİN 06.09.1988 Samsun doğumluyum. İlk ve ortaöğretimimi Samsun ilinin çeşitli okullarında tamamladım. Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen ve Teknoloji öğretmenliği bölümünden 2009 yılında mezun oldum ve 2010 Aralık ayında Samsun'da başlayan öğretmenlik mesleğime bir seneliğine Gaziantep'de devam etmekteyim...
- Önceki Yazıları
-
16.Kas :
İhanetin resmi… köşe yazısı
etiketler: uğur akdin hz. isa yuda ihanet “Rivayet olunur ki Hz. İsa’yı ihbar eden hain, İsa’nın havarilerinden Yuda adında biridir.
Hz. İsa’yı onu yanaklarından öperek ihbar edeceğini söylemişti, Hz. İsa yemekten sonra zeytin bahçesinde gezerken Yuda ona yaklaştı ve riyakârca yanaklarından öptü, o zaman askerler İsa’nın üzerine atıldılar. Yuda’nın öpücüğü, bir ihanetin resmi. O gün bugün Yuda batı sanatında içinden yılan çıkan bir kadehle simgeleştirildi.
Askerler üzerine üşüşünce en sevdiği havariler onu terk ettiler. En güveniliri, en sadığı olduğu düşünülen Petrus bile üç kez inkâr etti İsa’yı.
İsa öldürülecekti karar çıkmıştı. Filistin’de Roma temsilcisi Vali Pilatus tarafından da bu kararın onaylanması gerekiyordu. Pilatus İsa’nın masum olduğuna inanıyor, onun kurtulması için de içten içe planlar yapıyordu ama başaramadı. Çarmıh kararı hükümet konağından çıkmıştı.
Vali Pilatus halkın gözü önünde ellerini suyla yıkadı ve suçunun olmadığını bu şekilde ima etti sanki. Bu su Pilatus’un kefareti oluyordu. Ya da Pilatus öyle olmasını umuyordu.” (Yolcu Dergisi)
Bu rivayet zaman değişse de değişmeyen birçok şeyin değişmeden kalabildiğini gösterir nitelikte! İhanetin resmi olan “Yuda öpücüğü” de bunlardan biri olsa gerek…
Hepimizin maruz kaldığı bir Yuda öpücüğü meselesi vardır. İnsanların benimsedikleri ideolojilerin kalıpları arasında, kendilerince ötekileştirdikleri insalara bir Yuda öpücüğü kondurma çabaları, Petrus gibi riyakarlık denemeleri, Pilatus gibi ellerine sudan çıkarmamacasına masumiyet göndermelerinde bulunmaları günümüzde sıkça yaşanır oldu. Tüm bu yaşananlarda çoktan çözülmesi gereken meselelerin çözülememesine, çözümsüzlüğün meydana getirdiği birtakım kutuplaşmalara ve bu türden olumsuzluklara sebebiyet vermektedir.
Hâlbuki insanın ötekine acı vermeden yaşayabilmesi için toplumsal ve ahlaki bir ideali olmalı. Bu ideale ulaşma adına da; kimsenin kendi inancının, ideolojisinin, dünya görüşünün içerisinde hapsolmadan, herkesin kendi fikirlerinin “bağnazlıklarından” kurtularak, diğer her türlü görüşün var olabileceğini kabullenmesi başlangıç olabilir…
O halde, bir taş atılacaksa da yine bırakın, “İlk taşı günahı olmayan atsın…”
Son Güncelleme 16 Kasım 2011 | 17:21