Sevde Kaya
etiketler: sevde kaya Kafanız karıştığı an bir boşluk ararsınız bakmak ve donup orada kalmak için. Yabancı olmak istersiniz kendinize. Kapı çalmasın, kimseden bir ses gelmesin diye temennide bulunursunuz. Öyle ya siz hayattan kaçıyorsunuz. Beklediğiniz o titreme bir türlü sarmıyor bedeninizi. Uyansam diyorsunuz ah bir uyansam. İnsan olmak ne zor diye düşünüyorsunuz. Öyle ya siz pişmansınız. Sandığınız kadar kolay değil yaşamak. Yok olmayı beklediğinizde birden hayat uzamaya devam eder. Ölmeye hazır olduğunuz o an boşluktan bir yıldırım çarpar gözlerinize. Sus! Sırası değil dersiniz. Ama unuttuğunuz bir şey bu hayat bencil olamaz.
Gün geçmez, yıllar nasıl geçecek diye düşünürsünüz. Ertesi yıl olduğunu farketmeden son ana yaklaşırsınız. Etkilenirsiniz, etkilersiniz. Ama geriye dönemezsiniz, dönmek için başlamak gerekir. Doğarak başladığınızı sanarsınız. Yılların sizi tükettiğini söyler durusunuz. Ya başlama noktasına hızla ilerliyorsanız, pişman olmak için tek neden bu. Bir ışık alırsınız elinize, artık bitmeyen yollara girersiniz. Acı bazen bunu yaptırır insana. En kötüsü o yerden çıkamamak, geri dönmek istedikçe geriye çekilmek. Bir zamanlar oyun olsun diye karıncaları geri çektiğiniz gibi.
Renkleriniz hep soğumayı tercih eder. Bir de bakmışsınız kalbiniz de buz kesmiş. Oyalanırsınız öyle bir gelip geçsin diye. Ama geçmez takılı kalır yüreğinizde. Hiçbir şey ağrısız geçmez ki. Sevgi de ağrıtır, acı da ağrıtır. İnsan olmak ağrılı olmaktır. Ama ipucu o ağrının içinde canı yakalamaktır. Ağrıyı sevmek, ağrı istemektir. Biz boşluğa bakarken ağrıya isyan ederiz. Düğümün çözülmesi için kalbimize izin vermeyiz. Kapanırız, dünya zaten çirkindir. Güzellikleri görmez gözünüz. İçinizdeki umudun katili olursunuz. Ama kendinizi suçlamazsınız, yine eskisi gibi bencilsinizdir.
Yüzüp bir açık denizde sona varamamanın telaşını yaşarsınız. Kulaçlarınız sizi doğru götürmez. Onlar size yabancı değiller ki birkaç yaşanmışlığın yansıması. Hayat bencil değil, o sizin gibi değil. O hem yıldırım hem de güneşle dolu ama siz… Gülümsemeleriniz sizi yalandan oldukları için terkettiler. Çünkü onlar da sizin gibi değiller. Karanlık bir oda size hayret verecek şeyler gösterebilmelidir. Gözyaşınız hep akar. İnsan doğarken ağladığına göre bunda haliyle bir hikmet var. Aşk beklersiniz, bu vermeden almaktır ve bu adil değil. Beklemek zamansız… Sen zamansız… İki zamansız arasında imkanlar imkansız… İlerlemek için adım atmak boşuna değil. İlk adımlarımızda bu umutla yola çıkmıştınız. Sonra bir taşa yenilmek, siz çok korkaksınız. Ya yanlış şeyden korktuğunuzu düşünüp korkmanız gerekiyorsa… Düşünmediniz. Gerek yoktu belki, belki de düşünecek kadar uzun görmediniz hayatı. Ama o uzundu siz ömür biçtiniz.
Veda zamanı… O zamanlar geldiğinde boynunuz güneşe muhtaç. Bir el beklersiniz, işte size kısa bir zaman. Sözler sukutlarda boğuk boğuk, siz yine mutsuz. Ama bu sefer mutlu olmadığınız için… Karanlık odanın içinde kapalı olmak ve bir bedel. Veda zamanı… Hislere veda… Kendinize son veda… Kolay değil, ama isterseniz yaşamaya mecbursunuz. Vedalar zaten hep acıklıdır, şaşırmayın. Ama ruha son bakış en unutulmaz olanıdır, hatırlamak için vaktiniz yok.
Son Güncelleme 29 Eylül 2011 | 15:05