etiketler: onur pınargil genç yazar on5yirmi5 Şımarık nefislerimize boyun eğdiğimiz 21. Yüzyılın en çok ilgi toplayan tablosu; kocaman bir salon, koltuklardan merdivenlere taşan bir kalabalık...
Sahnede yaşadıklarına yaşamadıklarını da katarak, süslenmiş ve adeta putlaştırılmış bir hayatı, kanında hırs ve heyecan akan gençliğe sunan bir insan.
Tablonun ressamı kendine hayran toplamak için bu yola başvuran bir avcıdan başkası değil.
Gençliği mükemmel bir gelecek vaadiyle büyüler ve büyü bozulmasın diye çizdiği resmin altına imzasını koymaz, gizlenir her avcı gibi.
Evet, bu ressam insanlığın bütün varlığına etki ederek bu yüzyıla en büyük damgayı vurur. Onun büyüsüne kapılanlar; başkalarının hayatlarını, "demokrasi için geliyoruz" diyenler gibi gençliğin fikriyatını istila etmek yoluyla kendilerine katmaya çabalarlar.
Tablonun adı: "Kişisel Gelişim"
Ressam: "kapitalizm"
Evet, şu son yıllarda hemen her gencin hayallerine bulaşan virüsten söz ediyorum, hani şu gençliğe bambaşka bir gelecek vaat eden furya ve ego patlaması geçirten safsata!
Bu yapmacık dinin senaryoları yaratıcılıktan da çok uzaktır; gençliğin ilgileri ve gelecek adına planları hiçe sayılıp, tıpkı bir yemek tarif eder gibi tekdüzeleştirilir.
Bomboş süregelen bir hayatın orta yerine biraz ilham koyulur, üzerine olabildiğince bol araştırmacı kimlik ve sertifika serüveni. Ardından kaba çanağa sığmayan bir kişilik yaratılıp, içine bir tutam memleketimden insan manzarası serpiştirilir. Üzeri kafa yapısında meydana gelen değişiklikler, şirketlerde edinilen tecrübeler ve farkına varılan değerler(!) ile süslenir. Kitaplarla veya seminerlerle gençliğin aklına sürülür ve sonuç; koskoca bir şirketin başında yönetici, başarılarla(!) dolu bir geçmiş, işiyle eğlencesiyle adeta düzen abidesi olan bir yaşantı...
Dışarıdan bakıldığında imrendiren, içine girince tiksindiren...
Kişisel gelişim pompasıyla kandırılan zihinler ve bedenler, bütün ömürlerini kapitalizmin yarattığı din yolunda harcayıp, sonunda "kapitalizmin" afiyetle midesine götürdüğü birer hayat olmaktan kurtulamazlar.
Kişisel gelişim zımbırtısı kapitalizm dininin kutsanmış kitabından başka bir şey değildir. Kişisel gelişimciler ise Bülent Akyürek’in söylemiyle; kapitalizmin papaz yahut rahipleridir. Bu misyonerlik faaliyetleriyle gençlik hipnotize edilir ve sırtından çok, daha çok kazanç sağlanacak birer köleye dönüştürülür.
Tüm bunlar "Kişisel gelişim ne değildir?" sualine bir cevap.
Asıl manasıyla kişisel gelişim: hayatın, yaratılışın öz manasını kavramak; hiçbir ideolojiye bağlı kalmadan tüm ideolojilerin iyi damarlarından beslenmek; haksızlığa karşı haklının yanında yer alıp savaşma cesaretini gösterebilmek; konfor için değil, sefil bir hayat pahasına insanlık için mücadele edebilmek; tüm bunları yaparken dürüstlük erdeminden asla ödün vermemek ve arzulara kurban edilmiş bir ömürle değil, onurlu bir geçmişle ölebilmek.
Bir müslümanın, tamamen başarıya odaklanmış ve kıblesi para pul, araba, ev vs. olan bu safsatayla; yalnızca bu dünyanın maddiyatına dayanan bu kandırmacayla ne işi olabilir?
Eğer, kişisel gelişimden anladığınız bu benim bahsettiğim erdemler ise, kılavuzunuz "kişisel gelişim zımbırtısı" olamaz.
Bize "Kur'an yeter!"
Son Güncelleme 25 Haziran 2011 | 18:06